Hazan Vakti
Bölüm 65
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ey gidi rahmetli Berrak. O da çok severdi şekerpareyi.” İnce parmaklarımı çıtlatarak halıyı izlemeye devam ettim. Beyaz üzerine işlenmiş ince turkuaz desen, dümdüz şekillenen saçakları. Az ileride bir toz vardı. Ufacık bir toz, gözüme batıyor. Yelek yünü gibi. Oysa daha bugün süpürmüştüm salonu.
Ona uzanmak istedim. İşaret parmağımla alıp mutfaktaki çöpe atmak istedim fakat canım bu tekliden kalkmak istiyordu. “Kaç olacaktı şimdi? Yirmi üç mü iki mi?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelki birazdan kalkardım. Alır atardım çöpe, Serdar’ da hala gelmemişti zaten. Karşı duvardaki saate başımı kaldırmaya eriniyordum ama biliyordum, saat on bire on ya da dokuz vardı. Zaman ne yazık ki Serdar gittiğinden beri su misali akıp geçmiyordu. Hala yoktu. Başıma bir şey gelmiş olma fikri..
Çık artık aklımdan!
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Senesi geliyor, mevlütü bu defa arka taraftaki cemide yaptıralım diyorum.” Saat geçiyordu. Gitmem gerek. Serdar hala yoktu. Bu gece ona gidecek miydim? Ya gelemezse? Gelirdi.
Ah şu ince toz tanesi.
Parkede başka bir şey yoktu. Beyaz saçakların yanındaki o siyah tüy; gözüme batıyorsun fakat seni kalkıp almak bana çok uzak geliyor.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmaklarımı yeniden çıtlatmayı denedim, henüz yaptığımdan bu defa olmadı. Üstelik bu defa sadece canım yandı.
Odadaki konuşmalar, mırıldanmalar, sesler zihnimde birer yankı bulurken Tuğrul önümden geçti, o toz da birden kayboldu gitti. Uçmuş muydu ki? Hafif eğildiğim yerden göz ucuyla kontrol ettim. Yoktu. “Bak bende bir fotoğrafı duruyor. On altı yaşındaydı sen gördün mü?” Kimin?
Onun mu?
Onun.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu defa kalkmamazlık yapamadım. Ki kaçmam gerekliydi, gitmem gerekliydi, burada daha fazla duramazdım. Onlara susun diyebilir miydim? Bağırabilir miydim? Elbette hayır. Anneme ve teyzelerime bu konuda tek kelime edemezdim. Sırf ben acı çekiyorum diye bu defa kimsenin işine burnumu sokamazdım.
Dayanacak halimin olduğunu varsaymıyorum. Derin bir nefesle oturduğum tekliden kalkarak mutfağa ilerledim. Tozu alamadım, birden kaybolmuştu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAdımlarım zeminde ilerledi. Babet çoraplarım, az evvel duştan çıktığım için ıslaklığını havluyla sardığım saçlarım, siyah taytım… Biliyorum, Serdar yokken girip duş almam biraz şeydi… Ama onu öyle bekleyemezdim. Tüm gece kapalı bir alanda durmuştum neticede.
Mutfaktaki Azat’ ı telefonuna bakarken görmemle “Azat.” Dedim. Görüşmek yapmak için kalkmıştı salondan. Serdar değilmiş, giderken öyle söylemişti. “Serdar aradı mı?” Belki…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir elini takım elbisesinin cebine soktu ve başını olumsuz anlamda salladı. “Ama merak etme, ona bir şey olmaz. Muhtemelen yoldadır geliyordur.” Saatlerdir bu kadar emin olması beni üzüyordu. Yol boyu da üzmüştü.
Aksi, hayır.
Aksi yoktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana doğru birkaç adım atıp tişörtümden kolumu sıvazladı. “Yenge bak bu korkun çok yersiz.” Yenge demesini seviyordum, yüzümde anlık bir tebessüm oluştururken göz göze gelmemizdeki dostluğa da memnundum. Azat gibi bir yakınım olması çok güzel bir duyguydu. Serdar’ ın ona bu kadar yakın olduğuna şaşırmamak gerekmiş.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerine bakarken başımı o ufak tebessümle salladım. Yine de ona inanmaktan başka çarem yoktu sanki. Ki bir şey olmuş olsa haberi gelirdi. Değil mi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımdaki havluyu düzelttim. Birazdan çıkartırdım saçlarım kurumak üzerelerdi. “Sana da ilk gün çok küfretmiştim. Hala içimde, özür dilerim Azat ama işte biliyorsun.” Ne diyebilirdim ki? Öfkem Serdar’ aydı. Omuz silkişimle gülerek başını yana eğdi. “Hazan saçmalama sen hala orada mısın? Ben unutmuşum bile, sen söyleyince hatırladım bak.” Zaten kin tutan birine benzemiyordu. Yine de ondan özür dileyişim içimi biraz rahatlatmıştı.
“Ne bileyim ya.” Diye mırıldanıp yeniden ofladım. Serdar hala yoktu, böyle konuşsam da aklım ondaydı.
Emir ve Yeliz’ in de mutfağa girmesiyle o tarafa döndük. Sena annemlerle salonda, dayımla eniştem de buradaki arkadaşlarıyla Trabzon maçına gitmişler.
Emir Yeliz’ in yanından ayrılıp kolunu omzuma attı. “Çay var mı hala?” Bilmiyordum, belki bitmiştir epey içilmişti.
Yeliz çay dökmeye başlayınca başımı Emir’ e yasladım. Sena’ da sanırım kendini garip hissettiği için gelmiyordu, Tuğrul da Serdar’ dan ötürü keyifsizdi ama onu hallederdim. Halledecektim yani aksi söz konusu değildi. Herkesin her şeyini yapabildiğim kadar halledecektim, onlar rahat edince de kendi yoluma bakacaktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Aşkım seni de mi aramadı?” Yeliz’ in oflar gibi dudak bükmesine gözlerimi devirdim. Sesini inceltiyordu ve ben bunu hiç sevmiyordum.
Başım Emir’ in omzunda, alyansımla oynarken olumsuz anlamda usulca iki yana salladım. “Cık.” Azat ikimizi izliyordu, sonunda oflayıp “Ben salona gidiyorum.” Diyerek mutfaktan çıktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapFırının saatine baktım, on bire iki vardı. Aramamıştı, arasa duyardım. Zaman geçmiyor, içimi içimi yiyordu.
“Bari şu bulaşıkları halledeyim.” Diye doğruldum. Eve geldikten sonra çay içilmiş tatlı yenmişti. Bir de Tuğrul tüm gün uyumuş sonra da evde bir sürü yemek olduğu halde gitmiş kendine patates kızartmıştı. Ben banyoya girerken teyzemler ona söyleniyordu ama benim için sorun değildi kim ne yerse yesin. Ben de çok açtım mesela, ama konumuzun yine bununla bir ilgisi yoktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTezgahta kızartmadan kalma yağlı tava vardı, onu ben yıkayacağım diye kimseye elletmemiştim. Teyzemin bulaşık yıkamasını sevmiyordum, annem de yorgundu. Kızlara zaten elletmezdim.
Yeliz “Biz yıkardık?” Dese de başımı iki yana sallayıp soludum. “Yok aşkım ben hallederim. Sen de yorgunsan benim odama gidip yat.” Sonra kaşlarımı çatıp ona döndüm. “Aaaa unuttum ben. Ya duş falan alacaksan al bak, dememe bile gerek yok.” Unutmuştum tabi ki alırdı. Hatta ben duşa girerken söyleyecektim ama o ara ortalarda olmadığı için diyememiştim. Hem neden çekinsin ki? Yeliz hiç de çekinen biri değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana bakarken bir an tereddütte kalsa da “Emir’ in evinde alırım ya.” Diye başını yana eğdi. “Kalabalık şimdi içerisi, utanırım ben.” Yani sorun yoktu elbette ama kimse de bir şey demezdi. Belki Azat’ dan ya da Tuğrul’ dan utanıyordur diye üsteledim. “Ya saçmalama aşkım kim görecek? Annemin odasındakinde al istersen?” Kim ne anlardı zaten? Yine de “Yok valla sen beni merak etme iyiyim böyle.” Diyerek elindeki bardağı tezgaha koyunca bu defa bir şey diyemedim. Yani böyle şeylerin lafı yoktu aramızda, istese alırdı o rahatsa ben de rahattım benim için sorun yoktu.
