Meftun
Bölüm 17☁️
Bir düş kapanı uğrarsa rüyana,
adımı hatırla…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap☁️
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Ne oldu senin başına?”
Şafak, çatık kaşlarıyla onu izleyen Alaz’ a gözlerini devirdi. “Ne o, merak mı ettin?” Alaz “Evet.” Dedi bana dönerken. Odamdan içeriye giriyordum, karanlıktı ve bu sıfıldaşmaların arasında onu görmek tüm düşlerimin aksine, yıkıcıydı diyebilirim. “Sende bir şey var mı?” Cidden, merak mı ediyordu Alaz. Benim tepkim de Şafak’ dan farksız olunca Alaz yeniden Şafak’ a döndü. “Soru sordum.”
Şafak yavaşça üzerindeki ceketi çıkartmaya başladı. “Yoldan geçen iki sersiyle dalaştık. Hastanelik olduk, Vural mıydı neydi adı, o da arkadaşını getirmiş karşılaşınca- Bir dakika ya, ben neden açıklama yapıyorum ki sana? Sen zaten giderken ne bok yerseniz yiyin gibi bir şey demiştin.” Ceketinin kollarını elinde toparladı “Yedik işte, seni de bulaştırmadık.” Konu üzerinden sıvıştırmaksa eğer, o bu konuda epey iyiydi.
Alaz Şafak’ a doğru bir adım atınca Şafak geriledi. “Alaz çok yorgunum, başım da fena ağrıyor. Bir duş alıp yatacağım seninle yarı dalaşırız hadi.” Benden de o kadar. Alaz’ ın çıkması için açık bıraktığım kapıdan geçinde ardından kapattım, odanın ışıklarını açtığımda ise Şafak’ ın yüzünde bir tebessüm vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ona karşılık verdim. “Nee?” Yere, parkeye oturdu, kilidi çevirip karşısında bağdaş kurdum. “Demek senin Vural İz ha.” Gerçekten, rüya gibi.. Şafak’ ın neşesi beni daha da keyiflendirirken ellerini tutup iç çektim. “Şok oldum Şafak. Ben bilmiyordum ki.” Başımı yana eğdim hemen “Nasıl ama.” Gülümsedim sonra kocaman “Kel değil işte demiştim sana.” Son sözlerim Şafak’ ı iyice güldürürken elime vurup “Salak.” Dedi.

Tek sorun onu nazoş jdhehdjdjd
Anabah
Nazenin
Ya Allah seni kiz
Ben bir hayalin var olduğu o nadir gecelerden birinde, kendimi Şafak’ a açmaya niyetliyken bir çocuktan farksızdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak, biçimli kaşını parmak ucuyla kaşırken mutlu görünüyordu. Bana usulca başını salladı. “Fotoğrafını görsem tanırdım Nazenin, Vural Vural diyorsun ama biz onun adını hiç bilmiyoruz ki. Bak, oraya telefon falan da sokulmuyor girişteki adamlar kontrol ediyor sürekli.” Şahit olduklarımdan sonra tüm bunlara şaşırmıyordum. Yine de buna alıştığımı asla söyleyemezdim. Aklımda hala gecenin bütününe aykırı bazı nahoş sahneler yer alıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu sebeple, “Her neyse,” diyerek iç çektim. “Bu arada.” Diyerek ekledi Şafak. “Hayranı olabilirim ama ben onun sahnede olmasını seviyorum sakın aklından geçmesin İz’ e aşık falan değilim.” Elbette, bunu düşünmemiştim aklıma da hiç gelmemişti ama ilerleyen günlerde gelmeyeceği anlamına da gelmezdi.
Bunu düşüncerek bana böyle bir açıklama yapmış olması da kıymet vereceğim bir durumdu.
“Şafaak.” Dedim sakince. Sonra yeniden, tekrar tekrar gülümsedim. “Ee şimdi ne düşünüyorsun?” Bizim hakkımızda. Vural’ ı gördükten sonra tüm düşünceleri değişebilir diyordum zaten, ancak bunu hayal etmediğim için yüreğimde bambaşka bir heyecan vardı. Evham değildi, nedense onu benimle olmasına kalben onay vereceğine inanıyordum.
Şafak dikleşti, ifadesi daha ciddiydi ancak yine de gülümsüyordu. “Olur.” Dedi sadece. Başını hafif salladı. “Olursunuz, çok güzel olursunuz. Ben zaten,” duraksadı, “Yani nasıl denir bilmiyorum daha birkaç aydır biliyorum onu ama İz’ i çok seviyorum. Vural karakterine bir şey diyemem onu hiç normal hayatta görmedim amaa..” Ama? Büyük bir heyecanla bekliyordum tepkisini.

Tam bizlik demi
Şafak onay verdi mi tamam dir
“Sana bakışlarını gördüm, sırf senin arkadaşınım diye bana olan ilgisini gördüm falan. Olur bence peri kızı. Annenlerin, kimsenin haberi olmadan bir süre deneyin. Zaten bence kısa sürede anlarsın karakterini. Senin baban şimdi laf yapıyor ama benim amcam on iki yaş büyük yengemden. Atmış yaşına geldi amcam, hala da aşıklardır yani birbirlerine.” Şafak içime su serpiyordu.
“Yaa.” Diyerek başımı diğer tarafa aldım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Yalnız Nazenin, sert şeylere oturmaktan bir taraflarım ağrıdı. Leş gibiyiz, duşa girelim de yatağa geçelim lütfen.” Haklıydı, başımı salladım hızlıca. “Kıyafetleri buraya getirelim yarın annemler gidince yıkarız. Önce sen geç, sonra ben girerim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak kalçasını tutarak ayaklandı. “Sonra da bir şeyler yiyelim sabahlar mıyız? Vural’ ı anlatırsın en baştan.” O ayaktaydı, kolumu Şafak’ ın bacağına dolayıp kafamı yasladım. “Ay zevklee, sabahlara kadaaar.”

Nazoşun işine gelir
Ahaha ya Bizim kız ta istediği sohbet ahahah
“Ayrıca.” Dedi Şafak duraksarken. Bana bakıyordu, hamlesi geri çekilerek ona dönmemi sağlamıştı. Dizlerinin üzerine çöktü. “Sen iyi misin? Yani orada olanlar, neyi kas ettiğimi biliyorsun.” Yüzümün değişmesine mani olamamıştım. Mimiklerim birden silinmiş, bakışlarım kısa bir an kapıya gidip gelmişti. “Tacizi diyorsun.” Dedim usulca. Sesi kısılmış, bakışlarım Şafak’ ın bakışları kadar durulmuştu.
O başını sallayınca ben dudaklarımı ıslattım “Yani sadece hissettim, baya.” Boynunu kıtlatır gibi çevirdi, derin bir nefes aldı, “Sayemde ilk tacizine de uğradın yani.” Öyle değil, böyle söylemesin. Salınan elini tuttum, “Saçmalama Şafak seninle ne ilgisi var?” Benim için yaptıklarından sonra kendini nasıl olur da suçlayabilirdi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yine de, seni koruyacağın demiştim Nazenin. Böyle olması canımı sıktı. Dokundu mu?” Şafak…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOmuzlarım düştü, “Bilmiyorum.” Dedim kararsızlıkla. “Belki de dokunmuştur hatırlamıyorum.” O hengamede, kargaşa içerisinde bunu idrak edememiştim ve ihtimali de düşünmek istemiyordum. Konuyu kapatmak ister gibi olduğumda ona sadece bir şey daha sormak istedim. “Vural gördü mü sence?” Ben görmediğine eminim. Şafak başını iki yana sallayıp “Yok görmedi o.” Deyince devam ettim. “Söylemeyelim olur mu?” Ben konu kapansın istiyordum. Hiç yaşanmamış olsun, hiç yaşamamış olayım istiyordum.

