Hazan Vakti
Bölüm 92
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir şarkının onlarca anısı olabilirmiş insanda, yüzlerce ana tanıklık edip binlerce hayali peşinden koşturabilirmiş. Bunu biliyorum; çünkü bir zamanlar hayallerimin baş tacı dilimden inci taneleri gibi dökülen şarkılardı. Bunu düşünüyordum, basit sayılamayacak bir köşede benden evvel olmuş sancıları dindirmeye çalışırken içime takılı vermişti işte; neydi o şarkı, neydi?
Bir türlü aklıma gelmiyordu, halbuki çoğu zaman tam dilimin ucundaydı. Sözleri sevmenin yalan olduğuyla ilgili, kelimeleri ise kusursuzlukla ilerliyordu. Hatırımdaydı, naif sesli güzel bir kadın söylüyordu, hatta bir zamanlar Alp ara ara sesimi ona benzetirdi; bulamadım. İşte geçmişim anları böyle siliniveriyormuş insandan da, benim hafızam her daim en kötüsünü kutusunda saklıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKafam karıştı.
İncindim,
Sancımdan sıyrılıp kendime ulaşamadım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sana bir tekila vermemi ister misin?” Müziğin sesini bastırmak adına kendi sesini hayli yükseltmiş ve bana doğru eğilmişti ama hayır, tekila istemiyordum bundan emindim. Başımı arkaya atıp ona itiraz ettiğimde kaşlarını kaldırdı ve elindeki ufak bardakları bana doğru itti, “Dene.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDenememe gerek yoktu tadını biliyordum, ben sadece hamileyim diye dikkat ediyordum. Neyse ki bir şeyler içmek yerine bu rahatsız bar taburelerinde oturup müzik dinlemek daha keyifli geliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBarmene kısa bir bakış atıp bardağı elimin tersiyle ittim. Bu ona bir yanıt mıydı bilmiyorum ama yüzümdeki mimiksizlik umarım bana olan tavrını dengelerdi. Başını eğip çaprazımdaki müşterilere yönelince işe yaradığını düşündüm. Yeterince kalabalıktı, ben barın en ucunda olduğum için hem biraz kalabalığın gerisinde kalıyordum hem de buradan herkesi görebiliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBurnuma düzenli olarak gelen ekşi alkol kokuları, pahalı parfüme karışmış anason ve gözlerimi kamaştıran dik, neon ışıklar. Her biri zihnimi ara ara karıştırıp gözlerimi yummama sebep oluyordu, ne de olsa bu ortamlardan uzaklaşalı epey olmuştu. Ayça hala gidiyordur, eskisi kadar olduğunu sanmıyordum. Ondan da epeydir haberim yoktu, ne halde olduğunu tahmin edemiyordum ama ortak bir arkadaştan herhangi bir haber gelene kadar başının dertte olmadığına emindim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBarmen az ileride beyaz gömleği omuzlarında gerilmiş orta yaşlardaki adamdan ayrılıp bana döndüğünde elinde bir adet 300cl red label şişesi vardı. O şişe değerliydi, böyle gelişi güzel salladığına göre ya işinde iyiydi, ya da patronuyla arası işiyle olduğundan daha iyiydi.
Kulağıma eğilir gibi oldu “Gece uzun, güzel bir kokteylim var istersen.” Gece uzun olabilirdi ama ben ne kadar kalacağımı bilmiyordum, canım sıkılırsa giderdim. Sadece biraz müzik dinlemeye gelmiştim, beni neden rahat bırakmıyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTahminen bir iş adamıydı, gevşettiği kıravata bakınca bunu hesaplayabiliyordum. Yüzünün haline de bakarsak işler pek yolunda değildi. Derdinin arada kalmış bir gönül ilişkisi olduğunu sanmıyorum, öyle olsa parmağında yüzüğü olmazdı.
Oh şükür hazo kendine gelmis
Ona yeniden cevapsız kalıp başımı farklı yöne çevirdiğim sırada karanlıkta dans eden insanları izlemeye başlamıştım. Herkes nasıl oluyor da bu kadar mutlu olabiliyordu?
Tamam müziğin gümbürdeyen sesi bunu destekliyordu ama benim yine de aklım almıyordu. Soruyu başka yönde tekrarladım; kadınlar nasıl oluyor da mutlu olabiliyorlar? Erkekler ne de olsa gamsızdı, benim derdim her zaman sıkıntılar içinde olan kadınlardaydı. Ne acı, bir erkeğin acımasız kalbine kendilerini kuma edebiliyorlardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnları böyle delice oynarken görmek tüm merakımı müphem bıraktı. Kim bilir nasıl bir hayatları vardı? Belki de benim kadar talihsiz değillerdi, acınası olan sadece bendim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBarmen benden umudu kesmiş, elindeki red label şişesini de kenara koymuş bardaklara viskileri dolduruyordu. Bir süre aceleci ama dengeli hareketleri göze hoş geldi, müziğe içten içe eşlik ederken onu izledim. Olduğu yerde durmadan kıpırdayarak dans ediyor, uzun saçlarını hareket ettiriyor ve sürekli barın önünde oturan insanlarla konuşuyordu. Görünüşe göre de ona cevap vermeyen tek insan bendim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKahkahaların ve eşlik edilen müziğin sesi niyetimin olduğu gibi kafa dağıtacak kadar güzeldi, bakışlarım bir an sahneye daldı. Eksik parçalar vardı, ses belli bir süre sonra boğuklaşıyor, nakaratta fark edilemeyecek derecede detone oluyor ve bu sebeple konukların ona eşlik etmesini istiyordu. İçerledim; orada ben olmalıydım, bunu istiyordum çünkü özlemiştim ama kalkıp şarkı söyleyecek gücü kendimde bulamıyordum. Tanımadığım insanlar tarafından utandırılmayı ilk defa başarıyordum, gözümün feri hiç bu kadar sönmemişti. Sanki bu kalabalığın içinde bir yerde babam vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni sahnede görsen kınayıcı bakışlarını mumlar arardım, o hep daha fazlasıydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAma bir yandan da o vardı; beni babamın korkutucu bakışları altında bırakmazdı. Çeker, alır, bağrında başka bir dünyaya ait kılarken babam için daha fazlasını yapardı. Mesele derinliğe gidince düşünmemeyi seçtim; ne de olsa işin içinden çıkamıyordum, hiç çıkamadım.

Tabiki bırakmazdı aşkım yine bugünkü gibi gözünden sakınırdı
İnce bir soluk, derin bir kesik.
Topuğumu sandalyemin demirine sürtüyordum ama bunu şiddetle yaptığımı ayağım boşluğa düşünce fark ettim. Canım acımıştı, aklım gittiği yere nasıl takıldıysa artık.. Şaşmamak gerek; buraya gelirken her şeyi göze almıştım, ki iyi ki de gelmiştim. Yoksa susup duran düşüncelerim ve akıl almaz durgunluğum bana neler yapardı tahmin bile edemiyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAyağımı aynı demir üzerine tekrar koydum, bu bana tanıdık gelen bir hareketti dudağımın kenarı kendime kıvrıldı diyebilirim. Tekrar eden pervane, başımda dönüp duran pervane, yenisini bir dahasını ısrarla sürdüren pervane..
Başımı farklı bir yöne çevirdim. Şarkının ‘yüreğinden yaralı bizim hikayemiz’ dediği yerdeydim, alınmadım, durulmadım her şeyi hiçe sayıp devam ettim. Hiçbir şey cazip gelmiyordu, dans eden insanlar bile o kadar boştu ki nereyi izlemem gerektiği konusunda kararsızdım. Avaz avaz hangi şarkıları söylediklerini biliyorlardı, değil mi?
Acılarıyla dalga mı geçiyorlardı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖnüme dönüp buklelerimin arasından karanlık zemine bakmaya çalıştım. Disko topu renk değiştirdiği için renkli ışıklar bacaklarıma değiyordu. Yer yer yeşil, mavi ve kırmızıyı çıplak tenimde izlemek bana yetecek kadar hoştu. Bugün evden çıktıktan sonra bir mağazada kendime böyle bir elbise almıştım. Üstelik sırtım da yaralarımı gösterecek kadar açıktı, neyse ki bu konuda artık umarsızdım. Saçlarımı da bu yüzden sağ omzuma almamış mıydım? Onları kim görecekse görsün, artık hayatımda ne olursa olsun yüksek bir ihtimalle sanıyorum ki beni sarsamazdı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAcıdır ki, bir dikeni güle rağmen sevmeyi öğrenmiştim. Hayat nereden bakarsak bakalım acımazsız olduğu kadar tuhaftı da. Benim de tarafım bu denli şaşmamış mıydı? Ben nelere rağmen sırtımdaki yaraları sevmiştim? Uzun yıllarımı almıştı, oturup ağlasam tatsız bir asır geçerdi sanki.
Olay şu ki; buraya ondan kaçmak için gelmemiştim, sadece biraz müzik dinlemek istiyordum. Dinleyecektim ve ardından bir taksiye binip eve gidecektim, onun yanına.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖnüme itilen suyla bir an başımı kaldırıp barmene baktım. Bana omuzlarını silkiyordu, “Elimdeki son seçenek.” Bu defa baktığımda eski bir tanıdığa ne kadar da benziyordu, gözlerim bu sebeple onda birkaç saniye durdu. Arkasını dönünce yeniden mekanı izlemeye başladım, neydi o şarkı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBugün ne hoştur ki sınavda aklıma gelmişti, yeri değildi ama sınav boyu ara ara kendimi hatırlamak üzere yoklamıştım. Bulamayınca da sonuç ortada, derslikten çıkıp ilk bara atmıştım kendimi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAz evvel önüme bırakılan suya uzanıp bir yudum aldım, yerine koyuyordum ki “Merhaba,” Bara yaslanmış bir adam, elindeki birayı bana uzatmış ve başını hafifçe eğiyordu. “Yalnız mısın?” Gözlerimi devirdim, başımı çevirdiğimde onu istemediğimi anlayacağını düşünüyordum. Günlerdir konuşmamıştım, şimdi dudaklarımı böyle bir herif için aralamak içten bile değildi.

Hayır yalnız değiliz iki kişiyiz
Bardağı kafasına atmak ve cam zemine bırakmak arasında gidip gelsem de bunu yapmadım. Dediğim gibi, zaten biraz müzik dinleyip kafamı toparladıktan sonra gidecektim. Bir kargaşa yaratmak, ardından tahmin ediyorum ki karakolluk olup Serdar’ ı da oraya çekmek istemezdim. O olanları öğrendikten sonra ise olacakları düşünemedim bile.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Nazlı mısın biraz?” Biraz, naz ve ben mi? Bu defa kaşlarımı çatıp yüzüne döndüğümde küçümser bakışlarım onu baştan aşağıya süzmüştü. Üzerinde mavi bir kot, beyaz spor ayakkabılar ve yine aynı tonlarda mavi bir gömlek vardı. Gözlerimi son olarak koyu bira şişesinden alıp yüzüne çevirdim; gitmesini bekliyordum, hiçbir güç beni buna tek kelime ettiremezdi.
Bir kadın sizi istemediğinden Nazlı mı oluyor
Yani siz kendinizi nereden zannediyorsunuz abi ya

Nazlıyız ama sadece kocamıza uza lütfen
Yüzüme baka baka gülümseyince ondan tiksindim, ortama döndüm, yaslandığı yerden gidecekmiş gibi doğruldu “Arkadaşımı görmem lazım birazdan yine geleceğim.” Ben sadece müzik dinlemek istiyordum, yanımda o olsaydı böyle olmazdı…
Gelme geri zekalı

Siktir git
Geri gelde azrailini gör bakalım
Rahat bırakılmıyordum, birkaç saatte kim bilir yanıma daha kimler gelecek, neler görecektim. Belli ki ne istediğimi yaşayabilecektim ne de rahat bırakılacaktım. Bunu anladığımda geleli daha yirmi dakika kadar olmuştu ve henüz buradan gitmek istemiyordum. Üstelik sadece bu değil, işin kötü yanı bunlar eğlenceli müziklerdi, kalbimdeki acıyı atmak için sanıyorum ki yanlış seçim yapmıştım ama gidebileceğim başka neresi vardı bilemedim. Benim dediğim müzik neydi?
Suya odaklı gözlerim uzun saniyeler boyu zihnimde döndü durdu, sonra birden içimden ‘yakıp yıkıp esmek ister,’ deyiverdim. O şarkıcı gökseldi, şarkının da kurşun asker olması yüzümde buruk bir tebessüme yol açtı, derin ve sıkıntılı bir iç çektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDoğrusu o gece kollarında uzun uzun ağlamak çok iyi gelişti, onu özlediğimi ve daha nicelerini bağrındaki kokuyu belli etmeden içime çekerken kabullenmiştim. Yalnız özlem değil, aklımda ve kalbimdeki dengeler de biraz sarsılmıştı diyebilirim ama yine de o nakaratı söylemeden edemedim. Dudaklarım aralandı, sesimi kaybetmiş gibiydim, buna rağmen ilk defa “Bazıları kurşun asker.” Dediğimde kendimi duyabildim.

