Hazan Vakti
Bölüm 45
O oturduğu tekli koltuktan kalkıp sakin adımlarla bana doğru gelirken isyan eden bir tonlamayla “Serdaar!” dedim. Ellerim, boynumda ve bedenime sardığım kırmızı havlunun üst kısımlarında, birbirine bastırdığım çıplak ayaklarımla bana doğru gelen adamı izliyordum.
Başımdan aşağıya dökülen kaynar sular birkaç saniyeliğine tüm bedenimde şok etkisi yaratmış, ardından ise gelen o büyük rahatlamayla beni adeta kendimden geçirmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYalnız yaşıyordum. Evde tek olduğumu sandığım bir akşam duştan çıkar çıkmaz salonumda, cama dayalı koltuğumda bir adamın oturuyor olması beni tabi ki korkutacaktı. Bu adam Serdar bile olsa.
O tarafa ilk baktığımda bir ayağını diğerinin dizine atmış, rahat bir şekilde yaslandığı yerden pür dikkat beni izleyen bir adam gördüm. Karanlıktı, onu aydınlatan sokak lambası görüş alanım için epey güçsüz kalıyordu ve ben yüzüne bakıp o adamın Serdar olduğunu anlayana kadar zaten olan olmuştu.
Daha evvel böyle bir anla yüzgöz olmuşluğum yoktu. Hiç yaşamadığımdan mı bilmiyorum, ama o birkaç saniyede korkudan kalakalmıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSağ elim açıktan kalan boynumdayken gözlerimi hemen önüme gelen adama devirerek kapattım. “Serdar ödüm koptu.” Uzanıp iki eliyle yüzümü kavradı ve sırtımdan tutarak beni yavaşça kendine yasladı. Bir başkası olsa bu halde ne yapardım bilmiyorum. Şu an Serdar’ a duyduğum özlem ve korkudan dolayı halsiz kalan bedenimle ona sığınırken aksini düşünmemeye çalıştım.
Tuttuğum nefesi, sol elimi boynuna doğru uzatıp omzuna bırakırken “Başkası sandım.” Deyip verdim.
Hahaha o eve başkasının girmesi imkansız
Başını çevirip omzundaki elimi öptü. “İşte o mümkün değil yavrum.” Yüzüm avuçlarındayken gözlerim kapalı, havlunun altındaki çıplaklığımla sanki Serdar’ ın geniş gövdesinde hayat buluyordum. Bedenine yanaşıp ona daha da sokuldum ve bu hareketimle kollarını belime sararak beni tek hamlede kucağına aldı. Ellerimi ona tutunmak için değil de, ona sarılmak için boynuna dolarken bacaklarımı çoktan beline gitmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşım kendine hayat bulduğu bir boşluktaydı. Parfümü içime işliyor, heybetli bedeni bana güç veriyordu. Onun boynunda, onun koynunda. Derin soluklarım sakinleşmek içinken elleri yukarıya sıyrılan havlumun hemen üst kısmındaydı. Çıplaklığıma değmiyordu, belki umursamıyordu bile. Zira onun da tek derdi kulağımın arkasından saçlarımı öpüp tenimi koklamak gibiydi.
“İyi ki geldin..” diyerek dudaklarımı sıkıca boynuna bastırdım. Ensesinde parmak uçlarıma değen siyah saçlarını aheste aheste okşarken varlığıyla kendime gelmiş gibiydim. Burnumdaki hızmadan dolayıp tam olarak ona kendimi bastıramıyordum, ama kollarımı delice sarıyordum boynuna.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKokumu derin bir soluklara ciğerlerine çekti. Sağ tarafta kalan odama doğru ilerledi ve bunu yaparken çenemin altında bir yeri öpüp boğuk sesiyle “Çok özledim.” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBiliyordum. Bu muhtemeldi… Kokumu içine çekişinden sarılışına kadar her şey bana bunu sergiliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ben de çok özledim.” Diyerek yanağını öptüm ve bitmeyen hislerimle alnımı alnına dayadım. Burnumu tenine sürtmek istiyordum ama ne acı ki yapamıyordum. Bununla birlikte ya yanlışlıkla eli, kolu burnumu çarparsa diye korkmuyor da değildim.
Ya öpmeye kalkarsa beni? Eminim ki o zaman da canım çok yanardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİçten içe burun deldirecek zamanı buldun sen de diye kendime naralar atıyordum. Ben şimdi burnum acıyor diye Serdar’ la öpüşemeyecek miydim? Üstelik onu bu kadar özlemişken..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEllerimle kemikli yüzünün iki yanından tutup hafif geri çekilerek “Ne zaman geldin?” Dedim. Ben banyoya girerken yoktu eminim. “Nasıl girdin içeriye?” Ona anahtar verdiğimi de hatırlamıyorum.
Ben biliyom
Bacadan tırmanmış tır bizim dev
Çözülmek üzere olan havlunun göğüs kısmını tutarak karanlıkta onu izledim. Önce dikleştirdiği başıyla odamın perdelerini kontrol etti. Daha sonda beni yavaşça bilgisayar masasına oturttu ve sol elini belimden çekmeden hemen arkamdan odanın ışığını açtı. “On beş dakika oluyor yavrum.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzümü açılan ışıkla anında yere eğdim. Açılıyor gibi görünen ama açılmayan havlumu düzeltirken tek sorun hızmamdı. Vereceği tepkiden az miktarda çekiniyordum ama bu olay umurumda da değilmiş gibi kısmen belinde duran bacaklarımla kendimi düzeltiyordum.
Bacaklarımın arasında duruşu dikleşti. Görüş alanıma giren siyah kemeri ve pantolonuyla yutkunarak dudaklarımı ısırdım. Tişörtün ve pantolonunun duruşu bile beni…
Ah, tamam sakinim!
Yedin bitirdin kız
Neyse zaten tapulu malın
Görmezden geliyoruz,,,
Gözlerimi sıkıca kapatıp açtıktan sonra ellerimi havludan çektim. Yeniden yüzümü kavradı, eğilip başımı öptü. “Baksana yüzüme.” Yani bakardım tabii. Hem de büyük bir zevkle, ama sonra bu yumuşak sese ne olurdu, nereye giderdi bilmiyorum siyah devim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTam önümde, o koca bedeniyle bacaklarımın arasında dikiliyor olması benim için çok güzel bir duyguydu. Bana böylesine yakın olması içimi gıdıklatıyordu ama bir tık ilerisini düşünemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmakları çenemin altında bütünleşip ona bakmam için hafif bir baskı uygulayınca sağ elimi göğüslerime bastırıp yavaşça başımı yukarı kaldırdım. Parmaklarının verdiği his tenimi yakarken gözlerindeki o dolu dolu bakış anında şaşkın bir ifadeye yer verdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHızla “BU NE LAN!” Deyip hızmama yöneltince elini tutup “Serdar dur.” Diyerek başımı arkaya attım. “Kızım bu ne buu!” Şaşırmadım, düşündüğüm gibi bir tepki vermişti. Elini iki elimle sıkıca tutuyordum ki hızmamı tutmasın. Bakışları odada yükselen sesiyle karışınca ürkmeme sebep olsa da geri çekilmeyecektim.
Serdarın hızmayla ilk tanışması
Sakin ol hızma hızma sjsjsj
Kılasik Serdar tepkisi
Mağarasından yeni çıkmış bir erko
Benden güçlüydü. İstese ellerimi savurur burnumu tutardı ama yapmıyordu. “Lan bu nerden çıktı!” Diye devam edip yeniden burnuma yönelmesiyle başımı bu defa sağa çevirerek “Serdar zaten çok acıyor dokunma lütfen.” Dedim.
Elini anında geri çekti. Hali yumuşayınca burnuma dokunmayacağını bilerek onu bıraktım ve bu defa yanağımı kavrayışını izledim.
“Ne zaman yaptın bunu?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇatık kaşları hızmamda geziniyor, sıktığı dişleriyle sakin kalmaya çalışıyordu. Boşta kalan eli ellerimin yanındayken derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım. “Bugün. Dişçiye gittikten sonra Gül diye bir arkadaşım var o yaptı.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi “Nereden çıktı? Bana niye söylemedin?” Deyişine aralayınca sesinde sertlikle başımı hafif geri çekmek istedim. “Ya dokunmayacağım, kasılıp durma.” Yani öyle bir duruyor, öyle bir bakıyordu ki istemeden geriliyordum.
Daha sakin kalıp eski halimi alırken soludum. “Bayadır aklımdaydı sabah karar verdim. Sana söylemeye fırsat olmadı, zaten tüm gün neredeyse konuşamadık. Bu gece söyleyecektim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDerin soluklarla göğsü inip kalktı. Yanağımdaki eliyle pür dikkat burnuma bakıyor, çatık kaşlarıyla başını yana eğerek tahminen bir şey olup olmadığını kontrol ediyordu. O beni, ben onu izlerken en sonunda elini yanağımdan alıp dikleşti. Uzun boyu aramızdaki mesafeyi açarken ellerini erkeksi bir şekilde belinin iki yanına koyup yüzümü izlemeye başladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne olacak şimdi bu?” Sanki araba tekerinden bahsediyordu. Ne olacak şimdi bu.. Bilmem Serdar, ne olacak?
