Meftun
Bölüm 16☁️
☁️
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sen burada kalıyorsun, biz taksiyle döneriz ama eve girme. Şuralarda birkaç saat dolaş sonra sitede buluşuruz.” Şafak, çatık kaşlarında orantılı bir ciddiyet Alaz’ a yer yön tarifi yaparken o kadar erkeksi duruyordu ki onu uzun uzun izlemek istedim.
Aydınlık, ayın arkasında kalmış. Konuşurken buğu çıkan dudaklarıyla olaya müdahil oluyordu. Üzerini düzeltmeye koyulduğu sıra Alaz başını aracın camından çıkartarak yüzünü ekşitti. “Lan tamam tamam, ne bok yerseniz yiyin beni bulaştırmayın da.” Onu neden karıştıralım ki? Ben zaten, bizi gıtürecek başka kimsenin olmamasından kaynaklı onunla gelmeyi kabul etmiştim.
Alaz Şafak’ dan aldığı bakışlarıyla bir an bana döndüğünde bir şey söyleyecek olduğunu, ancak bundan vaz geçtiğini görebiliyordum.
Korkak odlek
Konunun bir önemi yok, Alaz’ ın yeşil gözlerinden o geceden sonra rahatsız oluyordum. Hatta sadece gözlerinden değil, Alaz’ dan aklındaki kötü kötü düşünceler sebebi ile tümüyle rahatsız oluyordum.

İnan bizde askim
Bizde alaz i hiç sevmiyoruz
Bur an önce çıksa da kurtulsak şundan
Konu bensem, Şafak’ ın varlığı dahi onu susturmaya yetiyordu, ancak konu Şafak ise Alaz terbiyesiz bir oğlan çocuğuna dönüşebiliyordu. Çünkü Alaz, onunla Şafak’ ın zaten böyle bir insan olduğunu bile bile konuşuyordu.
Tıpkı kaba tabirle “Çık hadi yolumdan.” Demesi gibi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Temanın sonunda, onlar hala anlaşabiliyordu. Sebebi konusunda öyle çok da net bir fikrim yoktu ancak bana nazaran daha iyilerdi. Tüm bu olaylar ve fikirler dahilinde, onları izlerken Şafak’ ın ufak bir küfürle geriye çıkması, Alaz’ ın ise küfre karşılıkla gazlayıp gitmesi bir oldu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Biz bize kaldık.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ben ancak Şafak ile göz göze geldiğimizde nerede, ne şekilde olduğumuzu çok daha net bir şekilde idrak ettim. Öylesine akşam, öylesine bir karanlıktı ki ben hayatımda ilk defa bir akşam dışarıda olmanın mutluluğunda, o ise burada olmanın gururundaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Otobana çok yakındık, burası için boş bir arazinin kenarına konumlanmış diyemem az ileride koca koca karanlık ve tek katlı binalar görünüyordu eve uzaktı.
Vural’ a uzak, anneme uzak, babama uzak. Alaz nasıl kabul etti bilmem, ona bile uzak. Bu izbe yerde sadece Şafak ve ben vardık.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHikayenin sonunda herkes birbirine uzak kalıyor küçük kız, bunu kimse inkar edemez.
Başımı buğusu geçen göğe kaldırdım, derin bir nefes aldım, gözlerimi araladım…
Gecenin kör vakti.
Gecenin soğuk esintisi, ayazı yakar teni…
Soğuk yaktı tenimi; kapüşonumdan enseme dolan rüzgarlı hava minik sarı tüylerimin diken diken olmasına sebebiyet verdi. Burası tüm masal diyarlarında var olay kötü kahramanların yeriydi. Burası Gargamel’ in köyü, büyücü cadının barınağı ve Hades’ in diyarıydı.
Dolunayın parlaklığı birazdan bir kurtun uluması ile birleşecek, sanki bulutlar gecede dans edecekti. Tüm bu ihtimalleri düşlemeye devam ettim. Ta ki, Şafak bir rüyanın boşluğunda kolumu tutana kadar.
“Hadi Nazenin.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak’ ın ani sözleri beni silkelemişti. Yönlendirmesiyle andan sıyrıldığımda etrafı daha net tarar hale geldim. Karanlık boyu henüz ilk adımlarımı yeni yeni yitiriyordum. Dayanamayıp hemen yanımda yürüyen kıza “Ursula.” Dedim küçük harflerle. “Burası ne böyle?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBurada, etrafı aydınlatacak sokak lambası dahi yoktu.
Hayatım boyunca izlediğim filmler dışında böyle bir yer görmemiş, böyle yerlerin var olduğunu aklımın uçundan dahi geçirmemiştim. Burası benim pembe dünyama o kadar aykırıydı ki, kendimi ilk köşeyi döndüğüm andan beri bataklığa düşmüş gibi hissediyordum. Doğrusu şu ki; hayalimin ve hayatımın ötesinde bir yerdeydik.
Havada pas, kir, alkole karışan boğuk bir is kokusu vardı. İlerledikçe etrafta bir daha asla göremeyeceğim tekinsiz insanlar görünüyordu ve bunların hiçbiri rüyalarıma dahi denk değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ona bir masal kahramanı adıyla seslenmem hoşuna gitti elbette, kötü de olsa. Keyifli sesi buna hemen uyum sağladı “Evvvet tehlike çanları çalıyoor külkedisi. Her neyse, yanımdan ayrılma ve çantanla telefonunu sıkı sıkıya tut küçük tatlı kız. Yoksa bu bataklıkta onları bulmamız imkansıza yakın olur.” Şafak sözleri arasında daha hızlı ilerlemem için hamlede bulunmuştu, elimi tutmayacak mıydı? Şakalaşmamız şimdilik bir kenarda sessizce durabilir, durum git gide ciddileşiyordu.
Ya tatlı kızım ta
Zihnimi okumuş gibi, kısa bir an bana baktı ve gözlerimiz sadece iki saniye kadar birleşti. “Dikkat çekeriz Naz, çocuk değilsin. Kapüşonunu tut, hafif esiyor düşmesin.” Elbette, şapkam hususunda yeterince dikkatliydim ve ne olursa olsun, kendimi onun yanında güvende hissediyordum.
Hızlanan adımlarını dediklerini kontrol altında tutarak takip ettim. “Çalarlar mı?” Bir yandan hızla etrafı, yanlarından geçip gittiğimiz insanları tarıyor, bir yandan çamurlara basmamaya çalışıyordum. Sanki sonu olmayan bir yol, her yerde elinde bira şişeleriyle içen adamlar vardı. Burası tüm renkli hayatların aksine ayrı bir dünyaydı. Bir rengi olduğunu sanmıyorum, hayalimde de olduğu gibi sadece siyah ve siyahın tonları mevcuttu.
Köşeyi dönerken Şafak burada olduğundan çok mutluydu. Sesinden anladım, “Yüksek ihtimal, buluruz ama uğraştırma bizi.” O, heyecanlı ve keyifliydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Seni bir gün yarışlara da götüreyim ben.” Yüzünde, dudağının bir tarafı daha yukarda yarım bir gülüş, gözlerinin içinde âlâ bir güzellik ve hareketlerinde bir heyecan vardı. Benim aksime, henüz birilerinden kaçar gibi yürümekten keyifli ana gelememiştim. Ancak bu defa hayal dahilinde değil, biz gerçekten dışarıya çıkmayı başarabilmiştik.
Tüm bunları sonsuz bir heyecanla düşündüğüm sırada tenekelerin üzerinden önümüze atlayan bir kara kediyle Şafak’ ın koluna hızlıca tutundum. Kedi kaçtı, benim yüreğim hopladı. “Biz şimdi, Şafak ben çok gerildim.” Burada bize bir şey olursa sağ çıkamayız, burada biri bize laf atsa sanıyorum ki sonumuz olur.
Tüm bu düşüncelerim yalnızca bir kedinin önümüze atlayışıyla tetiklenmişti evet. Gerçeklik, çoğu zaman böyledir.