Abi göksel'in şarkıları niye bu kadar güzel bitiyorum şu kadına ya
Günler sonra mırıldanmak ne kadar garip, sanki uzuvlarım yeniden oluşuyordu ve ben bir bebek gibi kendimi keşfe dalıyordum. Sesimi dinleyip bir sarhoşun çakır keyif hali gibi devam ettim, “Yakıp yıkıp esmek ister,
Kara kanatları omzunda
Günahı içine çeker.” Yeri gelmişken, onun kara kanatları olduğuna inanıyordum. Mitolojik bir bağlantımız olsaydı eğer; Serdar kesinlikle kara kanatlı bir şeytan olurdu. Sonra da o şeytanla hiçbir şeyden haberi olmayan genç bir kızın akıl almaz aşkına şahit olurduk.
Cidden öyle olur du
Serdar
Beyazlar için de
Yada renkli
İmkansız
Ya

Siyah diye bir renk olmasaydı Serdar yine siyah olurdu
Aklıma gelenler beni gülümsetmişti. Hala suya dalgındım, çatık kaşlarla ‘bazıları mazide gezer‘ diyerek biraz da kendimden yakındım.
‘Bazıları hasret özler
Çoktan ölmüş bitmiş aşkı
Mezardan çıkarıp öpmek ister’
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi hafif kıstım, böyle bir mekanda hiç tökezlemeden acı dolu bir şarkı mırıldanıyor olmak ne hoştu. Dudağım sözlerle biraz sarktı, çünkü kalbim ilk defa değil bir yenisine iki büklüm acıdı. ‘ben sana nasıl uyduysaam? Aşkın yalanmış, aşkın yalanmış.‘ Tükenip yarıda tamamlanan nefeslerim, halim, etrafa değil de ucuz bira bardağının yansımasına dalan gözlerim sanki ilk defa kendiyle yoğruluyordu.
Yoruldum, ‘Kollarında uyumuşum, hepsi rüyaymış, hepsi rüyaymış” O kadar bize aitti ki, sözleri içimi yaktı durdu. Acımdandır bu sıra sanki tüm şarkılar bize yazılıyor, tüm satırlar biz okunuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBarmen daldığım bira şişesini alınca gözlerim bir yardan, yara dolu boşluğa düştü. Bir hayalin karanlığına dalmış, sesim bana bile yabacı, berbat bir haldeydim biliyorum. O anlarda sırtımda bir el hissettim, güçlü bir eldi daha ne olduğunu hesaplayamadan çok korktum. Panikle sıçrar gibi olup yanıma döndüğümdeyse onu beklemiyordum. Bara koyulmuş viskiyi barmene uzatmış, bana bakmadan “Bir elma suyu bir de yüzlük chivas.” Diyordu. Barmen başını eğip Serdar’ a bir şeyler mırıldandı, Serdar “Elmada olmasın.”

Kociiiissss
İçecek miydi?
Anlamadım alkol mü alacaktı?
Buraya gelmesinden ziyade içmesine takılıyordum, onu ilk defa içerken görecek olmak garip hissettirmişti. Daha önce mahallede uzaktan görmüştüm ama iki durumun arasında uçurum vardı. Şimdi yan yana öyle bir haldeydik ki bu olayı ne yanıma yer edeceğimi bilemiyordum.
Bız de ilk defa göreceğiz
Bana döndü, eli hala sırtımdaydı. Onu görmek, onun bana böyle bakması… Oturduğu yerde hareketlendi ve eğilip başımı öptü. Bunu yaparken gözleri etrafı tarıyor, hali tavrı sanki benden aykırıya gidiyordu. Dudaklarının tenimden uzaklaştığı sırada başımı kaldırıp dikkatle yüzüne baktım. İlk defa kendimi geri çekmek istemiyor aksi gibi bu anı olabildiğince
uzun tutmak istiyordum.
Ya söyledikleri doğruysa?
Ya düşüncemin aksine beni sevmeyi sevmiyor da gerçekten beni seviyorsa?
Bunu ona soracaktım. Sorduğumda kalbi kırılır mıydı? Onu üzer miydim bilmiyorum ama beni yoran bu iki durumu ayırt etmek istiyordum, bir şekilde.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGöz ucuyla barmene baka baka mekana döndüm. Müzik hoştu, üstelik geldiğimden bu yana ilk defa burada çok rahat hissediyordum kendi kendimi korumak gibi bir endişem yoktu. İşin aslı, burada olduğu için mutluydum. Yine de beni nasıl bulduğundan çok aklından geçenleri merak ediyordum. Onu tanıyor olmak beni ilk defa yordu, hali öfkeye yakın bir yerdeydi biliyorum; o buraların adamı değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kızmadım, istediğin zaman kalkarız.” Konuşurken yüzüme bakmıyor hala etrafı tarıyordu, ona başımı salladım ve elimi dizine bırakarak baktığı yöne meğillendim. Herkes normal görünüyordu ki karanlıktı, bu şekilde insanları görmek bence çok zordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElim titrer gibi oldu, hayal değil ona uzun zaman sonra ilk defa bile isteye temas ediyordum, halim beni heyecanlandırırken onu mutlu mu etmişti? Elimi tutup dudaklarına götürdü. “Ben yokken bir sorun oldu mu?” Başını derde sokmasını istemiyordum, olumsuzlukla yanıtladım ama bilhassa bu mevzu yüzünden iyi ki gelmişti. Yoksa onları başımdan nasıl def edeceğim konusunda çelişkim vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖnümüze bırakılan içeceklerle saçlarımı arkaya attırıp sıkıntıyla Serdar’ a eğilen barmene baktım, onu duyamıyordum fakat Serdar başını sallayıp “Tanımış oldun, önemli değil.” Dedi. Muhtemelen benden söz ediyorlardı. Beni tanımamıştı, tanıması mı gerekiyordu onu da bilemedim ya.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElma suyundan bir yudum alıp müzik dinlemeye devam ettim, bu sırada elim hala onun dizinde, dolayısıyla da elindeydi.
“Aç mısın?” Bilmem, açım diyemezdim ama tok da sayılmazdım. Ona döndüğümde yüzümden anlamış olacak kaşlarını çatıp kulağıma eğildi. “Çıkınca yeriz bir şeyler.” Başımı salladım, kulağımdan ayrılmamıştı bir an duraksayınca onu kendimde biraz daha hesapladım.
Parfümü tüm ciğerlerime dolmuş, sözüm ona ki varlığı bir devi güvenle andırıyordu. Siyah gömleğinin yakası tenime alenen değdiğinden beni gıdıklamış ama en çok da gömleğin ipeksi dokusu çıplak tenimi hoş etmişti. Bileğindeki siyah toka gözümden kaçmazken alyansı parlıyordu, ben ise onun aksine takmıyordum.
Normalde erkekler
Takmaz
Bizde de
Tam tersine
Ah bu ona has erkeksi kokusu, duruşu, bir evi andıran gövdesi…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖnüme döndüğümde onun bana çok yakın olduğunun farkındaydım çünkü tabureler birbirine fazla yakındı. Bacaklarımız birbirine değiyor ve uzun zaman sonra ilk defa bundan şikayetçi değildim. Aksi gibi yanımda olması, elinin üzerimde olması böyle bir ortamda bana güven veriyordu. Üstelik kızmamıştı, neden dememişti sadece yanıma gelip oturmuştu. Oysa hatırlıyordum, onunla daha evvel esprisi bile yapılamayan konunun şimdi çok içindeydik, tam içinde.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMasaya biraz daha eğilip gözlerimi kapatır gibi oldum, şarkı dilime dolanmıştı öyle ki yanımda oluşunu umursamadan ‘ben sana nasıl uyduysam‘ diye yeniden mırıldandım. ‘Aşkın yalanmış, aşkın yalanmış‘ bu gürültüde beni duymadığına emindim. Bir dirseğimi bara yaslayıp çenemi elime koydum. Mesela o olmasa bunu yapamaz, bu kadar rahat olamazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap‘Kollarında uyumuşum
Hepsi rüyaymış, hepsi rüyaymış...’ Değil miydi? Ah benim lafı aklına denk olmayan her an kırılmaya meyilli üzeri karalı kalbim…
Yaaa hazan
Ya hazo artık kırılma ya
Sadece mutlu ol
Artık
Gözlerimi açar gibi oldum, derin bir iç çektim. “Ben sana nasıl uyduysam?
Aşkın yalanmış, aşkın yalanmış
Kollarında uyumuşum
Hepsi rüyaymış, hepsi rüyaymış..” Bunu bağıra bağıra söylemenin bir anlamı yok, insanlar yaralarını sergilemez gizlerler.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap‘Bazıları kurşun asker.’ Derken az evvel dolu olan bardağı masaya boş bırakışı gözüme takıldı. Buzlu kaptan kendine şişenin devamını dolduruyordu. Sözlerimi yarıda bırakıp ona yalnızca başımı çevirdim, fark edince şişeyi yerine koyup bana baktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu kadar hızlı içmesini çok iyi bulmuyordum, gerçi genel olarak içmesi hoşuma gitmiyordu. Bana eğildi, “Bir şey mi oldu?” Bir an durdum, sonra başımı iki yana salladım. Ne diyebilirdim ki? Umarım sarhoş olmazdı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNe yaptığını gördüğüm an tüm şarkı söyleme hevesim gitmiş, keyfim de biraz kaçmıştı. Yerini alan içten panik göz ucuyla onu izlememe sebep oluyordu. Bardağın içindeki buzlar sarı suyu sallandırıyor ve Serdar onu alıp başına dikliyordu. Dirseğimin yönünü çevirdim ve ona doğru döndüm, elim başımda öylece adem elmasının oynayışını izliyordum. Beni nasıl buldu? Bu kadar içmesin.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOna dur demek istemiyordum ama içmesine de üzülüyordum. Önüme dönüp kendi elma suyumdan bir yudum aldığımda müzik değişmiş, dans etmekten yorulan insanlar bir şeyler içmek üzere bar kısmına yaklaşıyorlardı. Elma suyumdan bir yudum daha aldım, o gelmeden de söyleyebilirdim ama içine alkol karıştırmalarından korkmuştum. Şimdi içim rahattı, Serdar varken öyle bir şeyin olmayacağını biliyordun.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDizi dizlerime karıştı, çıplak bacaklarımın ve oturduğumda iyice minileşen elbisemin farkındaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDüşünmeye başladım da içim kendime ne zamandır böyle susuyordu? Cümlelerim tam manada birbirine karıştığından korkum beni susturdu. Yoksa ben öyle iki sızıya pabuç bırakacak bir kadın değildim. Kendimi biliyorum ben bir bar köşesinde tattığım acılara üzülecek biri değildim. Şimdi bir çaresizlikle neon ışıklara ağıt yakacak haldeydim. Üstelik yanımdaki adam içiyordu, sanki biz başka bir dertle birbirimizi sınıyorduk, hiç sevişmemiş ve o yorgunlukla kan ter içinde birbirimize sarılarak hiç uyumamıştık.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHer şey yeniden başlıyordu, en baştan.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAçıkta kalan kolumu kaşırken ufak ufak etrafı taramaya devam ettim. Dakikalardır yaptığım tek şey etrafı izlemekti, çünkü bu fikirlerle başka ne yapılırdı bilmiyorum.
İnsan delirirdi.
Delirir miydi?
Delirirdi, işin içinden çıkamazdı.
O da delirmemek için mi içiyordu?
Yanımda her şeyi unutmak için mi içiyordu? Tüm olanları böyle mi sindiriyordu? Oysa elma suyu içip kolumuzu kaşırken de geçerdi, ben öyle yapıyordum, geçti sanıyordum.
Geçiyor muydu?
Bilmiyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGöz ucum ona düştü, mütemadiyen bana beni hatırlatan güçlü parmakları bu defa içki bardağını kavramıştı. Beni kavrayamıyor diye mi? Acısını dindiriyor muydu acaba? Herkesin derdi kendineydi, onunki böyle mi diniyordu?
Ya da en acısı, acısı dinsin diye mi içiyordu? Bir acısı var mıydı ki? Bizi kendine acı adında dert ediyor muydu?
Kafam yeniden karıştı. İnsan delirir mi? Bilmem, delirirmiş.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBardağa tekrar uzandığını görünce dayanamadım, bunu yapsam mı diye düşünmedim de oturduğum yerde dikleşip ona yöneldim. Hareketliliğimle bana baktığı için içmemiş, bardak dudaklarına bir parmak mesafede durmuştu. Uzanıp onu aldım ve gözlerinin içine baka baka yanımda kalan bara bıraktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapFazla içmesini istemiyordum, onun için endişelenmek beni korkuturdu, çünkü o kocaman bir adamdı ve ben aksi bir durumda ne yapacağımı bilemezdim. Onu kaldıramaz, bu koca gövdesini mümkün değil bir adım ileriye taşıyamazdım.