Aynen aynen utanırsın
Ketle su koyarak bardaklara yöneldim. O kaynayana kadar ocağı siler, buraları toplardım ama sonra ne olurdu bilmiyorum. Muhtemelen Serdar nereye diye diye Azat’ ı darlar, sonra da onu yeniden defalarca arardım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEmir’ in sesi geldi. “Sıkma canını.” Sonra da kendi. Arkamdan eğilerek yanağımı öpünce gözlerimi devirip başımdaki havluyu tuttum. Elimde değildi çok özlemiştim. O kadar özlemiştim ki onu gördüğüm yerde saatlerce sarılabilirdim.
Yeliz Emir’ in kolundan tuttu. “Hadi sen içeri geç biz biraz konuşalım.” Ne konuşacaktık ki? Konuşacak bir şey mi vardı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEmir Yeliz’ in yönlendirmesiyle salona doğru geçerken Yeliz sandalyeye oturdu. Bir an baksam da bulaşıklara döndüm. Sırtım ona dönük, elimde bardaklar.
“Sena yine bakmıyor yüzüme.” Evet hala yoktu ortalıkta. Başımı olumlu anlamda salladım. “Haklı, yaptığın ayıptı.” Bulaşıkları sonra da hallederdim, Yeliz konuşmak istiyordu.
“Sena’ nın erkeklerle olan ilişkilerini biliyoruz ama Emir buna dahil değil. Bunu da bildiğini sanıyordum. Aralarında bir şey olsa zaten olurdu, Sena Emir’i senden önce tanıyor. Genelleme yapman seni haksız duruma düşürdü.”
Verecek cevabı yok gibi bir an omuz silkti. Hayır ne düşünüyordu ki? “Yine de zaten yaptıkları çok itici aşkım. Yani ben bir an istemeden de olsa acaba Emir’ e de mi dedim. Devir fena kime güvensek elimizde kalıyor.” Bu sözlerimde ciddi miydi? Bakışlarıma kilitlenişiyle sonra oflayıp ellerini pantolonuna sürttü. “Saçmaladım, haklısın.”
Da bir yürü git Yeliz ya kaç yıldır aynı yerdeler bir arada var o zaman yapmamış adam ona etkilenmemiş sevgili olmamış şimdi mi olacak
Aynen kesin öyledir kanka kıskanç
Tabi ki saçmalamıştı. Yine de ona kaşlarımı çatmadan duramadım. “Neymiş itici olan? Erkekleri tabiri caizce kullanıp atması mı?” Kollarımı kucağımda bağlayıp öfkeyle Yeliz’ i izledim. “Aynı şeyi erkekler yapınca neden bir şey denmiyor o zaman? Erkektir normal diyorlar. Ne zamandır cinsiyet ayrımcılığı yapıyoruz biz? İçine babaannem mi kaçtı hayırdır?” Cidden, böyle düşünmesi sinirlerimi bozmuştu. Oysa onun karşı cinsle ilişkilerinden bu sonuca varacağımızı asla düşünmezdim.
İki tarafın yapmasin da çok itici kendini değersizleştirirsin erkem ya
Ne olursa olsun ben Sena’ cıydım. Yani bence yaptığı gayet de güzeldi. Yoldan geçen kızlara laf atan erkeklere ve onları kendine aşık ettikten sonra birden aforoz olanlara inat Sena çok da güzel yapıyordu. Hatta sanırım benim de sorunlarım olmasaydı ben de onun gibi olurdum.
Kaç yıllık kuzenini 2 günlük kızı tercih etmediği için seni seviyorum hazos
“Ya hayır aşkım ne alakası var? Yani ben sadece kıskandım bu kadar basit.” Uzatmak istemeden başımı olumlu anlamda salladım. Uzatsam ne değişecekti ki?
Ona bakarken başımdaki havluyu tuttuğum an mutfağın kapısı açıldı, aynı anda “Yenge.” Diyen Azat’ ın sakin sesine heyecanla döndüm. “Bir gelir misin?” Serdar mı aramıştı? Gerçi sesine bakarsak su isteyecek gibi duruyordu ama yine de kendimi tutamadım. “Serdar mı aradı?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKolumu tutarak yavaşça hole adımlattı. “Gel sen gel. Dilan bir şey getirdi bana, kapının önünde bekleyip alır mısın?” Başımı sallayıp daha da ofladım ama yine de tek kelime etmeden dışarı çıktım. Azat arkamdan kapıyı çekince de elimde havlu, bunu neden yaptı diye hesaplamaya başladım. Biri çıksa bu halde rezil olurdum.
Dilan ne getiriyordu sahi? Bakışlarım yukarı çıkan asansör ve bizim kapı arasında gidip geliyorken ne oldu da ben buraya çıktım dedim kendi kendime. İki dakika, ya ne iki dakikası daha on saniye önce evdeydim ben?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapPembe havluyu sıkıca tutup henüz dördüncü katta olan asansörü beklemeye başladım. Yukarı çıktı, geldi ama kapılar açılır açılmaz içeriden Dilan değil Serdar çıktı. Şaşkınlıkla ona yönelip “Hii!” Dememle asansörden çıktığı gibi hızla bedenime sarıldı. “Serdaar.” Bedenim bedenime çarptı, ellerim sırtına gitti. “Yavrum.” Sakin yüzünü görebildiğim o birkaç saniye… İyi görünüyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnu özleyen kalbim hızla çarpıyor, bu sessiz koridor ikimize şahitlik ediyordu. Sırtındaki elimde havlu, azarlar sesimle ona sarılmaya devam ettim. “Niye aramadın!” Çok merak etmiştim. Bir şey oldu sanmıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Korkma yok bir şey. Geldim işte.” Gelmişti evet… Yine de bu rahatlamayla banane der gibi omuz silktim. Neredeydi, ne oldu bilmiyordum ama bunu ona şimdi değil sonra soracaktım. Gidersek evinde, baş başayken hatta belki koynundayken.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudakları sanki çok uzun zaman sonra başıma iniyordu. Kurumaya durmuş saçlarımın arasında gezinen teniyle derin bir nefes aldım fakat bu nefes kaşlarımı çatmama sebep oldu. Heyecandan olsa gerek, derin nefes değil de daha yüzeyseldi, üstelik beni zorluyordu.
“Sen iyi misin yavrum?” Göğsündeki başımı olumlu anlamda salladım sadece. Daralıyordum, tıkanıyor gibiydim. Ya tıkanırsam?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Merak ettim sadece. Çok merak ettim.” Başımı yeniden öptü. Onu göremiyordum ama kokumu içine çekiyor, sıkıca sardığı belimi okşuyordu. “Melek Teyze’ yi göreyim gideceğiz. Sadece beş dakika. Eve gidince konuşuruz.” Ben de mutfağı toplardım hemen, sonra çıkardık. Gitmek istiyordum, ona. Hemde ilk defa böylesine bir özlemle.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı “Tamam.” Diye sallayıp geri çekilmemle elimi tuttu, tepeden bana baka baka kapıyı tıklattığındaysa Azat anında kapıyı açtı. Dilan yalanmış, rahat rahat Serdar’ a sarılabilmem için tatlı bir yalanmış. Bu yüzden ona utana sıkıla gülümseyerek içeriye adımladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirkaç adım öndeydim, Serdar “Hazan.” Diyerek ona bakmamı sağladı. Omzumun üzerinden sakin yüzüne döndüm. “Beş dakikaya hazır ol.” İki dakikada hallederim beş dakika çoktu bile. Yeniden başımı sallayıp “Uuu.” Diye hole çıkan annemin keyifli sesiyle mutfağa girdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeliz ve Sena bulaşıkları topluyor ama hiç konuşmuyorlardı. Sena “Serdar mı geldi?” Diye bana dönünce hızla başımı salladım. “Aynen geldi sonunda.” Böyle de olmuyordu, Sena’ yı tek bırakmak istemiyordum ama onun beni yargılamayacağını da biliyordum.
Kızlara baka baka tava için tezgahın altındaki yağ çöze eğildim. “Ya ben hallederdim niye siz yaptınız?” Gayet de beş dakikada her şeyi yapar sonra da sevdiğim adama giderdim. Yeliz “Aşkım ne olacak?” Derken Sena gözlerini devirdi. “Otur otur sıkıldım zaten ben.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yok mu yeni birileri?” Yeliz laf atıyordu Sena’ ya. Eskisi gibi olmak istiyordu belli ama hemen yanında bardakları çalkalayan kuzenim oralı değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yok.” Dedi Sena. Elindeki son bardağı da “Artık herkes çevresindeki erkeklerim bağını sıkı tutuyor.” Diyerek makinaya yerleştirdi.