Şafak bana gece gibi gülümsedi, “Sakin ol, sen de çok eğleneceksin.” Sanmıyorum, işin aslı burası eğlenebileceğimiz bir yer değildi ve burası, ona göre bir yer de değildi. Sadece yaşça büyük adamlar, karanlık ve alkol kokusu vardı.
“Göründüğü gibi tehlikeli değil.” Doğru, bu terk edilmiş izbe yer göründüğünden daha tehlikeliydi bence.
Kolundan yeniden çıktım ve “Sen buraya nasıl gelebiliyorsun Şafak?” Derken minik bir adım arkasındaydım. Sonra elbette dayanamadım, bana bir yanıt vermesi için tekrar kolunu tutunduğumda onu çevirmiştim. “Tanıdığım bir abi var.” Bu kadar kolay mıydı? Elbette doğruyu söylüyordur ancak, bu kadar mıydı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“O sana mesaj atan Akif abi mi?” Soluğuma karşılık verdi. “Hıhı, o.” O neredeydi o zaman? Güvenilir miydi ki?
“Şafak.” Dedim derin bir solukla. “O adamı nereden tanıyorsun?” Böyle adamları nereden tanıyorsun demek istemiştim aslında ama bunu Şafak’ a şimdi burada soramazdım. Zaten, cevap vermeye de pek gönlü yokmuş gibi beni “Anlatırım bir ara ya.” Diyerek geçiştirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Gözlerim kısıldı, sadece net bir yanıt bekliyordum. “Peki ne zamandır kafes dövüşleri bu kadar hoşuna gidiyor?” Biliyorum, biliyorum bunu ona çok daha evvel sormalıydım ama ben gittiği maçların böyle yerlerde olduğunu bilmiyordum. Doğrusu, hayallerimde daha düzgün yerler vardı, bu konuda kendime kızmalıydım çünkü aklı başında her genç kız yasal olmayan kafes dövüşlerinin statta yapılmayacağını bilir.
Şafak kocaman gülümsedi, anlaşılan sözlerim onu daha da heyecanlandırmıştı. “On iki yaşından beri. Hatta, Rey Mysterio’ dan beri.” Anlamadım, Rey Mysterio ne? Anlamayışım “Ne?” Diyen sesime ve mimiklerine yansımış olacak Şafak omuzlarımı tutup yüzüme eğildi. “Senin Heidi zamanına tekabül ediyor pilli bebek. Sakin ol, bir şey olmayacak, hadi.” Durmadan, hızlı hızlı yürüyorduk zaten ben şimdiden yorulmuştum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ona inanmaktan, güvenmekten başka seçeneğim var mıydı? “Şafak.” Dedim yine de, tedirgindim, çünkü aynı zamanda arkasından sarhoş bir adamın geçmesini izliyordum. “Ben korkuyorum, maç bitsin hemen dönelim.” Şimdiden burada yeterince vakit geçirmiştik. Hem babam bilse, aileme bunu yapamazdım annem ve babam burada olduğumu bilse çok üzülürlerdi.
Vural bilse gelip alırdı, değil mi?
Şafak deri ceketinin fermuarını çekerken beni onayladı. “Başını derde sokacak bir şey yapmayacağımı biliyorsun. Tamam, dediğin gibi olacak ama en azından tadını çıkart. Hatıra defterin için iyi bir anı olacaktır.” Bunu biliyordum, hatta emindim. Ben sadece ikimizin de güvenliğinden endişeliydim. Şafak olmasa, buraya dönen ilk sapaktan koşarak kaçardım.
Yol boyu hızlı adımlar ilerlemeye devam ettik. Nemli, karanlık, duvarların kenarları yosun tutmuş sokak aralarından yürüdük, demir merdivenleri geçtik, sobası kimyasalla tüten bacaların kokusunu içimize çektik, basılmış sigara izmaritlerini tekrar tekrar ezdik ve beyaz ayakkabılarım toza dumana değil bu defa çamura battı.
Merka etme cnm Vural çığın da orda
Yolun sonu değildi elbet ancak sonunda kocaman demir kapının önündeki kalabalığı görünce geldiğimizi anladım. “Burası.” Şafak heyecanla soluyordu, ben ise daha çok karanlığa bulanmış kapı önünde geniş tenekede yanan ateşi ve etrafında alkol alan adamlara bakıyordum. “Hiç kız yok.” Kapıya ilerleyen adımlarımız git gide yavaşladı.
Burası kocaman bir binaydı. Camları kırık, dış duvarı kararmış, sıvası dökülmüş.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇok kötüydü…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak uzanıp bileğimi tuttu. “Dert etme, yoksa yok milletten bize ne.” Şafak’ ın akıl almaz bir deli cesareti vardı.
O bir adım ileride, ben arkasında ateş başında dikilen koca koca adamlara bakmadan demir kapıdan içeriye girdik. Hızla merdivenlerden aşağıya yöneldi, “İzlemeye geldiğim adamın grubuydu onlar, korkma.” Bir yandan bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu, beni telkin ediyordu ancak bu pek umurumda diyemezdim. Onu yalnızca mırıldanarak onayladım. Bu sırada aşağıya indik, karanlık koridorda sağa doğru yürümeye başladık.
Nefes nefeseydim, ondan ziyade.
Burası, koşar adım yürüdüğümüz koridorlar eski bir depoydu belki de. Belki eski bir iş yeri, duvarlardaki tahripe bakarsak daha önce yanmış olmalıydı.
Vural dedim içimden.
Keşke şu an Vural’ da burada olsaydı o olunca korkmazdım üçümüz maçı izlerdik. Şafak varken de korkmuyordum, ona güveniyordum fakat içimdeki korku yerini öyle sağlam edinmişti ki birazdan ellerim buz kesip bacaklarım titreyebilirdi. Tek yaptığım, asalak biri olmadan Şafak’ ın arkasından ilerlemekti.
“Güvenlik bile var bak.” Dedi usulca. Alay mı ediyordu? İleriye baktığımda dar bir demir kapıdan geçeceğimizi ve kapıdan geçenlerin üstlerinin birkaç kişi tarafından arandığını fark ettim. Duraksar gibi oldum, Şafak elimi tuttu. “Bize dokunmayacaklar.” Nasıl bu kadar emin olabiliyordu?
Ben, gitmek istemiyordum. Başımı yere eğip Şafak’ ın sözleriyle ilerlemeye devam etsem de ayaklarım geri geri gidiyor, kalbim ağzımda atıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Bana bundan söz etmemişti?
Ben, bana dokunmalarına- hayır. Şafak buna müsaade etmezdi, olmayacak diyorsa olmazdı, değil mi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ellerimin titrediğini hissediyordum. Hem Şafak’ a güvenmekten başka şansımın olmadığını biliyor hem de arkama bile bakmadan ağlayarak buradan kaçmak istiyordum ancak bunu yaptığımda öyle bir dikkat çekerdik ki Şafak bile kurtaramazdı bizi.
Yavaş adımlarla kapıya geldiğimizde Şafak adama doğru hamle yapıp “Selaam.” Diyerek onunla tokalaştı. Bunu da beklemiyordum, ben hızlıca birkaç adım ileriye gidip orada sırtım dönük bekledim.
“Tam zamanında haber verdik Akif Abi sağ ol.” Duvarlar simsiyahtı. Kalabalık sesler demir kapının ardından geliyordu; birsürü erkek sesi vardı…
“Eyvallah, geçin hadi. Arkadaşın gergin yeterince.” Benden mi söz ediyordu? Beni mi biliyordu?
Bilmiyorum, nefesim titredi.
“Evet, o ilk defa geliyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak, bunu söylemen ne kadar doğruydu bilmiyorum ama oradan bakınca da ilk defa geldiğim zaten bellidir.
“Olsun, hadi görüşürüz.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Bayılabilirdim.
Hayır, şu an ölebilirdim bile.
