Hazan Vakti
Bölüm 11
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“O zaman önce pastaya başlanacak, çünkü sos için kekin soğuması lazım. Birimiz keki çırparken diğerimiz sarma içine başlasın. Salatalar sabah olur zaten, böreği bilmiyoruummm, kurabiyeler en son artık.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElimdeki kağıda dikkatle bakıp karşımda, yemek masasında oturmuş Oktay’ la muhabbet eden Yeliz’ e gazel okuyordum ki gelmeye yanıtlara başımı kaldırdım.
Hafif yüksek sesimle uyarıcı bir tonda “Ya kime diyoruuuum!” Derken bakışlarımı çoktan kağıttaki listeden almış ve hâlâ birbirine bakarak bir şeyler konuşan ikilinin arasında hızla gezdirmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeliz, Oktay’ ın anlattığı askerlik anılarından herhangi birine gülmeye devam ederken mutfak kapısına ilerleyip kapı kasasına tutundum ve başımı karanlık hole doğru çıkarttım.
“Hatice Teyzeee.” Dedim seslenir bir tonda. “Ya bunlar kaytarıyorlar!.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSeslendikten hemen sonra eski yerime dönüp ellerimi belime koyarak gözlerimi kısık bir vaziyette karşımdaki ikiliyi yeniden izlerken Serdar yavaşça mutfak balkonundan mutfağa doğru bir adım attı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnu izlemek bir yana, hafif dönük sırtıyla balkon kapısını kapatışına ufak bir göz atmakla yetinirken kasılan sırtı özgürce bakabildiğim tek alan gibiydi. Zaten uzun olan boyu evin içindeki dar alandan mıdır bilmem ama bana daha da uzun gelirken topuklularımın olmayışı da cabasıydı. Aramızdaki boy farkı bana daha tatlı gelen bir halde artarken kapattığı kapıyla yeniden Yeliz’ e döndüm.
Serdar, ikiliden en uzak konuma, yani masanın çıkış tarafındaki başına geçip yavaşça bana doğru dönük olan sandalyeye oturduğunda benim aksime bakışlarını bir an bile çekmemişti üzerimden. Oturuşundaki dik duruşu ve bu kadar bariz bir şekilde izlenmemin verdiği gariplik tüm bedenime yayılırken bocalamamaya özen göstererek derin bir nefes aldım.
Sakinim.
Hesap sorar vaziyette duran belimdeki ellerle masanın diğer ucuna sahte bir sinirle bakıyorken aralık mutfak kapısının sonuna kadar açıldı.
Hafif soluk soluğa kalmış bir sesle “Geldim kızım geldim.” Diyen Hatice Teyze Serdar’ ın yanından içeriye girdi ve elindeki uzun ince oklavayı Oktay’ a doğru uzatıp ucuyla kolunu dürttü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kalk len eşşoğlusu.” Derken oldukça samimi görünen Hatice Teyze’ ye sırıtarak izliyordum ki Oktay’ ı dürten oklava yere inmişti.
“Ablama derim vallahi..” dedi. “Derim ki, benim yarın günüm var. Senin oğlun benim kızlardan birini almış kıstırmış mutfakta bize engel oluyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelimden keyifle indirdiğim ellerimle bu defa arkamdaki mutfak tezgahına doğru gerilerken hararetle konuşan Hatice Teyze benim aksime ikiliyi çoktan ayırmıştı.
Oktay oflayarak soludu.
“Amaaan teyzem ya..”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnun bu sitemli hali bana hiç cazip gelmezken görüş alanımdaki Serdar’ ın sakin bakışları annesi ve kuzeni arasında geziniyordu. Tabi bu arada Yeliz oturduğu yerden çoktan sessiz adımlarla kalkmış ve yanıma gelmişti.
Birkaç saniye sonra Hatice Teyze Oktay’ a söylene söylene elindeki oklavayı masaya bırakarak bize döndü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Evet kızlar nasıl başlıyoruz.” Derken ellerini nefes nefese beline koydu. Temizlik, yemek, çamaşır derken bu akşamdan beri sürekli bir koşuşturma içindeydi fakat tüm bunların içinde yarınki altın gününü de asla ertelemiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBize doğru ciddiyetle bir adım atıp ikimize teker teker bakarak “Bakın nispetliklerim de gelecek..” dedi. “Kurban olayım size kuzularım.” Derken ise yalvarır bir tondaydı.