Omuzlarımı öylesine silktim. “Beğenmedim çıkartacağım.” Gözlerine bakarken işaret parmağımla siyah hızmaya dokundum ve aynı anda sızıyla yüzümü buruşturdum. “Zaten çok acıyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖyle bir izliyordu ki beni, sanki bunu nasıl yaptığımı hesaplıyordu, anlayamıyordu. Büyük ihtimal o da yakıştırmamıştı ve tepkisinin de asıl nedeni buydu. Bakışları tüm yüzümü tararken yeniden çeneme dokunarak başımı bu defa sağa çevirdi. O yeniden hızmama bakarken ben de burnumun kenarını kaşımak için yeniden burnuma dokundum. Fakat dokunduğum an acıyla “Hii!” Diyerek elimi çektim ve gözlerimi kapattım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirden o sert soluğunu vererek gürledi. “OF HAZAN OF!” Elini çenemden indirdi. Bağırışıyla gözlerimi aralayınca bacak aramdan çıkarak yatağımın ortasında doğru ilerleyip bana döndü. Sağ eli saçlarına gitmiş, çatık kaşlarıyla beni izliyordu. “Kızım çocuk musun sen ya!”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSensin kızım! “Kızım deme bana!” Deyip sağ elimle havlunun ucunu tuttum. Az ileride, Serdar’ ın hemen yanındaki yatakta vişne çürüğü sütyenim ve kilotum duruyordu ama şu halde Serdar’ ın onları fark edeceğini sanmıyordum. Kısa bir an ona baksam da umursamaz bir tavırla “Yaptım işte ne yapayım.” Dedim. “Çıkartırım zaten iki güne.” Biraz acısı geçsin çıkartırdım. Hatta olursa yarın bile uyuşturucu sprey alır yapardım. Şu ara tek korkum mikrop kapmasıydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSol elini hayırdır dercesine bana doğru uzattı. “Kızım canın yanıyor!” Hala kızım diyordu. Kalın sesiyle bağıra bağıra “Ya nasıl yaparsın böyle bir şeyi? Hiç mi demedin acır bir şey olur.” Demesiyle başımı alayla yana eğdim. “Yoo demedim.” Sesim onunkinin aksine fısıltı gibi çıkmıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTamam endişeleniyordu anlıyorum da ne yapayım şimdi? Omzuna yatıp Serdar çok acıyor diye ağlayayım mı? Acıyorsa geçer, kendim ettim kendim buldum.
Birde böyle gururluyuz agam
Elini sertçe yanına indirdi. Kaşları daha da çatıldı. “Sen dalga mı geçiyorsun benimle?” İş ciddiye biniyor gibiydi. Benim bu denli umursuzluğum onu daha da sinirlendirince yüzüne bakmayı sürdürüp suçluluk duygusuyla dudaklarımı ısırmaya başladım.
Bu defe bakışları yumuşadı, sesi kısıldı ve yorgun bir hal aldı. “Neden yaptın?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGüzel olur sanmıştım.
Ellerimi kucağımda birleşip başımı bahtsızca yana eğdim ve ilerideki stora odaklanarak kendi kendime “Güzel durur dedim.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAma olmadı. Boşu boşuna acı çekmem de yanıma kâr kaldı.
“Yavrum..” diyerek yeniden bana doğru adımladı. Bu defa o da durulmuş, sesi epey kısılmıştı. “Sen zaten çok güzel bir kızsın.” İki eliyle de ellerimi tutup saçlarımda nefes alarak başımı öptü. “Ölürüm ben sana..” dudakları saçlarımda gezindi. “Niye böyle boş şeylerle uğraşıyorsun ki?” Geri çekilerek elini yeniden çeneme koydu ve ona bakmamı sağladı. Ben ona, o bir an hızmama bakıp yeniden gözlerime döndü. “Şimdi şu metal parçası mı seni olduğundan güzel yapacak?” Buna kendi inanmıyordu. Benim de inanmamı istemiyordu. Sesi öylesine yumuşamış ve sakinleşmişti ki neredeyse benimle birlikte onun da canının yandığına emindim.
Yanağıma eğildi. “Bak nasıl canın yanıyor.” Yeniden bacaklarımın arasında kendine yer bulmuşken sol eli çeneme gitti ve dudaklarını yanağıma bastırarak dikkatlice geri çekildi. “Değdi mi yaptığına?”
Seniii seven kalbim sana deli oluyor anlasanaa
Sana dayanamıyorummmmm
Değmedi. Değmediğini biliyordum da, Serdar bana böyle konuşunca sanki daha da anladım gibi. O kadifemsi ses tonuyla her bir kelimesi içime işlerken dudaklarını alnıma bastırarak başımı omzuna koydu. Kollarımı boynuna sardım. Tek bir şey diyemiyordum ama ona sarılmakla dahi Serdar’ a doğru bir adım atmış oluyordum. Dudakları yeniden yanağımı değdi. Dudaklarımdan değil de yanağımdan sıkıca öperken sağ elini çıplak sırtıma indirmişti. “Gidelim mi hastaneye, çıkartsınlar.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnında hayır der gibi başımı iki yana salladım. Oralara gitmek istemiyordum ben yarın kendim hallederdim. “Hayır hayır, istemiyorum. Ben hallederim.” Abartılacak bir şey yoktu zaten. Serdar’ ın kuruntusuydu.
Tıpkı Serdar gibi yanağından öperek gülümsedim. Çıplaktım, ama umurumda değildi. Hatta böyle o iki bacağımın arasındayken çok daha güzeldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKemikli yüzüne dokundum. Yanağını öpüp siyah saçlarını severken “Neden aramadın tüm gün?” Dedim. Mızmız bir çocuktum şimdi de. Öyle hafiften bir tirip havası, üç beş saat konuşmadık da özledim diyememe ama bunu belli etme çabası falan.
Geri çekilerek yüzümü tekrar, bitmeyen bir istekle avuçladı. “İşlerim vardı yavrum.” Hafif hafif gülümsüyordu. Hoşuna gitmişti, onun beni özlediği gibi onu özleyişimi sevmişti belli ki.
“Sonra da geleceğim diye aramadım.” Tıpkı Serdar gibi, hatta ondan daha fazla gülümsedim. İyi ki de gelmişti. Serdar’ ın etrafım dolu olduğu halde öylesine özlemiştim ki buna ben dahi hayret ediyordum. Oysa kolay kolay kimseyi özlemezdim. Özledim derdim, ama onlar hep lafta olurdu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Merak ettim.” Yüzümde oluşan o muzip ifadeye mani olamadım. Baldırlarım pantolonuna sürtündükçe içim bir hoş oluyor, parmaklarıyla sanki yeni bir enerji beni buluyordu. “Duştan sonra ben ararım demiştim.” Deyince “Tamam işte.” Diyerek bana doğru eğildi. “Sen aramakla uğraşma diye ben geldim yavrum.” Sesi daha da boğuklaşmış, hafif kaldırdığım başımla dudaklarıma bakarak zorla yutkunmuştu.
“Özledin yani?” Diyerek başımı daha da geri attım. Onu böyle anlarda zorlamak hoşuma gidiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmakları çenemden boynuma, oradan da ellerime inince dudağı muzip bir ifadeyle varla yok arası yukarıya kıvrıldı. “Hııı.” Parmaklarını parmaklarımdan geçirdi ve bana doğru daha da sokuldu. Yüzümüzdeki o gülüşle ne yapacağını biliyordum.
Ellerime büyük gelen ellerini tuttum ve sırıtarak iki yana doğru açtığımda dudaklarıma bakıp eğilerek aynı gülüşle soludu. “Şimdi ver bakalım bi alt dudak.”
Ay al al sjsjsjsjsj çok tatlı
Tam olarak evet dememi bile beklemedi. İkimizin gülüşü dudaklarımızda birleşti ve burnuma dikkat ederek dudaklarını kendi yumuşaklığında derin bir yolculuğa çıkarttı.
Kollarımı boynuna dolayıp hoş bir solukla inledim. Sesim kısık ama bir o kadar da boğuktu. Dudaklarımın arasından içeriye sızan dille bacak aram kayganlaşmaya başlarken kadınlığımın nabız gibi attığını hissedebiliyordum. Serdar için hareketlenen kadınlığım ilk defa bir erkeğin dokunuşuyla bu hale geliyordu. Kendimi ona karşı her zaman aç hissetsem de hazır hissedemiyordum. Korkuyordum, ama o hazzı duymaktan da asla geri çekilmiyordum.
Yanmaya başladı buralar hahasjknd
Beni öpüşleri tüm bedenime işliyordu. Dilini hissetmem, dudaklarıma değen dişleri ve önünde havluyla duruyor olmak ruhumu farklı bir heyecanla titretiyordu. Dudaklarını emmesi, onu adeta içmem ve bunu birbirimizi hissederek yapmamız muazzamdı.
Bütünleşmiş gibi hissediyordum. Kendimi bu birleşmeden geri çekmiyor, aksine onu istiyordum. Onu öpmek, beni öpmesine müsaade etmek…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAlt dudağımı emerek her geri çekiştirmesinde odamda ince seslerim yankı buluyordu. İki elimi ensesinden saçlarına koyarak saçlarını okşaya okşaya ona karşılık verdim. Havlumun düşmeyeceğini biliyordum, zira birleşen göğüslerimizle Serdar buna engeldi.
Öpüşünce hissettiğimiz duygu söner sandım, fakat olmuyordu. Her geçen saniye, dillerimizin ve dudaklarımızın büyük bir açlıkla buluştuğu her an birbirimizi daha fazla hissediyorduk. Hızla atan kalbimle onu istiyordum, tahminen Serdar’ da bunu biliyordu. Zira onun kalbini de göğüsümde duymak epey mümkündü.
Daha evvel öpüşmemiştim. Yine de benim o ufak beceriksizliğim Serdar’ ın varlığı altında yok olurken bir yandan da aslında kendimi yalnızca ona bırakıyordum. İçimden geldiği gibi karşılık verdiğim her an onun da sert iniltileri aramızda yükseldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElleri kalçalarıma gitti ve bedenimi hızla kucağına alarak arkasını döndü. Dudaklarımız asla ayrılmadı, onun elleri benim çıplak baldırlarıma bulaşsa da bunu umursamadık. Öpüşe öpüşe, o film sahnelerin en klişe sahnesi gibi fakat çok daha başka hislerle sırtım yatağımın serin çarşafıyla buluştu. Dudaklarımız yeni bir soluk için değil de burnum için çok kısa bir ayrıldı.