Kaşlarım havalandı, geri çekilip oturmasıyla ona döndüm. “Senaa.” Tersi fenaydı ama böyle de ayıp oluyordu. Yeliz’ de bozulmuş öylece duruyordu. Kıyamadım, ona döndüm ama omuz silkerek o da diğer sandalyeye oturdu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKızların surat ben dahil beş karış, kimseden ses çıkmazken tavayı altını yaktığım ocağa koydum. İyice ısınsın yağ çözü öyle sıkacaktım. O zaman altındaki yağ hemen çıkıyordu çünkü.
“Koca koca insanlarız bunu dert edip aramızdaki ilişkiyi bozmayım. Bu kadar zor değil, dileyin özrünüzü kapansın mesele.” Ki Sena asla dilemezdi. Gerçi onun özür dileyecek bir şeyi yoktu.
“Ne gerek var şimdi buna? Aynı şehirdeyiz Yeliz ilk defa geliyor mesela. Yapabileceğimiz bir sürü şey varken neden mal gibi oturalım?” Birileri kırılmış, haksız da diyemem ama biz arkadaştık. Sena’ nın yerinde ben olsam iki laf söyler bir özürde de affederdim sanırım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeliz “Haklısın, özür dilerim.” Derken ben tavayı alarak tezgahta ters çevirdim ve yağ çözü üzerine boca etmeye başladım. Sena cevap bile vermemişti sanırım, daha ne yapabilirdim ki?
Temizleme yöntemini hazoş'tan öğrendim
Ay ben ne çok şey senden öğrenmişim kız Hazos ya
Bembeyaz olan tavanın arkasıyla önce hafif öksürdüm, sonra biraz daha güçlü. Normaldi, oje sürerken de arada öksürüyordum ama itiraf etmeliyim ki bunda daha dikkatliyim. En azından kaşlarım ne olur ne olmaz diye bir telaşa çatık, elimdeki kaynar suyu dikkatle tavaya döküyordum. Suyu kenara bıraktım, yağ çözü aldım. Bir kez daha sıkmaya başladığımdaysa o buhar sanki önce tüm yüzüme sarıldı, oradan boğazıma doldu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYağ çözü anında kenara koydum. Başımı yana çevirip yutkunmaya çalıştığım an hiç beklemediğim bir şekilde yutkunma hissimi kaybettiğimi fark ettim. İlk defa bu kadar ani oluyordu, etkisi ilk defa bu kadar aniydi. Gerçi iyiyim demiştim ama kınada da daralmıştım epey. Ortam çok havasızdı, şarkı da söyleyince iyice hissetmiştim.

Geliyor gelmekte olan
Nefesimin hafiften kesildi, hızla gerileyip çatık kaşlarımla bir kez daha nefes aldım. Fakat yetmiyordu. Yarıda kesiliyor, o sona ilerleyemiyordum.
“Tıkandın mı?” Sena panikle ayaklandı, eğilerek yüzümü incelerken Yeliz bir bardağa su doldurmuş önümde durdu. Suyla geçmiyordu ki?
Beklediğimin aksine o suyla ıslattığı elini alnıma götürdü. Onun da yüzü birden bembeyaz olmuş, alnımdaki eli titriyordu ya da bana öyle geliyordu.
Kızlara baka baka bir bir kez daha nefes almak istedim ama yine yarıda kesildim.
Artık kaçış olmaksızın nettim, tıkandım.
Hazan'ın ne zaman nefesi tıkansa fark etmeden kendi nefesimide tutuyorum çok sonradan fark ettim bunu
Nefesim acıyla kesiliyor, ellerim kokudan titriyor, genzimin yandığını hissedebiliyordum. Yürürsem geçerdi sanki. Geçmeliydi, geçmesi lazımdı bu yüzden kendimden kaçar gibi hole doğru hızla adımlayıp odama yöneldim. İlerlerken sağ elimle boynumu kavradım, bir kez daha denedim, olmuyordu. Etimi sıktım, Sena arkamda panikle “Teyze, Hazan tıkandı!” Derken bu defa da nedensiz bilmem, belki de o can havliyle yumruk yaptığım elimle bağrıma vurmaya başladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKorkuyordum. Ciğerlerimi sıkıştırıp birden soluğumu kesen her neyse sanki bağrımda oturmuş bir eldi. Sanki biri boğazımı sıkıyor, sanki biri boynuma urganı doluyor ve her geçen saniye daha da sıkıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElim kapı kulpunda, önce Serdar’ ın tok sesini duydum. “Hazan!” Sonra da hızla kolumu kavrayışını hissettim. Sahi, Serdar gelmişti değil mi… Buradaydı ve varlığıyla hissettim güven şu an bile içime doluyordu. Böyle bir anda, kendimden geçmek üzereyken…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzüm kapıya doğruydu, kısılıp kaldığım yerden ona dönemedim. Gözlerim çaresizlikten dolmaya başlamış, içim büyük bir sancıyla şişiyor gibiydi.
Nefes alamadığım için korkuyor ve titreyen ellerim sadece duruyordum. Osman Amca otlardan tütsü yapıyordu bana. İçime çekince açılıyordum, peki ya şimdi? Bunu geçirecek bir ilaç da yoktu? Bu dördündü oluşumdu ve üçünde de Osman Amca vardı.
Şimdi?
Şimdi ölecek miydim ben?
Kıyamam yaa serdo bişi yap
Ah hazosum ya bir da ben bile çok kötü oldum
Serdar’ a arkam dönük, gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. Annem ağlamaklı bir sesle “Hazan.” Derken Serdar “Korkma.” Diyerek karnımı kavradı. Halbuki sesinden belli, o korkuyordu.
Öksürüğüm, hıçkırır gibi nefessizliğim, belki de çaresiz titreyişim birbirine giriyordu. Arkadaki seslerden sadece Serdar’ a odaklandım. Bedenimi hızla kucağına alıp odaya girdi, açık camın önünde durarak bedenimi yavaşça yere bıraktı ve hızla önüme diz çöktü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBacaklarımı uzatırken tam önümdeydi. Kaslı kollarını, bedenini net görebiliyordum fakat nefesim beni aşağıya çekiyordu. Tedirgin sesi duyuldu. “Hazan bak bana yavrum.” Arkasını döndü sonra. “AZAT!” Sesi tüm evde, hatta belki de apartmanda duyuldu. Ağlayan annem dahil kimse odaya giremiyor, Emir “Ya bir nefes alsın Serdar başında zaten.” Diyerek herkese mani oluyordu. Gözlerim kapanıyordu, bu defa da Sena’ nın sesini duydum. “Geliyor şimdi, arabada.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar dizlerinin üzerine oturdu, yüzümü avuçladı. “Hazan bana bak. Yavrum bana bak?” Gerilen yüz hatlarını izlerken başımı peteğe yaslayıp dediğini yaptım. Aceleciydi, “Kapat kapıyı.” Diye bağırıp elini tişörtümün içinden bağrıma soktu, hatta iki parmağını göğüslerimin arasına indirdi. Az evvel bahsettiğim yere dokunuyor, tüm bunlarla beni izliyordu.
Adlandıramam, bu yaptığı garipti. Yine de pervasız bir halde iki yana düşen ellerimle nefes almaya çalışarak onu izliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapPencere açık, perde usul usul odaya uçuşuyordu. Eli bağrımda.. “Nefes al yavrum.” Boşta kalan eliyle de beni tutarken nefes almaya çalışıyordum ama nefes alamamak… Gözlerim dolu dolu onu izlemeye devam ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOdayı hırıltılı sesim dolduruyor, dudaklarım titriyor, göğsüm ihtiyaçla hareketleniyordu. Sızlanıyor, çatık kaşlarımla çırpınır gibi yeni soluklara çırpınıyordum. Gözlerini bir an olsun benden almadan “Hazan’ ım.” Dedi bu defa da. Ellerimin titreyişiyle gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladı. O an bakışları durdu üzerimde, o tek damla göz yaşıma odaklanıp yutkundu. “Kurban olurum sana ağlama.” Yüzü değişti, kaşları daha da çatıldı. O, soluk soluğa endişeliydi bunu çok net sergiliyordu.

Serdar ilk defa bu kadar çaresiz
Ben yüzüne baktıkça o da çırpınıyordu. “Sakiiin.” Gözlerime baktı. Sıcak eli iyi geliyor muydu çözemiyordum ama tenimde kalp gibi atıyordu. Yine de tam olarak asla nefes alamıyor, nefessizlikle gözlerimi yummaya meylediyordum ki odanın kapısı birden açıldı.