Seninle kaynana gelin olabilirdik Hatice
Her şey çok farklı olabilirdi ben hatcikk
Bizi sen kaybettin be hatcik
Karşımda kıvranan kadına gülerek kendimi yavaşça arkamdaki tezgaha tamamen bırakırken on dakika evvel elime sıkıştırdığı listeye tekrar bakmaya başladım.
Gözlerim bu defa hızlı bir şekilde listede dolaşırken işaret ve orta parmağımı Yeliz’ e yönelttim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapCiddi bir sesle “Sarma içini sen yap.” Derken kendimi çoktan birkaç saat sürecek serüvene hazırlamıştım.
“Ama bu sefer içi kavuralım.”
Başımı yavaş yavaş sallarken gözlerim hâlâ kâğıttaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHatice Teyze aradığı gibi üzerimi değiştirmeden hemen önce tırnaklarımı kesmiğim için hiç gocunmadan “Kurabiyeleri ben hallederim.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu defa, o her zaman uzun ve ojeli olan tırnaklarımı bilen Hatice Teyze’ nin “Tırnak.” Demesiyle başımı eğdiğim listeden kaldırmadan “Kestiim.” Diyerek sağ elimi hafif yukarı kaldırdım.
Ah hatice vah hatice
Görsün diye yüzüne fazla yakın tuttuğum parmaklarımı tatlı tatlı hareketlendirirken “Afferin kızz sana.” Naralarına gülümsemeden edemedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Börek var birde.” Derken başımı kâğıttan almış bu defa Hatice Teyze’ ye bakmıştım. “Elde mi açacağız?”
Liste o kadar kalabalıktı ki şu an oturup börek açmak bana hiç de cazip gelmiyordu. Yoksa sorun değildi elbette. Başını sallayarak “Evet.” Diyen kadına başka zaman olsa bir şey demezdim ama şu an gözlerimi kısarak “Hazır yufkadan yapalım Hatice Teyze.” Demekten başka çarem yokmuş gibiydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDüşen yüzüyle “Olur mu ki öyle?” Deyişine gözlerimi hevesle yumup açarak “Geçen size getirdiğim böreği çok sevmiştin.” Dedim. Tabi o zamanlar şu an beni izleyen Serdar yoktu. Bende kendi kendime boş beleş yaşıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“O hazır yufkadandı. Ben bir sos yapıyorum ona, anlaşılmıyor hiç.” Derken tüm arzum oturup saçma bir şekilde börek açmamakken havalanan kaşlarıyla “Aaa. Bizde sen açtın sanmıştık.” Diyen kadının birkaç saniyede çoktan ikna oluşunu izliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHatice Teyze yüzüme bakarak “E yufka yok. Bu saatte nereden buluruz?” Dediğinde “Benim evde var.” Diye atıldım.
Ben üzerimdeki yükü atışıma sevinirken “Biz birazdan gider alırız.” Diyen Yeliz’ le Hatice Teyze çoktan ikna olmuştu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBörek meselesi böylelikle kapanırken mutfaktan çıkan Hatice Teyze’ nin ardından buzdolabına yönelen Yeliz “Kaç limon sıkıyoruz içe?” Deyince bilmeyip dudak büktüm. “İki falan.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“O limon niye ki? Üzerine sıkılmıyor muydu o?” Bu defa sesin geldiği yöne şaşkınca dönerken bu ikilinin neden hâla burada durduğunu aşırı merak edişimi kenara bırakarak Oktay’ a “Tadı daha güzel oluyor.” Diye cevap verdim.
Bana dönen bakışlarla fazla haşır neşir olmamayı seçip tekrar kağıda eğilirken devam ettim. “Öğren, ilerde lazım olur.”
Yeliz’ e sarma falan sararsın Oktay.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeliz sesli bir şekilde gülerek elindeki limonları tezgaha bıraktıktan sonra listeyi elimden çekip alınca gülerek göz gezdirdim.
Sağ elinin tersini çenesinin altına koydu.