Havlu sarılı belimdeki ellerle yeniden dudaklarımı buldu. Üzerimdeydi, beni ve yatağımı kaplıyordu ama ağırlığını asla üzerime vermiyordu. Elleri bedenimdeydi ama asla açıkta kalan kalçalarıma dokunmuyordu… Oysa kafasını aşağıya eğip bir baksa belki de yukarıya sıyrılan havludan her yerimi görecekti.
Bunu istiyor muydum bilmiyordum. Deli gibi ıslanıyordum evet, ama tam olarak bir birlikteliğe hazır olduğumu sanmıyordum.
Yanıyor buralar
Yine de bile isteye, belli bir yere kadar yaşanmasını istediğin için, onu daha fazla hissetmek için bacaklarımı iki yana açarak bacak arama girmesine müsaade ettim. Islaklığım pantolonuna bulaşacak diye hem çok korktum, hem de bunu umursamayacak kadar kendimden geçtim. Olsa ne olurdu, üzerine bulaşan ıslaklıkla ona ne derdim, bana kızar mıydı bilemiyorum ama şu an tek derdim belimin iki yanından sıkıca tutup dudaklarımı sertçe öpmesiydi.
Öperken tam üzerimde oluşuyla tüylerim diken diken oluyor, onu hissettiğimden gönlüm başka bir huzura eriyordu.
Beni bende buluyordu. Bilmediğim, daha evvel rast gelip kendimi kadın gibi hissetmediğim her duyguyu bana yaşatıyordu. Daha evvel hiç diye başlayan cümlelerim artıkla son bulurken Serdar’ la, hayatım boyunca yaşamadığım her anı yaşayacağımı biliyordum..
Kadınlığımın üzerindeki sertlikle inleyerek ona daha da sarıldım. Serdar için Serdar’ a sığınmak, o güvenin en başka haliydi. Bunu o da biliyordu. Beni öyle seviyor, öyle öpüyordu.
Hissediyordum, tam oramda..
O sertliği çıplaklığım sayesinde ilk defa bu kadar net algılayabiliyorken Serdar’ ın kıpırdanmasıyla daha da inleyerek dudaklarımı nefes nefese araladım. Bunu o da biliyordu, her şeyin farkındaydı ve çıplak kadınlığıma bile isteye sürtünüyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVazgeçmedi, sağ elini başımın yanına çıkartıp yeniden ileri geri kıpırdandı ve aynı anda daha şiddetli inleyip alt dudağımı emerek sağ dizimi biraz daha bükmemi sağladı. Dili arsız bir keşfe çıkarken ileri geri kımıldanırdı ve o hareket ettikçe benim yüzüm kızarıyor, kalp atışım hızlanıyordu.
Serdar’ a duyduğum güveni hissettiğim tutkuyla harmanlıyor, tenime yayılan o derin zevki tüm bedenimde hissediyordum.
Bu, daha evvel yaşamadığım bir haldi…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHer sürtünüşte, her şiddetli kıpırdanışta ve her öpüşte daha da ıslandım. Klitorisim pantolonunun ve içindeki sertliği algıladı, bununla hareketlendi. Girişime indirilen her darbede kendime mani olamadan sırılsıklam oldum. Pantolonunun kasık kısmına ıslaklığımın bulaştığına emindim. Serdar’ ı hem üzerimde, hem dudaklarımda, hem de bacak aramda hissetmek bana çok fazla geliyordu.
O an fark ettim…
Her şey iyi hoştu da benim içimde muazzam bir korku vardı. Kadınlığıma sürtünen o erkekliği bu kadar net hissedince tüm o zevk ve gerçeklerle bir anda yüzleşip korktum. Ya canım yanarsa? Ya olur da bu birleşmede canım çok yanarsa? Endişem asla Serdar’ a güvenmemek değildi. Ona herkesten çok güveniyordum ama nasıl olurdu hiç bilmiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAlt dudağımı eme eme, dilini dolgun dudaklarıma değdire değdire büyük bir yavaşlıkla çekilerek bıraktı. Sertliğini üzerimden alıp aşağıya çekildi ve böylece, sanki tüm hislerimi alıp birden derin bir kuyuya attı. Bedenini kısmen benden çekse de hala üzerimdeydi. Ellerini bedenimin iki yanına bıraktı ve başını yavaşça boynuma gömdü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Şimdi değil.” Saç diplerimi soluk soluğa öptü. Boğuk sesindeki ılık nefesi tenime çarpıyor, kalp atışları yüreğimde birleşiyordu. Belimdeki sağ eli sırtıma giderken yeniden, o güven veren sesiyle soludu. “Şimdi değil yavrum.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNeden demeden geçemedim bir an. Ona belli etmediğim tarafta her şey güzel gidiyordu oysa.. Neden şimdi? Tamam ben de istemezdim ama Serdar’ da nedendi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDüzensiz nefeslerimle “Neden?” Diyerek sağ elimi başına koydum. “Ne oldu?” Her şey bu kadar güzel ilerlemişken neden geri çekti ki kendini?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerim odamın beyaz tavanındaydı ve pür dikkat onu dinliyordum. Sol elini yeniden bel oyuğuma koydu. “Evlenmeden olmaz. Evlenmeden asla dokunmayacağım sana. Bunun için ikimiz de deli olsak da…” Tabi, haklıydı. Benim de bu konu için ne kadar istekli olduğumu anlamaması için deli olması gerekiyordu. Zira az evvelki inleyişlerim ve hallerim… O anları hatırlayıp daha şimdiden gözlerimi utançla yumdum.
Adam yaaa adam işte
Ve gerçekten avlenmeyi bekledi
“Tamam da, o niye?” Neden evlenmeden olmazdı? Benim işime gelirdi ama Serdar’ ın bu konu hakkındaki düşüncesini de merak ediyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelimdeki elini yanağıma çıkartarak yüzümü kendine çevirdi. Göz göze geldik.. Benim yatağımda öyle bir haldeydik ki bunu hayal dahi edemezdim. Hem çok güzel, hem de iç gıdıklayıcı bir güzelliğimiz vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşparmağıyla göz altımı okşuyor, gözlerini yüzümden almıyordu. Kalın sesiyle “Çünkü.” Diyerek duraksadı. “Olası bir ayrılıkta.” dudakları alnıma doğru hareket etti. “Hani olmaz ama her zaman en beterini düşünüyorum, diyelim ki oldu.” Hem alnımdan öpüyor hem de yüzümü okşayarak beni kendine bastırıyor, şefkatle sarıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Askerim ben. Herhangi bir çatışmada geberip gidebilirim. Sonrasında seni o acıyla o durumda nasıl bırakırım? Bırakamam.” Bir hüzün damlası kalbime düşse de bu ihtimale yenilmeyecektim. Çünkü hissetmiyordum. Serdar beni sevdiği için tüm bunları hesaplıyordu ama olmayacaktı. Olsa hissederdim, öyle bir şey asla olmayacaktı.
Al işte adam ya yine adamm
Ya
İşte bizim admimiz be
Serdar soylu diye yazılır adam diye okunur
Gebermek demeyelim de şehit olmak
Onu bölmek istemediğimden sessiz kalmayı seçtim.
“Ailen sana bu kadar güvenirken…” Dedi kapalı gözlerimi huzurla öperken. “Dik tuttuğun o başını benim gibi bir herif yüzünden eğersen kendimi iki cihanda da affetmem.. Ben seni o acıyla yolun ortasında bırakamam. Ölüm olmasa bile seninle yatıp kalkmam. Beni siktir et, seni o hataya da günaha da sürükleyemem.”
Ben yutkundum. O yutkunuşumla alnıma düşen bukleyi kenara ittirdi. “Yoksa inan, istemediğimden değil. Aksine, bunun için deli oluyorum, ama her yolu deniyorum, zor tutuyorum kendimi…” Bunu görebiliyordum. Kapalı gözlerimle her bir ana şahitlik ederken derin bir soluk alıp gözlerimi araladım.
Gözlerimiz bu üş beş santim mesafede yeniden buluştu. Kaşları beni anlıyor musun der gibi havalandı. “Seni koynuma aldıktan sonra o yatakta bir başına bırakıp bekar hayatıma dönemem. Seninle bir kere birlikte olursak bir daha tek girmem ben o yatağa. Seni başka bir şehirde, başka bir evde asla bırakmam.”
Anladık hayatımın anlamı
Bırakmadıda nişanlıyken bile annesine bırakmadı
İşte bu ya işte bu
Parmakları alnımda, saç diplerimde gezinirken sesindeki boğukluk gözlerine anlamlar yüklüyordu. “Bir kere gömülürsem içine; seni her an yanımda, yatağımda, koynumda isterim. Sen benim olursan, tam anlamıyla koca bir bütün olarak benim olursun.”