Oyy bebek senin o duruma sokmaz zaten
Hamlemle elimden tutup beni kendine çekti, ona karşılık verip bağrına sokulduğumda kalbinin atış sesini duyabiliyordum. Aklıma doldu, ‘kollarında uyumuşum, hepsi rüyaymış, hepsi rüyaymış…‘ aksi gibi kollarımı beline doladım, başımı sahneye doğru çevirip bir an gözlerimi kapattım. Bu gece uzun uzun müzik dinleyecek ve eskileri yad edecektim, şimdi olmayacaktı da ne zaman?
Lütfen biraz daha sakin, biraz daha ılımlı olur musun?
Sen iste yeter ne hazo
Şarkılar değişti, insanlar geldi geçti önümüzden. Bir ben değişmedim, bir de başımı yasladığım beden hiç kıpırdamadı. Olduğumuz yerde uzun uzun bir müziğin esiri olmuşken bedenimi sarıp okşayışına bir çocuk gibi sessiz kaldım. Bir süre sonra susadığım için doğrulup elma suyuma uzandım, dibinde az kalmıştı. Yeteceğinden emin olmadan başıma diktiğimde Serdar tarafından önüme bir yenisi koydurulmuştu ama ben bunu istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEli sırtımdaydı, bardağa dokunmadan başımı arkaya çevirince göz göze geldik ve bana doğru eğildi “Ne istiyorsun?” Susadım ama konuşmasam daha iyiydi, zaten bu gürültüde ben bile kendimi zor duyururdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBakışlarımı bar kısmına yönelttim elimi de karşıda duran su şişesine götürmüştüm, anlayınca “Faik.” Deyip barmene seslendi. Ben duyuramazdım da o kendini duyurmuştu, barmen dikkatle bize doğru geliyordu ki Serdar “Su.” Dedi sadece. Genç adam başını salladı, birkaç kısa hareketten sonra soğuk ve ılık olmak üzere iki su önümdeydi. Ilık olanı seçtim, bardağı bitirdiğimde de yenilendi.
Bu adamın da herkese faik demesi
Sksksjsj

Kdjdndkdnd kitabı il okudumfda herkese Faik diyordu ben de gerçekten isimleri Faik sanıp susuyordum anasını satayım adam işine gelmeyen adını bilmediği herkese Faik diyor jfjdnxkxnskdn
Yeniden arkama yaslanır gibi olduğumda beni kendine çekti. Sırtımı bağrına yasladığındaysa elleri karnımda birleşti ve dudakları sakağıma değiyordu, sessizdi. En az benim kadar sessiz olması ne hoştu, bu sessizlikte birbirimizi anlıyor olmamız ise dilsiz bir şarkıydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı arkaya, omzuna yasladım. Yeni bir şarkı çalıyordu, bilindik bir şarkıydı ona eşlik ettim. “Yolunuzdan geçmem
Ben bu boku para versen içmem
Dalgalarım derindir
Dalarım vazgeçmem.” Kolları göğsümün altında, ellerim üzerinde değildi ama onu itmiyordum da. Bilhassa yaslanıyor, üstelik belki de sesimi duymasına müsaade ediyordun.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Gülüşün bana oksijen
Göremezsem deliricem
Bebeğim, gel bana sokul
Sana aşktan söz edicem” İçimin titrediğini hissettim, yüzü boynumda ve saçlarımda geziniyordu. Usulca hareket ediyor, beni rahatsız etmiyordu. Bu halimizle sanıyorum ki daha çok bar köşelerinde flörtleşen çiftler gibiydik.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSahnedeki adama bakarken dudaklarım onunla hareket ediyordu, elma suyuna uzandım. “Gel güzelim bana geelsen. Doğruyu yanlışı buulsam, ya da gönlüne asker gönderip barbar devletler kursam.” Bir yudum içtim, nakarat tekrarlanıyordu derin bir nefes aldım. “Gel güzelim bana gelsen
Doğruyu yanlışı bulsam” Devamını biliyordum, ona dönecekmiş gibi olduğumdan kollarını gevşetmişti.
“Ya da gönlüne asker gönderip” dendiği yerde bardağımı yerine bırakıp bağrına sokuldum.
‘Barbar devletler kursam’
Ne güzel şarkı
Tam onlar için
“Bu dünya bomboş, hiçbi’ şeye üzülme değmez
Ne yaparsan yap kalbin değişmeez
O da hepten sana özel, göremesin onu kimseler” Bu gece renkli ışıklar altında tüm sözler çok anlamlı, çok özeldi. Cümleleri tek tek içime çekiyor olmam normaldi, hepsinde kalbim yönünü istemsizce buluyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAlnını başıma yasladı; mayışmıştım, bir de güzel hissediyordum. Dün geceden sonra onunla bugün hiç iletişime geçmemiştim ve şimdi.. Bilmiyorum ama gece olanları yok sayamıyordum. Konuşmanın devamında uykuya dalmıştım ama ondan önce avaz avaz ağlayışımı da yok sayamıyordum. Uyurken sürekli dönüp durdum, döndüğüm her yerde düşmemem için beni tutmuş, belimi hep örtmüştü.
Hepsini hatırlıyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYani yine bir yumak sevdaya mı yenilmiştim?
Bence ben dün ağlarken geçmişimde birini öldürmeye niyetlenmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı yukarıya kaldırdım, bağrına değiyordum ama o bardağa biraz daha içki dolduruyordu. Ne yaptığını izlerken daha sakindim, ufak bir yudum aldığında ise en azından kontrollü gittiğini fark ettim. Onu yerine bıraktı, izleyişim ilgisini çekmiş olacak ki bana dönmüştü. Simsiyah gözleri, kapkara kaşları, uzun zamandır bakamadığım yüzünde izi kalmış yarası ve façası… Bu donuk halini görmeyeli sanki aylar olmuştu, üstüne üstlük öyle bir bakıyordu ki, ne diyebilirim?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana doğru eğildi. Dudağı yanağıma değdiğinde heyecanlı, kesik bir nefes almıştım. Oysa o herkesin içinde yakınlaşmayı sevmezdi, ne olmuştu? Ne olmuştu da kalabalığın içinde bana cüretkar bir adım atıyordu?
Ellerimi bacaklarına doğru bıraktım, müzik, ışık, insanlar.. Dudaklarını bana sürterken kısılmış gözlerimin ardından nefesimi tutup olan biteni hissettim. Bir şeyler oluyordu, dudağı yanağımı aşıp çizgime ilerliyordu ve kirpikleri… Kirpiklerimiz birbirimizin yüzüne teğet geçerken dudaklarımızın arasındaki o ufak boşluğu benim hamlem tamamlayacak gibiydi. Ufak bir hareket, bunu yaptım. Başımı kaldırıp dudaklarına tüy misali dokunduğumda yavaşça dudaklarıma kapandı.

Senin için sınırlarından vazgeçiyor işte hazo hala sahte sevgisi var diyebilir misin
Sana olan özlemi sevgisi o kadar çok yogun ki kendi sınırlarını görmezden geliyor
Herkesin içinde geçip giden zamanı yalnızca ikimiz durdurmuştuk. Belki de bir daha hiç kavuşamayacağını sandığı dudaklarım tekrar onunlayken beni belimden tutup öpüşlerini derinleştirdi. Yavaştı, bununla birlikte anın tadını çıkarttığımıza eminim çünkü kapalı gözlerimle onunla yeniden olmanın güvenli tadına yavaş yavaş erişmek üzereydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımda morun en koyu rengi şimşekler çakıyor, ardından gök gürüldüyordu. Bu öyle bir gürültüydü ki beni darbelerle sarsıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO babam değil.
Kurban olurum sana yaa
Değil hazo
Seni çok
Seviyor
Canından
Bile

Tabiki değil aralarında dünyalar evrenler kadar fark var
Yaşadığım hayat geçmişte kaldı; silinip gitti, insanlar öldü anıları neden hala yaşatıyordum? Her kötü anda misilleme yapar gibi geçmişim arkasına geçip ben zaten bunları hak ediyorum dememeliydim. O beni kendi kanımdan olandan daha çok seviyordu, demek ki ben sevilmeyi hak ediyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHerkes sevilmeyi hak eder, doğru insanda.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudakları, dili sayesinde alkolün tadına varmıştım, beni rahatsız etmedi ama dudaklarım esiriyken daha fazla içmemesi için bir dilek diledim.
Onu özlemiştim; ah, aklım o kadar doluydu ki neler olup bittiğini kendime dahi anlatamıyordum ama ona bir nevi sığınıyordum… Telaşsız halimiz hoşuma gitti, burada oluşumuz ve evli olduğumuzu unuttuğumuz dakikalar beni hoş tutuyordu. Kollarımı kaldırıp ona sarıldım, uzun dakikalar beni düşündürecek kadar heyecan vericiydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnunla yeniden tanışıyordum, bu gece.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapFlört ediyorduk, sanki evli değildik de beni gece başka bir eve bırakıp ardından uyudun mu diye mesaj atacaktı. Sonra sabahın erken saatlerimde günaydınlar, gün içinde ara ara mesaj atmalar, iki gün sonra da yeni bir buluşma, sessiz ve yorucu olmayan güzel bir gece daha…
Düşünmek dahi içimi ısıttı.

Ya aslında onların flört etmeleri gereken dönemde kavga etmiş olmaları bence hazana içine oturuyor çünkü olaylar çok hızlı gelişti doğru dürüst ne yaşadıklarını anlamadan evlendiler Bir de hani pişmanlar demiyorum ama olsa güzel olurdu
Müziğin sesiyle duru halimizi sürdürdüm. Belimi öyle bir tutmuştu ki canımın yandığını hissettiğimde elimi uzatıp ona dokundum, bu defa daha sıkı ama acısız kavradı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnu öpüyordum, kalbim yerini dağlıyordu da aklım dillerimizde olduğumdan daha çok firarda gibiydi.
Göğüslerim hızla inip kalkıyor, tüylerim diken diken oluyordu. Soluklarım hızlanınca canımın yandığını hissettim ve bu görkemli andan uzaklaşır gibi ayrıldım. Bakışlarımı bağrına indirmiştim, bu konunun konuşulmasın istiyordum ki beni olduğum yerde sarıp sakince kendine çekti, hiçbir şey olmamış gibi önüme döndüğümde de biliyordum; çok şey olmuştu.

Sizin için bayağı büyük şey bunlar
Derin nefesler aldığım dakikalar sonrası lavaboya gitme gereği hissettim. Zemine bakıp doğrulurken bir şey olduğunu anladı ve benimle birlikte dikleşti. Kalın koluna tutundum, bu bizim için ne demekti iyi biliyorum. İnmek için yere baktığımda aynı zamanda topuklu ayakkabımı uzatmıştım. “İnecek misin?” Başımı salladım, beni daha sağlam tutup indirmek yerine oturttu, “Nereye?” Başımı kaldırdığımda etrafta lavabo aramaya koyuldum, muhtemelen üst kattaydı ama yalnız gitmek istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Lavaboya mı?” Başımı tekrar salladım, ayaklanınca bunu istemediğimi yine başımla ifade ettim. Bir an durdu, o tarafa bakıp göz ucuyla bana döndü ve derin olduğu kadar sancılı bir nefes verdi. “Git ama bir şey olursa burayı indiririm, biliyorsun değil mi?” Göze alabiliyor muyum bundan mı söz ediyordu? Sanmıyorum, burada olan herkes onu görmüştü ve eminim ki bilen bilmeyene bahsetmişti.