Vural bunu ogrenmzse kendimi yırtarım burada
Vural bence bunu çok sonra öğrenecek
Şafak’ da benimle aynı fikirde olacak “Kimsenin katil olmasını istemem.” Diye soludu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu durum kısa sürede ikizi de etkilemişti. Daha sonra Şafak sessizce eşyalarını toparlayıp duşa girmek üzere odadan çıkınca telefonuma uzandım. Vural’ a bakacaktım, onu görmek bana iyi hissettirecekti. Belki, numaramı kaydetmeye vakti olmamıştır ancak yine de bu akşam Vural’ a doya doya sarılmış olmak benim için anlamı çok büyük bir mutluluktu.
Yine de, onunla daha sakin bir vakitte bunu tekrar etmek isterdim. İçimde bir korku telaşı olmadan, Vural’ ın yüzünde yaralar olmadan, kahvaltıya gittiğimiz gün gibi, huzurla..
Oy sen vurla sarıldın mi oy oy minosum
Uygulamayı açtığım an Vural’ ın adını gördüm. En son onunla konuşmuştum ve bu defa fotoğrafı da görünüyordu. Yüzümde oluşan o derin bir gülümsemeye kendimi bırakarak derin bir iç çektim. Numaramı kaydetmeye vakit bulmuştu yani. Fotoğrafına tıkladım, yakınlaştırdım, onu yanaklarımı kızarırcasına utana sıkıla heyecanla öptüğümde ekran buğulanmıştı.

Ya essek yerim lan
La oldu olcak ekranı da op dicektim
Op tü cidden
Ksjsjsksj
Vural farklı bir adamdı. Biliyorum, mesela Alaz duysa onun bana göre bir adam olmadığını avaz avaz haykırırdı. Kim duysa, kim bilse benzer cümleler tekrar edilir, kelimeler kulaklarımda daima çınlatılırdı. Ama ben onu seviyordum.
Onun; benim hayatımdan, benin karakterimden bambaşka oluşu beni bilakis heyecanlandırıyordu. Vural’ ın bu yanı, kendime inkar edemem beni etkiliyordu da. Biliyorum, olacakların belki de farkındaydım ama günün sonunda bana kol kanat germesi her şeye değerdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Yirmili yaşlarımın başı, belki de hayatımın en güzel çağıydı. Bu yaşlarda aşk da başka olur derlerdi, onu ve bende bıraktığı bu hissi kaybedemezdim.
Sonuç her ne olursa olsun, Vural için savaşacaktım.
Bizim için, onunla gidebildiğim kadar uzun bir patika gidecektim.

Heh şöyle Sen vurula 2 adım git Vural dağa da deler
Ayn öyle mesle bir azıcık adım atman nazosum
Ekranda Vural’ ın fotoğrafına dalmış halde, derin düşüncelerle onu düşlerken birden adının kocaman harflerle belirmesi beni çok daha başka bir heyecana itti.
Vural arıyordu.
Nasıl konuşacaktım ki şimdi?

Bazen nazoşu kendime benzetiyorum aşk konusunda aynıyız sanirim
Çok normal cnm ilk zaman lar
Aramayı hızlıca yanıtlayıp telefonu kulağıma götürdüm. “Alo.” Elimi bağrıma götürdüm, sesi duyuldu. “Uyudun mu?” Çok sakindi, çok çok sakin, ilgili, özlem dolu… Abartmıyorum, hayır.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Hayır.” Dedi sakince. Hayır, uyumadım seni düşünüyorum… “İyi misin?” Diye devam etmesiyle başımı yukarıya kaldırdım. Nefesim heyecandan kesiliyordu, “İyiyim, sen iyi misin?”
Birkaç saniye duraksadı, ardından “İyiyim.” Deyince anladığımı belli ederek homurdandım. Ee dedim içimden. Ne olacak şimdi? Benim heyecandan ellerim titriyordu ne konuşabilirdik ki?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Kapıdakileri alır mısın?” Nasıl yani dedim içimden. Beni muhabbet etmek için aramamış mıydı?
Bir anlık dalgınlığımla hemen silkelenip kendime geldim. Ne göndermişti bilmiyorum, çok da merak ediyordum doğrusu. “Tamam, alırım.” Heyecandan neyi nasıl konuşacağımı bilemiyordum, bu sebeple onunla arama mesafe koyduğumu düşünmezdi, değil mi?
“İyi geceler Nazenin.” Kapatacak mıydı? Ben birden, onu kaybedeceğim korkusuyla “Vural.” Dedim. Heyecanlı söylemim onda bir merak uyandırmış olmalı? Ancak “Efendim güzelim?” Deyince içim yumuşacık oldu. Ben ne diyeceğimi bilemeden birden adını söylemiştim ki. Şimdi ona ne diyebilirdim? Başımı usulca omzuma yasladım. “Hiiç, ben, yani.”
Sanırım bunu anlamıştı. Yoksa bana telefonun bir ucundan gülümsüyor muydu? Onu tutuyor muydum. Biraz duraksayıp “Alaz vardı, yani sen giderken.” Diye devam ettim. Yoksa sana abi demek istemezdim. “Alınma olur mu?” Bunu içtenlikle söylediğim için son cümlemde yüzüm düşmüştü. Vural, aksine gülümsedi sanki. “Biliyorum güzelim, artık buna takılmıyorum. Hatta alıştım diyebilirim. Benim için sorun yok sen de sıkma canını.”
“Nasıl yani?” Dedim derin bir hüzünle. Anlamadım, kabul mü ediyordu? Yani başlamadan bitmiş miydi aramızdaki her şey?
“Hayır,” derken kendini savunur gibiydi sesi. “İnsanların yanında bana abi demene alıştım sadece. Yoksa bizde değişen bir durum söz konusu değil Nazenin. Bunu daha sonra yüz yüze konuşuruz, olur mu?” Tabi, zaten Vural konuşurken arkadan gelen seslerle de müsait olmadığını anlayabiliyordum. Muhtemelen bizi bırakıp o izbe yere geri dönmüştü.
Yine de tüm bunları sormak yerine onu daha fazla oyalamak istemedim ve aldığım cevabın hoşluğu ile usulca gülümsedim. “Tamam, iyi geceler.” Sesime yansımış olacak Vural’ ın da “İyi geceler,” Derken sesi hayli keyifliydi.
Telefonu kapatıp hızlıca oturduğum yerden kalktığımda Şafak üzerindeki havluyla odaya girdi. “Sıhhatler olsun Şafaak.” Minik saçlarından sular damlıyor, yüzü ışıldıyordu. Yatağıma yönelirken omzunun üzerinden bana döndü. “Sağol beybi, sen nereye?” Hemen gelecektim, kapı kulpunu tutarak ona mırıldandım. “Vural bir şeyler bıraktırmış kapıya.”
Alaz ve annenler duymasın diye parmak uçlarımla koridorun sonunda çelik kapıyı dikkatlice açtım. Kapının hemen önünde büyük bir karton poşet duruyordu, ilk bakışta ne olduğunu az çok anlasam da vakit kaybetmeden onu içeriye alıp geldiğimden daha fazla dikkatli bir şekilde odama döndüm.

Yorum kutucukları her paragrafın altındayken çok güzeldi ya da ben de mi yanlışlık var acaba
Ya ben de oyel oldu her paragraf ta önceki bölümlerde var sonlar doğur boyle oluyor ya
Düzeltin lütfen her paragraf arsi yorum daha güzel
Şafak üzerini giyiyordu, tişörtünü indirirken kaşları çatıldı. “O ne öyle?” Paketi yavaşça yere bıraktım, bu yeniden bağdaş kurmama neden olmuştu. “Yaa.” Dedim iç çekerken “Şafak,” Poşette iki kutu pizza, ayran, kola, limonata, patates kızartması vardı. “Ayyy, bunu da sana yollamış Şafaak.” Kremi çıkartıp ona göstererek kenara koydum.
Vural yiyecek bir şeyler göndermişti. Şafak’ a baktığımda güzünde güzel bir ifade olması beni daha da mutlu etti. Elim kutuların üzerinde, “Çok sıcak ama hala.” Diye iç çektim. Hemen getirmişlerdi belli ki. Şafak, yüzündeki gururlu mutlulukla döner sandalyeme oturunca ben ayaklandım.
“Hemen bir duş alıp geliyorum. Çekmecemden çorap al giy üşüme.” O benden daha açtı ve ayrıca burada hasta olmasını istemezdim. Şafak başını sallayıp telefona uzanırken “Tamam ben hallederim sen koş duşa.” odadan hızlı ve sessizce çıktım.