Serdar’ ın boğuk sesi, kurduğu her cümle, söylediği her kelime beni ona daha da itiyordu. Aramızda şimdilik cinsel bir hareket yoktu. Kasıkları bende değildi. Yine de sözlerinden bile büyük bir zevk alıyor, kendimden geçecek kıvama gelebiliyordum. Zira ses tonu bile yeterdi tüm bunlara.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAlt dudağımı kemirerek “Bunun vakti var.” Deyişini izledim. Yeniden alnımı öptü, alnını bu defa alnıma dayadı.. “Biz evleneceğiz; ve her ne olacaksa yatak odamızda olacak. Seni asla bırakıp gitmeyeceğim… Benimle olacaksın. Benim koynumda, sonsuza kadar…”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUtandım. Aksi olur muydu bilemiyorum ama bu son sözlerle mutlu olsam da adeta yerin dibine girmiş gibi hissederek kapalı gözlerimle başımı yavaşça sola çevirdim. Tamam etkileniyordum. Serdar benim gözümde koca bir adamdı ve ben ondan çok fena çekiniyordum ama utanıyordum da. Öyle altında çıplak sayılacak bir haldeyken ondan etkilenmemek güçtü. Hoşuma giden şeylerden bahsediyordu, beni anlıyor ve beni düşünüyordu ama ben utanıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGerilen dolgun dudakları açıkta kalan boynuma değdi. “Utanmanı istemiyorum.” Demesi kolaydı. Elimi kolumu nereye koyacağımı bilemeden üzerimde bana bakan adama döndüm. Tahminen kıpkırmızı olmuştum, çünkü yüzüm resmen yanıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOmuzlarımı silktim. “Yapma o zaman.” Daha rahattım. Konuşarak da halledebilirdik. Ona rahatsız olduğum kısımları söyleyebilirdim, sevgilimdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bir şey yapmıyorum yavrum. Sordun, konuştuk.” Deyince kaşlarımı hayretle kaldırıp “Bu kadar açık olacağını düşünmemiştim.” Diye soludum. Yani, daha kapalı konuşabilirdik.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Neden?” Diyerek dudaklarıma eğildi bu defa da. Benim huysuzluğumun aksine o gayet rahattı. “Sen benim kahvehane arkadaşım mısın?” Sorgulayıcı bir halden ziyade durumu kabullendirmeye çalışıyor gibiydi. Dudaklarını öpüyorum, sevgilimsin demekti bu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKıkırdadım ve “Serdaaar.” Deyip sağ yanağına çok hafif bir şekilde vurarak yüzünün duvara dönüşünü izledim. Hala gülümsüyordu. Hoşuna gitmişti ve keyfi yerindeydi. “Yapma şunu.” Diyerek diğer elimle çenesinden tutup yüzünü kendime çevirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Olur.” Dedi bakışları yeniden dudaklarıma kayarken. Dudaklarımı içime doğru ısırıp gülümsedim. Muzip haldeki bakışları yeniden gözlerimi buldu. “Yapmam bir daha.”
Serdar’ da keyifliydi. Ona şaka da olsa vurdum diye bir şey söylemiyor, dudaklarımı öpmesin diye yaptığım hamleye kızmıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYerinde doğrulmak ister gibi hareketlenmesiyle bacaklarımı beline doladım ve omuzlarını tutarak panikle “Serdar.” Dedim.
Pantolonu ıslaktı ve o benim ıslaklığımdı. Kalkarsa bakacak ve ben daha da rezil olacaktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMerakla bana bakarken “Şey.” Diye kaldım. Ne diyecektim ki?
Sevgilim az evvel fena ıslandım, ama üzerine. Şimdi kalkarsan utancımdan ölürüm? Yoksa şey mi desem… Serdar, başka pantolonun var mı? Ben bunu batırdım da? Hayır ya, en iyisi hepsi senin suçun demekti. Sonuçta ıslanmama sebep olan oydu. Beni yoldan çıkartmıştı..
Offff. Gözlerini sıkıntıyla devirerek “Söyle yavrum.” Diyen adama baktım. “Şey oldu ya.”
Nassı söyleyecez bilmiyozzzz
“Ney oldu ya?” Demesiyle cebindeki telefonun çalmaya başlaması bir oldu. Serdar telefona yöneldi. Cebinden çıkarttığı telefonun ekranına bakıp kaşlarını çattı ve yerinde doğrulmak isteyince “Sakın.” Diyerek beline doladığım bacaklarımla buna mani oldum. “Yemin ediyorum gebertirim seni.” Elim telefon tutan bileğime gitmişti. Bu emir dolu hafif sinirli halime kaşları hadi ya der gibi havalandı. “Sonra bak. Şimdi değil ya.” Onu bir şekilde kaldırmamam gerekiyordu. En azından bir açıklama yapmadan.
İki dakikada duygudan duyguya geçiş yaptılar hahahdrmld
“Hazan.” Diye diretince kaşlarımı kaldırıp sesimi bir miktar yükselttim. “Serdar dedim! Şimdiyi mi bulmuş arayacak!” Her kimdi bilmiyorum ama hiç sırası değildi. Hem, saat de epey geçti. Bu saatte insan aranır mıydı!
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTuttuğu nefesi sakince verip hâlâ çalan telefonla “Sü..” dediği an itirazla sözünü kestim. “Benimle ilgilen.”
Anladık sus ama yinede bizimle ilgilen
Babamız dahi olsa şuan bizi dinlemek zorundasın hahahsnldmlf
Bu Serdar’ a ilk diklenişimdi ve görünen o ki gayet de başarılıydım. Öyle ki telefonu yatağına kenarına bırakarak iki kolunu belimden sokup göğsümün yukarıya kabarmasını sağlamıştı.
“Yavrum.” Diyerek dudaklarını çenemde gezdirmeye başlayınca ellerimi ensesinde birleştirdim ve yardım ister gibi “Serdar yaa.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne oldu bitanem? Derdin ne söyle hadi.” İlgilen demiştim ama bir sorunum var da ilgilen demiştim. Neyse ki aksi bir şekilde algılamamıştı.
Yutkunarak “Şey oldu ya hani az önce.” Dedim. Nasıl derdim bilmiyorum. Sıkıntıyla dudaklarımı kemirdim.
“Hımmm.” Diye beni onaylayıp çenemi öptü, dudaklarıma çıktı ve kendinden geçmiş bir halde ufak birkaç buse bıraktı. Gözlerime değil dudaklarıma bakıyor, bakışları ara sıra boynumdan aşağıya göğüslerimi saran havluya iniyordu.
Oflar gibi mızmızlanarak sırtını okşadım. Kolları belimin altında olduğundan ona doğru yükselen göğüslerim tam önündeydi “Serdaaar.”
Bitanem miiiiiiii
Yeniden dudağımın kenarını öptü. “Evet yavrum anladım. Ee.” Başını yeniden boynuma bırakıp belimi sevmeye başladı. “Şey oldu, oldum yani.” Deyip derin bir nefesle ciğerlerimi açtım.
Ben nasıl diyeceğimi bilemezken o birden “Islandın, farkındayım.” Diyerek bedenimi iyice sardı ve boynumu derin bir öpücük bırakarak doğruldu. Ben şekilden şekle girerken Serdar belimdeki ellerini çekti, yatağın iki yanına bıraktı ve “Bunu dert ettiğini de biliyorum.” Deyip üzerimden beni izlemeye başladı.
Yutkunamadım bile. Yalnızca ona bakabiliyordum ama durumu farkında oluşuyla rahatlamıştım da. En azından ona pantolon konusunda bir açıklama yapmayacaktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Etme.” Diyerek alnıma eğildi. “Etme bu çok gü..” dediği an “Ay sus.” Diyerek ellerimle yüzümü kapattım. Daha fazla utanmak istemiyordum. “Serdar lütfen artık sus bak ne olur.” Akşamdan beri ne olmuştu bilmiyorum ama çok edepsizce konuşuyordu ve ben buna alışık değildim. Her ne kadar hoşuma gitse de utanıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Tamam tamam.” Diyerek yeniden kalkmak için hamle yapınca ellerimi çekip “Ne olacak şimdi?” Dedim. “Yani ne yapacaksın?”
Dudakları çok hafif gerildi. “Eve gidip duş almam lazım.” Gözlerimi devirdim; çünkü sanırım bunun anlamını biliyordum…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen de uyurdum işte.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarımı bükünce ciddileşen sesiyle “Söz veriyorum.” Diyerek sağ eliyle yanağımı kavradı. “Söz veriyorum bakmayacağım pantolonuma.” Bakmaz mıydı cidden? Sanmıyorum, ama bilemedim de. Ona inanmaktan başka şansım yoktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Söz dedin bak.” Diyerek onu izledim. İşaret parmağımı tehdit eder gibi kaldırıp “Sonra bu konuyla ilgili tek bir imada bile..” devam etmeme kalmadan kaşlarını çattı “Ne zaman yaptım?”
Doğru. Parmağımı indirdim.
Serdar hiçbir zaman bu konularda bizimle ilgili bir imada bulunmamıştı bana. Hakkını yiyemezdim, o cidden olgun bir adamdı ve bu meselenin burada kapanacağına emindim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarımı sarkıttım. Başımı kaldırıp burnuma dikkat ederek yanağını öptüm ve kirli sakallarını okşaya okşaya “Haklısın.” Dedim. “Çok haklısın pardon.”
Onu sinirlendirmek, karakteri hakkında olmadığı bir şeyi konuşmak kadar basitmiş meğer. Yeniden sakinleştirmenin ise ufak bir buseye bakması ne hoşmuş.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar bu defa gerçekten kalkmak için hamle yaptığında ben de onunla birlikte kalkacaktım ki “Sen dur.” Diyerek arkamızda katlı duran pikeye uzandı.
Arkası bana dönük, pikeye uzanır bir halde ciddi ciddi “Bu şekilde kalkarsan kendimi daha fazla tutamam.” Deyince üzerimdeki havluyu düzeltip gülümseyerek bekledim. Pikenin yanındaki iç çamaşırlarımı görmüş olacak, kısa bir an duraksayıp onlara doğru baksa da bir şey söylemedi. Pikeyi aldı ve açarak üzerime örte örte yataktan kalktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSöz verdiği gibi eğilip pantolonuna bakmıyordu. Ne o bakıyordu ne de ben. Kendimi daha fazla rezil hissetmemek için bakışlarımı Serdar’ ın üzerinde sabitledim ve pikeyi kendime çekerek yastığımı başımın altına çektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne zaman gideceksin?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sabah yedi de alayda olmam lazım. Beş de uçağım var.” Saat on iki olsa tahminen beş altı saati kalmıştı yani. Onda da uyur, belki ailesiyle vakit geçirir herhalde diye düşünerek dudak büktüm. “Uyuyacak mısın?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Duş alırım.” Diyerek yatağın kenarına oturdu. Eski keyfi yoktu, üzerinde yine bir donukluk vardı. “Babamlarla birkaç şey konuşacağım. Az önce Süleyman Abi aradı ona dönerim. Birkaç işim de var, giderim sonra.” Demek arayan başkandı diye düşünürken kaşlarım havalandı.