“Aa tatlı çok fena.” Derken yüzüme baktı. “Bunu sen yapıyorsun değil mi?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı olumlu anlamda sallayarak alt dudağımı sarkıttığımda bant yüzünden hareketlerimin kısıtlanmış olduğunu bir kez daha fark ettim. Aslında çok da rahatsız edici değildi sanki. Henüz birkaç saat olmuştu fakat bu duruma şimdiden alışmış gibiydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇenemle ve hafif kaldırdığım kaşlarımla tezgahın sağ tarafını işaret edip “Bak, soğanlar orada.” dediğimde Yeliz işaret ettiğim yöne ilerlerken bende daha evvel tezgaha çıkarttığım dört yumurtaya yöneldim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDaha önce bu mutftakta bir şeyler yaptığım için çoğu şeyin yerini biliyor olmamla mutfak dolabının alt kapaklarına yönelerek bulduğum kek çırpma kabını tezgaha koydum.
Daha önce de dediğim gibi, ilk gün buraya sarma getirmemin tek amacı Serdar değildi. Yani benim yaptığımla o gün Melis’ in yaptığı şey arasında dağlar kadar fark varken kendimi en başından beri onunla kıyaslayamaya sokmayışım en temel nedeni de buydu aslında.
Melis’ in asıl amacı her nereden bakılırsa bakılsın Serdar’ a çıkarken onun aksine benimkini anlamak epey güçtü.
Zaten Servet Amca’ya da dediğim gibi, rekabet sevseydim esnaf olurdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTezgâha bıraktığım kaptan sonra üst taraftaki mikseri almak için bu defa bir adım geri gittiğimde mutfaktaki tek sesi ben ve Yeliz çıkartıyorduk. Açtığım ve bana yalnızca biraz yüksek gelen dolap kapaklarıyla parmak uçlarımın üzerinde yükselerek hafif yukarıya sıyrılan tişörtümü umursamadan yukarıya uzattığım tek elimle mikser kutusunu rahatça aldım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNe öyle boyum yetmeyecek, Serdar gelip mikseri verecek falan. Ya da sandalyeye çıkacağım. Malım ya ben hani, bu yüzden inerken düşecek gibi olacağım sonra Serdar tutacak kucağına alacak falan filan. Yook yaaa. Klişe miyiz biz burada? Adam gibi hayat yaşıyoruz.
Boyum da yetiyor.
Yetmezse alırım bir sandalye adam gibi çıkar aslanlar gibi de inerim. Aksine lüzum yok.

Jdjfbdisnissn olsun olsun klişe milise siz temas edin de gerisi bizi bağlamaz
Daha sonra seri hareketlerle kapta birleştirdiğim malzemeleri mikser yardımıyla çırpmaya başladığımda Yeliz doğradığı soğanları tavaya bırakmıştı.
Sırtımın Serdar’ a dönük olması ve kalçalarımı yalnızca bir miktar kapatan salaş tişörtümle her an izleniyor olduğumu bilmek bana bir süre sonra fazla garip gelmeye başlamıştı.
Oktay neyse de, Serdar’ ın neden hâlâ burada olduğu beni büyük bir meraka ittirirken dakikalardır çalıştırdığım mikseri kapattım.

Herkes kendi ekmeğinde
Seni çözmeye uğraşıyor
Mis gibi manzara niye durmasın ahahaha
“O nasıl bir mikserdir.” Dedi Oktay. Fakat daha çok kendi kendine söyleniyor gibiydi. “En son Suriye sınırında bu kadar sikildi kafam.”
Salak oktay
Oktay’ ın bu haline ben değil ama Yeliz gülerken tek kaşım havalanmıştı. Çünkü Oktay’ in küfürleri beni böyle bir ortamda rahatsız etmişti nedense.
Tamam, benim de ağzım çok bozuktu ama şu an bu, hele de mutfakta fazla eğreti gelen bir erkek sesinden böyle bi küfür duymak zorunda da değildim bence.
Arkamdaki ikiliye omzunum üzerinde dönerek kaçamak bir bakış attığımda Serdar oturduğu sandalyede başını Oktay’ a çevirmiş ve çattığı kaşlarıyla ona bakıyordu.