Elinde beyaz bir kutuyla bize doğru gelen Yeliz’ i gördüm. Serdar’ ın eline baktım bir an, çekmedi. Umurunda değilmiş gibi boşta kalan eliyle Yeliz’ in uzattığı şeyi çekip aldı. “Çık.” Yeliz geldiği gibi arkasını döndü, Serdar o beyaz ilacı dudaklarıma doğru uzattı. “İçine çek.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDediğini yaptım, ufak bir hışırtının ardından Serdar’ ın derin bakışlarıyla derin bir nefes daha almaya çalıştım fakat dudaklarımdaki alet hiçbir işe yaramadı. Canım daha çok yandı, elinin altındaki göğsüm kabardı.
İyi gelmiyordu, bu ilk değildi. Bilmediğim bir şey değildi zaten. Astım hastası değildim ki ben? Ne zaman hastaneye gitsem sonuçlarım bu yönde hep temizdi. Alsam bile ilaçlar işe yaramıyordu. Hatta bir doktor bir gün yüzüme baka baka şey demişti bana. Ya psikolojik ya da ilgi çekmek istiyorsun.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDeğildi ama. İnsan bununla nasıl ilgi çekebilirdi ki? Bağrımı bağlayan bir sebeple nefes alamıyordum bu hoş değildi. Nesi güzeldi? Ölüyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi hırıltıyla inip kalkan bedenim eşliğinde yumdum. Sesim odayı dolduruyordu ve artık dayanamıyordum. Yolun sonundaydık, burada ölecektim; Serdar’ ın kollarında. Ne hoş ki gördüğüm son yüz onun yüzü olacaktı. Hissettiğimiz tek duygu korku, dokunmak istediğim tek şey yüzü… Canım çıkarken bu koca heybetli bedene sarılmak istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi yumdum, ah o bana dokunuşu..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarım aralık, saçlarım dağınık, kollarım iki yana düşmüş. Gözlerimden dökülen yaşlar yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı ki bir küfür çıktı Serdar’ ın dudaklarından, anlayamadım. Elindeki şeyi arka tarafa doğru hızla fırlattıktan sonra yerinde kıpırdanarak “Hazan.” Dedi. “Yavrum bana bak.” İlaç duvara çarpıp yere düştü. Tahminen o kırıldı, ben de gözlerimi bir kez daha yumdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir eli hala bağrımda, diğer eli çeneme gitti. “Hazan aç gözlerini hadi. Bak bana.” Ölüyordum, bakamıyordum. Uyuşmaya başladım, nefesim yetmiyordu fakat gözlerine bakmak istiyordum. Onun için çabaladım, yüzümün önündeki haline baktım. Dolmuş muydu? Yoksa benimkiler dolduğu için yansıma mıydı?
Serdar cidden Hazan sız yaşayamaz ki Hazan sız kaldığında da ne yaptığını gördük :/
Çenemdeki eli boynuma inip başımı kendine sabitledi. “Hazan nefes al yavrum. Bak sakin ol, korkma ben buradayım.” Eli tenimde karışmış, o bütüklükle çarpmaya başlamıştı. Bir kez daha denedim, açılır gibi oldum. “Gözlerini kapatma.” Kapatmak istiyordum ama? Niyetimi anlamış olacak, usulca soludu. “Lütfen.” Serdar’ ı ilk defa böyle çaresiz görüyor olmak yeterince zordu. Bir de zihnimde o beni aşağıya çekenlerle ölüme ulaşmak durumu katlanılamaz hale getiriyordu.

Abi aglicam
Ya kıyamam insan elinden bir şey gelmemsi çok kötü
Yutkunarak bir kez daha denedim. “Bırakma kendini, birlikte yapacağız Hazan. Sadece dene, beni dinle, bana bak.” Olmuyordu ama bir kez daha denedim. Benimle konuşması içimi rahatlatıyordu. Tıpkı gözlerime baka baka “Seni çok seviyorum.” Demesi gibi. Yüzümü okşadı. “Hadi benim güzel yavrum.” Kaşları çatık, gözlerinde korku vardı. “Söz veriyorum bu bir daha olmayacak.” Nasıl? “Hadi kendine gel gidelim. Evimize gidelim yavrum hadi.” Evimiz.. Her soluğuma bedel o anlar..
Burun direğim acıyla bütünleşti, ciğerimde bir taş kalbime sekti sanki. Aralık dudaklarımla yeni bir nefesi kucaklarken gözlerimden yaşlar birer birer süzüldü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEve gitsek saçlarımla oynar mıydı? Özlemiştim o masum anlarımızı ama soramadım. Sadece onu izledim içim gitti haline.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElini kaldırdı, bu defa parmakları yukarı gelecek şekilde koyarken oraya kayan bakışlarımla “Biz bu odadan hiçbir şey olmamış gibi çıkacağız, söz.” dedi. Ona döndüm. Kaşları çatık olsa da buğulu gözleri sakindi. O bana hep sakindi… “Sonra sen bu gece koynumda çok güzel bir uyku çekeceksin.” Bir an kelimelerin gittiği diyarda onunla var oldum. İkimizin olduğu sakin bir evde, bana böyle endişeyle bakan adam ve ben…
Kendinden emin bir dille yüzüme eğildi biraz daha. Façalı kaşı çatık fakat o heybetli omuzları bu defa çökmüştü. “Üzerimde tüm gece sağa sola dönüp duracaksın, ben de her hareketinde gülerek saçlarını öpeceğim, seveceğim. Kollarım üzerinden hiç inmeyecek. Seni sarmalarım hiç bitmeyecek Hazan’ ım…” Gözlerim doldu, sadece ondaydı aklım. Yüreğim avucunda hızlanırken her bir cümlesini hayal ederken buldum kendimi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO kalın, erkeksi sesi bana doluyor, titrek bakışları bu güzel konuşmasıyla bütünleşiyordu. “Sonra gecenin bir vakti bir nedenden kirpiklerin hareketlenecek, dudakların üzerimde gezinecek. Dudaklarım üzerinde gezinecek… Seni öpe öpe, saçlarını, kirpiklerini seve seve yeniden uyutacağım. Sızlanacaksın, uykulu uykulu mırıldanacaksın, güleceksin, sonunda huzurla bana sokulacaksın biliyorum. Sabah olunca üzerimde karım olarak uyanacaksın. Sevdiğim tek kadın olarak, güzel karım olarak benimle her güne böyle başlayacaksın. Sadece bu gece değil, her gecenin sonunda koynumda öperek uyutacağım seni.” Ağlıyordum, yüzümü yalayan gözyaşlarım eline akıyor, tenine karışıyordu ama acıdan değil hayalindeki güzellikten.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHayal de değildi gerçi, bu doyamayacağım sabahlara uyanmışlığım çok vardı. Yine de onun dilinden dökülen her bir kelime beni kendime getiriyordu sanki. Bunları daha evvel düşünmüş olmalıydı? Nitekim böylesine sarsak bir anda aklına gelmesi pek mümkün değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTüm cümleler bir titrek bakışta son bulmuş, bu koca varlığıyla bana yetmişti. Serdar susunca fark ettim; göğsümdeki daraltının sanki bir miktarı avcuna toplanmıştı. Tam geçmemişti, ama artık nefes nefese de değildim. Gözlerinin içine baka baka onu dinlerken ne varsa almıştı sanki benden.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerini yaş dolu gözlerimden almadı, “Ve bu gece.” Diye kaş kaldırdı. Beni sanki bir şeye indiriyordu. “Bu gece burada her ne yaşanıyorsa bir son olarak burada kalacak. Sen bir daha asla böyle bir anla yüz göz olmayacaksın.” Anlayamadım. Eminliğine ihtimal vermeden nefesimi toparlayıp “Nasıl?” Dedim ilk defa. Dakikalar sonra ilk defa konuşabildim. İlaç bile işe yaramazken bu nasıl olurdu da bir daha olmazdı?

Setdarinkiler onu da halletti galiba
Adam şıh torunu bi ne olduğunu çözemedik serdarn
Serdar ve tayfası çözer
Allah aşkına spoi verin
Kocişin her şeyi hal eder be hozsum ya
Eli “Buna gücüm yetiyor, sadece bunu bil.” Derken bağrımdan kalkıp yüzüme gitti. “Şimdi derin bir nefes al, hadi yavrum.”