Şafak koluma girerken fark etmiş olacak “Yavrum, korkma Allah aşkına. Mekan kötü olabilir ama içeride İz var, arkadaşları da var bak gördük girişte. Onlar iyiler, sorun olmaz. Giriyoruz hadi.” Şafak’ ın sözleri bana böyle bir anda dahi çok tanıdık geldi.
Ne dedi o?
İz mi dedi, bana mı öyle geldi?
Zihnimi bu hususta zorlamaya çalıştığımda adımlarım hayli yavaşlamış ve hatta duraksamıştı ama Şafak bunu dert etmedi. Çünkü gelmiştik ve Şafak elimden sıkıca tutarken kocaman bir demir kapıdan daha geçip gürültünün içinde kalabalığı yara yara sahneye doğru ilerledi.
Etrafta hararetle bir şeyler olup biterken sadece onu takip ettim, çünkü tam da burada kimse bana dönüp iyi misin, aklına ne düştü demedi.
Vural olsa anlardı.
Tabiki de
Başımı usulca kaldırıp etrafa baktım, tel örgü ile çevrili sahneyi güç bela görebiliyordum. Televizyonda hızlı geçtiğim sahnelerden birkaç hamleye aşikar gibiydi. Yani, en azından ilk defa kafes dövüşü görmüyordum ve kafes içerisinde birbirini tele yaslayan iki adam gördüğümde abartılı bir şekilde şaşırmıyordum.
Gözlerimi devirerek kaçırdım, pek benim izleyebileceğim bir sahne değildi. Zaten görebildiğim kesik anlardı onda da, yüzlerini seçemiyordum. Sadece birkaç darbe, ve darbenin sağladığı etki, ardında gelen tezahüratlar, ıslıklar, küfürler..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Ve Aaparkat gideeer. Adamı aldı amınıastarını sikeyim.” Elbette, duymadığım küfürleri duyuyordum. Eminim Şafak biliyordur, Şafak demişken kolumu sarsarak kulağıma doğru eğildi. “ETRAFA BAKINMA DA İZLE. DİKKAT ÇEKECEKSİN.” Öyle mi olurdu? Şafak’ a başımı sallayarak sahneye döndüm.
Biri sanırım elenmişti. Buna tuş olmak mı deniyordu? Konu hususunda pek fikrim yoktu ama sahneye bir başkasının çıktığını anlayabiliyordum.
“Şimdi ne oldu?” Diyerek Şafak’ a eğildim. Bakışlarını sahneden almadan bana döndü. “İz, maçı aldı. Bak şimdi Cemo çıkıyor. Bu maçta İz’ in arabasına iddiaya girmişlerdi. Yani daha doğrusu İz kesin alır da, kendi de alacağını bile bile geçenlerde Cemo’ ya maçı alırsan arabam senin demişti. Bakalım işte izle, ben ara ara anlatırım sana. Çok olmamış başlayalı.” Şafak zaten çok keyifli ve heyecanlıydı onu daha fazla tutmak istemedim. Üstelik İz demişken, sahi İzmir’ de tanınıyordu demek ki. Ben bile duymuştum adını, şayet o İz bu İz ise. sonuçta İz adında kaç kişi vardır ki?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak bulduğu ilk aradan içeriye doğru hızlıca biraz daha ilerlemiş ve bunu yaparken bileğimi tuttuğu için birlikte bir yer edinmiştik. Kötü kokuyordu, ter, kan ve erkek… Eve gidip duş almak istiyordum.
Tıpkı Şafak gibi, dikkat çekmemek için birkaç metre ilerideki yerden yüksek sahneye baktım. Sonra birden, alabildiğine dolu mekanda duyulan o koca tonajlı tezahüratlar, boğuk sesler eşliğinde başımda, kalbimde, ayaklarımda şişmekler gibi çaktı.
İz.
Kalbim,
Karşısındaki adam ona bir yumruk atmaya çalıştığında gülerek karşılık verdi, rakibin çenesine inen yumruk benim yumuşak karnıma geldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak bana döndü, benim bakışlarım kafes içerisindeki Vural’ da, Şafak soludu. “Bak, İz, siyahlı.”
İz.
İz, Vural mıymış?
Benim önce kanım, daha sonra gözlerim doldu. Kulaklarımda derin bir uğuldama, gözlerimde bir buğu ve ellerimde hatta tüm bedenimde derin bir uyuşukluk hissediyordum. Kalbim yüreğimde, aklım, hayır kafam karıştı. Ben, kelimelerim topak olup ıssız bir. Bir saniye, ne oluyordu?
Zihnim bulanıyordu?
Onun bu kalın teller arkasında, bir adamla yumruk yumruğa oluşunu izlerken aklım bulandı, aralanan dudaklarım titredi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir adamla yumruk yumruğa, onunla alay eder gibi eğlenerek bedenine darbedeler indiriyordu ve bundan haz alıyordu.
Gözlerimi bir an olsun üzerinden ayırmazken dudaklarımdan adı döküldü.
“Vural.”

Huhuuuu suprizzz
Bizim kız sok
Ona gelen hamleleri savuruyor olabilirdi, peki bana denk düşenler? Vural o gün, onunla kahvaltı yaptığımız gün yanımda İz’ di demek ki. Vural bana naif çiçekken, toprağı sıkı sıkıya kavrayan kuvvetli kökleri varmış meğer. Yerin altında legal olmayan bir hayatı, hayatın içinde farklı isimli bir adam daha.
Bunu kim biliyordu, onun hayatında kim Vural’ ın bu yanına tanıktı ki? Vural beni seven bir adamdan ibaret değil, bir sır saklıymış bağrında.
Boşluğuna gelecek tekmeyi karşıladı, aynı saniyelerde olası bir ihtimale karşı yüreğim ağzımda yerimde sıçramıştım.
Tutunduğumda sert gelen kollarının bir sebebi varmış, damarlı ellerinin bir sebebi varmış meğer, şimdi o kadar net görüyordum ki… Terlemiş bağrı bir insanı saracak kadar genişti; bir sebebi varmış demek ki.
Burası Vural’ ın diyarıymış…
“Ne yapacaksın Vural’ ı şimdi yaa, dur işte kızım İz diyorum sa-.”Şafak’ ın cümlesi yarım kaldı çünkü tam da o esnada göz göze gelmiştik. Loş ışık altında onu görebiliyordum. Dudakları sehven aralandı, gözleri büyüdü, şaşkınlığını açık seçik belli etti.
Beni sarsan olaylar karşısında dilsiz bir korkak, gözü yaşlı bir aşık olabilirdim. Nitekim bu benim kalbimde gayet tabii mümkündü. Yüreğimde Vural olan bir aşkı, böyle bir gecede silip atamazdım. Onun hamlesi beni kalbimi harlardı. Vural’ a gelecek bir darbe beni olduğum yere yığardı.
Sanki kalbim o hayallerimdeki patika, ayağım patika kenarındaki ıslak toprakta kaydı; kalbim uçurumdan düştü.
Burası Vural’ ın diyarıymış…
Sanırım bayılacaktım, nefesimin kesildiğini hissedince hızla “İz, Vural mı? O, İz mi?” Diyen Şafak’ ın koluna tutundum. Onu duyabiliyordum, onu biliyordum. Alnında bir yara olan adam İz’ di. Ona neden iz dedikleri hakkında akla sığar bir fikrim yoktu. Ben, sadece tüm endişemle Vural’ a doğru minik birkaç adım attım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak beni bıraksa, ayaklarım titrer yere kapaklanırım.
Hayalim beni iste, umudum beni terk etse hiç düşünmez yere yığılırım.