Hemen de anladı siyah dev
Onları izlediğimi fark etmediklerini görebiliyorken aynı zamanda Serdar’ ın Oktay’ a sessizce “Birde ben sikecem şimdi senin kafanı.” Diye mırıldandığını da duyabiliyordum.

Mfksnsisusuqn yaparsın sen inanıyoruz
Bayılıyo bu da sikmeye
Onun tüm bu haline, sessiz sedasız fakat bir o kadar da uyarıcı tonda Oktay’ a yönelmiş olmasına da bu defa ben gülerek önüme döndüğümde mutfak iyice sessizleşmişti.
Adam sikmeye meyilli, sikmekle derdi vardı.
Asksjsjsgsfakshs
Az evvel çırptığım pembe kapla arkamdaki masanın üzerindeki dikdörtgen borcama yöneldiğimde Serdar’ ın tam karşı çaprazında oturuyor oluşu beni istemsizce daha ciddi biri yapıyordu. Bu halimin tek sebebi onun tarafından izleniyor oluşumdu ve aksi bir hamleyle rezil olmayı asla istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTepeden yaptığım ev topuzunun rahatlığı vardı üzerimde. Keki borcama dikkatle dökerken malzemeleri aklımdan bir bir geçiriyor ve birkaç saat evvelden aşina olduğum Serdar’ ın kokusunu istemsizce çekiyordum ciğerlerime.
Gerile gerile oturduğu sandalyeden ve masanın üzerinde duran siyah telefonunda tam olarak buraya ait olduğu belliydi.
Bu akşam bu mutfaktan kolay kolay da gitmeyecek olduğunu anlayabiliyordum ki Yeliz iç çekip “Yağlı kağıt koymadın altınaaa.” Diyerek ortama ufak bir panik havası verdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElimde kahverengi karışıma bulanmış sıfatulayla önce tamamen borcama döktüğüm kek hamuruna, daha sonra yerimde dikleşerek panikle bana bakan Yeliz’ e bakarak gözlerimi kıstım. “Aynen.”
Sevdiceği izlerken insan heyecanlanır tabi
Benim aksime o oldukça panik bir halde “Ee ne olacak? Yapışır kalır oraya o.” Dediğinde omuz silkerek kabı iyice borcama sıyırmaya başladım.
“Çıkartmayacağız ki zaten.”
Cevabımla sessizleşen Yeliz’ e bakarak sıyırdığım kabı tutmaya devam ettim.
“Aşkım sütü dökeceğim ya çıkartmadan?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUzun uzun sorular sormak yerine önce “He.” Diyerek başını salladı. Daha sonra elindeki kaşığı tencerenin kenarına hafifçe vurdurup yapışan piriçlerin dökülmesini sağladı ve kaşığı tencerenin kenarına bakıp “Buna su katayım mı aşkım?” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBoşalan kabı tezgaha koymak için dönüp aynı zamanda cevap vermek için dudaklarımı aralamıştım ki Oktay arkadan ciddiyetle atladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ben nerden bileyim aşkım?”

Ya mal kdksnsisnsjsnajahshsh
Gerzek
Mal oktay
Bu defa şaşkına uğrayan Yeliz olurken ben başımı arkaya atıp gülerek sağ elimi bel oyuğuma koydum ve yavaş bir şaşkınlıkla yeniden o tarafa döndüm.
Gözlerim, anlamayan bakışlarla bize bakan Oktay’ a giderken gerilen dudaklarımda gülüşüm genişlemişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKaşlarımı çatarak manasızca ona baktığımda keyifliydim aslında.
“Sen asker olduğuna emin misin ya?”
Oktay bu defa bana bakıp “Nasıl yani?” derken söylediğimi anlamamış olmasına gülüşümü soldurmadan sağ tarafımda duran Yeliz’ e baktım. “Çok az koy aşkım.”
Aajahahahaj
Masadaki borcamı aldığımda ben hâlâ gülüp başımı istemsizce yana yatırırken Serdar Oktay’ a ciddi misin bakışı atıp “Sikimin malı..” diye mırıldandı.
Slsksnd d
Adam sikini seviyordu herhalde, yani sürekli dilinden düşmemesinin tek nedeni bu olmalıydı. Yoksa neden her fırsatta söze onunla girsin ki?