Nesin be sen töbe töbeeee

Hüddam
İki eli yüzümün iki yanında, gözlerimi yumarak derin bir nefes aldım ve bu defa oldu. Nefesim ciğerlerime doldu, göğsüm kabardı. Geçmişti, üstelik bunu fark eden sadece ben değildim. Başımdan tutup rahatlar bir sesle “Hazan’ ım.” Derken beni göğsüne yaslayan Serdar’ da fark etmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKollarını sırtıma sardı, başımı öperek bir kez daha soludu. “Güzel yavrum benim.” Bir kez daha öptü. Sonra bir kez daha, bir kez daha… Sanki öldüm, bir meçhule gider gibi o son anda geri geldim. Kollarında canım çıktı da geri aldı beni.
Öyle sevdi, hislerimle öyle kendimden geçtim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHalsizdim. Şimdi de ölmek değil ama uyumak ve bayılmak arasındaki o ince çizgideydim. Serdar omzunun üzerinden sakin sesiyle “Melek Teyze.” Diye seslenince odaya giren anneme göz ucuyla baktım. Kapı açılmış, herkes telaşla bizi izliyordu. Halsizdim, yine de başım Serdar’ ım göğsündeyken elimi ağlayan anneme uzatacak gücü bulmuştum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap…..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYolları bilmiyordum. Nereden bakarsam bakayım eve kaç dakika kaldığını anlayamıyordum ama saate bakarsak birazdan orada olurduk. Uykulu halimle başım camda, kollarım kucağımda sessiz sessiz dışarıyı izliyordum. Hava sıcak, hafif bir yağmur çiseliyor, cama vuran su damlaları bir diğerine karışarak aşağıya iniyordu. Çok güzellerdi. Çok anlamlı, manen çok değerli.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMevsimin bu zamanlarında genellikle şehir fark etmeksizin kulaklığımı takıp avare avare gezerdim. O yağmurdan sonra oluşan toprak kokusu ciğerlerimi açarken bedenimi seven hava ruhumu tazelerdi sanki. Saçlarıma inen her damla beni kendime getiriyordu. Yüklediğim anlamlar farklı, o zamanlar bedbaht duyguları olan bir insan olduğumu hissediyordum. Evet hissettiğim buydu, o hislere sırnaşıp ayak uydururdum hep.
Epeydir de böylesine güzel bir havada böyle sakin bir yağmur yağmıyordu. Kendimi yeniden bu kasvetli havaya bırakmak istedim bir an.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yavrum?” Serdar’ın sesiyle daldığım yerden usulca bir “Hı?” Dedim. Konuşmak istemiyordum, pek halim yoktu ama uzanıp saçlarımı sevişiyle usul usul gülümsedim. “İyi misin?”
Doğrusu son bir saattir bu soruyu annemden, Emir’ den kızlardan, teyzemlerden o kadar çok duymuştum ki iyiyim demekten sıkılmıştım. İyiydim, sadece biraz rezil olmuşluk hissi, biraz yorgunluk ve… kelimenin tam anlamını bilmiyorum, tuhaftım işte. Aklım hala bunu nasıl başardığımdaydı. Gerçi sanki ben bir şey yapmamıştım da her şeyi Serdar halletmişti.
Serdar…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİçimin yine ona olan sevgimle dolup taştığı anlardan birindeydim. Gayri ihtiyar ona döndüm, kolumu bedenine sararken bir eli direksiyonda “Gel bakalım.” Diye mırıldanıp sırtımı sardı. Başım göğsünde, saçlarımla buluşturduğu dudakları tenimde geziniyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapErkeksi kokusunu ciğerlerime çekmeye başladım, görüş alanım karanlıktı. Gözlerimi kapatırken aklım o anlarda, başıma dolaşan insanlara inat beni sıkıca sarışındaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO, bu geceki hali.. Gözlerini bir an olsun üzerimden almamıştı. Emir’ in bana sarılışına, hatta öpüşüne tek kelime etmemişti. Kimseye, normal bir anda kıskanmasına sebep olacak her hareketi izlemiş ama mimik bile oynatmamıştı. Utana sıkıla yanıma gelen Tuğrul’ a bile tek kelime etmemiş, gariptir ki giderken affettim der gibi bakmış ve derin bir oflamayla başını okşamıştı. Tuğrul’ u bile affetmişti bu gece için. Benim için, tek kelime etmeme gerek kalmadan…
İlk an, anneme sarılırken o unutamayacağım endişeli bakışı zihnime kazınmıştı sanki. Gözlerinde gördüğüm şey ayırt edilebilir bir korkuydu. Bu da bana yetmişti. Onun gözlerinde gördüğüm korku benim ondaki yerimi çok net anlatırken yüreğimin ona bıraktığı her buseye kucak açmıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Aç mısın yavrum?” Silecekler çalışıyor, farın aydınlattığı yolda yağmur damlaları belli oluyordu. “Cık.” Diye itiraz ettim. “Evde pasta var mıydı?” Vardı, canım pasta istiyordu. Biraz düşününce omuz da silktim. “Dürüm de istiyorum?” Aslında açtım, iştahsızdım o ayrı ama acıkmıştım. Bir şey demezdi bu konuda Serdar’ı çözmüştüm. Yemek konusunda sadece istemem yeterliydi.
Nazlı bebeğim ya
İşte işte hakin dir askom
Başını sallayarak usulca soludu. “Tamam yavrum söylerim getirirler ne istiyorsan.” Başımı salladım usulca. “Ne kadar daha var?” Bir en evvel eve gidip yatmam istiyordum. Giderken de biraz ıslanmak, yağmuru hissetmek.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Geldik yavrum. Araya dönüyorum.” Hafif dikleşerek yola baktım, geçtiğimiz yerler daha tanıdık geliyordu, cidden gelmiştik. Haliyle yavaş yavaş tamamen dikleştim, aramızdaki telefonları alıyordum ki Serdar mırıldandı. “Ben alırım.” Yani, tutacak halim de yoktu. O zaman hiçbir şey almayacaktım arabadan, Serdar sabah bırakırdı girişe.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEvin önüne park ettiği arabadan inerek kapıyı yavaşça kapattım. Hala sakin sakin yağıyordu. Az ilerideki sokak direğinde bir ışık, böceklerin çıkarttığı o cılız sesler, yaza göre hafif serin hava, ıslaklık… Başımı göğe kaldırarak su damlalarının bağrıma gelmesine müsaade ettim. Serdar sessizdi. O sessizlikle arabanın ön tarafında yalnızca beni izliyor, tahminen ona gitmemi bekliyordu.
Oysa ben ve havada salınan saçlarım halimizden epey memnunduk. Bir süre, tüm yüzüm ıslanana dek kıpırdamadan o şekilde kaldım. Hava tenimi okşadı, gerdanıma işledi yağmurlar. Ellerim, usul usul salınan saçlarım…
Çok güzel ortam
Şakaklarımdan akan yaşlar çenemle buluşunca başımı yere indirip Serdar’ a döndüm. Sırtım ıslanıyor, ona doğru adımlayan spor ayakkabılarım zemindeki suya karışıyordu. Biliyorum, eve gitmem için elini tutmam gerekliydi ama önünde durup buna mani olmak ister gibi yüzüne baktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirkaç saniye evvel kolumla sildiğim yüzüm yüzüne kalktı, kollarımı beline sardığımda uzun boyundan ötürü yüzüme inen yağmurlarla “Serdar.” Dedim. Bu karanlık anın en güzel yanıydı ıslanmak. Tazelenmek kadar anlamlıyken gecenin bir vakti Serdar’ ın varlığıyla bu ıssızlıktan korkmuyordum. Bir şey daha istiyordum ondan, “Söyle yavrum?” Diye beni sarınca yanağımı göğsüne yaslayıp usulca etrafı izledim. “Biraz duralım mı lütfen?” Delilik miydi bu? Delilik der miydi bana? Derdi muhtemelen. Bu yağmurda, bu havada ne işimiz var dışarda yavrum derdi. Hasta olacaksın saçmalama derdi ve eve giderdik. Ben de bu çocuksu isteğimle elimde olmadan suratımı düşünürdüm.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapZihnimin aksine düşüncelerime ters gitti ve eğilerek beni yavaşça kucağına aldı. Kalbim çarptı, hamlesiyle bacaklarımı beline dolarken itirazsızca arabanın kaputuna oturtulmak beklediğim bir şey değildi. Akıl işi değil, onu çözmek zordu.