Abi benim kriterleri arşa cıkardi bunlar
Kısa süre içerisinde hızlı bir duşun ardından aynı sessizlikle odama girmiş, ardımda kalan kapının kilidini çevirmiştim. Dolabımın önüne doğru geçerken Şafak uzandığı yerden beni izliyordu. “Ben çok yorulmuşum Naz.” Sıcak suya girince ben de ne kadar yorgun olduğumu fark ettim aslında ama şu an daha iyiydim.
Başımı sallarken kendime hızlıca bir pijama takımı çıkarttım. “Ben de Şafak. Yiyelim de uyuruz hemen.” Şafak uzandığı yerde oturur hale geldi. “Olmaz öyle, uykunu aç konuşacaklarımız var. Kahve falan içeriz.” Elbette, Şafak isterse bunun için kendime gelebilirdim.
Ona gülümseyip “Tamam, sen yeter ki konuşalım de.” İç çamaşır çekmecemden bu defa pembe bir takım daha çıkartınca Şafak “Nazenin?” Dedi merakla.
Çekmeceyi kapatıp ona döndüm, “Efendim aşkım?” Başını yana eğdi, gülüyordu. “Senin ne güzel sutyenlerin var lan öyle.” Evet, bu seriyi yeni bulup almıştım ama Şafak’ ın tepkisi beni utandırmıştı. Başımı, adını söyleyerek yana eğdim. “Çok güzeller, değil mi?” Ben severdim böyle çiçekli, hafif tüllü şeyleri.
“Eveet,” dedi yerinden kalkıp yerde bağdaş kurarken. “Çok tatlılar beğendim. Hadi acele et ama açım ben.” Ben de acıkmıştım ona hak veriyordum, saat gecenin üçüydü akşam yemeğinin üzerinden saatler geçmişti.
“Sen hala siyah mı?” Dedim çamaşırımı giyerken. O bana limonata dolduruyordu. Şafak limonata sevdiğimi zaten biliyordu ve görünüşe göre, yanında sadece bir kere tercih etmeme rağmen Vural’ da öğrenmişti.

Vaaay nazoş az zilli değil ha
Bizm Nazo da az değil ha
Vural şanslı sin he
Şafak gülümsedim “Delikanlı adam başka renk takmaz beybi.” Limonatayı yerine bırakıp bana dönünce göz göze geldik, benim bakışlarıma hitaben “Şaka şaka.” Dedi öyle bir. “Pembeye kırmızıya geçiyoruz yavaş yavaş. Senin kadar renkli olamasak da.” Ben, yanlış bir şey telaffuz etmek istemiyordum ama artık Şafak’ ın da kendini kız gibi hissetmesini istiyordum.
Biliyorum yönelimi kadınlar değildi ve yine biliyorum ki saçını erkekler gibi kestirip siyah giyinince erkek olunmuyordu.
Bornozu üzerimden çıkartıp sutyenimi taktım. Bu sırada “O halde sana da benimkilerden alalım biraz.” Diyordum. Kendine kola dolduruyordu bu defa da. Bana bakmadan “Cık.” Dedi sakince. “Ben sevmem öyle çiçekli güpürlü falan.” Severdi, Şafak çoğu konuda benden daha bilgili olabilirdi ama ben ondan daha romantiktim. Böyle konularda, insanların değişebileceği yönünde net fikirlerim vardı.
Biz sadelikten yanayız nazosum
Leventle olurlar bence
Saçlarımı havluya sararak karşısına oturdum. “Sen ne zaman hayatına birini alacaksın Şafak?” Yavaşça bana baktı, “Konu ne zaman bana geldi?” Bir sıra mı vardı ki? O pizzanın mayonezli tarafını uzatıp gözlerimi devirdim. “Konu hep sen olabilirsin Şafak. Kendini böyle kapatma.” Kaşları daha da çatıldı, ancak buna aldırış etmiyordu pizzadan bir ısırık aldı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Yok, konu sütyenden benim aşk hayatıma nasıl geldi onu soruyorum ben.” Ay tabi böyleyse keyiflendim. Kendime bir dilim aldım. “Renkli sütyen benceee.” Deyip duraksadım. Bunu nasıl anlatacaktım ki, ben tam söze girecekken Şafak gözlerini devirdi. “Renkli seks hayatı demek falan mı?” Öyle de denmez. Ofladım, “Hayır, cıvıl cıvıl kız demek.” Yine tam anlatamamıştım ama Şafak bu defa gülümsemişti. “Bence de, ama ben cıvıl cıvıl değilim. Her neyse. Pizza güzel, nereden bu saatte?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Evet pizza gerçekten güzeldi. Limonatamdan bir yudum aldım “Evet, Vural’ ın bir tanıdığı yapıyormuş geçen gün yedik ben de çok sevmiştim.” Onlarda kaldığım gün. Şafak beni onaylarken “Sana bir şey anlatmam lazım Naz, daha fazla saklayamıyorum.” Diye devam etti.
“Bu aramızda kalacak.” Elbette. Şafak’ ı izlerken yavaşlamıştım. Bir an duraksayıp bana baktı. “Ben,” dedi ağzında son kalan lokmayı yutarken. Sonra devam etti. “Ben Levent’ i çok önceden tanıyorum.”

Evlenip boşandılar mı acaba
Aha Yeni çift yükleniyor
Nasıl yani?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVural’ ın arkadaşı olan Levent mi? Polis olan?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDurum iyice dikkatimi çekince yüzümdeki gerginliği saklayamadan şaşkın bir “Nasıl yani?” Dedim. Konu neydi, Levent’ i ne olarak tanıyordu ki?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak başını salladığında benden daha gergin görünüyordu. “Biliyorum Vural’ ı konuşacağız ama bunu sana şimdi anlatmam lazım. Daha fazla saklamak istemiyorum. Daha doğrusu, senden hiçbir şeyimi saklamadım, bunu da saklamak istemiyorum Nazenin.” B
O böyle söyleyince ben daha çok merak ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı salladım sadece, meraklı bakışlarım üzerindeyken yalnızca onu izliyrdum.
“Bu geceden sonra sen onu görecektin ve ben gece eve gelip sana anlatacaktım. Ama biliyorsun ki, işler karıştı.
“Tamam, olsun Şafak hiç önemli değil. Ben dinliyorum seni.” Yeter ki bir an evvel anlatsın istiyordum.
“Ben, Levent için izliyorum İz’ i. Yani Vural’ ı. Onu görebilme umuduyla.” Dudaklarım aralandı, bir elimi dudaklarıma örterken şaşkınca soludum. “Nasıl, aşık mısın ona?” Bu, Şafak için harika bir durumdu. Levent’ de ona aşık olursa eğer; ki olurdu…
Duraksadı, önüne bakıyordu. “Bilmiyorum, ama bazen görmek istiyorum onu.” Nasıl bazen?
Başımı eğip yüzüne daha dikkatli baktım. Pembe dudaklarını kemiriyor, gözlerinin daldığı yerden ayrılmıyordu.
“Kafes dövüşlerini sevdiğim doğru, İz’ i de seviyorum bu arada. Ama Levent’ i, iki sene önce Maltepe’ de yine buna benzer bir deponun önünde sigarasını içerken gördüm. O gün, eski bir arkadaşımla ilk defa gitmiştim bende. Uğur, bilirsin. Görüşmüyoruz şimdi. Her neyse, orada gördüm işte, kapıdaydı. Ben onu görünce dondum kaldım, içimden sıcak bir şeyler aktı gitti. Ama sonra, onu birdaha hiç göremedim, gelmiyordu, adını bilmiyorum, yaşını bilmiyorum. Belki evli, belki nişanlı, belki sevgilisi var. Onu da bilmiyorum, hala. Ama, öyle işte.”

Yani ASİKKKK
Şafak…
Bu durumu romantize etmek istemezdim ama bence çok hoş bir hikayeydi. Onu tanıyordum, daha evvel bir erkeği sevdiğine dahi şahit olmamıştım.
Biri hariç, onda da hala emin değildim bazı şeylerden.
“Buraya da onun için mi geldin?” Dedim usulca. Başını eğdi, sallar gibi oldu. “Yani, bir senin için geldim. Bir de, onu görebilme ihtimali ile.” Bu bana göre muazzam bur hiakyeydi. Şafak’ ın bu gece yumusak tarafı gündemdeydi ve anlattıklarına bakarsak ona büyük bir coşkuyla sarıldım. “Bu çok güzel bir haber.” Başını salladı alayla “Yaa, sorma. Adam bireder dedi ya. Sen o kadar bekle, gel falan. Neyse.”