İnsanların arasından geçerken başım elinde bira şişesi olan bir adama takıldı, kapüşonum arkaya düştü, saçlarım omuzlarımdan süzüldü. Saçlarım kulaklarımı örttü, ama ben gözlerimi Vural’ ın karnına gelen tekmeyle örtemezdim. Onun karnı acımıştır, benim kalbim bin bir parçaya bölündü. Vural toparladı, ben bölünen parçalarımı toparlayamadım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Nazenin.” Bu kalabalık karanlıkta Şafak tek derdi saçlarımın görünüyor olması gibi, beni korumaya çalışır gibi şapkamı örttü. “İyi misin? Çıkalım mı?” Vural’ ı istiyordum, ona sarılıp ağlamak istiyordum, neden demek istiyordum, onu buradan çekip almak istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Şafak, o.” Dedim başımı iki yana sallarken. Beni duyuyor muydu? “O Vural işte.” Vural, İz işte. Şafak beni anlıyordu, hareketimi tekrar etti. “Anladım güzelim, adını söyleme ama. Kimse bilmiyor adını, biz bilmiyoruz.” İsmi bilinmiyor muydu?
Vural, nasıl bir adamdın? Söylemediği hangi yüzündü, hangi yanındı bu, sevdiğim…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Onu izliyordum, saçımı tutarken titreyen elleri bir başkasının üzerinde tüm gücünü sergiliyordu. Onu izliyordum, ne kadar acımasız biri olduğunu görüyordum. Onu izliyordum ve beyefendi ama biraz deli adamın nasıl bir canavar olduğuna birebir şahitlik ediyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBabam haklıydı.
“Hey sarı, benim eski karıı sen nereden düştün buraya?” Şafak ile iletişimim omzuma inen bir elle ve üslupsuza bir sesle kesilmiş, ardından o elin sahibi beni birden kendine yaslamıştı. Kalçamda bir kabarıklık hissettiğim an Şafak’ la göz göze geldim, mimiklerimiz çok hızlı değişmişti, beni bu defa hızlıca kendine çekerken adamın üzerine atıldı. “ÇEK LAN ELİNİ OROSPUNUN ÇOCUĞU!”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ben birden elimi kalçama götürdüm istemsizce. Bu hem kendimi korumak hem de, bilmiyorum. Az evvel o adam, bana? Kaynar suların benimle buluştuğu o an, gözlerim çoktan kararmıştı, şokla aralanan dudaklarımı örttüm.
Gözlerimi adamla birbirine giren Şafak’ dan alarak belki bir şey yapar umudu ile korka korka Vural’ a döndüğümde bu benim için bir yakarıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVural’ a baktığımda o zaten bana bakıyordu, göz göze geldik.
Ben titriyordum,
O şok içindeydi.
Zannımca pimi çekilmiş bir bombaydı, bize bakıyordu. Dudakları aralanmış, kaşından akan kan çenesine kadar inmiş, soluğu göğsünü hareketlendirecek kadar hızlanmıştı.
Vural o an, kontrol onda olmasına rağmen rakibinden güçlü bir darbe aldı. Tamamen bir anlık dikkatsizliği suratını aksi yöne çevirdi, yüzü sola savuruldu ama yine hızla bana döndü.
Tamamlanmayan tüm hikayelerin yarım kalmış güzide sahneleri vardır hep aklımda. Vural, kalbimde böyle bir sahneye ait değildi.

Ayyy çok heyecanlı
Yüzüne tekrar bir hamle daha aldığında bu onu bir yandan da silkelemiş gibiydi. Rakibinin boşluğuna bir darbe vurup onu üzerinden attı, hemen ardından bana doğru yaklaşıp adımı koca bir şaşkınlıkla yüzüme baka baka “NAZ!” Olarak söyledi. Kan akan yüzüne, kaşına bakarken bunu çok net görebiliyor, aynı zamanda Şafak ve adam arasındaki arbedenin varlığını büyük bir hiddetle hissedebiliyordum. Gözlerim korkuyla doldu, arkama bakamıyordum; ellerim korkuyla birleşti, parmaklarımı çıtlatmak değil bi defa kırmak istedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Daha az travmatik olamazdı, değil mi?
Kader benimle oyun mu oynuyordu? Yoksa bu bizim farklı evrende yeniden karşılaşmamız mıydı?
Vural Şafak’ a doğru bakarken rakibi hızla doğrulup sırtına bir tekme indirdi. Ona doğru bir adım atar oldum, ardından faklı hamleden gelen yumruk Vural’ ın şakağına geldi. Sarsılıyordu, ben onu mahfediyordum. Kalbim Şafak’ da, Vural’ a attığım adım yarıda kaldı.
Bir sonraki darbe karnına gelmişti, ancak sarsılmadı hızlı saniyeler içinde doğrulduğunda hala bana bakıyordu. Sonra arkama doğru haykırdı birden “İBOOOOOO!” Yüzüne doğru gelen yumruk hamlesinin, kafasını yana çekerek boşta bıraktı. Aynı saniyelerde eğilip karnına, ardan da çenesine vurup adamın yere düşmesini sağladı ve hızla tellere geldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArkamda kalan karanlığa avazı çıktığı kadardı “LAAAAAAAN! NAZI AL! O KIZI ORADAN AAAALL!” Tam olarak o an, mekanın karıştığını fark ettim.
Herkes ondan İz olarak söz ediyordu, belli ki hayranları; sorunun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Vural ise sanıyorum ki Şafak’ a doğru bakıyordu, Şafak….
Başımı eğip ellerimi yüzüme kapattım.
Şafak, ben..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“NAZI AAALLL! BIRAK LAAAN SÜLALENİ SİKECEM SENİN!” Etraf birden buz kesti, tüm konuşmalar bitmiş tezahüratlar dinmişti. Ben, sadece ellerim titriyor ve aklımdan silmek üzere birkaç anı tekrar tekrar yaşıyordum.
Sakın ol vural ya
Şafak orada,
Vural, ben.
Ben hayatımda ilk defa tacize uğradım.
Ben hayatımda ilk defa bir erkeğin-
Gözlerimin kapattığım vakit, tüm bu olanları sadece kötü bir kabustan ibaret olduğunu diledim. Her şey, Vural dahil.
Birden sıkı bir hareketlilik sonrası güçlü eller bileklerimi tuttu. “Nazenin.” Dedi sesi kısıktı ve titrediğine yemin edebilirim. Ellerimi yüzümden çekmeye çalışırken dudakları şakak hizamda soludu yine “İyi misin?” Çekemiyordum, beni çıplak bağrına yasladı hızla. “Tamam, geçti, tamam.” Elleri titriyordu, beni kendinden tuturken “Şafak.” Dedim yalvarır gibi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Vural, Şafak.”
Onu merak ediyordum, olduğum yerde taş kesilmemin asıl nedeni Şafak’ dı. Ben onu bu hengamede tek bırakmıştım. “O iyi, İbo aldı onu. Korkma, tamam buradayım ben.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“İyi mi?” Derken omzuma bu defa yabancı bir el değmişti. “Var mı sorun? Aga al şunu, yüzün kanıyor.” Yabancı ses bana da destek oluyor, o her kimse Vural’ ın yüzündeki kanı temizliyordu. Vural terliydi, çıplak tenine sarılmışken bu yüzden elim sürekli belinden aşağıya kayuyordu, yime de başımı kaldırıp gözlerimi açmadım. Bilekis, gözlerim kapalı soluk soluğa inip kalkan göğsüyle sakinliğini korumaya çalışmasını dinliyordum. Beni bir an olsun bırakmadı, “Kadir.” Dedi öksürerek. O ara omzuma bir el daha iyi. “İyi miyiz?” Neler oluyordu? Arkamda kaç kişi vardı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVural bir yandan kapşonumu kapattı, “Serken dur, Nazenin’ i çıkartmam lazım buradan. Kado çek şu havluyu yüzümden. Şafak iyi, değil mi?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“İyi iyi onda sorun yok. İbo, Levo yanında.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVural bu defa yüzüme doğru eğildi. “Sen iyi misin güzelim?” Ben, bilmiyorum. Vural’ ın kurduğu her cümle beni aklımı kaybetmeyecek kadar diri tutuyordu. Ama dizlerimin bağı çözülünce, kendimi o saniye Vural’ ın kollarında, çok kısa sürede de dışarıda buldum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Bir eşikten geçtik, bir geceye bulandık, bir güne karıştık viz Vural’ la.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Nazenin.” Dedi. Sesi endişeliydi ancak ben iyiydim. Gözlerim yarıya kapalıyken boynuna doladığım kollarla “Ben iyiyim Vural.” Diye soludum. “Şafak nerede?” Geldiğimiz gibi, koridor boyu ilerliyorduk, “Az ileride merdivenler var, oradan yukarıya çıkacağız. Şafak da orada. Korkma güzelim, ben buradayım.” Elbette, sesi dahi beni sakinleştiriyordu.