Serdar kicimiz islandi
Elleri kaputun iki yanında, son sabahımızdan tek farkı göğü yararak ilerleyen yağmurlardı. “Yavrum.” Diye şakağımı öptü. İçimden geçenler, bugün bana döktüğü cümleler gözlerimi dolduruyordu. Cılız sesimle içten bir “Serdar’ ım.” Dedim. Güzel şeyler demenin sırası bendeydi fakat bu hal beni sanki ağlatacaktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜzerimize yağmurlar yağıyor, saçlarımız ıslanıyor, gözlerimiz yeni bir anla kavuşuyordu.
Uzanıp yüzünü avuçladım, bir kez daha “Serdar’ ım.” Derken neredeyse eşitlenen boylarımızla dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Bu gece ambiyanstan mı bilmem ama ansızın, ağlamak istiyordum delice. Kendimi kaybetmek, o yaşadığımız anla Serdar’ ın aşkından yitmek istiyordum. İçim ona taşıyor, yüreğim Serdar’ la doluyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElleri yanaklarıma gitti, o yumuşak öpüşlerin ardından dudakları alnıma yükselirken temiz havayı ve kokusunu sonuna kadar içime çektim. Beline sarıldım, kendimi ona doladım. O az konuşan adam bu gece susmamıştı. Yüreğini benim için bana açmış, şimdi de sadece sarıyordu.
Uzanıp belindeki ellerimi tuttu, kadifemsi sesiyle “Yürümek ister misin?” Derken dudaklarına götürdü.
Islanıyorduk. Oysa yaşıyorduk..
Ve yürümekle ıslanmak bir kenara dursun, yaşamak istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı göğe kaldırırken usulca “Belki biraz sonra.” Diye mırıldandım. Yüzümü yıkayan yağmur ruhumu da yıkıyordu. Beni yeniden var ediyor, o enerjiyi yüreğime bahşediyordu. Her yerim, yer yerimiz tek bir kuru yer kalmayana dek.. Ellerimdeki adamla, yüreğimdeki siyah devle..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarımdaki ıslaklık kendini belli etti. Yüzüne döndüm. “Sana çok aşığım.” Yutkundum, saçlarım meltemde sallandı. “Seni çok seviyorum Serdar.” Sesim karanlıkta sükun buldu ve Serdar.. Yüreğimi ilmek ilmek işleyen adam, bu gece uzun uzun konuşan adam büyüyen böz bebekleriyle ensemden başımı kavrayıp kelimeleri okşar gibi “Şu ana bir ömür bırakırım Hazan.” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu ana? Böyle yağmuru benimseyip ona olan aşkımı dile getirişime mi? Öyleyse daha nice güzelleri onundu.
Uzanıp yüzünü öptüm, başım omzuna gidip kendi yerine geçti. Önceden kendine bir yer edinen benliğim şimdi benimsenmişti..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Senden sonra çok huzurluyum.” Saçlarını sevdim. Elime doldu saçları, avcumu okşadı. “Bana çok başka geliyorsun Serdar. İçim içime sığmıyor.” Mırıldayan sesimle yağmur kadar huzursun bana…
Ufak bir an gülümsedi, dudakları yanağımda gezindi. “Bunu bana mı diyorsun?” Doğru, ketum olan oydu. Asıl değişen Serdar’ dı ve ben bunu görebiliyordum.
Çok seviyordum.
Aşkından içim içime sığmıyordu, ne olacak bu böyle?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHaliyle daha da gülümseyip gerilen dudaklarımla çenesini öptüm. Oradan yüzünü, dudağının kenarını, şakağını… Haylaz bir çocuk gibi etrafında dört dönerken bağrına giden elimle ona sokuldum. Naif bir gecedeydik. Yağan yağmura lütuf, başka bir niyetim yoktu. Bunu o da farkındaydı bence, dudaklarıma yönelmemesinin sebebi de buydu.
Dudaklarım kulağına değerken usulca kıpırdattım. “Kaç yağmur daha dışarı çıkarız Serdar?” Islanırken uzun uzun yürür müyüz buralarda? Başım göğsünde, elim elinde..
Bir gün bize de böyle seven biri denk gelirde şu anı yaşar mıyız be
Belimi sıvazlaya sıvazlaya başını hafif hareketlendirip tenime sürtündü. “Bir ömür; hesaplanamayacak kadar çok.” Boğuktu sesi, her defa diyordu. Bıkmadan, vaz geçmeden…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDaha da gülümsedim, şımardım, göğsündeki elimle ıslanan boynunu, oradan ensesini okşadım. “Peki tahminen kaçında el ele uzun uzun yürürüz?” Bu hal, hayali… Serdar’ la paylaşacağım her an çok özeldi, onu da merak ediyordum.
Şakağını şakağıma sürttü, araya damlalar girdi. “Kaçında istersen.” Etkileniyordu, bunu o da sevmişti, yani yağmurun altında ona sokulmamı.

Hiçbirinde yürüyemezsiniz büyük ihtimalle huylu Serdar sen ıslanıp üşüme diye sen dışarıya çıkarmaz
Kıkırdayarak kıvama gelir gibi devam ettim. “Kaç kere gün batımını izleriz? Ya da vaz geçtim, kaç kere gün doğumu?” İzler miydik? O kadar romantik bir adam mıydı Serdar?
Değildi, buna da “Erken uyanabildiğin her sabah.” Diye geri çekilişiyle emin olmuştun. Gözlerini kısmış, “Uykucu.” Diye ekledi birde. Tebessümü bana engel olmadı elbet, şakayla karışık sert koluna usulca vurup hayretle sızlandım. “Aşk olsun.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapErkeksi sesiyle mırıldandı. “Kurban olurum sana.” Dudaklarıma yöneldi, “Takılıyorum.” Yüz yüzeydik, öylece durdu. Şaka yapıyordu yani? Tabi, ona sorsak erkek adam şaka yapmaz takılırdı. Bu düşünceyle daha da gülerken sakince ıslanmayı hissettim. Öpmedi, onun yerine dudaklarını şakağıma götürdü. “Uykuna ne zaman laf yaptım ben senin?” Doğru, hakkını yemem asla tek kelime etmemişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBoynuna sarıldığımda durmadan çiseleyen yağmurla sütyenime kadar ıslanmıştım. “Haklısın.” Dedim ensesine doğru öpüp. Bu karanlıkta ıslanan sırtını okşadım, onun için çarpan yüreğimle derin bir nefes aldım. “Çok şanslıyım Serdar.” Sadece uykuda değildi mesele, mesela her anımda yanımda duran koskoca Serdar’ dı. Hayattaki tek şansım…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sırılsıklamsın.” Dedi. Bakışları yeniden dudaklarıma gitmiş, elleri taytımın üzerinden bacaklarımdaydı. Saçlarımdan süzülen sular tişörtüme yapışırken halimden memnunmuşum gibi başımı salladım. “Ama çok güzel.” Bir sonraki yağmurda Serdar’ la el ele, az ilerideki yeşilliğe doğru…
Beni onayladı, lakin boğuklaşan sesiyle “Çok güzelsin.” Derken belli ki aynı şeyden bahsetmiyorduk.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO da ıslaktı, hasta olma ihtimaliyle kaşlarımı çattım bir an. Bunu nasıl düşünemezdim? Hava soğuk değildi ama ya Serdar hasta olursa? Onu düşünüyordum, onun için dudaklarımı aralamıştım ki dudaklarıma kapanışıyla kendimi ana bıraktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖpüşlerine, dudaklarımı naifçe severken usul usul beni öpüşlerine yağmur altında birer değer indirdim. Yağmuru gökten yüreğime indiren mevsim kalbime Serdar’ ın aşkını taşıyordu. Ben onun için atarken birleşen dudaklarımızdan ismimiz dökülüyordu sanki. Bize karışan yağmurlar, bedenlerimizi okşayan bu sular her bir anımıza tanıklık ederken kocam oluşunu bir coşkuyla tekrar ediyordum.
Serdar benim kocamdı…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarımı emen, dilini ağzıma ittiren, aynı halle karşılık verdiğim adam bir ömür evli kalacağım adamdı. Şu yirmi dört yıllık hayatımda döktüğüm gözyaşlarına inat yüzümü yıkayan yağmur ise, şimdi en güzel anımın şahidiydi.