Abi asssiri kirici
Lan Levent
Bu kız senin için
Geç gündüz çalışsın izin alsın
Sen gel birader de
Olmadı bu
Kolunu tutup onu sarstım, keyifliydim bunu yok sayamazdım yüzüne baka baka “Ya o senin yüzünü görmediği için.” Dediğimde Şafak’ ı biraz olsun gülümsetmiştim. “Her neyse.” Dediğinde hızlıca devam ettim. “Hem bak, bulduk. Levent, Vural’ ın çok çok yakın arkadaşı bence ben adını birkaç kere duymuştum. Şimdi ona çok daha yakınsın Şafak, hayal edebiliyor musun? Sürekli buluşmak için bahaneniz olur.” Ben de bunun için elimden geleni yapardım, her şeyin çok daha kolay ve erişilebilir olduğuna dair inancım vardı.
Şafak sadece başını salladı bana. Tüm bu olanlara, olacaklara inancı var mıydı bilmiyorum ancak onu biraz olsun gülümsetmiştim. Pizzasına yönelip bana döndü usulca, “Neyse, hadi anlat artık şu Vural’ ı.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap☁️
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Titreyen telefonun parkede bıraktığı o koca cızırtı Şafak’ ı öfkelendirmiş olacak, birden uzanıp telefonu aldı. Benim telefonumdu, onun aksine telefona uzanacak kadar kendimde değildim, öyle ki tüm bu rahatsız edici ses yığını arasında homurdanarak soluma dönüp battaniyeyi başıma kadar çektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Efendim.” Şafak’ ın sesi çok yorgun ve ilk anda fark edilecek kadar uykulu geliyordu. Arayan her kimse, umarım bunu anlar ve aramayı hemen sonlandırırdı. Şafak güçlükle mırıldanmaya devam ettim “Biz sabahladık, uyuyoruz.” Ses daha sonra kesildi, çıkan sesten de telefonun yeniden zemine bırakıldığını, daha doğrusu kısa mesafeden elinden düştüğünü anladım.
Ona kimin aradığını soramayacaktım. Buna aldırış etmeden gözlerimi yeniden o derin uykuya kapattığımda Şafak açıkta kalan bacağımı battaniyeye sarıyordu. Farkında değildim, üşümüyordum da ama kapanınca gelen sıcaklık hissi hoştu. Daha sonra Şafak duruldu, benim aklım bulandı derken o derin uykuda kendime yeniden bir yer edindim.
Karanlık bir ormandaydım.
Sonsuz bir yolun sonunda ufak bir zifiri beni kendine çekiyor ancak yol yürümekle bir türlü tükenmiyordu. Koşamıyordum da, adımlarımın biri diğerinden hep daha fazla yorgundu. Sanki beni zamanda tutan güçlü bir ip bacaklarımda, bir ip boğazımda beni ileriye sürgün eden gizemli bir güce tama olmuştum.
Etrafıma baktım, burası patika değildi; gündüz değil geceydi. Gece de değil, gök yüzünde ay dahi yoktu. Bir cılız ışık, ıssız bir sis, gölgesi yere inen koca koca ağaçlar vardı. Yıldızlar yoktu, biri gök yüzünden yıldızları indirmişti sanki.
Sonra birden gök yarıldı, geceye is bulandı, hava esmeye başladı, sarı saçlarım boynuma dolandı. Beni titreten asi bir korkuyla arkamı döndüğümde var olduğum yerin olduğundan daha karmaşık olduğunu gördüm.
Ardım, o kadar karanlıktı ki arkam önüme serili yoldan çok daha korkunçtu. Beni bir karanlık, ucu olmayan başka bir karanlığa itiyordu. Koşmaya başladım, koşamıyordum. Sanki bir zincir vurulu acıyan ayaklarım bilakis beni geri geri gitmeye niyetliydi. Başımı eğdim, bu zoraki itişte sızlayan ayaklarıma baktım, ayaklarıma bulaşan bir sürü fareyi aynı anda etimi kemirirken gördüm.
Gözlerimi birden araladığımda dudaklarımdan güçlü bir çığlık dökülüyordu. Ne zamandır, avazım çıktığı kadar bağırıyordum bilmiyorum ama kabus gördüğümü fark ettiğim an çığlığım şiddetli ağlamaya dönüştü ve kaçar gibi doğrulup yatakta oturur hale geldim. Titriyordum ve o tiksindirici his hala ayaklarımdaydı sanki, dizlerimi kırıp bir hışım ayaklarıma dokundum.
Nefes nefeseydim. Sağıma döndüm, yanımda Şafak yoktu, elimi bağrıma götürdüm, kalbim avucumda çarpıyordu.
O saniyelerde kapı birden açılmış, “Nazenin!” Şafak, adımı korku eşliğinde dile getirirken çoktan yanıma oturmuştu. Sabah burada uyumuştuk ancak belli ki benden çok daha evvel uyanmıştı.
Bana sarılmak üzere olduğunda ağlamam şiddetlendi ancak aynı saniyelerde hem zile basılıp hem de kapı kırılacakmış gibi yumruklanınca Şafak ne yapacağını bilemeden yerinden kalktı. “Geliyorum hemen, sakin ol.” Koşarak çıktı, dizlerimi kendime çekip kollarımı kendime sardım.

Kocişim geldi
Geliyor senin ki sakın ol nazo
Şahin ol bebeğim kocamız geldi
Sabah olmuş, belki de yeniden akşam olmak üzereydi. Yoksa gökyüzündeki bu kasvetli hava gördüğüm kabusun yansıması olamazdı, değil mi?
Odamın kapısı çok kısa sürede birden açıldığında hıçkırdığım için o tarafa bakamıyordum ama Vural’ ın o tok sesiyle “Ne oldu!” Deyişini duydum. O da soluk soluğaydı, başımı avuçlarımdan kaldırmama fırsat kalmadan yatağa oturarak beni kendine çekti.

Ayyyy içim bir hoş
“Ne oldu!” Dedi, bu defa sesi daha da yükselmişti. Kalbinin çarpıntısını hissediyordum ancak ağlamaktan konuşamıyordum. “Kabus gördü.” Dedi Şafak sakince. “Arada görüyor, ben içerideyim.” Kapının kapanma sesi geldiğinde Vural saçlarıma dokunuyordu.
Sesimi mi duymuştu?

Hemen de gelmiş
Ne garip; bir buğday boyu ilerlemeye vaktimizin olmadığı ilişkimizde her tufanı Vural’ la karşılıyordum. Her kötü başlayan hikayenin sonu onun beni sarmasıyla son buluyordu.
Vural, beni tüm kollarını ve yüreğini açar gibi bağrına bastırmış yerimi yönümü kendine kapatarak güvene almıştı sanki. Onun bu koca yüreği, güçlü kolları arasında ağlayışımın şiddetlenmesine mani olamadan kollarımı bağrımda birleştirdim. Ben kendime sarılıyordum, Vural bana sarılıyordu. “Nazenin, geçti güzelim. Tamaam, bak ben buradayım. Anlat hadi ne gördün?” Başımı salladım, evet biliyorum. Sanırım bu yüzden, en azından ben tüm gardımı indirmiş göz yaşlarımla ona sığınıyordum.

Hazan'ın kabusları gibi
Bak gelidi ilacın sakın ol
Kollarımı kaldırıp boynuna “Vural.” Diyerek sarıldığımda dudaklarının darbesi saçlarımı okşadı. “Efendim güzelim?” Şimdi, ona sarılırken kendimi çok daha iyi hissediyordum. Tek elimle uzanıp gözlerimi silmeye başladım, bir yandan da ona bir şeyler anlatmaya çalışıyordum. “Çok kötüydü, çok karanlıktı her yer. Bir ormandaydım, bir sürü fare gördüm.” Başım avcunda, göğüslerim hala inip kalkıyordu ve ter içindeki bağrımla ona sıkı sıkıya sarılmıştım.
“Kıyamam sana ben,” dedi başımı tekrar öperken “Geçti, korkma bak ben varım.” Hafif geri çekildi, kızarmış yüzümü avuçlarına aldı. Gözlerimin içine baka baka “Ben varken sana kimse bir şey yapamaz.” Diye fısıldayınca alt dudağım sarktı, gözlerimi kapatıp ona tekrar sıkıca sarıldım.
“Vural, biliyorum. İyi ki geldi.” Başımı göğsüne yaslayıp cama doğru döndüğümde açık olduğunu fark ettim. “Sesimi mi duydun?” Dedim usulca, üzerinde bu defa beyaz gömleği vardı işe mi gidiyordu acaba?