Yavaşça başımı sallayınca “Sen de uyu artık.” Diyerek yüzüme oğru eğildi ve yanağımı öptü. “Sabah konuşuruz.” Uyumak istemiyordum. Serdar gidene kadar bekler sabah giderken de kapıda sarılırdım diye düşünüyordum. Ama bunu ona söylersem belki izin vermezdi.
“Üstümü giydikten sonra uyurum.” Diyerek dudağının kenarını öptüm. Yeni çıkmaya başlayan sakalları dudaklarımda hissederken sağ elimi yanağına koydum. “İyi ki geldin.” Tamam çok da verimli bir konuşma gerçekleştirememiştik ama ona sarılmak bile bana yetmişti. “Sen tamamen bana gelene kadar ben hep sana geleceğim.” Diyerek son defa yanağımı öptü ve ayaklandı. Evlenene kadar yani…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kendine.” Deyip işaret parmağını burnuma doğru kaldırdı. “Özellikle de o burnuna dikkat et.” Şaka yapmıyordu ciddiydi ama ben yine de gülümsedim. Daha sonra cebinden anahtarları çıkarttı ve işaret parmağına taktı. Onları ne zaman yaptırmıştı ki? “Çıkarken kapıları kilitleyeceğim haberin olsun. Yatmadan önce her gece kilitle.” Zaten kilitliyordum da bu gece unutmuştum. Şansımı seveyim ki Serdar gelmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnahtarları iki parmağıyla avucuna sabitledi. Parmağı hala beni işaret ediyordu. “Evde bu şekilde dolanma.” Zaten dolanmıyordum ama o kadar ciddi bakıyordu ki sanki dolanıyormuşum gibi.. Pekala, aslında bazen havluyla uyuyordum ama bunu Serdar’ ın bilmesine gerek yoktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBunalmış bir halde tuttuğum nefesi verip “Vaazın bittiysee.” Dememle façalı kaşının havalanması bir oldu. Açıklama yapmak ister gibi “E her vedamızda bunu yapıyorsun Serdar. Çocuk muyum ben? Annemden betersin yemin ederim ya.” Diyerek kendimi savundum.
Bakışları değişmedi, hatta daha iyi bir ifadeyle “İşine gelirse.” Dedi.
Gelir gelir
Gözlerimi yeniden devirdim. “Susuyorum.” Tamam deyip geçecektim yapacak bir şey yoktu. “Bence de, sus.” Diyerek yeniden bana doğru eğildi ve dudaklarını güçlü bir şekilde yanağıma bastırdı. Sinirli değildi, kendini bilerek sinirli gibi gösteriyordu ama aslında sakin bir huzuru vardı. “Çocuk değilsin.” Deyip hafif geri çekildi. Yüzümü derin bir seyirle talan ederken boğuk sesiyle devam etti. “Ama benim yavrumsun.”
Yiiaaaaaaaaaaaaa
Yaaaaaa
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOy verelim mi😍😂
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapLambayı yaktıktan sonra gözlerimi ovalayarak kendimi tekrar yatağa attım. Saat kaçtı, Serdar gitmiş miydi bilmiyorum ama ben üzerimi giydikten sonra uyuya kalmıştım. Gün hala doğmamış, uykumu alamamıştım. O kadar acıkmıştım ki daldığım o derin uykudan karnımın gurultusuyla uyanmıştım.
Hem çok uykum vardı, hem de çok açtım. Kendime gelebilirsem mutfağa gidip bir şeyler yemek istiyordum ama yiyebileceğim bir şey yoktu diye hatırlıyorum. Tatlının sonunu da bugün Tuğrul’ la yemiştik. Canım tatlı da istemiyordu gerçi, duyurucu bir yemek istiyordu. Tost ya da makarna yapamazdım ama gözlerimi açabilirsem ekmek de olsa bir şeyler yerdim. Saat kaştı bilmiyorum, çok da geç değilse dışarıdan sipariş verirdim ama kendime gelmem epey sürecek gibiydi. Belki de yeniden uykuya dalardım.
Serdar gitmiş miydi acaba diye düşünürken yerde titreyen telefona eğilerek aramayı yanıtladım. Gözlerimi hala açamamıştım, fakat “Neden uyandın?” Diyen sesi çok iyi tanıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hmm.” Diye mızmızlanarak “Gittin mi sen?” Diye geveledim. Gözlerim Serdar’ ın sesiyle aralandı ve lütfen gitmiş olmasın diye umut etmeye başladım.
Lütfen burada olsun ve ben ona gitmeden bir kez daha sarılayım.
Sorumu es geçip “Sen neden uyandın? Bir şey mi oldu?” Diye diretince mızmızlanarak esnedim. “Acıktım Serdar.”

Hazanın bu hallerini asssiri seviyorum
Her saat bize uygun yemek yemek için
Oy kıyamam bebeğime
Yattığım yerde doğrulup sırtımı baza başlığına verirken “On dakika içinde aşağıda ol yavrum.” Dedi. İşte bu sesle uyanabilirdim.
Gitmemişti. Hala bir şansım vardı ve bu beni ayıltmaya yetmişti. Hızla yataktan kalkarak sevinçli bir heyecanla “Gitmediiiiin.” Dedim. Salona geçip lambayı yaktım. “Saat kaç?” Oradan da banyoya girdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Biri üç geçiyor.” Derken anahtar sesini duydum. Çok az uyumuştum yani. Öyle düşündüğüm gibi saatler geçmemişti, o yüzden bu kadar zor ayılmıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirkaç saniye sonra demir kapının kapanma sesiyle dışarıya çıktığını anladım. Bir an çok garip ve bir o kadar da güzel geldi. Siyah devim haftalarca birbirimizi kovaladığımız o sokakta, kapımın önünde şimdi beni bekliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hadi yavrum bekliyorum.”
Yesinler
Ayayayayayayaa
Üzerimdeki atlete ve şorta bakarak suyu açtım. Çocuksu bir heyecan vardı üzerimde. Hayatımda ilk defa, gecenin bir vakti arkadaşlarımla değil de sevdiğim adamla dışarıya çıkacaktım. Üstelik karışanım yoktu, nereye gidiyorsun o adamla diyenim yoktu. Hoş, olsa da Serdar varken bunların pek bir sorun olacağını düşünmüyordum.
Saçlarımı bağladığım lastik tokamı çözerek sırıttım. “Üzerimi değiştirip geliyorum tamam.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTelefonla konuşan Serdar’ ı izleyerek kapıyı onun aksine yavaşça çekiyordum. Bakışlarım kapının önündeki siyah arabaya gitti. Bursa plakaydı, muhtemelen kiralamıştı ve arabaya binecek gibi de durmuyorduk. Sanırım yakın bir yere gidecektik. Kapıyı aynı yavaşlıkla kapattım. Sokak çok sessizdi ve ani hareketlerle gürültü yapmak istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana doğru uzattığı ele adımlayıp arka cebimdeki telefonu yokladım.
Telefondaki kişiye “Yapabileceğim bir şey yok, daha erken gelemem sabah yedi gibi orada olurum.” Derken sol kolunu uzatarak bedenimi kolunun altına çekti. “Alpay idare etsin.” Bakışları bende değil sokaktaydı ve çok yavaş adımlarla yukarıya doğru ilerliyorduk. Sol omzumdan sarkan eliyle kolumu tutarak beni iyice kendine çekince o eli tuttum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Azat gerek yok, sen merkezde ol.” Adımlarımız aynı anda hareket ediyorken Serdar’ ın sakin sesini dinliyordum. Birkaç adım sonra açılan bağcığımla olduğum yerde durunca Serdar’ da duraksayarak bana döndü. Bir şey demeden yere eğildim, önüme gelen saç tutamlarını sağ omzumda toplayarak beyaz bağcıklarımı bağlamaya başladım. Hem telefonla konuşuyor hem de önümde dikilmiş öylece beni izliyordu.
O “Yusuf’ la konuş kayıtlara bakın. Ahmet’ e haber ver. Tamam ben yazarım birazdan ona.” Derken ayağa kalktım ve izlendiğimiz hissiyle Serdar’ ların balkonuna döndüm.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar bana, ben balkonda bize bakan Hatice Teyze’ ye bakarken yüzündeki o sakin ifadeyi izlemek istedim. Biz göz göze gelince hafif bir tebessüm belirdi yüzünde. Suçluluk duygusu mu, yoksa duygulanmış mıydı bilmiyorum ama benim sakinliğimin aksine garip bir ifade vardı yüzünde. Eskiyi düşünüyor olmalıydı. O sokak ortasında olanları, bana söylediklerini. Sanki üzerinden onlarca yıl geçmişti de ben o anların hepsini bir çırpıda unutmuştum. Öyle uzak, öyle yokmuş gibi geliyordu. Gerçi doğruydu da, üzerine o kadar olay oldu ki ben Hatice Teyze’ yi de o günü de unutmuştum.
Değersiz miydi bilmiyorum, fakat bir değer de bulamıyordum. Yeniden eskisi gibi olmak bana şimdilerde çok uzak geliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar ona dönmem için yeniden elini omzuma koyunca bakışlarımı Hatice Teyze’ den alıp sırtımı o tarafa döndüm. Serdar telefonu kapatmış, Hatice Teyze’ nin balkondaki varlığını farkında olup beni izliyordu.