Elbette, o burada olduğu için bir tezatlıkla iyi hissediyordum.
Vural var İse sıkıntı yok tur
Başımı kaldırarak karanlıktan görünen suretini izlediğimde vana dönmüştü. Vural bir şey söylemezken kaşından süzülen kanı parmak uçlarımla karşıladım. Vural’ ın kanı, parmaklarıma bulandı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yüzün kanıyor.” Burnumun direği sızlıyordu, gözlerimin dolduğunu Vural’ ın “Ağlama, sakın.” Deyişiyle fark edince gözlerimi kapatıp açarak bunu önledim. “Üzülmene dayanamıyorum, yapma Nazenin.” Meyillenip kısa bir an çenemi öptü. “Yasla hadi başını, konuşacağız bunları zaten.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBöyle olmamıydı.
Hiçbiri, ilk temaslarımız, ilk sarılışımız virane bir binanın bodeum katında Vural’ ın yüzü, ellerimiz kan içindeyken strese karışık olmamalıydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDediğini yapıp önüme döndüğümde merdivenlerden çıkıyorduk. Biraz önümüzde ise isimlerini hatırlayamadığım o iki kişi vardı. Kısa süre sonra çelik kapılı bir odaya girdik. Dışarıya nazaran daha iyi durumdaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak buradaydı, bizi görünce dikildiği camın önünden ayrılıp hızla yanımıza ilerledi, “İyi misin?” Hala beni mi düşünüyordu, bana kızmak yerine? Elleri belinde, öfkeyle önümüzde durması ve hesap sorar gibi bakmasıyla Vural beni yavaşça yere indirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“İyiyim, asıl sen iyi misin?” Yüzünde herhangi bir iz görünmüyordu ancak iyi olup olmadıgı konusunda çok endişeliydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak, Vural hariç odadaki herkesin bir bir dışarıya çıkmasını izleyip ardından derin bir nefes verdi. “Ben iyiyim.” Olan olmuştu, bunu sonra konuşurduk zaten.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO sırada Vural’ da “Geliyorum ben, oturun siz.” Diyerek bizi yalnız bırakınca camın önündeki taburelere ilerledik. Oturunca Şafak elimi tuttu. “Benim yüzümden oldu, üzgünüm.” Hiçbir önemi yoktu oysa. Başımı iki yana salladım “Hayır Şafak, asıl ben seni orada bıraktığım için çok daha fazla üzgünüm.” Bunu ne zaman hatırlasam çokça utancaktım. Ya Vural olmasaydı, o zaman ne yapardık?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak usulca gülümsediğinde benum de yüreğimde bir serinlik var oldu. “İyi ki gelmedin,” dedi başını sallayarak. “Bir de seninle uğraşamazdım. Adam zaten sarhoştu ayakta duramıyordu, hallettim ben sen sıkma canını.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArka tarafta bir hareketlilik olunca ellerimizi çekerek sesin geldiği yere döndüm. Benim arkam dönüktüz Şafak ise net görebiliyordu. Vural, elini yüzünü yıkamış üzerine bir tişört almıştı ve arkasından gelen dört arkadaşıyla daha bu tarafa geliyordu. Elini arkasında kalan arkadasına uzatıp ondan aldığı bir paket ıslak mendille yanıma oturdu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Şafak,” dedi Vural, taburesini Şafak’ a doğru kaydırarak. “Şu şapkanı aç bi abisi.” Ne olmuştu ki? Şafak başını hayır der gibi sallayıp “Önemli bir şey değil.” Derken ben araya girdim. “Ne oldu?” Şafak’ a ne olmuştu? Şafak bana bakıp “Ya bir şey yok.” Dese de Vural uzanıp kapşonunu açtı “Ona biz karar veririz, dur bir bakayım.” Bem bir şey göremiyordum, saçlarının arasında mıydı? Vural bir şey ister gibi arkasını dönünde odaya bir kişi daha girdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne bok yediniz yine?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVural, duraksadı. Gelene sadece baktı, bu ne demek oluyordu bilmiyorum ancak onun bu hareketi bize bakan adamı da duraksatmıştı. Ben onu ilk defa görüyordum ancak gorünüşe bakarsak o beni sanki biliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOdadaki sessizlik bir bakışla sağlanmış, daha sonra genç adamın bize yönelmesiyle kesilmişti. Elindeki gazlı bez ve birkaç parça eşya ile Şafak’ a yöneldi. Yanında bir tabure cektiğinde Şafak anlamış gibi oturduğu yerde ona döndü, gözleri bir şaşkın serçe gibi kanat çırparken sesi kısıldı. “Ben hallederim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOna mı pansuman yapacaktı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVural elime uzandı, gözlerimi olan bitenden almadan elimi ona uzattım ve ıslak mendilin parmaklarıma değmesine aldırış etmedim. Yüksek ihtimal, kanı temizliyordu. Hemen sağındaki adama hitaben “Kadir kolonya döksene şuna.” Deyince sadece Kadir’ in kim olduğunu anlamak için baktım ancak bu çok kısa sürdü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ben herkesi ilk defa burada görüyordum ancak çaprazımda oturan adam her kimse, o Şafak’ a bir yanıt vermeden ben “Sen kimsin?” Diye soludum. Bu, kurduğum ilk cümle olması kaynaklı herkesin bakışlarını gayri ihtiyari bana çevirmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Genç adam elindeki tentirdiyot şişesinin kapağını açıp bana baktı. “Levent ben, Nazenin,” ağır sesinin hemen ardından başını hafif eğdi. “Levent Abin.” Öyle mi? Beni tanıyacak kadar yakındı Vural’ a demek ki, herkes. Ayrıca, Levent sanki onunla yıllar boyu görüşecekmişiz, hatta bir hukukumuz olacakmış gibi bakıyor, o tonda konuşuyordu.

Adam anlamis
Hadi inşallah
Yeni knk olur belki nazeni
Gözlerimi kıstım. “Levo sen misin?” Daha önce bunu Vural’ dan ddfalarca duyduğuma emindim. Levent usulca gülümesi “Aynen.”
Levent başını hemen yanında kalan Şafak’ a çevirdi. Şafak şapkasını hemen yeniden kapatmış ve sessizce ayaklarını izlet gibi oturuyordu. Levent boynunu kıtlatırken “Birader,” dedi sabırla. “Uzatma da aç sende şu şapkanı hadi.”
Oldumu şimidi bu Levent
Birader mi? Ben hızla Vural’ a baktım, bana bakıyordu, göz göze geldik. Bundan rahatsız olduğumu nasıl dile getirirdim bilmiyorum ancak Vural anında öfkeyle Levent’ e dönünce İbrahim hafif bir öksürükle araya girdi. “Şafak, gel bacım ben bakayım. Zaten artık bir hukukumuz var seninle.” İbrahim, Şafak’ ı o kargaşadan alandı.
Levent bize döndü, şaşkındı, Vural mırıldandı. “Senin kör gözünü sikeyim ben.” Bunu duyduğuna eminim, ben bu gece çok fazla küfre maruz kalmıştım. Bana ya da değil, bu beni rahatsız ediyordu.