Nasıl bağırdıysa kız
Nazoya kim büyü yaptı ya
Kolumu sıvazladı, pijamam uzun kollu olduğu için üşümüyordum ama Vural beni ısıtmak ister gibi sarmıştı. Derin bir nefes aldı “Evet güzelim.” Derken “Uyuyordum, iki saat önce geldim.” Ben uyandırmıştım yani, başımı hafif kaldırmadan önce burnumu çektim “Uyumadın mı hiç?” Eli yüzüme indi, kuruyan göz yaşlarımın üzerinden geçiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Gözleri gözlerimde, kalbim hızla çarpıyordu. Çok değil, henüz ilk andan onunla bir ömür böyle kalabileceğini fark ettim. “Uyumadım,” dedi sakinliğini koruyarak. Ardından boynuma yapışan sarı saçlarıma uzandı. “Senden sonra işlerim vardı onları hallettim üzerimi değiştirip şirkete gittim. Sonra geldim.” Onun için hem yorucu, hem de yoğun bir gündü demek ki.
Saçlarım boynumdan kurtulduğunda koluna tutunup başımı bir kedinin sahibine sürtünmesi gibi hareketlendirdim. “Sonra da ben uyandırdım.”
Başını eğdi, alnını bana yasladı “Sadece sen uyandırsan keşke.” Ona bakmak isteyip başımı kaldırdığımda yüzü daha yumuşaktı. “Tabi böyle değil. Daha iyi misin?” Hafif geri çekilirken başımı evet anlamında salladım. Pijamanın yakası epey açıktı ve bağrımın teri Vural’ ın gömleğine geçmişti. Önce kendi bağrıma, ardından Vural’ ın bağrına dokundum.
“Çok terlemişim.”
“Olsun.” Dedi elimi tutup. Keyifsiz, diken üstü görünüyordu. Yeniden ona yaslandığımda beni kendinde tuttu, elimi boşta kalan kısma koydum. “Gidip uyu hadi Vural, uykusuz kalma.”
“Saat dört Nazenin. Sen gece uyumadın mı hiç?” O kadar olmuş muydu? Başımı iki yana salladım. “Sabah sekizde yattık biz.”
“Anladım.” Dedi pijamanın önünü çekip bağrımı tamamen kapatırken. O ana kadar göğüslerimin biraz göründüğünün de farkında değildim. “Terlemişsin üşüme. Daha fazla da uyuma. Hadi güzel bir duş al kendine gel.” Alnıma inen saçlarımı sol eliyle kulağımın arkasına itip başımı öptü. “Bir şeyler iç, kendine iyi bak tamam mı Sonra konuşuruz zaten bunları.” Çok fazla sakin, özellikle dün rast geldiğim karakterine göre çok yumuşaktı ve benimle bu şekilde ilgili olması çok ama çok özeldi.

Serdar 2
Başımı sallayarak “Tamam.” Dedim. “Sende uyu, dinlen. Uyumamışsın hiç.” Konuşma esnasında ondan yavaşça ayrıldığım için Vural başını salladı ve kalkıp giderek önce camı kapattı. Ardında bana döndüğünde ona elimin uzatmak istedim fakat buna gerek kalmadan Vural eğilip beni tekrar öptü. “Bir şey olursa buradayım, alt kattayım. Tamam mı?” Meğer insanın sevdiğinin bu kadar yakınında olması ne kadar eşsiz bir histi. Bir an, kim bilir aynı evde yaşasak nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim. Zihnimim kurduğu o saniyelik oyunların yansıması gibi, ona gülümseyip başımı salladığımdan benden ayrılmış odadan yavaşça çıkıyordu.
Ay bu erkek karakterleri
Büyülü mu ne
Üşümez ler
Uyumazlar
Herşeyi hal ederim
Jsjsjs
Vural’ ın kapattığı kapıyı birkaç saniye sonra Şafak açınca ona usulca baktım. Neler olduğu konusunda illa ki bir fikri vardı bence.
Yanıma oturup elimi tuttu. “İyi misin? Sabah da uyurken sıçrayıp durdun.” Bazen oluyordu, omuzlarım düştü. Şafak bana sarılınca başımı omzuna koydum. “Bu defa çok korkunçtu, ilk defa çığlık attım.” Hepsi korkunç oluyordu evet ama bu ilkti. Daha önce böylesini yaşamış olsaydım ve çığlığım bugün olduğu gibi evde duyulsaydı çoktan babamın elini tutmuş, doktor doktor geziyordum.
Neyse ki bugün evde değillerdi.
“Sen duşa gir. Ben bakacağım ne yapabiliriz diye.” Daha önce Şafak bunu çok araştırmıştı, öyle ki okulumun ilk yılı beni Isparta’ da psikoloğa dahi götürmüştü ama bir işe yaramamıştı. Sonuç; mutlu bir çocukluğum vardı.
Olmayacağını bildiğimden, derin bir iç çektim.
“Babaannen haklı galiba.” Şafak bana öylece baktığında ona daha uzun bir açıklama yapmam gerektiğinin farkındaydım. Konuşmaya başlamadan hemen evvel dudaklarımı ıslattım. “Kadın ve erkek ruhları birbiriyle tamamlanırmış. Bazı ruhlar ise bir erkeğe daha fazla ihtiyaç duyarmış. Erkek yaklaşmayan bedene de kötü ruhlar eşlik edermiş. Böyle rahatsız ederlermiş.” Anlattıklarımı Şafak da biliyordu, babaannesi geçen yıl, yine kabus gördüğüm bir gecenin sabahında küpeli çiçeklerinin açma zamanı köyde anlatmıştı bize. Şafak unutmuştur muhakkak, ancak benim ilgimi çekmiş ve o gün bu gündür ara ara aklıma gelmeyi başarmıştı.
Şafak durdu durdu durdu. “Benim babaannem deli Hazan.” Dedi. Değildi, mübalağa yapıyordu, ciddi olup olmadığımı kontrol ediyordu. Biçimli kaşları daha da çatıldı, ki bu beni rahatsız ediyordu. “O zaman evli olmayan herkes-“ sözünü böldüm birden “Hayır, öyle değil. Evlilik de bu yüzden varmış, yani tamamlanmak için. Ama ister evlilik olsun, ister sevgililik, dost hayatıı. Bu fark etmez yeter ki bir erkek bedeniyle kadın bedeni; yani ruhları bir arada dursun.” Babaannesi o gün bunu çok güzel anlatmıştı, benim anlayacağım şekilde anlatmıştı Şafak o gün de oflayıp durmuştu zaten.

Büyü yapılmış olabilir mi
Bizim kıza kim büyü yaptı ya
Vallahi
Bakalım bu olayın altında ne çıkacak
Bu Vural da serdar gibi ermiş ola bilir mi
Sksksjsj
Serdar tatlım bi bak buraya lütfen
Elini ne var der gibi kaldırıp yüzüme baktığında yine anlaşamayacağımızı fark ettim. “Ya sen bu saçmalığa inanıyor musun gözünü seveyim. Babaannemin seni bu kadar etkilemesine mi şaşırayım yoksa senin buna inanmana mı Naz? Baban duysa…” Okumuş bilgili adam diyordu yani. Oysa bunun onunla ne ilgisi vardı? Gözlerimi devirdim, Şafak alelade bir nefes verdi. “Tamam, öyleyse konu halloldu. Vural’ ı verelim hemen koynuna, Hem ruhlarınız birleşiir, hem bedenleriniz birleşiiir. İki de çocuk yaparsınız oh mis gibi.”

++++10000000
Yes yes yes
Gözlerim daldı birden, ardından hoşuma giden sözlerle gülümsedim.
Etkileniyorum.
Hayali bile hayal ötesiydi.
Büyülü bir ana iç çekiyordum yalnızca. “Düşününce hiç fena değil. Hayali dahi iç kıpırdatıyor.” Omzuma vurup yerinden kalktı. “Coşma, kendine gel simberella.” Evet, normalde böyle biri olmadığımdan Şafak şaşırıyordu ama ben zaten ne zaman romantik bir film izlesem etkisinden iki gün çıkamıyordum. Demem o ki, ben kendime şaşırmıyordum hepsi midemdeki kelebeklerin etkisiydi…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak parmaklarını kısa saçları arasında gezdirip kapıya yasladı, “Naz çok terlisin, üşütüp hasta olma hadi bir duş al.” Elimde değildi ki, Vural daha ilk günden beni sürekli gülümsetiyordu. Ne olsa aklıma Vural geliyordu, Vural dedikçe içim kıpırdıyordu. “Hmm.” Dedim muzipçe, ardından sesli biç çektim, “Vural’ da öyle dedi.” Şafak yanıma yaklaştı, yatağa uzandı ve kollarını keyifle iki yana açtı “Vural değil, kocan kocan.”
Hayır, benimle alay etmiyordu görünüşe göre ciddiydi ve bu her ne kadar hoşuma gitse de başımı hüzünle baza başlığıma yasladım. “Daha resmen sevgili bile değiliz.” Tüm bu olayları konuşamamıştık bile.