Bu defa aklım değil de vicdanım karışmıştı.
Oğluyla birlikte olduğum kadının yüzüne içten bir tebessümle bakamamak.. Biliyorum sebebi oydu ama yine de bu benim içime hiç sinmiyordu. Zaten derlerdi, şu içindeki merhamet her zaman daha çok yara almana sebep oluyor diye.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDikkatle beni süzerken “Yavrum.” Diyerek duraksadı. Dudaklarını başıma bastırınca yeniden omzumdaki eli tutup sağ kolumu beline doladım. “Ne olmuş?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnnesinin konusunu ona şimdilik açmayı düşünmüyordum. Zaten şu sıra pek görüşemiyorduk, olan vaktimizi de böyle bir konuya kaptırmak istemiyordun.
Ona daha farklı sorularım vardı. Boş bile konuşabilirdik ama Hatice Teyze’ den asla. Mesela bu saate kuzeni Azat’ la ne konuşmuşlardı merak ediyordum. Aslında Serdar’ ın her şeyini merak ediyordum da soramıyordu. “Belediye başkanını vurmuşlar.” Deyince kaşlarım havalandı. “Ne zaman?”
“Sizdeyken.” Diyerek imalı ses tonuyla parmaklarımı okşadı. “Süleyman Abi aramıştı, ama sen benim ilgi.” Der demez o anı hatırlayıp “Ay tamam tamam.” Diyerek başımı yere eğdim. “Anladım tamam.”
Sjsjsjsjsj belediye başkanı bile vurulsa bizimle ilgilenecek abii
Bu defa sussa da gülümsediğine emindim. Siyah tişörtünün altında hissettiğim sert bedene daha da dokundum. Pantolonunu değiştirmişti. Ona temas etmeyi seviyordum, tıpkı Serdar’ in bana dokunmayı sevdiği gibi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSon olarak merakla “Ölmüş mü?” Deyince yeniden ciddileşen sesiyle “Yok.” Diyerek sağdaki sokağa yöneldi. “Yoğun bakımdaymış.”
Serdar’ ı da bu yüzden çağırıyorlardı yani. Neden, sen ne yapacaksın diye saçma sapan sorular sormadan sakin sakin yürümeye devam ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSaat geç olmasına rağmen sokaklar çok da ıssız değildi. Sağda solda elindeki bira şişeleriyle oturan gençler ve hala saklambaç oynayan çocuklar vardı. Grup halinde gezenler, çekirdek yiyenler, muhabbet edenler derken sokaklar baya canlıydı. Hepsinin zararsız olduğunu bildiğimden rahattım. İçiyorsalar kendilerine, oynuyorsalar yine kendilerineydi. Zaten bence bu devrin gençleri sapık değildi, sapık olan yaşlı kesimdi ve asıl onlardan uzak durmak gerekiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKimse bize bakmıyor, bakanlar da ufak bir baş hareketiyle Serdar’ a selam seviyordu. Çoğunu tanıyordum, ama yanımda Serdar olduğu için sanırım herkes beni görmezden geliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Nereye gidiyoruz?” Diyerek işaret parmağıyla oynamaya başladım. Bakışlarını yoldan almadı, sakin bir şekilde soludu. “Acıktım demedin mi?” Evet dedim. Bu yüzden merak ediyordum ya.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Dediim.” Diyerek onu onayladım. “Çok açım.” En son kızlarla yemiştik onda da saat epey erkendi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Tamam işte bir şeyler yemeye gidiyoruz.” Demesiyle başımı Serdar’ a kaldırdım.
“Nereye?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGülümseyerek bana baktı. Parmaklarını elimden kurtardı ve yanağımdan koca bir makas alıp “Söylemem, sürpriz.” Demesiyle ben de gülümsedim. “Ay çok romantiksin.”
Gecenin bir vakti sokakta kolunun altında yürürken yanağımdan makas alması falan. Bilmiyorum güzeldi. Mutlu olmam için şu hareket bile yeterdi bana.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Beğenemedim mi?” Beğenmezsen beğenme, benden anca bu çıkar diyordu sanki. Tek kaşı havalanmış, bir de hayırdır der gibi bakıyordu. Yeniden yola dönünce “Yoo ciddiyim.” Diyerek başımı bedenine yatırdım. “Seninle bu şekilde kahveye bile gelirim Serdar.” Yerin önemi yoktu. Onunla cidden her yer…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKolunu bana daha da dolarken sesi birden ciddileşti. “O kadar uzun boylu değil.” Ciddiye almış ve sinirlenmişti. Hoş, ben de ciddiydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Niye?” Diyerek gülümsedim. Yeniden kısa bir an ona baktım. “Götürmez misin beni kahveye?” Fena mı olurdu karşılıklı turuncu oraletten içerdik. Ya da yeşil kivi suyundan şimdi bilemedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Götürürüm.” Deyince daha da gülerek sırtını sevmeye başladım. “Ama önce o kahveyi boşaltmam lazım.” Çok saçmaydı belki, ama muhabbet hoşuma gitmeye başlamıştı. Sevgiliyle konuşulmayacak bir konuydu belki, ama o da umurumda değildi.
Ah Serdar bir bilsen bu kız
Kafeye gidip amcalar ile okey oynayan bir kadın
Başımı sallayarak onu onayladım. “Olur. Bi ara okey tavla falan atalım.” Karanlıkta sakin sakin yürüyor ve hayatımızın en romantik konuşmasını yapıyorduk sanki. Komikti, kahkaha atmak istiyordum ama henüz değil.
Yavaşlayarak anlamadım der gibi bana döndü. “Okey atalım?” Dudaklarımı birbirine bastırırken düşmemek için yolu izlemeye devam edip “Hıı.” Dedim. “Okey atalım.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBazı şeyler ters gidiyordu ve ters gittikçe daha komik bir hal alıyordu ama ben keyifliydim. Önümdeki taşa ufak bir tekme atıp kenara gitmesini izlerken şaka olduğu belli bir tonla soludu.
“Sen benim başıma kumarcı mı olacaksın?”
Oldu vallahi
Omzumdaki eli tutup geri çekilirken hevesle gülümsüyordum. Bu sırada Serdar epey yavaşlamış, ciddi ciddi beni dinliyordu. Elini tutarken bir iki adım ilerledim ve aramızda oluşan mesafeyle Serdar’ a döndüm. “Evi barkı benim üstüme yap, iki haftada tüm mal varlığını ikiye katlarım Serdar.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİkimiz de güldük. Serdar ufak bir iki adımla yeniden beni bulurken sağ elini belime koydu. “Lütfen.” El ele tutuşuyorduk ve fazla yakındık. Gülümsüyorduk, çok saçma olduğunu bile bile muhabbetin sonunu getirmiyorduk. “Bu yaştan sonra seni kumar masalarından toplamak istemiyorum.” Deyince “Haklısın.” Deyip alt dudağımı ısırdım. Serdar’ a doğru bir adım attım. Bu sırada façalı kaşıyla dahi gayet sakin görünüyordu. Hatta keyifliydi. Onun bu güzel bakışları altında aramızdaki tüm mesafeyi kapattım ve boşta kalan elimi yaramaz bir çocuk gibi göğsüyle omzu arasına bıraktım. “Sen biraz yaşlandın.”
Başladı bizim measi
O koyu ve benim o halime hayran bakışları birden gitti. Kaşları çatılırken dişlerinin arasından “Seni varyaa!” Deyip hışımla beni omzuna attı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYaptığı hamleyle dudaklarımdan dökülen o ufak çığlık sokakta yankı bulurken can havliyle sırtına tutundum. Yardım etme, yapma der gibi “Serdaaar.” Dedim ama aynı zamanda kıkırdıyordum. Keyifliydim ve onu bu şekilde sinirlendirmiş olmak hoşuma gidiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSahi olmayan sinirli sesiyle “Sus.” Diyerek kalçama ufak bir şaplak attı. Sol koluyla bacaklarımı kavramış, sağ eliyle de kalçalarımın altını avuçluyordu. Karnım omuzlarında, saçlarım aşağıya sallanırken iki elimle sıkıca tişörtüne tutundum. Görüş alanımda asfalt ve Serdar’ ın adımları varken içimde düşmek gibi bir korku yoktu. Yerden epey yüksekteydim ama bu olay hoşuma gitmişti. Hatta belki Serdar’ ara sıra beni omuzlarına almasını söylerdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Göstereceğim ben sana yaşlıyı. Sayıyorum bak, bu iki oldu.” Ona yaşlı dediğim için sinirlenmişe benziyordu ama bunun gerçek olmadığını ikimiz de biliyorduk. Yoksa bu olgun haliyle beni ne kadar etkilediği apaçık ortadaydı.
Yeni bir kahkaha daha atarken “Serdaaar.” Diyerek tişörtün üstünden geniş sırtını öptüm. “Şaka yapıyoruum.” Benim tatlı ve tabiri caizce nazlı sesimin aksine “Ama ben yapmıyorum.” Derken eli bacak arama gitmiş, pantolonumun üstünden neredeyse kadınlığıma ulaşmıştı. “Çok ciddiyim.” Diyerek sağ bacağımı avuçladığında parmaklarını tüm bedenimde hissedebiliyordum. Bilerek yapıyordu.