Oturduğum tabureden kalkarak İbo’ ya bakıp “Bir şey yok.” Diyen Şafak’ ın yanına oturdum. “Bakayım Şafak.” Başını bana çevirdiği sırada isteksizliği hayli belliydi. Oflar gibi olup “Nazenin iyiyim.” Demesiyle Vural ayaklandı. “Olmaz öyle.” Şafak’ ın önüne yeniden bir tabure çekti, sorgusuz sualsiz şapkasını öyle bir çıkarttı ki Şafak buna mani olamadan sadece Vural’ a döndü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Yaklaşsana bi,” Vural elindeki gazlı bezi Şafak’ ın şakağından ileriye doğru bastırınca Şafak gözlerini yumdu. Vural’ a döndüm “Yavaş olsana.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElinde gazlı bez, bez Şafak’ ın şakağında, Vural’ ın bakışları bende. Başını sallar gibi oldu, “Güzelim dikkat ediyorum.” Ardından arkasına doğru baktım “Kado, bi bant getirsene.” Yara bandı çoktan gelmişti oysa. Burası kalabalıktı, kaç kişiydik bilmiyorum ama sadece Vural’ ın arkadaşları zaten beş kişiydi, haliyle de her şey istemsizce düşünülüyordu bence.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKadir nabtı uzattı. “Ali’ den haber var. Ben çıkıyorum, haberleşiriz.”
Vural başını sallasa da hala Şafak’ la ilgileniyordu. Bezin üzerine İbo’ nun yardımıyla bir bant atıp Şafak’ a baktı. “Saçlarına geldi biraz ama idare edersin bence. Bu gece hiç ellemeyin, yarına kabuk bağlar. Ben sana yarın bi krem veririrm onu sürersin.” Şafak derin bir çekti, sıkılmıştı onu anlayabiliyordum.
“Gerek yok, geçer iki güne.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Levent Abi araya girdi. “Bir yerinde ağrı var mı?” Kollarını birbirine bağlamıştı, düşünceli elini yumruk şeklinde çenesine aldı. Vural ona tek kaşını kaldırıp baktıktan sonra Şafak’ a döndü.
“Var mı sorun?”
“Yok sağ olun iyiyim.” Oma kısa bir baş salladı, ardından bana baktığında kendimi nereye saklayacağımı bilemedim, ki bu ilktir, sebepsizdir… “Nazenin.” Dedi elini yüzüme uzatıp. Yanağıma dokunduğunda hareketleri yumuşacıktı. Ancak ben, Şafak’ a bakıp Vural’ ın elinin boşta kalmasına neden oldum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Gidelim mi Şafak?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNeden böyle heyecanlanmıstım ki şimdi. Sanki ilk temasımız mı olacaktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Sadece, Şafak iyi değildi. Ben çok şaşkın haliyle çok fazla da gergindim. Bir an evvel elime gitmek istiyor, peluşumun altında bir gün doğumuna dek uyumak istiyorum. Neler olup bittiğini düşlemek, yeniden düşünürken aklımın içimde tüm puzzle paçalarını birleştirmek ilk defa hayli yorucu olacaktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ben, Vural’ ın şakağında kuruyup kalmış kan lekeleri ve adeta savaştan çıkmış halini her gördüğümde yüreğimden kopan yaprakların sağa sola savruluşunu oluşunu kaldıramıyordum.
Vural elini yüzüme uzattı, gözlerimi yumdum. “Nazenin.” Dedi buğulu sesiyle. Biz hiç başlamamış bir hikayenin yarım kalan sayfasındaydık. Yapraklar bu defa ne yöne döner hiçbir fikrim yoktu.
Vural bana meyillenince etrafta bir hareketlilik oluştu. Gözlerimi araladım, “Kapıda bekliyorum.” Diyen Şafak dahil herkes sessizce çıkıyordu.
Bizi saniyeler içinde karanlık, duvarları is kokan odada yalnız bırakmışlardı. Gözlerimi Vural’ la buluşturacak kadar cesur değildim, bu yüzden kollarımı sıkıntıyla birbirine sardım.
Bu defa da, olabildiğince yumuşaktı sesi. “Güzelim.” Deyip beni yeniden bağrına çekince titreyen kirpiklerim tenine değe değer kapandı.
Vural’ ı en son nereye görmüştüm? Onlarım evindeydik, hatırlıyorum.
İyi değilsin Vural, burada ne işin var Vural, yaptığın şey… Ona ne söylemem gerekiyordu? Ya da bir şey konuşmalı mıydım bilmiyorum ancak soluğumu tuttuğum beşinci saniye olacak, iç çekerek teninde yeniden nefes aldım.
Beni kocamam sarmıştı. Beni, aramızda kocaman bir kalp var gibi sarmış, az evvel kanını temizlediği dudaklarını sarı saçlarımda gezdirmeye başlamıştı. “Korkma.” Dedi net bir sesle. “Hiç korkma tamam mı?” Kolumu sıvazladı, geri çekilip yeniden yüzümü avuçladı. Gözlerimi yüzünden kaçırdım.
“İyi misin?” Bilmiyorum. Göz bebeklerim titriyordu, ne yapacağını bilmeyen bakışlarım sonunda kendini benden almayan irislerle buluştu.
“Vural.” Dediğimi gözlerinde buna değer bir ışıltı görünce fark ettim. Uzanıp bilekleri tuttum, “Sen iyi değilsin.” Buraya ait değildi. Ben onu kanlar içinde görmeyi hayal edemiyordum, ben onu gece kırması bir sokakta böyle insanların arasında bulmak istemiyordum.
“İyiyim.” Dedi beni ikna etmek isteyen bir sesle. “Ben iyiyim güzelim, sadece seni görünce dengem kaydı ama iyiyim.” Biliyorum, beni görünce fark edilecek bir darbe almıştı.
“Sonra konuşalım ama bunları. Ben şimdi sizi eve bırakayım sen güzelce uyu, dinlen olur mu?” Elbette, daha sakin bir yerde daha normal günün akşamında tüm bu olanları onunla konuşmayı ben de isterdim. Avuçları içindeki başımı salladım. “Sen?” O ne yapacaktı? Burada kalmasını istemiyorum.
“Sizi bıraktıktan sonra dönmem lazım. Sabah evde olurum ama. Sen istediğin zaman yazarsın bana, bir şey olursa hemen yanına gelirim. Tamam mı?” Gözlerim doldu, bunu istemiyordum ama onu anlamalıydım da. Tüm kötü karakterlerin gece yarısı muhakkak işleri olurdu, bunu biliyorum.
Peki Vural, bu hikayenin kötü karakteri miydi?
Sanırım gözlerim doldu bundan pek emin değilim ama Vural’ a sarıldığımda yüreğimde bir ateşin yanarak burnuma kadar çıktığını hissediyordum. “Kıyamam sana, ah Nazenin, benim bal kızım…” başını omzuna yatırır gibi oldum, yanağımı öpüp kokumu içine çekti.

Ayyy yicem ben bunlari
Ayyy ayy Allahım
Ay artık bol bol böyle bölüm istiyoruz
Eridik be
“Vural.” Dedim o an birden. Hani bana yazarsın dedi ya, bunu çok merak ediyordum. “Efendim Nazenin?” Dedi sırtımı okşarken. “Sen, benim numaramı mı sildin?” Öğrenmem gerekiyordu, cevabı her ne olursa olsun.
“Evet.” Dedi yutkunarak. Ardından devam etti. “Çünkü sana yazmadan duramıyordum.” Derin bir nefes aldı, “Bugün bana yine abi dedin, kimse yokken.” Hayır, atıldım birden, hatta sözünü kestim diyebilidim. “Babam görecekti.” Bu onu gülümsetmişti. “Öyle mi? Ben de bilmiyorum seni rahatsız ettiğimi düşündüm. Kendi kendime totem yaptım diyebilirim, abi yazarsa numarasını sileceğim bir daha da yazmayacağım dedim.”
Nasıl ya?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO kadar kolay mıydı, geri çekilip yüzüne baktım.