Kxidndifjdj Allahin huylu gorili
Onu onaylayınca belimden tutarak beni yüksek tabureden indirdi. “Beş dakikan var,”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBuradan ayrıldım, üst kata yöneldiğimde müziğin sesi epey azalmıştı ve lavabo kenarında sarhoş olup kahkaha atan kadınlar mevcuttu. Makyajlarını tazeleyenler, yeni gelenler ve geceye erken başlayanlar derken onları göz ucuyla izleyişim beni rahatsız etti. İçerisi dışarıdaki hengamenin aksine daha sakin, daha havasız ve aydınlatması daha beyaz tonlardaydı. Buna rağmen önünü göremeyen kızları lavabo önünde boynuma biraz su tutarken izledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Seeelaam, dudağındakiii rujdaan vaar mııı?” Hemen yanımda, çakırkeyifti. Aynadaki yansımasına baktığımda bunu anlayabiliyordum söz ettiği ise benim rujumdu. Doğrusu birkaç saniye içinde söylemini anlayıp ona hak verdim bu tonu ben de seviyordum, ayrıca gözüne güzel gelmesi hoşuma gitmişti. Çantamı araladım, uzanıp ona verdiğimde büyük bir edaya koşup kıkırdayarak aldı. Güzel bir kızdı ayna karşısında bariz yalpalayarak sallanıyordu, dudaklarını uzatıp rujunu sürüşünü bir an izlemeye tutuldum. Önce etrafa taşırır gibi oldu, ardından fazlalığı eliyle silip dudaklarını birbirine bastırdı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Orji mii, gerçek?” Elbette, sorusuna sessiz kaldım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİşi bittiğinde rujumu bana uzatmış, bir yandan da keyifli sesiyle “Hmmm.” Diyordu. “Seen zenginsiiin, bu ççook pahalı.” İzlerken ona yakıştığını fark ettim ve bunu içimde tekrarlayıp ona mırıldandım. “Ruj sende kalsın.” Ben Serdar sayesinde bir yenisini alabilirdim. Lavabo koridoruna ilerleyerek en uçtaki lavaboya yöneldim. Zaten ona verecektim çantamı açarken fikrim buydu, sadece ona yakışıp yakışmayacağını merak etmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArkamdan seslendi “Teşekküür ederiiim.” Onu duymuştum ama bir cevap vermek yerine içeriye girip kapının kilidini çevirdim. Çıktığımda burada yoktu, beş dakikanın ise dolmak üzere olduğuna emindim. Onun sivri karakterini bildiğimden oyalanmadan alt kata indim, doğrusu her şeye rağmen burada olduğunu bilmek bana gizleyemediğim bir güven veriyordu bu konuyu içimde defalarca tekrarlayabilirdim.
O bana güven veriyordu, hep.
Serdar’ a yaslanmayı seviyordum.

Snidjdud kociş bize alir
Dar merdivenlerden indiğimde bakışlarım insanlar üzerinde gezinmeyi sürdürüyordu. O gelmeden önce bana selam veren adamın az ileride başka kızlarla dans edişi gözüme takılınca bir an duraksar gibi oldum. Durum o ki kendine eğlenecek başka birilerini bulmuştu, üstelik gayet de mutluydu. Onu izlediğimi fark etmiş olacak, bakışları çok geçmeden beni buldu. Bu defa da önüne dönen bendim. Ardından yanlış bir şey yapmışım, komşunun ziline peş peşe basmışım da ev sahibi gelip beni azarlayacakmış gibi hızlı birkaç adım attım. Nereye kaçıyordum? İnsanlar babalarına kaçardı; ben dikkatle beni izleyen kocama kaçtım.

Jcjxjsbsn biz her daim kociskimuze kacariz zaten başkan bizi vermeseydi yine kocaya kaçardık
Bir ayağı uzun bar taburesinin demirinde, diğeri yerde, sağ eliyle içki bardağını tutuyorken sol elini bana uzattı. Tuttum ama oturmak yerine ayakta durmayı seçmiştim. Kendine çektiğindeyse bu dar alanda gövdesine dayalı halim beni mayıştıracak gibiydi. Kokusunu belli etmeden içime çektim, tanıdık bir diyardı. Daha evvel kapılıp gittiğim nice an olmuştu, çoğu da yüz kızartıcı anlardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBakışları burada birini aramaktan ziyade ters giden bir şeyin olup olmadığını kontrol eden türdeydi. Oysa yoktu, o çatık kaşları ve asık suratıyla bardağından koca bir yudum aldı. Hızlı gidiyordu, yine de sarhoş olduğunu sanmıyordum. Belimdeki elini hareket ettirip çenesini alnıma yasladığı vakit göğüslerim göğsüne değdi. Tenimin aleve ulaştığını hissediyordum, bu sebeple utanır gibi olduğumdan tek elimi aramıza alıp uslu uslu gömleğinin düğmesiyle oynamaya başladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHalimiz bambaşkaydı, ben tüm duyguların olduğu gibi bunun da ilkini yaşarken arada kalmış olmanın iç gıdıklayıcı acı yönünü çözmek istiyordum.
Bu duygu güzel miydi?
Değil miydi?
Ben utanırken heyecanlanıyor, onun karşısında ilk defa hem başka, hem aynı git geli yaşıyordum.
Başa dönmüştüm, bu iyi miydi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBar üzerindeki telefonuna baktım, hayret edilesi; ekranı geldiğinden beri yanmamıştı. Telefonunu kapatmış olabilir miydi? Aksi halde bu kadar uzun zamandır çalmaması garipti. İçkisinden bir yudum daha alıyordu, rahatsız oldum. Kolumu kaldırıp omzuna yasladım ve başımı dans eden insanlar için arkaya çevirip elimin yanına koydum. Ona bir nevi sarılıyordum, belimi daha sıkı kavrayıp burnunu enseme sürttü. Gönlüm daha fazla içmesinden yana değildi, hafif yorgun halimle böyle saatlerce durabilirdim ama yudumlarını izlemesem daha güzeldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir süre olduğum yerde hiç kıpırdamadan insanların kıyafetlerini, renkli ışıkları ve lobide dans eden kızları izledim. Tüm bunlar olup biterken Serdar’a sarılıyor olmak kalbimle oynuyordu. Eli ara ara çıplak sırtıma çıkıyor, parmakları yaralarımın üzerinde gezinip onları usulca seviyor ve ardından tekrar yeni bir alkol yudumuyla belime iniyordu. Başını her arkaya dikişinde hissediyordum, içimde binbir heyecanı yere katıyordum.
Hali berbat, benim içim ilk defa ona acıyordu. Daha önce sevgisini belli eden insanlara birçok şey denmişti; peki parmak uçlarıyla seven insanlara ne deniyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBardağı bara bıraktı, içimi kemiren yabani durmadı. Sonunda derin bir nefesle ona döndüm ve bardağa yönelen elini tutup kulağına doğru sakince “Yeter,” Dedim. Döndü, baktı, yüz yüzeydik yutkundum. “İçme artık.”
Sonunda konuştun Serdar ile

Alllimm şükürler olsun yarabiiiiiii
Dilimiz çözüldü
Bu onu öyle bir duraksatmıştı ki bana bakan gözlerinde yanlış bir şey söyleyip söylemediğimi aradım. Sonra anladım, şaşkınlığının sebebi konuşuyor olmamdı. Bardağı bıraktı ama gözlerini benden bir an olsun almayınca utandım, yavaş hareketlerle tabureye oturdum, ona arkamı dönüp müzik dinlemeye devam ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen sadece…
Susmaya alışmıştım böyle de gider diye hesaplamıştım, eskisi gibi şen olacağımı zaten sanmıyordum da, konuşunca utanmıştım. Konuşmaya değil tepkisine, haline utanmıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir süre sonra arkamda garip bir hareketlik hissetmiştim ama dönüp dönmemek konusunda kararsızdım. Dikleştim, yavaşça sese meğillendiğim sıra kaşlarım refleksle çatıldı. Uzun boylu bir kadın Serdar’ a gülümseyerek bir şeyler diyordu ama Serdar ona değil sahneye doğru bakıyordu. Oralı olmadan elini kaldırdı, yüzüğünü gösterip asice “Evliyim” dedi. Tek kaşı havalandı “Karım var.”
Ne oluyordu?
Elimi kolumu bardan aldım, toparlandım kadına iyice döndüm. Beni görmezden geliyordu bunun farkındaydım, Serdar’ ın kulağına doğru eğilip gri çantasını bara bıraktı, “Olsun yakışıklı üzülme, bana fark etmiyor.”
Ne fark etmiyor?
Bir saniye?
Ne?

Komik değildi. Gülmedim. Şakan o kadar kötüydü ki kafamın üstünden gitmesini tercih ederdim. Dürüst olmak gerekirse beni güldürmek için berbat bir deneyimdi. Kıkırdamadım akciğerlerimde ufak bir hava akışı olmadı. Bilime göre güleceğimiz zaman, yüz kaslarımız gülmeden önce gevşemeye hazırlanırlar, en küçük bir oynama bile hissetmedim. 0/10 şakan o kadar kötüydü ki sana yasal olarak yaratıcılı olmana kim izin verdi inanamıyorum. Bu şakaya harcadığım beyin gücü dünyadaki bütün evlerin enerjisini karşılamaya yeter sanırım. Bi kişilik sahibi, ol şaka yapmayı öğren, kitap oku. Bunu komiklik için söylemiyorum, içtenlikle söylüyorum ki bu mizahın gelebileceği en kötü nokta olabilir. Az önce dünyadaki bütün mizahi ve komedik şeyleri tek elle yoketmiş bulunuyorsum. Toplumun seni bütün olarak bu komiklikten aciz bıraktığından dolayı büyük bir utanç içerisindeyim.
Evli olmasan olurdu yani hee şerro sjsjsjjsjs bizim her yerde erkolari zorbalayış
Ben bu kargaşa içinde hiç böyle bir olaya denk düşmeyi hesaplamamıştım. Sanıyorum ki başımdan aşağıya sular bu nedenle dökülüyordu. Tüylerim diken diken oldu, kaskatı kesildiğimi hissettiğimde Serdar yerinde dikleşip kadının çantasını aldı ve çatık kaşlarıyla “Siktir lan.” Diyerek çantayı yere savurdu.
Ses tonu öyle kaba, öyle iğneleyiciydi ki onun bir başka haline şahitlik ediyordun. Karşısındaki kadını hayli küçük görmüş, aynı zamanda ona bir zavallıymış gibi bakıp devamındaysa küfür etmişti.