Huhuu serdar'dan sokak ortasında beklenmeyen hareketler
Yandı buralarr
Vaov Serdar dan sokakta beklenmeyecek hareketler
“Yaaa.” Diye mızmızlandım. Canımı cinsel manada yakmasının gerçek olabilme ihtimali var mıydı? “Korkuyorum.” Diye mırıldarken yere doğru sallanan saçlarımla siyah kemerinden tutundum. Korkum ilk geceydi, ama ciddi ciddi “Kork zaten.” Deyince gariptir ki korkmadım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana kıyamazdı. Yani umuyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kıyamazsın bana.” Diyerek beline tutunmamla “Orası belli olmaz.” Diyerek avuçladığı baldırımı hafifce sıktı. “Fazla güvenme zaafıma.” Zaafımsın ama bir yere kadar diyordu, ama ben emindim. Bunu bile bile birden ufak bir hamleyle bacaklarımı yukarıya doğru kırdım ve iki büklüm olup sahte bir sancıyla “Aahh!” Diye inledim. Acı dolu sesimi duyar duymaz olduğu yerde durarak beni dikkatle yere indirdi. Bedenimi sıkıca tutuyordu. “Ne oldu?” Derken sağ eli yüzüme gitti. Paniklemiş, yüzüyle birlikte sesi de anında değişmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAyaklarımın yere buluşmasıyla kendi zaferimi elde etmiştim. Saçlarımı geri attırdım. Gülümseyen bakışlarımla omuz silkip “Hiiç.” Dedim. Ellerim belinin iki yanına, şaşkın bakışları eşliğinde kemerine gitti.
“Kıyıp kıyamayacağını gör istedim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNe yapmak istediğimi anlamış, burnundan soluyordu. Yutkundu ve yüzümdeki eliyle başımı kendine yaslayıp derin bir solukla “Sen varya sen.” Dedi. Duyuyor ve hissediyordum, kalbi hızla çarpıyordu. “Çok fenasın.” Kollarını iki yanıma dolayıp başımı öptü.
“Ama bana sakın bir daha sağlığınla ilgili şakalar yapma.” Derken sinirlenmiş, göremesem de eminim ki kaşlarını çatmıştı. Ona bakmamı sağlayarak hafif geri çekildi, gözlerimiz onun siniriyle bütünleşti. “Bunu bir kere daha yaparsan bu kadar sakin kalmam, sonra üzülen sen olursun.”
Serdar çok ciddiydi, ama zaten ben de öyle bu konularla ilgili şakalar yapan biri değildim. Hayatım boyunca ilk defa hastalığı bahane etmiştim, anlaşılan onda da sert bir kayaya toslamıştım. Korkmuştu görebiliyorum, ama yine de böyle sert çıkması tüm keyfimi kaçırmıştı.
Belli etmemeye çalışarak omuzlarımı silktim. Bir daha böyle bir şey olmayacağına, yapmayacağıma o demese dahi karar vermiştim zaten.
Sert bakışlarının altında birkaç saniye de olsa ezildiğimi hissettim. Her ne kadar yanında bazen kendimi aşsam da Serdar’ dan ara ara korkuyordum ve bu da o anlardan biriydi. Suçlu bir çocuk gibiydim. Babasından azar yiyen ve kendi içinde kabuğa çekilen bir çocuk gibiydim. Bir daha yapmayacağıma söz veriyordum, ama bakışlar yine de benden gitmiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArka cebimde titreyen telefonla bir şey demeden göz temasımızı kestim. Kimdi bilmiyorum ama zamanlaması çok iyiydi. Zira o bakışlardan nasıl kurtulacağımı bilemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖnümde dikilmeye devam edip “Kim bu saatte?” Deyince “Emir.” Diyerek ekrana bakmayı sürdürdüm. Açsam fazla konuşamayacaktık, zaten geç olmuştu yarın arar uyuyordum derdim. Telefon hala çalıyordu. Açsam mı açmasam mı diye düşünerek ekrana bakarken Serdar “Açsana neye bakıyorsun.” Dedi. Ellerini erkeksi bir şekilde beline koymuş benimle birlikte ekrana bakıyordu.
“Ben sonra ararım onu.” Dememle “Aç dedim.” Diye çıkıştı. O arada arama sonlandı, ekran kapandı.
Ulan iki dakika mutlu olamıyoruz
Kıskanç kocişi
Meraklı kıskanç ya
Yeniden “Yarın ararım.” Diyerek telefonu arka cebime koydum.
Önünden çekilip sağ tarafına geçerken olduğu yerde kımıldamadan göz ucuyla beni izledi. Görebiliyordum ama yapabileceğim bir şey yoktu. Emir’ i kıskanmıştı ve bu tavrı ondandı. İstemsizce gerildim, aksi bir şey söylese çıkışacaktım. Bunu anladığından mı, yoksa üzerime gelmek istemediğinden mi bilmiyorum ama “Ne oldu?” Deyip ona bakınca birkaç saniye daha yüzüme baktı ve sakince elimi tutarak sokakta ilerlemeye devam etti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYürüdük. Sokakta oturan gençleri izledim. İşten gelenleri, işe gidenleri, esen meltemi.. Arada esip burnuma gelen kokusuyla elini tuta tuta onunla sakince yürüdüm. Bir şey demese de, tek kelime etmese de adımlarını benimle yavaşlattı. Ben hızlanmadım, o adımlarını küçülttü.
Sessiz geçen birkaç dakikanın sonunda Dursun Amca’ nın dürümcüsüne yaklaşmıştık. Sokak aydınlık, Güllük ise artık yoktu. Yerine Melis’ in de dediği gibi bir dürümcü açılmıştı.
Adımlarımız yan yana olan iki dükkana doğruydu. Dursun Amca’ ya gelmiştik. Aklıma geldi desem yalan olurdu, hiç tahmin etmemiştim. Yani ne bileyim Serdar varken gittiğim, gideceğim yerleri hiç düşünmüyordum ki.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYürürken şu geçen birkaç dakikada nedenini düşündüm. Birden tüm keyfimin kaçmasını, Serdar’ in Emir’ i kıskanmasını ve sessiz kalışımızı. Farkındaydım, elimi tutuyordu ama sanki bir güvensizliği vardı. Daha evvel Emir konusunda yumuşakken neden şimdi böyle bir tepki verdi ki?
Güveni yoktu evet. Bana değil de herkese, her şeye karşıydı sanki. Çözemediğim bir huyu vardı Serdar’ ın ve bu huy ikimizi de yıpratacak gibiydi.
Vaktimiz varken üzerime gitmek değil de zihninde geçenleri öğrenmek istiyordum. Henüz değil, daha geniş bir zamanda, daha yumuşak bir anda içinde tuttuğu tüm o zehri almak istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar’ ın adımları Dursun Amca’ ya doğru değil de düz devam edince kaşlarımı çatarak ne yaptığını anlamaya çalıştım. Ona bakamıyordum ama ne düşündüğünü, nereye gittiğimizi merak ediyordum. Eve dönmüyoruz, Dursun Amca’ ya gitmiyoruz e biz nereye gidiyoruz diye düşürken yeni açılan dürümcünün önünde durmasıyla kısa bir an sırayla içeriye ve Serdar’ a baktım.
“Ne bu şimdi?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana bakıyordu. Daha sakindi ama çok da yumuşak değildi. Elimi bırakmadan “Gel.” Diyerek içeriye girmesiyle içeride oturan birkaç adam “Oo Serdar Abim.” Diyerek gürültüyle ayaklandılar. Kaşlarım daha da çatıldı. Hiçbirini tanımıyordum ama belli ki Serdar benim aksime baya iyi tanıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBenden bir adım önde olan Serdar’ ın elini tutup onlara doğru giderken ne yapsam, bende dursam mı, otursam mi diye düşüne düşüne adımladım. Neticede pek de hoşlanacağım tiplerde değillerdi. Sonunda Serdar durdu ve bana doğru döndü. Çenesiyle az ileriyi işaret edip “Sen geç ben geliyorum.” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHafif bir vernik kokusu vardı mekanda. Masalar sandalyeler tahtaydı ve doğuya ait bir havası vardı. Yer minderleri, duvarda asılı sazlar, az ilerideki tüfek, dualar derken baya baya Urfa’ da gibiydim. Serdar’ ın elini bırakarak az ileride, köşedeki masaya oturdum.
Urfalıyam ezeldeen Urfalıyam ezeldeen
Buradan bakınca onları net görebiliyor, beni izleyen Serdar’ la göz göze gelebiliyordum. Önünde ve yanında duran üç adamla konuşurken bakışlarımı yeniden mekana çevirdim. Baya uğraşılmış, çok farklı bir yere dönmüştü. Sahnem yoktu. Hiçbir şey yoktu. Alp yoktu, Hakan Abi yoktu.. Eski günlerin zerresi yoktu burada. Tüm heyecanım gitmiş, sanki evim yitmişti. Oysa Melis oraya dürümcü açıldı dediğinde bu kadar etkileneceğimi asla düşünmemiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeniden eskiye gitmek neredeyse gözlerimi dolduracaktı. Özlemiş miydim bilmiyorum ama sanmıyorum da. Hissettiğim neydi bilmiyorum. Yeniden şarkı söylemeyeli epey olmuş, geçirdiğim zamanları unutmuş, hayatın akışında kendime yeni bir yer edinmiştim sanki.
Kollarımı bıraktığım masaya başımı koyarak yüzümü duvara çevirdim. Hayır, özlemiyordum. Sadece bir zamanlar bana yuva olan mekana gelince duygulanmıştım. Değişmişti. İzi yoktu, izim kalmamıştı.. Özlemiyordum, Serdar’ la mutluydum. Her ne kadar ara ara birbirimize girsek de onu seviyordum ve her sorunu aşacağımıza inanıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDakikalarca kendi içimdeki yoklukta, boşlukta çeliştim. Ölçtüm tarttım. Serdar’ a olan sevgimden de onun yanında olmak istediğimden de emindim. Öyleyse neden bu halim derken az evvelki sert esen havadan olduğunu kabullendim. Evet, Serdar’ la aram bozulunca tüm dünyam kararıyordu ve eminim ki gecenin sonunda böyle ayrılırsak yeniden buluşana kadar felç geçiren Ali Rıca Bey gibi ağzımın tadı kalmazdı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDerin bir nefesle vernik kokusunu içime çektim. Bu kokuyu sebepsizce seviyordum. Burnumun ucunu kaşıyıp hızmama değmemeye çalışırken yavaşça enseme değen dudaklar, belime dolanan kollarla gözlerimi devirdim. Başımı masadan kaldırmadan karnımda birleşen ellerini tuttum. Boynumu öpmesini sessizce bekledikten sonra hafif geri çekilerek “Neyin var?” Dedi. Buruk bir hüzün vardı içimde. Serdar’ ın yeniden yanımda olması hoşuma gidiyordu da bu sevinci yaşayamıyordum.