Arınıyordum sanki, tüm geçmişimden, tüm kötü anlarımdan bir gecede kurtuluyor, Serdar’ ın varlığıyla cesaretleniyordum. Başka bir Hazan’ dım artık. Her anı geçmişe kilitleyip kendini sevdiği adama açan ve onun yanında çocuklaşabilen bir Hazan’ dım. Ben hiç babasına nazlanan bir çocuk olamamıştım, belki de gördüğüm en ufak bir sevgide Serdar’ da değişmemin tek sebebi de buydu. Ona açılıyordum, sevgimden yer yer çocuklaşıyordum… Ve biliyordum; bu gecenin karanlığında, yağmur altında defalarca ölmek için ağlayıp yalvardığım Allah’ a şimdi koca bir şükür borcum vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEtli dudaklarını emerken birleşen dillerimizle ona daha sıkı tutundum. Yumuşak dokusu, güçlü bedeni, kolları, kalbim ve hürlüğüm.. Bir yerde okumuştum, alelen de olsa hatırlıyordum. Evleneceğimiz adamı öpüştüğümüz zaman çok daha net anlarmışız. Dudaklarımız birbirini okurmuş ve seçermiş sanırım. Bu yüzden miydi acaba onu saatlerce öpebilecek olmam? Gerçek aşkı bulmuştum, dudaklarımız bir türlü ayrılamamasının sebebi bu muydu? Bu olmalıydı, başka türlüsü akıl kârı değildi çünkü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYavaşça geri çekilen Serdar oldu. Dudaklarıma bir buse bıraktı, nefes nefese kalan bendim. Mırıldandı usulca. “Üşüteceksin yeter mi bu kadar?” Elleri yanaklarıma gitti. “Eve girelim mi artık yavrum? Başka zaman yine çıkarız.” Başımı salladım yavaş yavaş. “Hıhı.” Üşümeye başlamıştım zaten. Hem, her yerimiz de ıslanmıştı Serdar’ da hasta olabilirdi. “Gidelim Serdar’ ım.” Diyerek ben de onun yüzünü okşadım. Yüzüm sırılsıklam, tişört üzerime yapışmış, tahrik edici mi bilmiyorum ben sadece onu izliyordum.
Bilmiyorum ama serdarım olmuyo gibi ya
“Oy yavrum benim.” Diye soluklanarak dudaklarını birden şakağıma bastırdı. “Ölürüm kızım sana.” Ben de ölürdüm ama konumuz bu değildi, ölmek değildi. “Kurban olurum sana gel.” Der demez kalçalarımdan kavrayarak bedenimi yeniden kucakladı.
Serdar hakkında net bildiğim bir şey daha, öfkesi hiçbir şeye benzemiyordu ama sevince o da çocuklaşıyordu. Böyle bebek gibi tutuyor, yavru gibi seviyordu beni.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYavaşça adımladı, eve vardığımızda çelik kapıyı bacaklarımın altındaki eliyle açıp girdi. Kapıyı kapatırken parkeye damlayan sularla dudak büktüm. “İndirsen mi beni?” Keyifliydi ama bir şey demeden üst kata doğru yürümeye devam etti. Belli ki indirmeyecekti. Ben de ısrar etmeden uslu uslu durdum öylece. Üst kata çıktık, odasına girip lambayı yaktıktan sonra başımı öperek yavaşça yere bıraktı. “Duşa girecek misin?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı iki yana sallamamla ıslanan saçlarını yukarıya sıvazladı. “Tamam.” her an hayran hayran onu izliyordum. Yakışıklı yüzünü, ıslanan saçlarını, etli dudaklarını..
İmalı bir bakışla yüzüme eğildi tekrar. Bu defa yanağıma gitti dudakları. “Ben çıkarım birazdan üstünü giy yavrum.” Karı kocalar böyle mi oluyordu cidden? Bu kadar güzel miydi her şey? İşlerden arda kalan kısımlarda hep yan yana mıydılar böyle?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHerkesi bilmiyorum ama biz böyle olacaktık belli. Gülerek ıslak beline tutundum, başım arkaya gitti. “Salona insem olur mu? Gelirsin sen de?” Artık uykum yoktu koltuğu özlemiştim ama sonra “Aa.” Diye vaz geçtim. “Sen erken kalkacaksın. Tamam gitmem yatarım bende.” Öyle sakin sakin beni izledi. Kendi kendime konuşup kararlar almamı, sonra da gülümseyip beni yeniden kendine çekti.
“Üzerini değiştir alt kata in, on dakikaya geliyorum.” E ama? “İş?” Dedim yeniden. O da benim aksime kıyafetlerim için dolabın kapağını araladı. “Kalın giyin üşüme, yoksa benden al.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNe diyebilirdim ki? Islak saçlarımla başımı yana eğip bir nevi onu onayladım. Tebessümümle banyoya ilerleyişinin ardındansa dolabın önüne geçtim bende. Çıksın konuşurduk, çıksın hallederdik diye diye onu öperek duşa yolladım ben de üzerimi değiştirip bulduğum beyaz tüylü battaniyeyi de alarak salona indim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOn saniye arayla ikinci kez koluma hapşırarak bir süre öylece durdum. Battaniyeden. Böyle tozlara tüylere hapşırıyordum elime yumuşacık geldiği için almıştım ama yaklaşık on dakikada kim bilir kaç kere hapşırmıştım. Üzerimden de atamıyordum ev çok sıcaktı ama yağmur içime işlemiş olmalı ayaklarım, bacaklarım hafif üşüyordu. Kalkıp odaya gitmeye üşeniyordum, tabi açtım birde.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBattaniyeyi biraz aşağıya indirerek başımı arkaya yasladım. Dokusu çok güzeldi çok da sıcak tutuyordu ama sanki tüyden boğulacaktım sürekli bir hapşırma isteği. Yeniden, kaşlarımı çatarak koluma hapşırdığım an merdivenlerde Serdar’ ın adım sesleri duyuldu.
“Ne oldu?” Ona döndü. Kaşları çatılmış bana ilerliyordu, önümde durup elini alnıma koydu. “Hasta mı oldun?” Burnumu kapattım bir elimle. “Yok ya battaniyenin tüyünden.” İyice aşağıya ittirdim böyle olmayacaktı başka alacaktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKalkmaya yeltenince “Dur sen dur.” Diyerek battaniyeyi avucunda topladı ve yeniden merdivenlere ilerledi ama battaniyeyi üst kata çıkartmadan çelik kapının önüne attı. “Niye koydun oraya?” Oturmuş onu izliyordum keyifle. Bana dönmedi, “Çöpe gidecek.” Diyerek dik duruşuyla üst kata yöneldi. Yürüyüşünü izledim. Aptal mıydım görgüsüz müydüm bilmiyorum kocam kocam diye her halini izleyip saatlerce öpüp koklayabilirdim Serdar’ ı.

Hazan aynı duyguları paylaşiyiruz
Birkaç dakika sonra elinde gri bir battaniyeyle bana doğru ilerleyip koltuğun düğmesine bastı. Genişlemesine açılan koltuğu kenara çekilip izledikten sonra önce üzerimi örttü, sonra ona uzattığım elle yanıma oturur şekilde uzandı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar “Söyledim bir şeyler gelir birazdan.” Derken ben çoktan göğsüne uzanmış, bir bacağımı bacaklarının üzerine atmıştım. “Yaa.” Diye kıkırdayıp çenesini öptüm. “Sen gitmeyecek misin alaya? Geç oldu ama Serdar?” Yaslandığım için göğüslerim bedenine yapışmış, eli sırtımdaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sen önce gel bir şöyle.” Kucağına çağırıyordu, bir bacağımı diğer tarafa geçirerek üzerine uzandım. “İki gün izinliyim, nikaha kadar.” Keyifle başımı kaldırıp üzerinde oturur hale geldim. Beni izliyordu. “Yarın bütün bir birlikteyiz, evde.” Tüm gün evde.. Serdar’ la uyanacaktım? Bu gece sabaha kadar oturabilirdik? Yine de “Yaaa.” Diye hayran hayran soludum. “Nereden çıktı bu? Kim verdi izin?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞaka mı yapıyorsun der gibi baktı yüzüme. “Ben verdim. Kendi kendime.” Onun bu haline önce kıkırdadım, sonra keyifle yüzünü izleyip “Yarın ne yapacağız?” Dedim. Bir an kaşları çatılır gibi oldu. “Bir yere mi gitmek istiyorsun?” Başımı anında iki yana sallayıp ellerimi omuzlarına koydum. “Gitmeyelim bir yere, evde duralım bütün gün.” Bir yere gitmek istemiyordum ben sadece Serdar’ ı istiyordum, onu özlemiştim. Bu en uzun ve en güzel günümüzün ilki olabilirdi.