“Konuşmayacak mıydın benimle bir daha?” Bizden vaz mı geçmiştin yani? Ama bunu ona nasıl derim? Gözlerinde görürsem derim, gözlerinde de görüyordum fakat nasıl derim…
Derin bir nefes aldı, “O pek de mümkün değildi Nazenin.”
Göz gözeydik, ben hipnoz olmuş gibiydim. Kalbim kulaklarımda atıyordu, dudaklarımı kemirmeye başladığımda utanıp gerildiğimi anladı sanırım. Sakince soludu.
“Hadi götüreyim sizi.”
Adam sen den bir adım bekliyor nazeni
Artık bir olun istiyor nazeni
Bunları daha sonra konuşacaktık.
Vural’ la birlikte ayaklanınca üzerimi toparladım. Tam önümde, saçlarımı arkaya alışımı ve siyah hırkamın fermuarını çekmemi bekledi. Hazır olduğumda bana elini uzatmıştı, elini tutup bir adım arkasından onu takip etmeye meyillenmiştim ki beni kolunun altına aldı.
Kapıdan çıkmıştık. Şafak, az ileride Vura’ ın arkadaşlarıyla duruyordu ama onlarla konuşmuyor onun yerine volta atar gibi ileri geri yürüyordu. Bizi görünce elleri beline gitti, yanıma gidişimizi izledi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Vural elini uzattı. “Bu arada Şafak, tanışamadık Vural ben.” Şafak’ ın yüzünde sakin bir tebessüm oluştu diyebilirim. Vural’ ın ona uzattığı eli tuttu. “Selam, İz.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Biliyorum yeri değildi ancak, ayaklarımı şımarık ve utangaç bir çocuk gibi birbirine bastırıp mırıldandım. “Şafak’ ı hiç görmeden nasıl tanıdın?” Bu durum hoşuma gitmişti, o ayrı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Bilmem.” Dedi Vural öyle bir. “Ama görünce anladım.” Hemen ardından Şafak’ a döndü. “Bu arada çok fazla adın geçiyordu.” Şafak benden kaçırdığı bakışlarıyla öyle bir başını salladı, her ne diyecekse vaz geçti. Onun yerine Vural’ ı onaylayıp sustu. “Eyvallah.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSanırım, ona senin de adım çok fazla geçiyor diyecekti ama utanacağımı bildiği için susmuştu.
İyi ki,
Vural az ileride bizi izleyen arkadaşına döndü. “Ben kızları bırakıp geliyorum. Levo, sen çıkacak mısın?” İsimlerini unuttuğum diğer arkadaşları da oradaydı ama onlara bakmadan Vural’ ın kolunun altından çıkarak Şafak’ ın koluna girdim.
“Benim de emniyete dönmem lazım ama bizimkiler burada. Haberleşiriz.” Levent konuşuyordu, Şafak’ la göz göze geldiğimde yüzünde mahcup bir sancının olduğunu görebiliyordum.
“Acıyor mu?” Diyerek yaraya uzandım, başını çekti. “Ben iyiyim Nazenin.” En azından canı yanmıyordu dedim içimden.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Vural bir elini omzuma koyup diğer eliyle ileriyi işaret etti. “Evde konuşursunuz hadi.” O sırada Levent önden ilerlemeye başlamış, bize yolu gösterir gibi karanlık koridor boyu ilerlemeye koyulmuştu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Biz buradan gelmedik sanki.” Dedim, sesim biraz daha fazla çıksa ortam yankı yapmaya çok müsaitti. Vural elimi tutarak ilerlemeye devam etti. “Arka kapıdayız. O konuyu daha sonra konuşacağız.” Bunu söylerken özellikle Şafak’ a bakmıştı. Şafak, Vural’ ın tüm ciddiyetine rağmen, oflar gibi oldu. “Ben arada geliyorum maçlara. Bir tanıdığım var o ayarlıyor. Sen sormadan söyleyeyim de.”
Vural bir an duraksar gibi oldu ama bu çok kısa sürdü. Ardından, iki adım önümüzde ilerleyen Levent’ e seslendi.
“Levo, duydun mu?” Anlaşılan bu her ikisinin de hoşuna gitmemişti. Levent elleri cebin, başını salladı. “Duydum,”
Ne olacaktı yani? Şafak “Ne oluyor?” Diyerek atılırken bakışları Vural ve Levent arasındaydı. “Biriniz bir şey söyleyin, ne yapacaksınız?”
Levent seslendi. “Sen eve gidince ne yapacağını falan düşünsene kızım. Bak işine.”
Şafak kaşlarını çattı “Biraderdik az önce.” Levent merdivenlerden inmeye başlamıştı, basamakları kontrol ederken soluyordu. “Yüzünü göremiyordum, sesini de duymamıştım. Kusura bakma.” Elbette, onun Alaz’ la aynı düşüncede olduğunu sanmıyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Alaz demişken, Şafak’ a bakıp “Alaz.” Diye soludum. Ona da haber vermemiz gerekiyordu ama nasıl olacağı konusunda fikrim yoktu. “Haber verdim, kapıda buluşacağız.” Neyse ki Şafak halletmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Sizi buraya o it mi getirdi?” Ona kızmayacaktım, Alaz’ ın bana yaptıklarını hala unutmamıştım. Şafak, Vural’ ı homurtuyla onaylayınca Vural devam etti. “Şirkette de ortalığı birbirine katan sensin, değil mi? O yüzden kabul etti sizi getirmeyi.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Bugün olanlardan söz ediyorsa evet, ancak Şafak’ ın kaşları çatılınca ben mırıldandım. “Alaz bilmiyor, çalıştığı şirketin sahibi Vural’ ın arkadaşıymış. Az önce o da yukarıdaydı hatta.” Ah, ne büyük tesadüfler silsilesi..
“Sizin de ne geniş muhabbet ağınız varmış.” Şafak, bunu söylerken hafif şaşkın, aynı zamanda keyifliydi de. Vural araya girdi. “Sadece Nazenin’ in kuzeni olduğu için, Ali haber veriyor.”
Levent demir kapıyı çekerken yere sürten tarafı dişlerimi kamaştırmıştı. Neyse ki bu kısa sürdü, birkaç saniye içinde temiz hava yüzüme çarpınca aldığım toprak kokusunda tazelendiğimi hissettim.
Duraksamadan karanlıkta ilerlemeye devam ettik. Ne garip ki; bazen bir balo yoluydu hayatım, Vural’ ı gördüğüm gün bin sekizyüzlü yılların başlarındaydık mesela. Şimdi ise onun yanındayım ve yürüdüğümüz bu yol tüm kötü karakterlerin evine ulaşan ıssız orman yolunu andırıyordu.
Vural’ ın hayatına girmek böyle şey miydi?
Ya da, Vural’ ın hayatında onun yanında ilerlemek için iki yol mu vardı?
Levent omzunun üzerinden kısa bir an Vural’ a baktı.
Sessizliği bozan ilk hareketti. “Ben geçiyorum.” Hepsi bu kadardı, bize veda etmeden ya da herhangi bir şey söylemeden karanlık uçlu sokağa dönüp ilerlemeye devam etti.
Levent yavaş yavaş gözden kaybolurken biz de arabaya gelmiştik. Şafak ardından “Neden kaçar gibi gitti? Değişik halleri var.” Diyerek Vural’ a döndü. Vural arabanın kapısını açtı. “Yok,” dedi sakince. Hava çiseliyordu, başımı göğe kaldırdım ama Vural’ ı dinliyordum. “O takılmaz buralarda pek.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Çise yeni başlamıştı. Belki de, biraz yağıp durmuştu bilmiyorum fakat muazzam bir hava vardı. Böyle hafif serin, ellerim cebimde saatlerce yürümek isteyeceğim bir havaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Suçlu falan mı? Yakalama emri mi var?” Saçlarım hafif savrulup, minik damlalar burnumun ucuna konuyordu. Yüzüm, sanki ahenkle dans eden minik damlaların yuvasıydı.