BAK BENİM GÖZLERİME
SENCE BENDE TEHTİT EDİLECEK GOZ VARMİ LAN SİKTİR LANNNNN
Verdiği cevabı görünce önüme döndüm.
Gergindi, bunu görmekten ziyade aynı zamanda hissedebiliyordum da, meselenin uzamayışı beni rahatlattı. Onu kıskanabilirim ama görüyorum ki mesele benim kıskançlığımdan da öteydi, olay çıksın istemedim.
Kıpırdamadan yalnızca başımı sağa çevirdim, öfkeden tam olarak sıyrılmamıştı ama o da tıpkı benim gibiydi, gözlerimiz birleşti. “Bakma öyle, ben seni seviyorum biliyorsun.” Sesi kabaydı, dertten olsa gerek sertti ama ben buna alışıktım. Aynı zamanda sesinin altında yatan manalara da fazlaca hakimdim, dudaklarımı ıslattım, “Gidelim.” Şu an bana bir açıklama yapmasına gerek yoktu sadece keyfim kaçmıştı ve gitmek istiyordum. Bu gece umuyorum ki kalbimde bazı şeyleri çözümlemeye yeterdi. Belki daha sonra tekrar gelirim, olur da kalbim bir şeye bozulursa kendimi iki kuple bir mekanda bulurdum, arada yapardım bunu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSoluğunu verirken başı biraz hareketlendi. “Nereye gidelim eve mi?” Başımı yani der gibi eğdim, sonra ağır ağır salladım. Üstelik biraz uzansam iyi olurdu bu rahatsız bar taburelerinde belimin ağrımasını yok sayamıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni onaylar gibi olup yerinde dikleştiğinde bakışları yeniden mekanda döndü durdu. Başı dik, eli cebine gitti. “Sen girişte bekle beni.” Sanırım hesabı ödeyecekti, onu onaylayıp kırmızı ışıklar altında yer alan kapıya yöneldim. Henüz köşeyi yeni dönmüştüm, siyah koridor dışarıdaki havaya karışmış gecenin sessizliği duvarlara işlemişti. Müzik sesi duyuluyordu, bunun yanında gecenin serin sakinliği boynumdan saçlarıma ilişince başka bir yer olsun istedim. Başka bir yer; müziğin kalbimi delerek okşadığı bir yer…

Gelirekn halldemedihi bir hırbo vardı onu halledecek ejdjjxndndnd
Eveeet başlasın eğlence bekle bizi it herif ecelin geliyor
Acaba gün olur da onunla gider miyiz yoksa beni bu kör karanlıkta bir başıma mı bırakırdı? Gitsem elbette bu akşam olduğu gibi gelirdi peşimden, bir ceket atardı sandalyeye çünkü o gece soğuk olurdu. Titrek bir müzik, tıpkı onun gibi bir alev, yanık bir ses, ilerleyen saatlerde sandalyeden omuza alınan o ceket… Bu gece yanlış bir seçim yapmıştım, farkındayım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDalgın düşlediğim yer beni kendinden itince içimi içeriden duyulan kargaşa sardı, Serdar’ ın beni önden yollayışı aklıma takıldı. Geldiğim yöne dönüp içeriye girdiğimdeyse kalabalık halka arasında onu gördüm.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞaşırmalı mıydım bilmiyorum ama şaşırmadım. Müzik durmuş, sahne boşalmış Serdar az evvel kafa attığı adamı tek eliyle yerden kaldırıyordu. Bunu bir poşet taşır gibi yaptığından mimiklerinde sadece öfke vardı. Yumruk yaptığı elini yarıya kadar kalkmış adamın yüzüne indirdi, adam tekrar yere düştü, yüzüm ekşidi. Onu nereden biliyordu? Belli ki bir şeyler görmüştü ve sarhoş olamayacak kadar kendindeydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElim ne zaman karnıma gitmişti bilmiyorum, fark ettiğimde bu durum hamileliğimi fazla belli edeceğinden karnımdan çekip beni görmesini için birkaç adım ilerdim. Yerde yatan adam hareketsizdi muhtemelen baygındı, zaten cüsse olarak Serdar’ ın yanında onun yarısı kadar kaldığından bu duruma da şaşırmadım. Kimse ayırmıyordu, ortamda gereksiz bir gerginlik mevcutken onun beni fark etmesiyle rahat bir nefes aldım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEğildiği yerden doğrulurken gayet sakindi. Bana baka baka gömleğinin kolunu düzeltti, omzunu silkeledi ve yakalarının şeklini vererek yanıma ilerledi. Şaka mı yapıyordu? Sanki normal bir durumun içinden çıkmışız gibi yanıma geldiğinde “Çok beklettim mi?” deyişiyle arkamı dönüp onunla adımladım. “I ıh.” Ne de olsa alışmıştım, bekletilmeye değil.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSadece ona baktım, gözlerinden hangi duyguyu çekip aldığı konusunda kararsızdım ama dışarıya ilk adımımızı attığımızda “Merak etme.” Deyiverdi. “Sarhoş değilim, gayet kendimdeyim.” Bundan emindim ama aklım da bir tık almıyordu o kadar içtiği halde hiç mi? Çakırkeyif de görünmüyordu, bu konuda sormak istediğim birkaç soru vardı, soramadan onunla birlikte siyah aracına yöneldim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖyle bir yürüyor, etrafa öyle bir izlenim bırakıyordu ki sanki az evvel birini tartaklayan o değildi. Bu kadar umarsız oluşuna gözlerimi devirmeden edemedim. Serseri, annem olsa ona böyle derdi ama otuz bir yaşındaki adamlara bu kelime kullanılıyor muydu? Yoksa eşkıya mı demeliydim?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArdımdan arabanın kapısını kapatıp arkasına yaslandı “Sana bakarken gördüm. Yüksek ihtimal ondan öncesi de var ama bunu dillendirip seni de germek istemiyorum. Sadece, her şeyin farkındayım.” Sesi sakin, tok ve boğuktu. Aynı zamanda haklıydı da, ama ben hala tam olarak kendinde olduğunu düşünmüyordum hiç mi sarhoş değildi? Yani en ufak bir çakırkeyiflikte mi yoktu? Bu şekilde araba kullanması doğru değildi, bitirdiğine emin değildim ama o az evvel bir adet yüzlük chivas içmişti.

Adam bı bakışta anlamış ne bok oldugunu
Başımı ona çevirdim, çıplak sırtım arabanın deri koltuklarında kendi serinliğine kavuşmuştu. Gözlerinin göğüslerime inen dekoltede olduğunu görünce bir an rahatsızlıkla kıpırdandım, yüzüme baktı. “Benden mi çekiniyorsun, senin kocanım? Utanman gereken kişi ben değilim.” Kimseden utanmıyordum sadece karşısında hissettiğim şey çekinceydi. Kocam olduğu için kendimi bir filin ağacın arkasına saklandığı gibi saklamaya çalışıyordun.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnunla yeniden tanışıyordum, bu ilk gecemizdi ama beni yalnız yaşadığım bir eve bırakmıyordu. O zamanların heyecanını şimdi tadıyor olmam saçma mı? Ben bu hisleri en başa taşımayla ne elde ediyordum?
Kendimi.
Duygularımı keşfe çıkıyordum, karnımda bir çocuk. Bizim çocuğumuz.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi bağrına kaçırdım, bir süre sessiz kaldık. O bana baktı, ben gömleğinin açık düğmesinde ondan kaçmadan, onda saklandım. Uzanıp elimi yüzüme uzattığında hızlı birkaç saniye o kadar garip hissettim ki bu heyecan verici duygunun nasıl bir şey olduğunu keşfedemeden parmaklarının tersi yanağıma değdi. Siyah gömleği omuzlarında ve göğsünde öylesine gerilmişti ki hareketleri kumaşın kollarını dahil patlatacak gibi görünüyordu. Üstelik bağrı açıktı, onun buğday yanığı tenini görebiliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİki parmağının tersi yanağımı okşadı “Kaçıyor musun?” Bir an durdu, “Kaçmaya mı çalışıyorsun bilmiyorum, ama seni bulmaktan hiç yorulmayacağım.” Kaçmadım, ve beni bulması hoşuma gitmişti. Ona bunu mırıldanmak istedim, çünkü beni yanlış anlasın istemedim. “Kaçmadım, gelecektim eve.” Sesim grip sonrası var gücüyle kendini belli etmeye çalışır vakurluktaydı. Konuşuyor olmam ona derin bir nefes aldırdı, ardından uzanıp parmaklarının değdiği yere dudaklarını örttü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜzerime yığılır gibi olan beden altında ne yapacağımı bilmediğim kadar heyecanlıydım. Dudaklarını yanağıma sürttü, kokumu derin derin içine çekti. “Eve gidelim, konuşalım.” Konuşabilecek miydim? İki kelime edebildim diye uzun cümleler kurabileceğimi mi sanıyordu? Hayır, mesele gözümde büyüyünce başımı aksi yöne çevirip dışarıyı izlemeye başladım. Gece olmuştu, ay küçülüyor insanlar asfalt kenarından bir bir siliniyordu. Gece, ıssı, sakin, karanlık, korkunç ve tekrar tekrar karanlıktı…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni sessizliğimle biraz daha bırakmalıydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap…..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapRadyoda frekansı tutturulamamış hafif cızırtılı biz müzik, sanıyorum ki sesin sahibi Neşe. Cama vuran isli duman, onun kokusu, çıplak bacaklarımın çekingen bir ergen gibi birbirine kapanması, saçlarımın bağrımı gıdıklaması, sessizlik ve direksiyonu kavramış tek eli. Durum bundan ibaretti ve bu durum beni kahrediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnunla ne yapıp nasıl ilerleyeceğim konusunda bir fikrim yoktu ama gönlüm uzun bir yola çıkmak, o yolda da yıllarca dinlenmek istiyordu. Yani tek kelime etmeyişim şımarıklıktan değil, gönlümden söküp atamadığım acı dolu isyandandı. Bir şey olmuştu, ne bilmiyorum bana o gece bir şey olmuştu her şeyden korkar olmuştum. Gönlüm ateşten bir çemberden geçmeye çalışıyor bunu da derin ağlayışlarla gerçekleştiriyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGöz ucumla ona baktığımda geçmeye çalıştığım o yangın çemberinden kurtulmak için yardım istedim. Elini uzatsa tutamazdım ama bir çaresi vardır, hep olmalıydı. Bilmediğim bir diyarın bile tek kahramanıydı Serdar, gözümdeki gücü öylesine eşsizdi ki kalbimde oluşan her durumun baş kahramanıydı. Bana bakmadı, gel gör ki baksın da istemezdim ne de olsa gözlerimi ondan kaçıracaktım değil mi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUzun tırnaklarımı birbirine bastırıp etlerimi çiğnerken onu haddim değilmiş gibi utana çekine izlemeye devam ediyordum. Siyah gömleğinin kollarını iki kat kıvırmış, tek dirseği cama dayalı parmakları ise her zamanki gibi dudaklarının önündeydi. Ne zaman bir şeye kafayı taksa, ki genelde o ben olurdum. Veyahut çok düşünse böyle oluyordu. Kaşları çatık, sanki nefes almıyordu yüzümü ekşitir gibi olduğumda başımı cama çevirdim. Bu durumda olmayabilirdik. Kendime kızmıyordum, kızamıyordum içimde ölmeyen kim varsa yoluma taş koyuyordu. Silsile, beni annemin evine yollamayı teklif eden oydu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapRadyodaki ses düzelmiş, kıvrak yol daha çekilir bir hal almıştı. Müzik zevklerimiz normalde uymazdı da ben bu gece ondan yanaydım, buna ihtiyacım vardı arabaya bindiğimizden beri çalan şarkılar benim değil de onun ciğerini deler türdendi. Nasıl diyordu kadın ‘yazık olmuş o gözlerden sana akan yaşlara...’ kaşları bundan mı çatıktı? Oysa ben hiç pişman değildim başımı dizine yasladığım için. O pişman mıydı?
Eğer bir gün her şey düzelirse beni böyle müziklerin olduğu meyhaneye götürür müydü?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKırmızıda durunca gözlerimi yumdum, önümüzde birkaç araç vardı onları bekledik, ara yollara girdik, durduk, kalktık, bekledik derken ev hiç bu kadar uzak gelmemişti. Doğru ya, ben bugün kaçar gibi şehrin diğer ucuna gelmiştim ama şu iki dakikadır ne bir debriyaj hamlesini ne de bir virajı kaldıracak halim kalmamıştı. Midem epey bulanıyordu ve artık gözlerimi kapatmak ya da yolu izlemek yardımcı olmuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSilecekleri çalıştırdı, plastik cama sürte sürte geri çekilirken U dönüşüyle karşı yola geçtik. Karanlıktı, yağmur hafiften yağıyordu, yollarda bizimle birlikle üç beş araba vardı. Kim bilir trafik olsa ne kadar dayanabilirdim, hesaplamak da istemedim daha aklıma düşer düşmez bulantısı mideme vurdu ve elimi ağzıma kapatıp yalvarır gibi “Serdar.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHani konuşmuyordum ya, o an hiçbir şey umurumda olmadı. Kusacağımı anlayıp arabayı kenara çektiğinde onu beklemeden kapıyı açtım ve kendimi bir hışım dışarıya attım. Her şey çok aniydi, böyle mi olması gerekiyordu? Tüm gece içtiğim elma suyunu canım çıkarcasına kusmaya başladığımda kendime sağlam bir yer bulmuştum. Bacaklarım titriyordu, oturmaya ihtiyaç duyuyordum ama kusmadan da duramıyordum. Onun bana dokunması çok kısa sürdü, bana dokunup karnımdan ve alnımdan kavraması tüm bedenimi boşluğa bırakmamı sağlarken derin nefesler almaya çalıştım. Bu midemi daha çok bulandırdı, asfalta yakın bir yere yeni bir inlemeyle öğürdüm.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar’ ın elinden firar eden saçlarım iki yanımdan salınıyor, bir elim sıkıca asfalta tutunuyordu. Kendimi yerle gök arasında bir halde bulduğumdan aklım midem kadar olmasa da karışmıştı. Tabi durum midemde daha kötüydü, kusmak beni her zaman yoruyordu tamam ama böyle yol ortasında, biçare halde bambaşkaydı. Dudaklarım yeni bir öğürtüyle titrediği vakit alnımdaki el sıkılaştı, nefesini hissedebiliyordum benim aksime göğsü hızla inip kalkıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖğürtülerimin sonuna doğru zaten boş olan midemde elma suyunun esamesi kalmadığına emindim, bununla dinen bulantım eşliğinde gözlerimi yumdum. Kendimi bırakmıştım, bir başıma olsaydım nasıl olurdu bilmiyorum ama Serdar beni kucağına alınca tüm gardımı koltuk altına itilen çöpler gibi yeniden ortaya çıkmak üzere sakladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBiraz ileriye, arabanın önündeki asfalta oturmuştu başımı omzuna yasladı, titriyordum sarıldı. “Neden daha önce söylemedin?” Sesi öylesine gürdü ki azarlandığımı cadde ortasında bağıra bağıra “Neden son ana kadar bekliyorsun anlamıyorum!” Deyişiyle kabullendim. Kızıyordu ama ben… Ben bilmiyorum geçer sandım hamilelik bulantıları illa kusturuyordu buna alışamamıştım hala geçeceğini düşünüyordum, azarını şimdi hak ettim mi ben?