Omuzlarımdan tutup doğrulmamı sağladıktan sonra kollarını bana dolayarak başımı göğsüne yatırdı. “Yavrum?”
La tüm keyfimizin içine ettin sonra neyin var
Ya diğerlerini anlıyordum da hadi tamam Emir den kıskanmasını da anlıyorum ama onların birbirini nasıl gördüğünü biliyor üveyde olsa birbirlerini gerçekten kardeş olarak gördüklerini biliyorken neden hala bir güvensizliği var çözemiyorum
Bacak bacak üstüne attım ve ellerimi bacaklarımın arasına sokarak omuzlarımı silktim. “Yok bir şeyim.” Geri yaslandı, beni kendine daha da çekti ve bir ayağını diğerinin dizine atarak başımı öptü. “Bana mı kızdın?”
Evet ama sorun yoktu. Yani aslında tam olarak öyle de değildi. Bilmiyorum hem o vardı hem de bir garip hissetmiştim işte.
Başımı iki yana sallayarak “Cık.” Dedim. Beni izliyor, sırtımdan tutup kendine bastırdığı eliyle bedenimi okşuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudakları yeniden başımı buldu. “Hadi ama.” Sesi boğuktu, boşta kalan eli yüzüme gitti. “Özür dilerim tamam. Çok seviyorum seni, haklısın hiç kıyamıyorum.” Yani bunu biliyordum ama şu an derdim bu değildi. Keşke o an yaşanmasaydı.
O diyeydin ya karşim
Konu kıyamamayı çoktan geçti be Serdar başka konudayız
Başım göğsündeyken etrafa tam bakamıyordum ama Serdar’ ın bu kadar rahat olmasını garipsiyordum. “Biri görecek.” Diye konuyu değişmemle sakin sakin “Dışarıda herkes, çağırmadan gelmezler.” Deyip yanağımı okşadı. “Burnun acıyor mu?” Nasıl şevkatliydi, o sert adam nasıl da değişmişti hemen.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı olumsuzca iki yana salladım. Yanağımı seviyor, saçlarımla oynuyordu. “Niye astın yüzünü?”
Omuzlarımı silkerek “Bilmem.” Dedim. Elimi üzerine koydum. “Tadım kaçtı ama geçer birazdan.”
Daha iyi hissediyordum. Serdar varken aşamayacağım yol, geçemeyeceğim dert yoktu sanki. Yeniden alnımı öpüp kirpiklerimin üstünden yüzümü izledi. Eli yüzümü kavradı. “Bana mı kızdın?”
Yüzümüz asilmasina dayanamayan herifle
“Emir’ i mi kıskandın?” Oysa hani Emir’ den yana sorun yoktu. “Bu saatte araması hoşuma gitmedi.” Deyince “Ne varmış saatte?” Diyerek kaşlarımı çattım. Biz hep konuşuyoruz bu saatlerde.
“Bir şeyi yok ben sevmiyorum.” Diyerek geçiştirdi. Bir şey düşünüyordu ama ben anlayamıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bir şey soracağım.” Diyerek ufak bir nefes aldı. “Ama yanlış anlama.” Yanlış anlayacağım ne sorabilirdi ki? “Sor.” Diyerek iyice Serdar’ a dönünce “Bu Emir’ le Yeliz’ in arasında bir şey mi var?” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNereden anladı ki? Şaşkın bir gülüşle “Aa sen nereden?” Dememle gözlerini devirip girme o konulara der gibi bana baktı. “Ya beni ilgilendirmiyor böyle şeyler. Sen evet ya da hayır de bana. Ona göre kendime sahip çıkayım yoksa Emir’ e cephe alacağım.” Onu kıskanıyordu.. Gece aramasına da bu yüzden takılmıştı ama Emir’ le ben olacak iş değildik. Öyle ki bunu düşünmemiz bile günahtı sanki.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİçime su serpildi adeta. Elimi göğsüne koyarak başımı “Serdar saçmalama.” Deyip yana eğdim. “Yani Emir’ le ben.” Ciddi ciddi beni izleyişi uyarıcı bir tonda “Şşşt.” Deyişiyle son buldu. Az evvelden beri aklından geçenler bunlardı yani.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Emir’ e güveniyorum ama kendini başka bir erkekle aynı cümlede bile kullanma.” Kaşlarını olumsuz anlamda kaldırıp indirdi. “Huy yapıyor bende, ayarım kaçıyor.”

Huylu goril
Ulannnn hayatttt
Onun bu haline gülümsedim.
“Tamam ama merak etme. Aramızda bir şey olacak olsa sen gelmeden önce olurdu.” Çatık kaşlarıyla beni izlerken uzanarak dudaklarımı yüzüne bastırdım ve başımı yeniden göğsüne koydum. “Ben seninleyim, o Yeliz’ i seviyor.” Seviyor ama günlerdir bu meseleyi konuşamamıştık. Muhtemelen de onun için aramıştı. Ah, canım Emir. Kim bilir neler düşünüyordu…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGüçlü kollarını bedenime sardı. Tüm mızmızlığım tek bir hareketiyle geçerken başımı öperek beni onaylayan tonda “Sen olman gereken yerdesin.” Dedi.
Öyleydim…
Ayol bizdee olmamız gereken yerdeyiz HAZAN VAKTINDE
Bir süre o şekilde kaldıktan sonra yeniden başımı yeniden öperek yerinde dikleşti ve sol tarafa döndü. “Emrah.”
Benden tam olarak ayrılmamış, kolunu üzerimden çekmemişti ama duruşunu düzeltmişti ve ona göre daha seviyeli bir hal almıştı. Cebinden çıkarttığı telefonla saate bakarak telefonu masaya koydu. Daha epey vaktimiz vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElinde koca bir tepsiyle bize doğru gelen adamı izleyerek “Sen nereden biliyorsun burayı?” Dedim. Aslında bir fikrim vardı ama iç sesim saçmalama Hazan deyip sürekli beni susturuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEmrah denen çocuk tepsidekileri sırayla masaya bırakırken “Bir şey istersen seslen abim. Hemen gelirim.” Deyince tek kaşım havalandı. Aynı anda mekandan içeriye ellerimde tesbihler iriyarı iki adam girdi.
İkili bizi fark etmedi ve önce durup mekanı iyice süzdüler, daha sonra az ilerideki kısma yöneldiler. Onlar mekanı hayranlıkla inceliyor, ben ise tereddütle pür dikkat ikiliyi izlerken Serdar’ a bakıyordum.
Emrah ayranları da masaya bıraktıktan sonra kısa bir an adamlara ve kolumu okşayan Serdar’ a baktı.
Adamlardan biri en sonunda gür sesiyle “Emrah!” Deyip bize döndü ve o an Serdar’ ı fark ederek gülümsedi.
Tesbih tutan elini kalbine indirdi. Olduğu yerde durdu ve ufak bir baş selamıyla güle güle “Reisim on numara olmuş bura ya.” Dedi. Diğer adam da öne doğru atıldı. “Vallahi helal olsun Serdar. Allah işini rast getirsin.”
Hazan için Uhaaaaaa
O an anladım ki, aklıma gelen başıma gelmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar’ a değil de adamlara baktığımdan Serdar nasıl bir tepki verdi bilmiyorum ama arkasını dönüp giden Emrah’ la yavaşça Serdar’ a döndüm.
“Sen.” Dediğim an bana baktı. Adamlar sessizce ön taraftaki masaya gitmiş, görüş alanımızdan çıkmışlardı.
Etrafta bizden başka kimse kalmamıştı. Adamların arkasından birkaç saniye yeniden Serdar’ a döndüm. Yerimde dikleştim. Ellerim aramızdaydı. “Sen Güllük’ ü kapattırıp yerine dürümcü mü açtın!?”
Kıral yaaa
İtiraz etmedi. Geçiştirmedi, gözlerime bakıp sakin sakin “Evet.” dedi.
Kalakaldım. Dudaklarım şaşkınlıkla aralandı. Ne diyeceğimi bilemeyip gözlerine uzun uzun baktım. Sonunda “Niye?” Derken kaşlarım çatılmıştı. Neden yani, merak ediyorum. Kızmıyordum, öyle bir hakkım yoktu. Para onun parası, tercih onun terciydi. Ki kızacak bir şey de yoktu ama neden?
Düz bir ifadeyle yalnızca bana bakarken sağ eliyle saçlarımı arkaya attırdı ve yanağımı okşadı. Gözbebekleri üzerimde titrerken yanağımı kavradı, yüzümü okşarken sakin sesiyle soludu. “E sen seviyorsun.”
O seviyooor
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap

Okadar iyi geldikiii
Çok özlemisim canim çiftimii
Hemen bölüm diye darlasam ayıp etmiş olurum
Bence artık bölüm için isyan çıkarmalıyız hahahaha
Bencedeifndidndjd
Artık hazan'ın Urfa'ya gittiği bölümleri görmek istiyoruz
Yaa öncellikle site çok güzel ben çok sevdim ve beğendim. Eski hali de güzeldi ama yeni hali mükemmelllllll
Ay bişey dicem güncelleme assssiri iyi olmussss ben bu kadar beklemiyordum.bide yorum kutucugunu söylemeyi unutmustum ama o bile düzelmiş assssiri iyi suan