“Yok, değil.” Vural’ ın sesi… Her ne olursa yaşanan tüm o kötü anların ardından gelen huzur gibiydi. Aksi halde kafamın içinde çakan şimşeklerden nasıl kurtulurdum?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Ağzından dirhemle laf alıyoruz. Nazenin’ i izlemeyi kesip soruma cevap verir misin? Adam gibi bir şey soruyoruz şurada.” Adımı duyunca gözlerimi hemen araladım. Vural, bana bakıyordu ve yüzünde sakin bir ifade vardı. Onunla göz göze gelmemizin ardından Şafak’ a döndüm. Gözlerini deviriyordu.
Sahi, o bu konu hakkında ne düşünüyordu?
Şafak’ la konuşmak için sabırsızlanıyordum. Tüm olanlar dahilinde, olmayanlara dek.
“Hı, anlamadım sorsana bir daha.” Vural görünüşe göre onu gerçekten dinlememişti. Şafak aynı gerginlikle, bu defa soruyu geçiştirdi.
“Dedim ki yakalama emri mi var, neden kaçar gibi gidiyor aptal aptal halleri de var. Ama neyse.” Doğrusu ben o kadar dikkat edememiştim ama cevabı ben de merak ediyordum.
“Polis, o yüzden bu hayatıma pek uğramaz o.”
Polis ve buraya mı gelmişti? Yine de bu arkadaş oldukları için olası bir ihtimaldi, bu yüzden şaşkınlığım yalnızca birkaç saniye sürdü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Geçin hadi, yağıyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Kapıyı açıp arka koltuğa geçtim, Şafak’ la yan yana oturduğumuzda başımı koyacak bir omuz bulmuştum. Elini omzuma attı. “İyi misin simberalla?” Bunu söylemek istemezdim ancak mırıltısı ilk defa beni üzdü, kendini suçlu hissediyordu.
Elimi dizine koydum, “Sakın üzülme, ben pişman değilim. Hem gelmesem öğrenemezdim. Asıl sen iyi misin?” Araba çalışmıştı fakat ben yalnızca Şafak’ ın titrettiği dizini izliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
O adamla kargaşaya giren oydu. Bunu nasıl görmezden gelebilirim? Üzerinde benim sebep olduğum bir darbenin izini taşıyordu Şafak. Üstelik, kendime kızgınlığım sadece burada değil, cesaret edip onu korumaya gidemediğim için de vardı.
Ben sadece, gözlerimi yumdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Hatırlamak istemiyordum ama o an neler olduğunu aklımda tekrar edince istemsizce gerildim.
Şafak mırıldandı. “Ne olduğunu gördüm Nazenin. Kendini suçlama.” Görmüş müydü?
Birden Şafak’ a döndüm, başını salladı, yutkundum.
O kadar belli oluyor muydu ki?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Beklesin, yarım saat.” Vural’ ın telefonla konuştuğunu arabada sakin sesi var olunca fark ettim. Şafak’ da “Ben de Alaz’ a yazayım.” Diye toparlanınca yola bakmaya koyuldum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Bugün hangimiz için daha zordu bilmiyorum. Düşünmek ister miyim, o konuda da emin değilim. Emin olduğum tek bir şey var, o da Vural’ a karşı hislerimin değişmediğiydi. Ancak, onunla ilgili bazı fikirlerimin zaman içinde oturacağına da emindim. Zira onun, ailesine ve bize karşı gösterdiği yüzün ardında sakladığı adam beni günlerce bir boşluğa baktırabilirdi.
Böyle biri değildim, bunlara alışkın değildim.
Şafak’ dan uzaklaşıp Vural’ ın arkasına geçtikten sonra camı hafif araladım. Yüzüme vuran soğuk ve damlalar bana iyi geliyordu. Onunla ne zaman bir adım öteye gitmek istesem karşıma çıkan bir set varmış gibi hissetmiyordum hayır, bu çok daha farklıydı ve buna set de diyemezdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Nazenin, üşüyeceksin güzelim kapat o camı.”

Abi yerim ben bunları ya
Gözlerimiz dikiz aynasında birleşince omuz silkip yeniden sessiz yola döndüm. Şu an burada böyle durmak sonucu her ne olursa olsun bana iyi geliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGeliş yolundan daha kısa süren dönüş yolunun sonunda sitenin önünde durduğumuzda Vural’ a mırıldandım.
“Biz gideriz.” Alaz’ la zaten sorunlarım vardı şimdi bir de dairenin önünde Vural’ ı görürse daha kötü olurdu her şey. Şafak “Aynen,” deyip beni onaylarken yavaşça arabadan iniyordu. Vural bir cevap vermek yerine önce aynadan, daha sonra arkasını dönüp sadece yüzüme bakınca ben de hareketlendim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Kapıları yavaş kapattık, Vural geçmem için işaret ettiğinde yan yana siteye girdik. Asansörü bekledik, kat tuşuna basana kadar her şey çok sessiz ilerledi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Alaz görecekti. Bunun için zaten yeterince huzursuzdum. Alaz’ ın görmesi bir yana, Vural’ ı yüzünde kavgadan yeni çıktığı anlaşılır izler vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Eve bir şeyler göndereceğim, yazarım sana uyumayın hemen.” Başımı salladım, sanırım Şafak için krem yollayacaktı “Tamam.”
“Kapıya bırakır alırsınız.” Kimseyi görmeyecektik yani? Boğazımı hafif temizledim. “Tamam.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Bundan sonra da bir yere gitmeden önce bana haber veriyorsun.” Sevgili gibi mi? Doğrusu, benim için heyecan vericiydi.
Asansörün kapısı sessizlik içinde yavaşça açıldığında Alaz’ ı gördüm. O, Vural’ ı gördüğüne şaşırmışa benziyordu. Nitekim bunu yüz ifadesinden ve oturduğu yerden çok daha ağır hareketlerle kalkmasından anlayabiliyordum.
Kimse bir şey demesin diye bir adım önümde duran ve sadece Alaz’ ile göz teması kuran Vural’ ın yanında durup ona baktım. “Teşekkür ederiz.” Artık gitsin, lütfen. Gecenin bir vakti tatsızlık çıksın istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Bana bakmıyordu, Şafak araya girdi, “Hadi Alaz, aç kapıyı da girelim.” Alaz bakışlarını yavaş yavaş Vural’ dan alıp kapıya ilerlemeye başladı, biz de sessizce onu takip ettik. Kapıyı açmak için arkasını döndüğünde Vural’ da bana bakmıştı. Elini uzatıp yüzüme dokunmak istediğinde başımı yana eğip bir adım geriye çıktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOlmaz Vural, sırası değil.
Ben sadece, Alaz görsün istemiyordum. Boğazımı temizledim çok hafif, ardından titreyen gözlerim çatılan kaşlarında ve şaşkın gözlerinde birkaç saniye duraksadı. “Teşekkürler Vural Abi, iyi geceler.”
Bu, ona kurduğum anlamı yitik cümlelerden sadece biriydi. Devamında eşiğinden geçtiğim ev başıma yıkılsa yeriydi, çünkü böyle bir gecede Vural’ a abi diyerek veda etmek, boynuna sarılıp teşekkür edememekten çok daha daha zordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirbiriyle tamamlanan bakışlarımız, bu gecenin en asi yanının aslında bir kalp kırıklığından öte sığınışı andırıyordu bence. Zira kalbim, var olduğum çıkmazda yardıma koşan bir adama çok daha evvel tutulmuştu.
Kapıyı kapatırken Vural’ la göz göze geldik. Onu veda eder gibi elimi kalkrdım, bana elini kaldırınca gece benim için bir kapı eşiğinde son buldu.
Sapsalar ya
Bu gece onunla olmak isterdim.
Bu gece olmasa da, bir gece onunla olmak isterdim.
Hadi inşallah
Nazeni diyorsa olur
Çok güzel bölüm de
Çabucak yeni bölüm gelse inşallah
☁️
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şunun hakkında sen gelirsin şafak
Vural şimdilik bilmiyor
Eti de kemiği de senin