Oyyy yerim yaa
Bağrına sığındım, bunu bile isteye yaptım çünkü kendimi gerçekten iyi hissetmiyordum. Gözlerimi kapatıp titreyen dudaklarımla ufak bir nefes aldığımda sesi daha sakindi “Kendine bu kadar kötü davranmana dayanamıyorum. Biliyorsun, söylesen her şeyi yapacağım neden bu inadın?” Ben azarlanmak istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAğladım ağlayacağım titreyen sesimle bir çocuk gibi “Birden oldu anlamadım ki.” Deyiverdim. Bu onu aniden duraksatmıştı. Eli aheste aheste enseme doğru çıktı, “Öyle mi?” Diyen sesi yumuşadı. Başımı omzuna bastırdığında onu onaylayan bir homurtu çıkarttım. Böyle olacağını bilseydim tabi ki daha erken söyler, kendimi de böyle perişan etmezdim.

Babam bana bağırınca bende böyle oluyorum ve i da beni Serdar gibi seviyo abi asssiri iyi
Başımı öptü, kolumu okşadı derken derin bir nefes almıştı. Saçlarımı sıvazlayıp beni kendinden uzaklaştırınca göz göze geldik, o bazı gecelerdeki gibi yumuşacık olan sesiyle “O zaman özür dilerim güzel kızım.” Dedi, ben yalnızca izledim o bu defa da yanağımı okşadı “Ben öyle düşünemedim.” Sütünü dökmüş kedi gibiydi, pişmanlığını hissettim, gördüm önemi yoktu.

Ya kocissss
Sürekli yüzümde dolaşan elleri durmuyordu alnıma inen saçlarımı geriye sıvazladı, “Geçti mi?” Göz bebeklerine kadar yumuşamıştı, o bambaşka bir hal almıştı bana yeniden herkesten uzak ve bana çok aşık yüzünü gösteriyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNe zaman aramıza bir mesafe girse mesafenin arası korku doluyordu. Korkunun adı da; ya onu sonsuza dek kaybedersem.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSorusuna gelecek olursak hayır, hala iyi hissetmiyordum ayağa kalktığımda bacaklarımın titreyeceğine ve araba kokusundan yeniden kusacağıma emindim. Başımı iki yana sallayamadan gözlerimi yumup açtım, “Cık.” İşin aslı arabaya binmek istemiyordum, nasıl olacaktı eve nasıl gidecektim bilmiyorum ama istemiyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYola döndüm, “Bir şey istiyor musun?” Tekrar tekrar yanağımı okşadı, “Gözlerime bak.” Baktım, gece gibi simsiyahtı ama beni korkutmadı, gözlerinin aksine sakin sakin “Benden bir şey istiyor musun?” yeniden “Cık.” Dedim. Belki ben kendime gelene kadar burada oturabilirdim. Belki gece ilerlerdi, belki bulutların ardına geçmeden gün ağrırdı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAkşamın bir vakti yolun kenarında birbirinden geçmiş iki aşık, iki insan, iki sarhoş… Yağmurun hala yağdığını yüzüme inen birkaç minik çisede fark ettim, fark ettiğimdeyse kalbimin içi ilk defa gerilir gibi olmuştu. Yağmuru seviyordum, böyle bir anda tüm duyguları gerdanıma bırakırcasına inerken başımı daha da arkaya atıp buna müsaade ettim. Beni izliyordu, sessizliğin yanı sıra birbirimizi dinlememiz her yağmur damlasına bedeldi. Dün konuştuk, bugün birbirimizi dinliyorduk.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Gidelim hadi.” Kadifemsi tonunun ardından parmaklarının tersi bağrıma indi “Üşütme.” Üşüteceğim bir hava yoktu, daha beterini de yaşamıştım üstelik tüm gece. O vakit üzerime alacağım bir hırkam bile yoktu bir beton yığını üzerinde saatlerimi geçirmiştim. Şimdi beni yağmurdan koruyordu ama… Her neyse, hayatım boyunca zaten hep bunu yaşamıştım beni korumaya çalıştığı şeylerin en beterini yaşamıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞimdi gözlerine manasızca bakışımın nedenini anlıyor muydu? Bence anlıyordu çünkü onu tanıyordum, o benden gözlerini kolay kolay kaçırıp elini üzerimden utana sıkıla çekmezdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bana öyle bakma, ben seni her şeyden daha çok seviyorum.” Yaşadığım şeyin sorumlusu o değildi yani, yani demek istediği buydu. Yağmur damlalarından kaçar gibi kirpiklerimi kırpıştırıp başımı asfalta çevirdim, ben zaten bir sorumlu aramıyordum sadece beni sakındığı olaylardan çok daha fazlasıydım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKonuşmak istemedim, benimle yeniden konuşmasını istemiyordum anlamış gibi sırtını plakaya yaslayıp uzun uzun sustu. Onun tarafından bu denli izlenmek, yer yer sıkıntılı soluğunu duymak ve tüm bunlar olurken kucağında bulunmak hayli utanç vericiydi. Oysa siyah saçlarına yağmur damlaları inerken, sular bağrında gezinirken ben de onu izlemek istiyordum. Ki ruh halim, buna çok yabancı bir insandı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElinin tersiyle açıkta kalmış dokundu, üşüyüp üşümediğimi kontrol ediyordu bir soru sormasından çekinirken yanımızdan geçip ön tarafta duran araçla birden irkildim. Kimdi? Serdar’ a dönüyordum, bakışları araçta “Bizim konağın arabalarından.” Deyince rahatladım ama merakım tam olarak geçmemişti. “Şu amınakoduğumun telefonuna bakmayacaksan ne diye cebinde taşıyorsun!” Önce sesi duyuldu, ardından siyah takımı ve hiddetli yürüyüşüyle kendi belirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGelen, aracının kapısını şiddetle kapatan Azat’ dı. Kaşları hayli çatık, merakı yüzünü komple sarmıştı. Bize yaklaşırken bir yandan da “Sana diyorum lan şerefsiz.”

Ksjdjdkdndn ilk ciddi kavgalarını izliyorsunuz
O, gerçekten sinirliydi ama Serdar onun aksine gayet sakindi. Başını arabaya yaslayıp yükseldi “Kes lan yarram!” Birden şaşırdım, öyle ki bana dönüp özür diler gibi baksa da şaşkınlığım geçmedi.
Azat yanımıza kadar gelmişti, ikimiz de ona döndük ben görebilmek adına başımı kaldırdım. “Çocuklar aradı aracı görmüşler, bir şey oldu sandık.” dizlerinin üzerine çöküp bana baktı. “Sen iyi misin yenge?” Uzun dakikalardır buradaydık, dörtlüler bile yanmıyordu haliyle ona hak verdim.
Serdar da ilk defa duyduğumuz lafalr

Pudnidbdjdjsjs
Başımı salladığımda Serdar’ a döndü, “Telefonun nerede senin?” Öyle hesap sorar gibi soluklandığından durum daha da ilgimi çekti. Kaşları havalandı “Mal mısın oğlum toplantıdaydım nasıl geldim biliyor musun?” Epey paniklemişti bunu görebiliyordum, onun adına üzüldüm.

Serdar'ın çokta setinde
Tabi “Azat kes sikmiyim belanı.” Diyen Serdar daha umarsızdı. Ses tonundan mimiklerine kadar bu tantana belli ki ona saçma gelmişti. Azat elini hayırdır der gibi kaldırınca beyaz gömleği gerildi “Lan dua et yanında karın var.” Yeniden bana baktığında elini indirmemişti ama sakin olmaya çalışıyordu, “Neyin var yenge?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yengenin midesi bulandı durduk.”
Doğru, öyle.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAzat bir an Serdar’ a baktı “Çok mu kötü? Gidelim konağa doktor çağıralım bizimkiler baksın bir.” Hayır hayır hayır, ben zaten istemiyordum Serdar’ da “Gerek yok ben hallederim, milleti toplama başımıza uğraşamam kimseyle.” Deyince rahatladım. Sonra derin bir nefes aldı, “Seninle de uğraşacak halim yok darlama beni sikmiyim geçmişini.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAzat yüzünü ekşitti, geçiştirir gibi “Tamam lan tamam merak ettik.” Deyip tekrar bana döndü “Sen nasılsın? Bulantı dışında?” Konu bana geldiğinde tüm harareti dinmişti. Omuzlarımı kaldırdım, bunu yaparken ufacık da olsa gülümsemeye çalışmıştım, indirirken içim titredi. Eğer daha iyi olursam bir gün ona çelenk için teşekkür edecektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDerin, koca bir nefes aldı tüm bedeni bununla yükselip alçalmıştı. “Yengemi toparla.” Diye diye ayaklandı,
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Olur.” Serdar bunu öyle manasız söylemişti ki ben bile Azat’ i tiye aldığını anlamıştım. Telefonu diğer eline alırken bir adım gerileyip yükseldi “Olur ne amınakoyduğum!” Serdar birden sağındaki taşı alıp Azat’a fırlattı, yumruğum kadar olan taş bacağına geldi. “Siktir git lan!” Elimde değil hallerine varla yok arası gülümsüyordum, Azat telefonunu atar gibi tuttu “Yavşak, şu telefonu atarım ha kafana.”

Msisndjhdus altıma isicem
Kucağında ben varken dahi kalkar gibi oldu, yüzü öfkeliydi. “Kalkarsam sokarım onu sana.” Azat arabasına dönüp bize doğru seslendi. “Ne şey yersen ye lan ben gidiyorum.” Serdar derin bir nefes aldı, umarsız sesi cadden boyu tekrar duyulmuştu “Azat sikime kadar yolun var.”
Bizimkinin dili baya çözülmüş

Dogal ortamian gelice erkekler
Arabasına binip gittikten sonra Serdar yavaşça ayaklanmaya başlamış, bunu yaparken önce beni daha sıkı kucaklamış, ardından arabanın kaputuna oturtmuştu. Arabaya yöneldi, içinden birkaç şey alıp kapılarını kapattığında ne yaptığını anlamaya çalışıyordum. Yanıma gelip beni tekrar kucakladığı sırada kaşlarım iyice çatıldı. İlerlemeye başladı, başımı kaldırıp arkamızda kalan arabaya baktım giderek uzaklaşıyordu. Yürüyecek miydi? Ev uzaktaydı üstelik yağmur yağıyordu nasıl yani? Kaşlarım iyice çatıldı, anlayamadığımdan ona döndüm, tekrar arabaya baktım. Arabasını orada öylece bırakıyor muydu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne oluyor?” Mırıltım fazla sessizdi, bakışlarını hiç kıpırdatmadan normal bir anmış gibi “Eve gidiyoruz.” Deyince içimi bir korku sardı. Anayolun ortasındaydık, büyük adımlarını görmezden gelirsek eve bir saat kadar yol vardı beni ne kadar taşıyabilir ya da ne kadar yürüyebilirdi?
Kulağa delilik gibi geliyordu, onunla zıtlaşmak isterdim ama… Bilmiyorum. Bunun yerine sessiz kalmayı seçerek kollarımı birbirine sardım.