Hayır işin garibi ben Oktay’ ın küfrünün aksine bundan fazla da rahatsız olmuyordum.

E diyorum ya herkes kendi ekmeğinde
Serdar serdarrr
Siyah taytımla yere çökerek iki yanında tuttuğum borcamı yavaşça iki üç kez yere vurduğumda Oktay yeniden mırıldandı “O niye? Niye vurdun?”
“Sana ne oğlum, niyeyse niye.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHayır.
Oktay asla aptal bir çocuk değildi sadece keyifliyken şebeklik yapmayı seviyordu bence. Üstelik şimdi birde Yeliz’ de var diye ortamı yumuşatmak istiyor. Birde üzerine aramızdaki o küçük ama gereksiz gerginliği bu şekilde bitirmekti asıl amacı. Yani en azından ben böyle anlıyordum ve gayet de mantıklı geliyordu.
Aksini düşünürsek Oktay’ ı sevmezsem bu onları kötü etkiler diye de düşünüyor olabilirdi. Çünkü Yeliz’ le olan samimiyetimin o da farkındaydı.
Bu yüzden sakin bir tonda keki bir iki kere daha halının üzerine vurup “Uzun uzun anlatmayayım. Ama daha iyi oluyor.” Diyerek cevap verdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSonra dizlerimin üzerinde tekrar ayağa kalktım ve borcamı buzdolanının yanındaki fırına yerleştirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hmm.” Diye ses çıkarttı Yeliz. “Baya efso olduu.” Derken elindeki iç dolu kaşığı bana uzatırken kapattığım fırın kapağıyla ağzımı hafif açmadan hemen önce mırıldandım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yara bandına gelmesin dikkat et.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşını sallayarak uzattı içi ağzımın içinde birkaç çiğnemede tadına vardığımda “hıı” diyerek onaylarcasına başımı salladım.
“Aynen çok güzel olmuş.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeliz sırıtarak elindeki kaşığı lavaboya attı.
“Ben sarmaya başlıyorum o zaman.”
Alık bu da
Lavabonun üzerindeki boş paketleri çöpe doldururken başımı sallayarak cevap verdim. “Sosları yapıp geliyorum bende.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeliz yaprakları ayarlarken Oktay masada titreyen telefonu alıp bana “Hazan bu senin telefonum mu?” Diye seslenirken ellerimi yıkıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArkamı dönerek elindeki telefona bakıp “Evet.” Dediğimdeyse Yeliz Oktay’ dan aldığı telefona bakıp çatık kaşlarıyla yanıma getirdi.
“Gizli numara.” Dediğinde Serdar’ ın ayağını diğerinin dizinden indirerek ciddi bir tavırla yerinde dikleştiğini görebiliyordum.

Sakin Ol aslan parçası
Kıskanç kobra
Aramayı yanıtladıktan sonra telefonu omzumla kulağımın sabitlerken sandalyede asılan havluyu ilerlemiş ve bu sayede Serdar’ a daha da yaklaşmıştım.
Adamla aramızda en fazla bir metrelik mesafe vardı.
Meraklı ya
“Efendim.” Dedim uzandığım havluyla ıslak ellerimi kurularken.
Fakat üzerinden geçen birkaç saniyenin sonunda gelmeyen sesle bu defa kaşlarım çatılırken meraklanmıştım. Yeniden “Alo?” Dediğimde karşı taraftan sadece bir hışırtı yükselince alt dudağımı dişlerimin arasına alarak yeniden sabırla soludum.
“Alo.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKuruladığım ellerimle havluyu yerine bırakıp telefonu sağ elimle tuttuğumda nihayet karşı taraftan “Abla.” cevabını duymuştum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArkamı dönerek gitmek değildi amacım. Bulunduğum ortamdan kaçmakla ilgili en ufak bir pürüzüm olmadığından tanıdık gelen sese “Efenim Tuğrul?” Diyerek yanıt verdim.
Sessizce beni izleyen üçlünün teker teker sebepleri varken beni en çok ilgilendiren kısım belliydi aslında. Kabul ve itiraf etmek gerekirse Serdar tarafından sürekli büyük bir ilgiyle izleniyor olmak hoşuma gitmiyor değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu defa kalın erkeksi sesi bir yana, tatlı bir telaşla “Ablaaa.” Diyen kuzenimle kaşlarımı çatarak telefonu kendimden uzaklaştırıp ekrana baktı.