O da olurrrt
Haklı kız şafak
Şafak iç çekince ona döndüm, tavana bakıyordu. “Ama birbirimizin her şeyiyiz. Çığlık seslerimize koşuyoruz sarılıyoruz öpüp kokluyoruz birbirimizi falan.” Ardından bana dönüp göz kırptığında ona Levent’ den söz etmek istedim ancak neşemizin yarım kalacağını bildiğimden konuyu hiç açmadım. Öte yandan, Şafak iç çekecek kadar haklıydı.
Yatağımdan kalkarak kapıya yönelmiştim, Şafak peşimden gelerek söylenmeye devam etti. “Sabah arayan babandı. İş çıkışı yemeğe gidecekmişiz.” Birlikte banyoya girdik, ben ona “Yaa, ne güzel.” Diye yanıt verip duşa girdiğimde o da zemine oturup bacaklarını uzattı.
“Ben de tatlı yaptım banana. Kıbrıs tatlısı, akşama yeriz.”
Sevinçle adını söylememin ardından keyfimi epey belli ettim. “Harikasın, ben de epeydir yemiyorum.” Şafak geldiğinden beri her şey harika ilerliyordu diyebilirim. Tek bir şey hariç. “Sen kremini sürdün mü Şafak? Yarana bakalım çıkınca.” Su sesinden dolayı biraz sesli konuşuyordum ancak onun da “Sürdüm sürdüm.” Dediğini duyabiliyordum. “Zaten ufak bir kesik, geçer iki güne.” Ben yine de, canının acımasına üzgündüm.
“O zaman duştan sonra kahve içip hazırlanalım Şafak.” En sevdiğim dönemlerdi, en sevdiğim aktiviteydi. Şafak vardı, ailem yanımdaydı, Vural’ la konuşabiliyorduk ve Alaz ortalarda yoktu…
“Sonra da sen neye gitmek istersen oraya gideriz.” Diye devam ederken saçlarımı köpürtmüştüm. “Olur, bakarız. Bir şeyler alırız hem.” Birlikte alışveriş yapma fikri gayet tabii ikimize de hoş gelebilirdi. Ben de Ege’ ye birkaç hediye almak istiyordum.
“Bu arada çamaşırlar yıkandı, kurutmaya attım çıkmadan alalım onları.” Ben ne kadar uyumuştum? “Şafak.” Dedim duşun kapısını hafif aralayıp “Neden her şeyi sen yaptın? Neden uğraştın aşk olsun?” Kendimi kötü hissediyordum, oysa Şafak bu konuda fazla umarsız görünüyordu.
“Kapat şunu da üşüme. Yaptım işte, normalde ben uyurdum kesintisiz on iki saat sen kalkardın erkenden ama bu defa sen uyudun. Yoruldun demek ki ne var, beni de uyku tutmadı. Ege’ le falan konuştum.” Benim güzel arkadaşım, bu konuda herkesten çok daha şanslıydım.
“Ege nasılmış? Çıkınca ben de arayayım konuşalım?” Ege çok tatlı bir çocuktu. Zekiydi, bilmiş bilmiş akıllı sözleri vardı ve bazen, Şafak’ ın kucağındayken biraz şımarabiliyordu. Onunla telefondan konuşmak yerine görüşmeyi tercih ederdim ancak şimdilik bununla iadere edebilirdim. Belmi daha sonra hafta sonu için ben giderdim.
“Keyfi yerindeydi. Bizden iyi paşam.” Az çok tahmin edebiliyordum. Halasıyla kaldığı için ona anlaşıp anlaşamadıklarını sordum ancak Şafak’ ın “Bütün gün sokata oyun oynuyormuş.” Diye söylenmesine bakarsak durum fena değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap☁️
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Anne.” Dedim sohbetin arasında, dilimde koca bir heyecan var desem yeriydi. “Efendim güzel kızım?” Her ne kadar tabağıyla ilgilense de havalanan kaşlarından ve ses tonundan dikkatlice beni dinlediğine emindim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Buraya gelmeden önce teyzem aradı beni. Mina’ yı gösterdi çok tatlı olmuş bir görseen.” Bugün akşam vakti, onu izlerken tüm derdim tasam gitmişti. Henüz sadece gülümsüyor ve bir de ayaklarını tekme atar gibi birbirine değdiriyordu ama olsun, bu benim onu sevmem için bile birçok sebep demekti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Annem mutlulukla bana döndüğünde babam elini sırtıma koyup gülümsedi “E biraz daha büyüsün, yazın gidersin yine görmeye kızım.” Çok isterdim. On, on iki aylık zamanları bana göre tam sevilecek vakitlerdi. Mutlulukla, beni izleyen anne ve babama döndüm “Giderim yine, değil mi yaa?” Çok güzel olurdu, Mina’ yı omzumda uyuturdum, onu bol bol öperdim, izlerdim, severdim…
“Gidersin tabi annem, neden gitmeyesin.” O halde Mina çabuk büyüsün, zaman da çok çabuk geçsin. Hatta öyle çabuk geçsin ki ben vakti geldiğinde bir bebek sevmek için sadece oda değiştireyim…
Gözlerim, masanın loş ışığına takılırken Vural dedim içimden. Acaba o da seviyor muydu çocukları? Günün birinde birlikte bir bebeğimiz olur muydu? Tüm bu hayallerden evvel, evlenir miydik Vural’ la? Biriyle evlenecek olursam bu muhakkak Vural olurdu zaten ancak şimdi düşüncesi dahi bir masal kahramanın prensine kavuşması kadar mucizeviydi.
Henüz sevgili bile değildik. Tüm bunları resmi bir dille konuşmayı çok istesem de henüz o vakti de bulamamıştık. Ancak ben ve o, bunun bilincindeydik. Biz birbirimize aittik, en azından ben ona ait olduğumu ruhumla hissediyordum.
Ben, Vural’ a ait olmak istiyordum.
Tüm bunları çok rahat uzun uzadıya düşünebiliyordum çünkü hem zihnimi kimse duymuyor, bilmiyor. Hem de Şafak anne ve babamın dikkatini üzerine çekmiş bambaşka bir konuyu konuşuyordu.
Vural…
Düşlerimin ve hislerimin arasında babam kolunu omzuma uzatıp “Öyle değil mi Nazenin?” Deyince yüzümü gözlerine çevirdim. “Hı? Efendim baba dalmışım da.”
“Diyorum ki Alaz’ la da pek anlaşamıyorlar ama şu birkaç gündür sorun yok sanki.” Konu ne zaman Alaz’ a gelmişti ki? Doğrusu tatsızdı. Çatalımı yavaşça tabağıma bıraktım. “Yani, evet bu ara sorunumuz yok. Gelmemesine ben de üzüldüm.” Herkes gibi, bu konuda ciddiyim her ne olursa olsun Alaz’ ı akşam yemeğinde bizimle olmasını, kendini eksik ya da yalnız hissetmesini istemezdim.
Ne yaşarsak yaşayalım içimde hala Alaz’ a karşı tükenmeyen o acıma hissi vardı.
Annemin hemen yanında oturan Şafak gülümsedi, “O kadar da üzülmeyin. Alaz’ ın keyfi yerinde, bakın.” Derken masada tuttuğu telefonu yavaşça bize uzattı. Bir kaç kişinin olduğu masada yemek yerken çekilmiş bir fotoğraftı. Annem, masada duran alkolü görünce iç çekti “Alaz, ah Alaz.” Umarım eve böyle gelmezdi. Babama baktığımda başını sabır diler gibi sola eğdi. “Umarım ağzıyla içiyordur, eve öyle gelmez.”
“Mehmet.” Dedi annem uyarıcı bir sesle. “Evde iki tane kız var Yasemin. Hadi Şafak gidecek, sakın yanlış anlama Şafak, başımızın üzerinde yerin var kızım konu bu değil. Ama Yasemin, ben daha sonra da kızımın evde bir sarhoş görmesini istemiyorum.” Ben babamı bile o şekilde görmemiştim. Alaz’ ı sarhoş görsem ne olurdu, ne hissederdim, korkar mıydım bilmiyorum ancak babamın gözle görülür endişesine hak veriyordum.
Alaz’ ı öyle görmeyi bende istemezdim.