Adam dağın taşın bağrında geziyor hiçbir şey olmaz
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYol boyu hiç konuşmayışının aksine beni yatağa bırakırken midemi soruyordu. “Hala bulanıyor mu?” Arabayı öylece bıraktı, acaba sorun olur mu? Biri çalar mı? Ya da tüm bu endişemin aksine sabah kapıda olur mu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSiyah topuklu ayakkabımın tekini çıkarttı, kenara atarken bana bakıyordu. Diğerine ulaştı, açık düğmelerinden kaslarını ve ıslak göğsünü görebiliyordum. Bağrından yağmur damlaları akıyordu, onlar gözümün önündeydi taneciklerin teninde tek tek yuvarlanışı yutkunmama sebep oldu. “Duşa gireceğim.” Sesi daha çok… Gözlerimi kaçırınca “Alt katta,” diye devam etti, bir garip hissettim. Burayı bana bırakıyordu yani, yol boyu uzun uzun yürüyen o değilmiş gibi yine kendinden ödün veriyor, her zahmeti ben çekerim mantığıyla geriliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapIslak bacaklarımın çarşafa değen kısmı kurumuş ve onun aksine ilk dinlenen ben olmuştum. Bacaklarımı birbirine sürterek uzandığım yerde yalnızca başımı salladım. İkimiz de ıslanmış, ikimiz de birbirimizin farkındaydık. Yağmura rağmen bile konuşmuyorduk ya, aramızdaki bu durağanlık bir kelime edişimiz kadardı. Sanki o bana bir şey söyleyecekti de ben geride duruyordum. Sanki bizi birbirimizden eden kuvvetsiz bir güç vardı arada. Üzerime meyilli hali doğruldu, yüzüme baka baka o odadan çıkıp gitti ben de banyoya hareketlendim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYorulmuştur, bana iyi davranması değil de kendine kötü davranması ona koşup yorgunluğunu almam konusunda kalbime baskıda bulunuyordu. Ne vardı yani, normal insanlar gibi biraz daha bekleyip arabayla dönebilirdik ama o uzun çöpü seçer gibi uzun yolu seçmişti. Kim bilir onun kollarında olmam tarafınca bir ümide bağlanmış mıydı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOlanları düşünürken şampuanı avcuma döküp kenara bıraktım. Peki yürürken susması? Kalbi kırıldığı için mi yoksa umutsuzluğa kapıldığı için mi susmuştu? Belki de bilmediğim bir duygusu daha vardı. Yine de onu bir saat boyu yağmur altında yürütmek içimde bir kaç yere dokunmuştu. Hiç mi yorulmamıştı? Bacaklarımı ve belimi kavrayan ellerinden yorulduğunu hissetmemiştim ama ben beş kiloluk su bidonuyla on dakika yürüyemezken onun beni taşıması çok üzücüydü.
Onlar kaç kilo aletlerle dağ bayır yürüyorlar gülüm
Bir yerden sonra kollarımı boynuna dolamak istemiştim de başımı güç bela omzuna yaslamıştım. Sanki bir betondaydım, aramdaki mesafeyi bir türlü silememiştim öyle ellerim kollarım bağlı sadece susmuştum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİçerledim,
Duş uzun sürmedi, on beş yirmi dakika içinde pijamalarımı giyip yatağa uzanmıştım. Sessizdim, sakindim ve tüm gün ağrıdığını fark etmediğim belim daha iyiydi. Topak yapıp sarıldığım pikede sakin bir nefesle mayıştığımda gözlerim kapanmaya başlamıştı ki kapının hiç açılmadığını fark ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar’ ın duşu genelde benden daha kısa sürerdi şimdiye çoktan gelmiş olması gerekiyordu. Onu merak etmeye başladığımda aklımla kalbim arasındaki çizgiyi örselemedim, yataktan kalkıp çoraplarımı giyerek kapıya yöneldim. Alt kata inip ne yaptığına bakacaktım, belki de yorgunluktan uyuyakalmıştı. Sessiz sedasız bunu yaptım, eski yatak odamızın kapısı açıktı ve oraya girmek üzere olduğumda onu yatakta görmek beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDuşunu almış ama üst kata gelmemişti? Benimle uyumayacak mıydı? Sırt üstü uzanmış, bir kolunu sıkıntıyla yüzüne kapatmış diğeri kalbindeydi. Ayaklarıma inen kara suların böylece görünmemesi işime geldi. Üstü çıplak, altında sadece siyah baksırı vardı. Bir bacağını kendine doğru bükmüş, diğerini uzatmıştı buradan bakınca tıpkı bir moda dergisinin kapağını andırıyordu.
Onu kıskandım.
Yani dergide kapak oluşunu.

Hepsi Bir psikopat abi kimse akıllı değil
Gitmeli miydim? Beni yeniden o karanlığa mahkum mu edecekti tek yatmak istemiyordum ki? Bir adım gerileyip görüş alanından çıktım. Ne yapacağımı bilemedim, acaba uyumuş muydu? Neden beni böyle bırakmıştı? Konu bırakması da değildi, ben sadece korkuyordum.
Geldiğim yere dönmek için ona arkamı döndüm fakat bir adım dahi ilerleyemedim. Madem bırakmıyordu, madem üzerimdeki hakimiyetini sürdürüyordu tutmasını da bilecekti. Ben şimdi kalkıp evden gitsem sadece o demir kapıyı aşabilirdim, yollamazdı huyunu biliyorum. Bu nedenle kararımdan vaz geçmem pek kısa sürdü. Neticede bu akşam benim için o kadar yolu yürüyen oydu, ben bir adım atsam ne olacaktı?
Tam tersine çok güzel olur hazo
Üstelik ona ihtiyacım vardı.
Onu da sana ihtiyacı var
Seni kaybetti sandi
Ve sen de tek değilsin
Hazo

Heh soyle
Bu defa sakince odaya girip yanına ilerledim, bir dizimi kırıp yatağa yattığımda benimle birlikte kıpırdanmıştı. Kolunu yüzünden çekti, ben yanına uzanıp başımı yastığa koydum. Ona yaklaşma konusunda tereddütlerim vardı, böyle yan yana olmak daha mantıklı geldiğinden kıpırdamadım. Serdar bana dönmüş, benim gözlerim tavanda, ona ilk söylediğim şey “Neden gelmedin?” Oldu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDuraksarken yatağın ucuna savurduğu pikeye uzandı. Ben yokken kullanmıyordu, yine aynısı oldu onu açıp üzerimizi örttü ve yerine uzandı “Yalnız kalmak istersin diye düşündüm.” Yol boyu tek kelime etmeyince, tabi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKollarımı birbirine dolayıp gözlerimi yumdum, “İstemedim yalnız kalmak.” Sesim o kadar mahcuptu ki ben bile kendime acırdım. Sağına döndü, normalde tam tersi yerlerde uyurduk ben pek rahat edemedim. Elini pikenin altından belime uzattı, beni kendine çekerken kendi de gelmekten çekinmedi. Dudakları nemi gitmiş saçlarıma değdi. “İyi ki geldin.”
Gerçekten mi?

Bak site sen ona bir adım gidince o sana bin geliyor
Aramızda biraz daha boşluk vardı, fısıldar gibi olup “Gel.” Deyince ona döndüm. Her yerim tutulmuş gibiydi sırtımı kapatmaya başlayınca iyice sokuldum. Kolunu sıkıca sardı. “Üşüyor musun?” Kaşları çatıktı, başımı salladığım sıra başım bağrında hareketlenmişti bunu bile isteye yapmamıştım ama güzel hissettirdiğini kabullendim. Birkaç gündür üşüyordum sanırım betonun soğuğu içime işlemişti bu akşam da yağmur yağınca iyice soğudum demek ki.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBenim tarafımda kalan komodine uzanıp klimanın kumandasını aldı. Ben bu sırada pikenin altına iyice girmiş, ellerimi de onun gövdesine bırakmıştım. Sıcaklığı ayarladıktan sonra benimle birlikte kolunu pikenin altına sokup sırtıma sardı. Kendimi ona bırakmamam için sanki bir neden yoktu, başımı bağrına yaslanıp elimi göğsüne koydum. Saçlarımı onun aksine kurutmuştum, ben bir de çorap ve bu mevsimde uzun pijama takımı giymiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yoruldun mu?” Bu soruyu benim ona sormam gerekiyordu. Omuzlarımı silker gibi olunca boşta kalan eli de karnıma gitti “Bebek nasıl?” Ona bebek mi demişti? Sormuştu? Gülümsemek istiyordum ama ne yapacağımı bilemeyip derin bir iç çektim. Sorusuna gelecek olursak da henüz onunla bir iletişime geçememiştim, daha doğrusu o gücü ve psikolojiyi kendimde bulamamıştım ama varlığından rahatsız değilim, onu seviyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKoca eli karnımı okşadı, soğuktan içim titreyince beni daha sıkı sarıp karnımdaki elini başıma çıkarttı. “Tamam ısınacaksın şimdi.” Saçlarımı okşuyordu, alnımı öperken elinin bıraktığı boşluğu ben doldurdum. Tabi bu sıra temasımla sıcağın iyi geldiğini de fark ettim, “Sen elini koysana.” Ona demiştim, hiç düşünmeden. Düşününce olmazdı, belimden geçirdiği sıcak elini “Ağrıyor mu?” Diyerek pijamamın içinden çıplak kasıklarıma yerleştirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hayır, güzel oluyor.” Sadece sıcaklık daha iyi hissettiriyordu. Başını salladı, “Karnın büyümüş, kıyafetten pek anlaşılmıyor.” Anlaşılmasın diye bol giyiyordum. Başımı biraz salladım, ısınmaya başlamıştım.
Ya ne guzel

Oyyy dogami buyuyorrt
Boşta kalan eli kolumu sıvazladı, onun yanındaki varlığımı sorgularken bu kadar küçük kalışıma akıl sır erdiremedim. Nasıl olur da böyle kocaman bir adama aşık olabilirdim? Serdar öylesine bir heves değildi, tüm yaşananlar bir yana bunu kabulleniyordum ama hala bazı şeyleri aşabilmiş değildim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ben diğer tarafa geçsem?” Dediğim gibi pek rahat edemedim, birden bire söyleyince kendime de şaşırmıştım ama yapabileceğim bir şey yoktu. Parmağı saçlarımı severek arkaya attı “Tersine geldi, değil mi?” Başımı salladım, yavaşça doğrulup yatakta kalktı. Hamile olmasam daha farklı olurdu belki de üstünden geçerdim ama şimdi karnımda ötürü daha dikkatli ilerliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar kapı tarafına uzanırken ben pikeyi düzeltmeye çalıştım, olmadı o örterek beni tekrar bağrına çekti. “Bir şey yemek istiyor musun?” Hayır, sabah kahvaltı yapardım artık. İtiraz edince sessiz kaldı, bir an oflar gibi soluklandı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSustum, ben sanıyorum ki bu uzun bir mesele ve konuşacak halimiz yok. Ben biliyorum ki yaşadıklarım kolay değil unutamayacağım bir gece inşa ettim kendime. Bir gece, bu sabah, bir güz… Onu anımsadım, bir insan hiç mi değişmez? Bir insan yokluğuyla bile rahatsız hissettirir mi? Tüm düşüncelerim birbirine girmişken Serdar’ ın yutkunuşuyla hafif öksürür gibi olup boğazımı temizledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSen, beni sevmeyi mi seviyorsun yoksa beni mi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni bulmasaydın ne olurdu? Bile isteye yani, ne olurdu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hazan.” Dedi, o deyince kalbi hızlandı. Başımı kaldırıp yüzüne baksam ne olur, ne değişir? Yutkundu, “Konuş benimle.” Ben, sesim kendime bile bu denli yabancı ve güçsüzken ne diyebilirdim hiç bilmiyorum. “Bizim, seninle konuşmamız gerekiyor. Başka türlü çözülmeyecek.” Gerçekten mi? Yani o kadar mı berbat halimiz? Bu ara çok soru soruyorum, inan hepsi cevabını bilmediğimden. Hepsi arafdan.
Bir konuşma
İki sevismeniz
Gereken
Konular var.
Kksjsj