Cidden gizliydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bir şey sormam lazım.” Derken telefonu yeniden kulağıma götürmüş ve masanın üzerindeki sürahinin duruşunu düzeltmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sor ablacım.” Serdar, abla lafını duyduğunda tuttuğunu bilemediğim nefesini tek solukta bırakarak yeniden arkasına yaslanmış ve bir ayağını diğerinin dizine atarak eski haline dönmüştü.
Aşkı ne yapicaksin

Bir keyiflendi adam ne yapsın
Bi gençleşti sanki
Rahatladı adam
“Abla Büşra diye bir kızla konuşuyorum bir süredir. Kız büyük ihtimal sizin buradaki sitede oturuyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİmayla “Yaa.” Diyerek gülümserken kaşlarım biraz sonra duyacaklarım için istemsiz bir merakla havalanmıştı.
Sol elimi tuttuğum sandalyeden alıp kırmızı ojelerimi incelerken Serdar beni izliyordu. “Ee başka ablacığım?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMerak ettiğim kısım beni ilgilendiren alanken böyle bir şeyi benimle paylaşıyor olması gururumu okşuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Abla bee, sizin evin adresini versen de bir çiçek yollasam kıza.” Dediğinde bunu bekliyormuşçasına sırıttım.

Satırların üstüne basılı tuttuğumuz zaman okuma moduna geçebiliyorum ama okuma modunda yorum yapamıyorum O yüzden kitabı bitirdikten sonra diğer uygulamadaki gibi zevkine vara vara okuyacağım sarı ekranda okumaya alışmışım çünkü
“Tamam tamam.” Derken başımı ufak hareketlerle sallayıp elindeki malzemelerle Oktay’ ın karşısına oturan Yeliz’ e baktım.
Sarma saracaktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapPişen ve yavaş yavaş kabarmaya başlayan keke ilerlerken “Söylüyorum yazacak mısın?” Diyerek devam etmiş birde üzerine sağımda oturan adama kaçamak bir bakış atmıştım. Fakat bana bakan gözleri buna engel olduğundan yalnızca siyah tişörtüyle yetinmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTuğrul’ un üstelemeden sevindiğini “Söyle abla ses kaydı alıyorum ben.” Derken keyifli çıkan sesinden anlayabiliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSırıttım.
“Kalkınma Mahallesi……. Ortahisar Trabzon.” Cümlem bittiğinde Tuğrul teşekkür edip kapatmaya yönelince tatlının sosu için tencereye döktüğüm sütle yeniden “Tuğrul.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTamam.
Ona her şekilde ablalık yapıyordum. Ki, sonuçta kuzendik ve bunun lafı dahi olmazdı. Ama gerek maddi gerekse manevi olarak sürekli yanında oluşum bir yana, ona kendimce doğru olan yolu da yer yer göstermem gerekiyordu.
En azından bence bunun usulü böyleydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu yüzden tencereyle ilgilenmeyi bırakarak arkam Serdar’ a ve diğerlerime dönük bir taziyette “Tüm bunları yapana kadar telefonunu gizliden çıkart da kızı adam gibi ara.” Dedim. “Sapık gibi çiçek yollama, kız ailesiyle papaz olmasın ablacım.” Tüm bu söylediklerimde haklılık payımın olduğuna adımdan daha çok eminken bana nasıl bir tepkiyle yanıt vereceğini merak ediyordum ki “Yaa.” Diyerek güldü.
“Ya abla süloya mı çektin? Ajan mısın nesin? Nereden anladın?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKesinlikle ajan değildim ama hiçbir kan bağımın olmadığı başkana bir nebze de olsa benzediğim kesindi.
Başkan şöyle bir yana dursun, şaşırmamıştım tüm bu olan bitene.
Topaklanmasın diye tek elimle karıştırdığım sosla beraber keyfim de yerine gelmişti. Gözlerimi kıstım. “E beni de gizliden aradın, tahmin ettim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hadi yaa.” Derken sesinin bozulmasından beni yanlışlıkla bu şekilde aradığını anlamıştım.