Vural içiyor mu acaba
Haklı adam
Milletin evinde kalıyorsan
Adam aklı dur yerinde
Annem omzundaki ceketi düzeltti, saçlarını arkaya doğru savururken tüm sakinliğini belli bir düzeyde koruyordu “Alaz daha evvel böyle bir şey yapmadı hayatım.” Annem de kendince haklıydı. Babam, bizim aksimize bu konularda ki konu bensem; daha katı olabiliyordu.
“Bu gelmeyeceği anlamına gelmez.” dedi daha sakin bir tonda. Annemle tartışmak istemediğini görebiliyordum. Masada gerginlik çıksın istemediğimden başımı kısa bir an omzuma yaslayıp yeniden doğruldum. “Tamam babaa.” Bu kadar kötü olmamıza gerek yoktu, üzülüyordum. Ayrıca, annem ve babam alkole karşı insanlar değildi onları anlıyordum ve bence bu hususta tek korkuları bendim. Özellikle babamın, belki de Alaz’ ın sarhoşken bana asılmasından ya da beni rahatsız etmesinden endişeliydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnnem bana yöneldiğinde bakışlarından konunun değiştiğini anlayabiliyordum. “Bu arada Vural’ la konuştum bu akşam. Yarın ilaçlarını getirecekmiş, B12 vitaminin için iğne vermiş doktor. Haftada bir.” Öyle mi? Vural bana hiç söylememişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜstelik, ne zamandan beri benim problemlerimle Vural ilgileniyordu bilmiyorum ancak bu gayet tabii hoştu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Anneme henüz bir yanıt verememişken Şafak kaşlarını çatıp merakla “Vural kimdi?” Diye soludu. Sanki bilmiyordu, hafif gülümsedim ve benimle birlikte anneminde gülümsediğini fark ettim. “Alt kattaki komşumuzun oğlu. Çok iyiler Şafak, bak nasıl ilgileniyor abisi, sağ olsun.” Tüm bunları dile getirdiği vakit Şafak ile birbirlerine içtenlikle bakıyorlardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnnem daha sonra “Biraz daha küçük olsaydı.” diyerek bana bakınca, ben donup kaldım. Neyse ki babam “Yasemiin.” Diye araya girdi. “Vural, Nazenin’ in abisi. Yanlış şeyler söyleme.”
Evet, tabi.
“Anne.” Dedim birden bende. “Gerçekten.” Annem beni şoke etmişti. Başını yana eğip gözlerini yumdu “Yahu canım bende küçük olsaydı dedim zaten. Koskoca adam, olur mu öyle şey.” Babam aksini düşünürse beni asla yaklaştırmazdı Vural’ ın yanına. Bunu bile bile susamazdım, “Bence de, Vural benim abim anne onun da hayatında biri vardır belki. Söyleme böyle şeyler hoş olmuyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBabam gülümsedi, “Sevgilisi mi var?” haline bakarsak da keyifliydi.
Var dersem hiç şüphelenmezlerdi belki. Başımı yani der gibi eğdim “Bilmiyorum, bence var ve ailesi bilmiyor. O yüzden, siz de sakın belli etmeyin.” Bunu evvela Vural ile konuşmam gerekiyordu. Ona danışmadan var ya da yok diyemezdim ki. Vural kızardı belki de, kızar mıydı acaba? Oysa ben, kurduğum ilk cümlede bile bazı şeylerin planını yapmıştım onun için. Özellimle ailesi bilmiyor demiştim çünkü Firuze Teyze’ ler öğrenirse durumun büyümesinden endişeliydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“Vural iyi çocuk.” diye devam etti babam başını sallarken. “Yaşı da var, hadi hayırlısı.” Evet, elbette baba, elbette…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Şafak gerildiğimi fark etmiş olacak hafif bir öksürükle araya girdi “Öğrencilerin nasıl Mehmet Amca?” Babamın bu yaşıma kadar herhangi bir öğrencisi ile arasının kötü olduğuna şahit olmamıştım, ancak yine de ondan öğrencilerini dinlemek bana yer yer büyük bir merak ve heyecan katıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Babam mezesinden bir miktar alırken hayli mutlu görünüyordu. “Gayet iyiyiz Şafak, ergenlik döneminde oldukları için bazı erkek öğrenciler bazen farklı reaksiyon gösterebiliyor ama iyiyiz. Bilirsiniz işte, genç nesil.” Şafak’ da ben de anlıyorduk durumu. O gülümsedi. “Yine de çok eğlencelidirler.” Babam başını salladı “Evet evet öyle. Çok zekiler bir kere, güzel de espri yapıyorlar gülmüyorum dersem yalan söylemiş olurum.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne güzel, bazen bende özlüyorum lise dönemlerimi.” Gözleri masadece çok kısa duraksamıştı. Aklından neler geçiyordu kim bilir. Bana göre Şafak, her dönemi dolu dolu geçiren ve bunun tadını çıkartan bir kızdı. Her ne kadar yaşanmaması gerekenler yaşanmış, olmaması gerekenler olmuş olsa da…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak’ ın durgunlaştığımı yalnızca ben fark etmemiş olacağım annem araya girdi. “Ee, sen neler yapıyorsun Şafak baban ve Ege nasıl?”
Babam ve Şafak’ ın muhabbetine annemin de dahil olmasıyla masada duran telefonuma uzandım. Az evvelki konudan Vural’a söz etmeliydim çünkü olası bir aksaklıkta durumun kötüye gitmesini hiçbirimiz istemezdik.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Gönderen; Nazenin
Mesaj; Vural, ben müsait olunca konuşmamız lazım
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Bu masadan ne zaman kalkarız bilmiyorum ancak ona, annemlere bir sevgilisi olduğunu söylediğimi bilmeliydi.
Heyecan ve endişeme yenik düşerek ona bir cümle daha ilettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGönderen; Nazenin
Mesaj; Ben bir şey yaptım umarım kızmazsın
Umarım, bir şeylerin sorumlusu olmazdım ve ona sormadan aklıma uyarak hareket ettiğim için bana kızmazdı.
Ne yaptın kız
Görüldü,
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYazıyor…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTelefonu sohbet arasında dikkat çekmemek için tabağımın kenarına bıraktım.
Şafak o sırada, babası Haldun Amca’ nın bazı geceler eve sarhoş geldiğini ve Ege’ yi ağlattığını anlatıyordu. Dikkatimi onlara çevirdim, babam derin bir hüznün içindeydi. “Keşke.” Dedi derin bir nefes alıp. “Ege’ yi de alıp buraya yerleşsen, bizde kalsanız Şafak.” Söylenenlerin olmasını bende çok isterdim. Sadece, söylemek istediğim bunu düşünerek daha fazla üzülmek istemediğimdi. Çünkü Şafak tüm bunlarla baş edebiliyordu ancak benim üzüldüğümü gördükçe kendini çok daha kötü hissediyordu.
O, her anlamda benim gözümde çok güçlü bir kızdı. Öyle ki, tüm bu konunun özerine omuzlarını umarsızca hareket ettirebiliyordu. “Mehmet Amca çol sağ olun ama ben hallediyorum inanın. Hem okulum da Isparta’ da, buraya gelemem yani. Kaldı ki babamın öfkesini o zaman düşünemiyorum.” Kurduğu cümlenin sonunda bana dönünce ona gülümsemek zorunda kaldım.
Hayır ona acımıyordum.
Sadece, ona çokça üzülüyor ve tüm bu sorunlarla başa çıkabildiği için onunla gurur duyuyordum.
Bakışlarımız kısa süreli bir birleşim yaşadığı için telefona dönmem de kısa sürmüştü. Bu sırada annem Şafak’ a onun da bizim evimizden biri olduğundan, anne ve babamın kızları olduğundan söz ediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Gönderen; Vural
Mesaj; Konuşalım güzelim
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Gönderen; Vural
Mesaj; Kızmam, ne yaptın?
Vural…
Kızmaz mıydın sahiden bana?