Siz bu dağa gidin nasıl konuşacağınıza kendiniz karar verirsiniz sonra canım
Geri çekilmesiyle ona döndüm, göz göze gelişimiz ilk değildi ama böylesi tekti. Kaşları havalandı, o kaba ses “Ben sana her şeyin en iyisini alıyorum.” Diye duyulunca içim içimi çiğnedi.
Biliyorum, bu konuda yüzüm biraz kızarıyordu ki kaşları daha da havalanıp durdu “En iyilerini bile layık bulmuyorum, senin için ne yapacağımı bilemiyorum.” Öyle mi? Dudaklarımı sertçe birbirine bastırdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElini kasıklarımdan çektiğinde “O gün seni bulduğum ev..” diyen sesi buz gibiydi. Bundan rahatsızdı, hem de çok. Kaşları çatıldı, gözleri kapandı da ben kıpırdamadım “Ben dururdum ama sen bir saat bile duramayacağın evde bir gece kaldın, kanıma dokunuyor, unutamıyorum.” Hatırlayınca… Zoruna gittiği doğru, göz bebekleri titriyordu ve dolmuştu.
Haklı
Aslında bur da kim haklı kim suçlu armamk gerekiyor ya
İkisi de kendince haklılar

Aşkım uyaa
Hatırlamak istemedim, sanırım hayatımda ilk defa babamdan başka bir konuyu hatırlamayı reddettim. İnkârla, yok saymayla tüm bu olanlara ona arkamı dönerek kaçtım ben.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Buna seni ben mecbur ettim, öyle izbe bir gecekonduda-” derken tekrar yatağa uzanıyordu sona doğru kısılan sesi, kaskatı olan bedeni, nefesi… Onu anlayabiliyordum, her sözü ağzından büyüyormuş gibiydi bunu anlamam mümkündü. Bir şey söylemem ya da hissetmem gerekiyor muydu bilmiyorum, sadece her sözünü büyük bir dikkatle dinleyip tepkilerini ölçer haldeydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana yöneldi, eli bel oyuntuma gitti. Sanki beni bıraksa yeniden bir karanlıkta kaybolacaktım. Bu sıkı tutuşunun bir manası olmalı dedim içimden; ki zaten vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Oturdum mekanda Azat’ a bir şeyler anlatıyorum güya durumdan rahatsızım. Ben orada otururken sen o evde-” Derin ama kesik bir nefes aldı, verirken sesi titredi ama “Adam değilim ben.” Derken kendine hayli öfkeli ve ciddiydi. Gözlerimi sıktım, içime oturan bazı şeyler vardı ve bu yumrular geçmiyordu.
Yaa serdar deme öylew
“Ben sadece, sen evde tek kalma diye annene götürmek istedim. Söylediğin kelimeye takıldım, çok takıldım en olmadık yerde bir sik varmış gibi.” Öyle mi? “Sen seni istemediğimi sanmışsın. Hazan bu mümkün mü kurbanın olayım?” Sanki öyle bir hata yapmışım da çok şeye mâal olmuşum, sanki değil gerçi…
Serdar'ın bu huyunu seviyorum Hazan kendini ifade etmeden bile anlayabiliyor hazni

Demi yaa Benim de en sevdiğim huylarından biri ve çok net açıklıyor kendini
Aklıma bulandı bataklığın izi. Gözlerimi kapatsam da geçmedi, başımı savurdum çamur her yere bulaştı. Akça pakça bir günü batağa buladım, ben miyim sorumlusu, benim canım yanıyor? O gece aklımda, gündüz nasıl erişmişti eşref vaktine?
Derin.
Sanki hep oradaymışım,
O bataklıktaymışım,
Kalbimi yemiş yosun yanı kara yapışkan.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKapısı siyah yazılı duvarlar, yanı dökülmüş o tek katlı bina, yayı çıkmış çekyat, kilitli bir komodin. Cama vuran sarmaşık, betonun izbe soğuğu. Sorumlusu ben miydim? Bu kadar çabuk unutulur muydu? Moraran etim değdikçe sancıyordu. Sorumlusu ben miyim? Saatler süren açlığım, susuzluğum ve kimsesizliğim.
Sakinlik, beton, her yanım uyuşmuş bir sabah… O sabah, korku dolu gecenin ilk güneşi, boş evde ansızım gelen kapı gıcırtısı… Ben miyim her şeyin sorumlusu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapZihnimde bir kapı daha aralandı, gıcırtısı yankılanırken o gece, ben…. Aşamadım.
Aşamadım öfkeyle elinden kurtulup yatağın bir ucuna yine aynı öfkeyle gittim. Biraz daha gitsem yere düşerdim. O yayı kopmuş çekyat, duvarda arapça yazılar, etime işleyen buz gibi beton, aç kaldığım için ağlayışlarım, hamile oluşum…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeniledim, yeniledim, ardı gelmedi hep yeniledim. Gitmedi, içimde bir şey vardı gitmiyordu, o evde bir şey vardı gitmiyordu. Ne gariptir, neden tüm olanlara? Neden o zaman korkmadım da şimdi içim kendinden geçiyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen oraya neden gittim? Hatırladım, mırıldandım. “Sen beni istemedin.” Ellerim birbirine kavuşmuş, bacaklarım karnıma çekilmiş, yatak hak etmediğim kadar yumuşak. Cevabını dakikalardır yaptığım gibi duymamazlıktan geldim, ben o yerde kaldım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKoluma dokundu, biraz daha ilerlemeye çalıştım ama öyle bir dokunuyordu ki hareket edemiyordum. “Hayır, ben hayatım boyunca bir tek seni istedim. Sadece kendimi yanlış ifade ettim.” Ama benim canım yandı, benim gözlerim şişti ağlamaktan, canım yandı betondan. Şortumun yukarıya sıyrılan kısmından belli, etim mosmor oldu nedenini bilmiyorum.

Oyyyy bebek yaaa
“Kızgınsın, kırgınsın haklısın da Hazan ama gitme. Ben çıkar giderim sen bir adım daha ilerleme.” Yaparsam düşerdim, “Gel bana, konuşalım Hazan. Bak ben senin için her şeyi yapmaya hazırım.” Ben, bilmiyorum.
Hiçbir şey bilmiyorum.
“Hadi.” Diye mırıldanıp beni kendine çekince bu bilinmezlikte kendimi bıraktım. O yönlendirdi, tutup sıkıca sarıldı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Susarak çözemeyeceğimizi ben bugün daha iyi anladım. Susup sana biraz zaman tanımaktı niyetim ama böyle daha iyisin sanki.” Öyle.
Başımı kaldırıp ona baktığımda göz göze gelmiştik, baş parmağıyla yüzümü severek alnımı öptü. “Ne yaptıysam seni düşündüğümden, yemin ederim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKaş çattım, “Konuşmak istemiyorum onu.” O günü, ardını arkasını silmişim her şeyini. Korkum beni ürkütüyordu o evde korktum, bu evde korkum geçmedi ama bu bedende geçti. Serdar beni her şeyden koruyacak bir adamdı, peki bizi birbirimizden kim koruyacaktı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDonuk bakışı birkaç saniye boyu yüzümden hiç düşmedi. Sonra üzerime eğilip dudaklarını gözümün kenarına bastırdı, oradan alnıma, oradan gözümün altına. Arada bir sesini duydum, “Yavrum.” Kollarımı boynuna sardığımda hiçbir şey istemiyordum, sadece sarıldığında çıkacakmış gibi çarpan kalbim bana ilkleri yaşatıyordu ve tüm o travmanın dışında onu doyasıya hissetmek istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerim doldu çünkü böyle bir an varken ben o gece aptal gibi çok korkmuştum. Başını boynuma bırakıp tenimi öpüp kokladı, bir yandan da “Bak ben seni anlıyorum, sen hamilesin.” Diyordu. “Hamileyken hormonlar kadınları böyle yönlendirebiliyormuş, ki senin yaşadıklarını asla görmezden gelmiyorum ama emin bu hayatta seni en çok ben seviyorum. Bir daha böyle şeyler düşünme, sakın o yaptığını da tekrarlama.” Onu dikkatle dinlerken bastıra bastıra sakın dediği yerde başımı salladım.

Evet bidaha tekrarlama
Ama çok kırmıştı o zaman.
Beni böyle sevmese düzelir miydi her şey?
Hepimizi vaktinde sevgi iyileştirmedi mi zaten?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEli karnıma gitti, yutkundu, derin nefesler aldı… Çok şey vardı mesela, sustuklarımız kadar bir dünya, bir dünya da yaşadıklarımız kadardı. Geçti mi her şey? Geçmedi ama ilk eşiği attı, beni seviyormuş onu anladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Seni özlüyorum.” Boynum ıslandı, gözlerinin doluluğu taşmış olabilir miydi? Sesine bakarsak öyle, sanki boğazında bir yumru, sesi ondan bu kadar sancılı. Oysa buradayım, onunlayım, aynı yataktaydık. Yavaş yavaş konuştu, “Benimle, eskisi gibi olman için neyim varsa veririm.” Eskisi gibi? Eskiyi düşündüm, dudaklarımda garip bir tebessüm belirdi. Ona şakalar yapan, arada sırtına atlamak isteyen, mızmızlanan halimi özlemişti. Bilmiyorum, çok garip. O gece betonda uyumadan hemen evvel içimde bir şey kopmuş, kırılmış ve çürümeye terk edilmişti; eskisi gibi olmakla ilgili çok baskındım. Duygularım dövülerek bir kenara atılmıştı, o kenarda da babam vardı sanki, gülemiyordum dahi.

Abi adam hatimda aglamamistir hazana aglamafigi kadar
Ben bir cevap vermeyince o da sustu. İnsan yönünü şaşırır mı? Bence ikimiz de şaşırmıştık…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBoynundaki ellerimi hareketlendirip sağ elimle olabildiğince geniş sırtını okşadım. Yapabilsem, olsa şu an olurum eski Hazan. Olsa, olsa onun bana yaptıklarına karşılık sırtımdaki kabuğu kırardım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Deneyeceğim.” Dedim sadece “Sen de üzülme,” Çünkü senin beni sevdiğin kadar ben de seni seviyorum. Başını kaldırırken “Ağlama.” Dedi, göz göze geldik “Ağlamıyorum.” Oysa sesim titremişti ve o haklıydı içim hıçkırıklardaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnun hareketleriyle belime inen elim alnıma değen dudaklarla yerine tutundu. Diğer elimle yüzüne dokundum, sakalları batıyordu kaç gündür tıraş olmamıştı. Avcumu öpünce de battı, batınca dudaklarımı birbirine bastırdım, yüzünü sevdim.
“Yanlış zamanda mı hamile kaldım, yoksa bu durum bizi doğru zamana mı hapsetti bilmiyorum. Bu ara hiçbir şey bilmiyorum ben, sürekli kendime sorular sorup sonunda bilmiyorum diyorum. Hiçbir şey bilmiyorum, nasıl bir zamanda kendi içimde var olan bir şeye tutunamıyorum, bu iyi mi kötü mü onu da bilmiyorum. Olmasaydı ne olurdu bilmiyorum, oldu da ne oldu yine bilmiyorum. Düşününce ona üzülüyorum, durumu hissediyor mu bilmiyorum ama çok üzülüyorum.” Gözlerim her cümlede biraz daha kapanmıştı. Sesim kısıldı, rüyalarım uğuldadı, zihnim karıştı, yerimi sevdim. Zihnim, hiç bu denli karışmamıştı. Ben hiç bu denli onun beni anlamasını, kelimelerimi seçmesini, sorularıma bir yanıt bulmasını istememiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVar gücümle “Ben şu sıra hiçbir şey bilmiyorum Serdar.” Dedim, sesim titredi devamında. “Sen beni bil olur mu?” Bilsin, o bilir dediğim yerdeydim. İnce bir çizgi, yüzümde gezinen dudakları, belimi tutan eli, karnımdaki eli arzu ettiğim gibi “Ben biliyorum.” Dedi, sonra da öptü beni. “Ben seni biliyorum. Senin yerine de her şeyi biliyorum, sen yeter ki üzülme, rahat uyu.” Gözlerimi kapattım, başımı çevirdim. Günler sonra ilk defa cennette bir yatakta yatıyordum. Susunca geçmiyordu, düşünmeyi bırakınca geçiyordu her şey.
Sen yeter ki kaybolma
Serdar'ın her şeyi hal eder senin için hazo
Yeter ki sen keninden vaz gecme
Senin için dünyayı yakar ve o potansiyel de var

Şimdi misler gibi uyuyun
Hadi yeni güne güzel uyanın hemem
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Evet çok karısık hemde