“Ne yapayım ben şimdi? Yollamayayım mı bir şey?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapCidden ne yapacağını bilmez sorusuna karşılık “Önce kızla konuş. Yollama bir şey.” Derken daha fazla uzatamadım muhabbeti. Baş başa olsak saatlerce konuşur akıl verirdim fakat şu an ne yeriydi ne de zamanı. Bu yüzden “Anladım abla.” Diyen kuzenime bir vakit ayırmam gerektiğini fark ederek soludum. “Ararım seni sonra. Öpüyorum hadi, teyzeme selam söyle.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSandığım gibi olmuştu. Beni daha fazla konuşturma gereği duymadan bu kısa ve ani vedama neşeli bir şekilde “Tamam ablam.” Demiş ve telefonu kapatmıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBende bununla beraber sosu çırpı yardımıyla daha hızlı karıştırmaya başlamıştım ki “Velede bak sen.” Diyen Yeliz’ le gözlerimi kısarak gülümsedim.
“Demek gizliden kız arıyormuş. Ne fenaa. Ablasına çekmiş.”
Yeliz kıkırdarken arkamı dönmeden tenceredeki kakaolu karışıma bakarak sol elimi belime koydum ve karıştırmaya devam ederken sırıttım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Zekâ konusunda Sena’ yla ters orantıdalar maalesef. Sena on dokuz yaşındayken üniversitenin yurduna meyve suyu kutusunda viski sokuyordu.”
Oha ciddn
Sena bu yapar
Sena da kesiye dönecek
Yeliz kahkaha atarken Oktay’ ın “Ohaa lan.” Diyerek bize eşlik etmesiyle keyiflenmiş ve ilk defa girdiğim ortama ayak uydurmaya başlamıştım bile. İlk dakikalara nazaran kendimi daha iyi hissediyor, pişen keke bakarken kendi kendime Serdar neden kek yapmıyor, yapmayacaksa neden burada tarzı şeyler konuşarak salak saçma, boş beleş eğleniyordum. Sonra acaba mutfakta nasıldırın sonu yatakta nasıldıra gidiyor ve hiç alakam olmayan yerlerle kendimi bağdaştırmak üzere kalıyordum.
Saçmalıyordum.
Saçmalıyorum evet ama bunun kendi iç dünyamda olduğunu bildiğimden fazla ileri gitmeyecek şekilde kendimce eğleniyordum. Fırından çıkarttığım kekle ilgilenirken de kurabiye hamurunu yoğururken de sürekli beni izleyen bir adamın varlığında böbürleniyordum sebepsizce.
Mutfağın iyi olduğum konuların başında geliyor oluşu beni bu akşam daha özgüvenli biri yaparken bir süre sonra arkamda dönen ufak sohbetlere tek tük kelimelerle katılıyordum.
Serdar, Oktay ve Yeliz’ in aksine sessizken aslında kendimi iyi hissettiğimin de farkındaydım.
Burada olmak güzeldi bu gece. Hele ki böyle bir günün akşamında, onunla ilk defa iki insan gibi konuşarak belli değerlendirmeleri elden geçirdikten sonra bir ortamda bulunmamız gayet güzeldi.
Artık beni çözmek istediğini biliyordum mesela. Ya da bugün ki itirafına ve şu anki gözlemime göre gözü sürekli bendeydi.
Bunun bana elbette bir ziyanı yoktu. Yani şimdilik öyle bir tehlike söz konusu değildi fakat işler ilerlerse ne olacak onu da bilmiyordum.
Muhtemelen istemezdim.
Ki ben zaten Serdar’ la aramızda bir şeyler olsun diye de delirmiyordum ama en azından daha insan olabilirdik. Sonuçta birbirimizi kırmadan da bazı şeyleri düzene sokabilirdik. Zaten söylenen şu ki, her yaz gelir bir süre kalır ve gidermiş. Yine öyle olacak olması yüksek bir ihtimalken bir daha kolay kolay denk gelemeyeceğim biriyle kedi köpek gibi olmamız artık manasız geliyordu.
Kız sen de istemem yan cebime koy diyorsun haa

Adamı saklayacak bir şeyi yok
Adam aşık