Ya o sana kiyarmi sanıyorsun essek
Sana kıymaz ya
Onun san bakmasi bile yeter
Ona beklettiğim için önce hızlıca durumu açıklayan bir yanıt verdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Gönderen; Nazenin
Mesaj; Annemlerle yemekteyiz bir şey konuşuyorduk ondan dönemedim hemen
Ay nazik kibar kekim benim
Mesajı anında gördü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYazıyor…
Gönderen; Vural
Mesaj; Haberim var annen söylemişti
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Annemle bunu ne zaman konuşmuşlardı, hayret edilesi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
İş için sürekli iletişim halinde olduklarını bildiğim için üstelemedim.
Gönderen; Nazenin
Mesaj; Vural ben annemlere Vural’ ın sevgilisi var bence dedimm
Gönderen; Nazenin
Mesaj; Kesinlik vermedim ama bence dedim yani çevirebilirim konuyu da
Mesajlar iletildiği gibi okunuyordu. Muhtemelen ekran açık, beni bekliyordu. Anında da yazıyor ibaresi belirdi.
Bizm Nazo
Kıskanmıs
Gönderen; Vural
Mesaj; Çevirme balım.

Ayyyy demeeeee valla biseer oluyo bana
Gönderen; Vural
Mesaj; Doğru demişsin
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnlayamadım, bu sebeple kaşlarım çatılırken Vural’ dan bir açıklamak ister gibi parmaklarım ekranda hızlıca hareket etti.
Gönderen; Nazenin
Mesaj; Nasıl yani sevgilin mi var ki?

Bizim güncel aliklik
Ee sen varsın ya yavrum
Doğru demişsin ne demekti ki?
Gönderen; Vural
Mesaj; Haklısın, seninle bunu daha konuşamadık
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Gönderen; Vural
Mesaj; Yarın yüz yüze konuşuruz olur mu?
Konuş konuş Vural
Yarına kadar nasıl dayanacagım hakkında bir bilgin var mıydı acaba…
Tüm keyfim kaçmıştı, mesajları daha sonra Şafak’ a okutacağımı düşünerek ona yalnızca “Olur.” Yanıtını ilettim.
“Nazenin..” Babamın sesine döndüm, “Efendim babacım?” Telefonunu yavaşça yeniden masaya bıraktım ve bırakırken babama bir açıklama yapma gereğinde bulundum çünkü tam olarak imalı sesinin sebebi telefonum ile ilgilenmemdi. “Fotoğraf çekindik ya babacım, alanım dolmuş onu boşaltmaya çalışıyordum.” Bazen hazır cevap olabiliyordum, işe yaradığını ise babamın başını sallayıp “Sahi, fotoğları bana gönderir misin? Ben de paylaşacağım.” deyişiyle fark ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Babamın sosyal medyası yoktu, paylaşacağı yerde de Vural görecekti. Heyecanım sadece bu hususta dahi tazelenirken telefonu keyifle yeniden elime aldım. “Olur, atayım hemen.” Şafak ve benim en güzel çıktığımız pozu aramaya başladığımda kalbimin atışı heyecanlanımdan olsa gerek hızlanmıştı. Vural’ ait her hangi bir durum benimle alay eder gibi kalbimi böyle çarptırıyordu her defasında. Ondan gelen her ne varsa, ona gidecek her neyse..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKalbimin yersiz heyecanına yenik düştü şımarıklığım. Yemeğine devam eden babama usulca yaklaştım. “Bana ne zaman telefon alıyoruz peki babiş?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYenik düştüm diyorum, çünkü zannımca tatsız bir konuydu. Babam sakin sesiyle “Telefonunu daha geçen yıl aldık babacım.” deyince konuyu kendi içimde de sonsuza dek kapattım. Üstelik Şafak vardı ve o varken durumdan şikâyetçi olmak istemiyordum. Hem zaten, bu konuyu daha evvel de bir iki kez gündeme getirmiştim. Babama haksız diyemezdim ama bu telefonumu sevmiyordum. Geçen yıl alırken yapabilirim sandım, bu modele bir türlü alışamıyordum ve kamerası da beklediğimin aksiydi.
Bizim için kamera önemli
Annem’ in “Hemen geliyorum, Firuze arıyor.” Deyişi benim, “Attım baba.” sözlerimi örterken onun masadan kalkışını çok kısa bir an izledim. Bu sırada babam telefonu eline almış ve Şafak bana yönelmişti. “Durumda mı atıyırsun Mehmet Amca?” Aslında hiç huyu değildir. Babam başını sallayıp fotoğrafı incelerken gülümsedi. “Benim güzel kızlarım yazacağım şimdi altına da.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Yazdı da, babamın durumu oluşturmasını büyük bir sabır ve heyecanla izledikten sonra annem gelmiş, babam da hikayeyi tamamlamıştı. “Firuze Teyzen aradı, Ali’ yle yazlıktalarmış bizi çağırdılar.” Dikkatimi anında çekmişti. Vural’ da orada mıydı?
“Olur aslında. O şimdi şömineyi de yakmıştır.” Hale bakarsak babam keyiflenmişti ancak annem yine de bizim fikrimizi merak ediyordu. “Ne diyorsunuz kızlar, gidelim mi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak yüzüme sakinlikle bakınca kararı bana bıraktığını anladım. Vural olmayacaktı belki ama, omuzlarımı kaldırdım hafif “Olabilir aslında.” Vural’ ın var olduğu yerlerde, o olmadan dahi olmayı seviyordum sanırım. İzi kalan, eli değer her ortamda gönlüm kalabilirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
“O halde eve geçelim üzerimizi değiştirelim. Siz de biraz gezin annecim hem, alacaklarınız vardı daha sonra sizi de alır geçeriz.” Şimdi çok daha sinmişti içime. Şafak’ a baktığımda halinden memnun, tabağına devam ederken başını sallıyordu. “Tamam güzel olur. Bana uyar, hem sizinle de oturamamıştık.” Hem de Vural’ ı ailesini görmüş olurdu. Şafak’ ın düşüncelerini az çok anlayacak kadar tanıyordum onu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKonuyu “Tamam güzel olur evet.” Diyerek neticelendirdiğimde babam telefonuna uzandı, “Ben bir tatlı ayırtayım o zaman. Geçerken alırız.” Babam tatlı deyince biz Şafak ile birden göz göze geldik. Sözü ona bıraktım, “Mehmet Amca biz tatlı yapmıştık bugün. İsterseniz onu alın dolaptaydı.” Çok daha güzel olurdu ancak “Şafak yapmış ben uyurken.” Diyerek durumu düzelttim. Neden bana da bir pay biçiyordu ki, onun emeğiydi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBabam ve annem mutlulukla Şafak’ a baktılar. “Yaa öyle mi, ellerine sağlık Şafak kızım.” Onların bu hususta gösterdiği incelikleri seviyordum. Babam keyifle devam etti “O zaman evdeki kestaneleri alırız bizde. Çok güzel olur.” Sanki şu an masada değilmişiz gibi hayallere kapılması annemi gülümsetti. “Mehmet…”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ah, fotoğrafımı beğenenler varmış bakalım.” Başımı babama yaslayarak gözlerimle ekranı izledim. Vural sadece görmüştü, beğenenlerin arasında yalnızca akrabalarımız ve babamın bazı öğrencileri vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Nazenin, doyduysan biz kalkalım mı? Annenler gelene kadar bizim de işimiz biter.” Elbette, Şafak haklıydı. Sandalyemden asılan çantama ve beyaz montuma uzanırken onu hızlıca onayladım. “Evet evet, hadi gidelim biz.” Birlikte hazırlandık, kısa bir vedadan sonra Şafak’ ın koluna girdiğimde restorandan çıkmak üzereydik. Ona usulca soludum. “Sana bazı mesajlar okutacağım, Vural bir şeyler dedi ama ben tam anlayamadım.” Şafak keyifli sesiyle bana “Bence bu adam senin nöronlarını öldürdü. Sen bu kadar alık değildin.” Dediğinde bir an duraksamıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞafak haklıydı. Ben ne zamandır bu kadar hiçbir şeyi anlamayan saf bir kız olmuştum? Mesajlar aklımdan geçerken Şafak’ a sakin bir “Haklısın.” Dedim. Ben sadece, konu Vural olduğunda aptal bir kız olabiliyordum. Yoksa Vural’ ın sevgilisi vardı evet.
Vural’ ın sevgilisi bendim.

Günaydın askimmm
Herlde cnm seni seviyor
Hadi sevgili olun hadi
Jzmsmnz
Güno canım
☁️
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Ne oldu yoksa şafakta mı elinin tersinde
Şafak onu çerez gibi yer
Sjsjjsj
Hayır dir bir ilgi alak
Hangi dağda kurt öldü lan