Düşüncem hoşuna gitmiş olmalı ki keyiflenen yüz hatlarıyla belimden kavrayarak uzun uzun beni izlemeye başladı. Başı hafif arkada, yüzünde derin bir sakinlik, yine de sert duran çehresi, kaşları, gözleri…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBöyle izleyince de bir garip oldum, başımı yana eğişimle biraz utandım gibi. Usulca göğsüne uzandım. Serdar’ dan kaçıp yine ona sığınmam artık alışagelmiş bir şeydi. Bunu o da farkındaydı, sırtımı sıvazlayıp “Şu utanıp utanıp yine bana sokulmaların.” Diye iç çekti.
Evet, yerimi biliyordum öteki var mıydı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSütyen kopçamı umursamadan sırtımda geziyordu eli, “Ne yaptın bu akşam?” Kaşlarımı çattım. Bu akşam? Bu akşaam… Birden hatırlayınca “Yaaa.” Diye doğruldum. “Asıl sen nereye gittin? Niye gittin Serdar?” Mavi gözlü adamlı kastım. Tüm gece onu merak etmiştim aklım çıkmıştı. Serdar sakin sakin yüzüme bakarken kaşlarımı çatıp azarlar tonda yükseldim. “Haber de vermedin zaten! Nasıl merak ettim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSakinliği rahatsız ediciydi. Yeniden bir şey demeyip beni kendine çekmek istediğinde elimi dur der gibi kaldırdım. “Serdar?” Bana bir açıklama borçluydu. “Kimdi o adam? Tanıyor muydun?” Ona mani olan elimi tuttu. “Tanımıyordum. Bir şey olmadı, sorma.” Elimi hışımla geri çektim. “Ne demek sorma ya?” Uzanıp yeniden tuttu. “Anlatılacak bir şey yok demek.”
Çatlayalım mı biz
Hayır gerilmiyordu aksine çok rahattı. Sanki gidip adamla iki çay içmiş ve gelmişti. Anlamsızlık daha sinir bozucuydu. “Serdar diyorum ya? Ne oldu diyorum neden bir şey söylemiyorsun?” E ben bunu hep çok merak ederdim ama. “Yavrum.” Diye elimi kolumu tutup kucağında sabitledi, hareket edemedim.
Kaşları “Sorma.” Derken kalktı. “Bir şey olmadı, hallettim konu kapandı. Anlatmayacağım, çünkü anlatılacak bir şey yok.” Ne demek yoktu? E vardı nasıl yoktu? “Ya Serdar!” Diye yükselmemle “Şşş.” Diye hareketlenip birden yüzüme yanaştı. Göz gözeydik, dibimdeydi, sesi sertleşti. “Bağırma kocaya.” Geri çekileceğimi sanıyordu sanırım. Başımı umarsızca arkaya attım. “E sen de söyle o zaman. Söyle bağırmayayım.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEllerimi tutuyordu hala. Öylece durmaya devam edip beni izledi. “Kapat şu konuyu.” Israrıma öfkeleniyordu ama umurumda değildi ki. “Banene.” Diye omuz silktim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu onu gülümsetmişti. Beni yeniden zorla kucağına çekip belimi kavradı. “Sen de iyice yoldan çıktın, çenen açıldı.” Yüzüm koltuğa gitti, alaylı tavrını umursamadım. Elleri kalçalarıma doğru indi sonra, taytımın aşağısına doğru yol alıp “Sığmıyorsun ele avuca.” Deyince imasını anladım, direkt ilk cümlesine hitaben böbürlendim. “Ben hep yolluydum.” Ona istediğini vermeyecektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKaşlarını çattı, eli yukarı çıktı. “Ama senin o ağzını var ya-” Yine umursamadım, en fazla öperdi. Umursamadan “Hıııı.” Diye geçiştiriyordum ki zil çaldı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bir şeyler söylemiştim.” Diye hareketlenip uzandığı yerden kalktı. “Onlar gelmiştir.” Açtım zaten bunu ona söylemiştim. Arkasından seslendim. “Ne söyledin?” Kapıya yaklaşmış, yerdeki battaniyeyi ayağıyla kenara ittiriyordu. Bana seslenip kapıyı açtı. “Yemek.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirkaç saniye sessizce durdum. Siparişleri getiren adam Serdar’ la ufak bir nasılsın iyi misin muhabbetine girdi, daha sonra iyi geceler deyip gitti.
Elinde bir iki poşet, bir kasta kutusu bana doğru ilerleyişini gülerek izliyordum. Bu huyunu seviyordum, saat fark etmeksizin bir şeyler söylüyor annemin aksine asla sabah yersin yat uyu demiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapCebindeki telefonu çıkartırken bana birkaç adım kala birkaç saniye durdu. Ekrana bakıyordu, ilerlemeye devam edip düşünceyle “Yavrum.” Dedi. “Sen ye ben gelirim birazdan.” Uzattığı karton poşeti aldım, pastayı koltuğa bıraktı “Nereye?” Birlikte yerdik diye düşünmüştüm sesimin bozulma sebebi de buydu. Hem bu saatte nereye gidiyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Telefonla konuşmam gerekiyor.” Ciddileşen bakışları hala sağ elindeki telefonda, her an gidecek gibiydi. Sakince “Tamam.” Diye mırıldandım. İşi vardı demek ki yapacak bir şey yoktu.
Arkasını dönüp telefonu kulağına götürdü. Merdivenlere yönelmiş, bir yandan da ekranı kontrol ediyordu. Arama yanıtlanmış olacak emir veren sert üslubuyla “Bekle.” Diye adımlarını tamamladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTek başıma bir şeyler yedim, telefonumla ilgilenip kızların mesajlarına döndüm, Ayça’ yla konuştum, çöpleri çöpe atıp ellerimi yıkadım derken nereden baksak kırk dakika oluyordu ama Serdar hala ortalarda yoktu. Koltuğa hiç yönelmeden üst kata adımlamaya başladım. Hem Serdar’ ı merak etmiştim hem de dişlerimi fırçalayacaktım ama diş fırçam üst kattaydı buradaki banyoyu kullanamazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSessizce odaya girdiğimde karanlık balkonda, sırtı bana dönüktü ve dediği gibi telefonla konuşuyordu. Seslenmeye niyetlenmeden banyoya geçip dişlerimi fırçalamaya başladım. En azından hala işi olduğunu görmüştüm. Yanına gidip gitmemek konusunda kararsızdım fakat gitmenin iyi bir fikir olmadığı konusunda da nettim. Zorlamak istemiyordum, sonuçta işi vardı. Serdar farklı bir adamdı zorunda kalmadıkça buna mecbur kalacağını sanmıyordum aksi halde illa yanıma gelirdi ama canım da sıkılmaya başlamıştı.
Biraz daha beklemeyi seçtim. Banyodan sessizce çıkıp yeniden alt kata geçmekten başka çarem yoktu. Belki biraz bir şeyler izler o arada da uyuyakalırdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBanyo kapısını ses olmasın diye açık bıraktığımdan konuşması duyulsa da net değildi fakat yatak odasına doğru bir adım attığımda “Burcu.” Dediğini bariz bir şekilde duydum. Elim kirişte, içimde zerre şüphe yoktu ama kalıp dinleme isteğim de bir türlü geçmiyordu. Birkaç saniye, çatık kaşlarımla sadece birkaç saniye durduktan sonra yaptığımın çocukluktan başka bir şey olmadığını fark edip o tarafa bakmadan kapıya yürüdüm.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBunu düşünemezdim bile.
Sesi sakin olsa da işle ilgilidir, başka bir şeye mümkün değil inanmazdım. Ki kıskanmadım da. Serdar’ dı bu. Kadınlarla olan ilişkisi eminim ki ‘versene lan şunu’ dan öreye gidemezdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSalona indim, yeniden oturarak bu defa koltukta titreyen telefonu aldım. Ayça arıyordu. “Efendim?” Az evvel konuşmuştuk. “Senin eve gelebilme şansım kaç? Sende kalsam bu gece?” Kaşlarım çatıldı. Tabi ki kalabilirdi ama “E aga ben evde değilim biliyorsun. Ne oldu?” Urfa’ da olduğumu biliyordu. Az evvel konuşuyordum her şey iyiydi ne olmuştu şimdi böyle? “Çetin’ le birbirimize girdik. Otelde kalamam bulur. Aklıma senin ev geldi.” Serdar merdivenlerden iniyordu, gözlerimle aklım bir an ona gitti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖnüme döndüm. “Kal ya o sorun değil de.” Deyip alnımı kaşıdım. “Nasıl gireceksin eve?” Hiçbir şekilde giremezdi. Çözüm arar gibi çilingir umuduyla mırıldandım. “Cevahir abi uyumuştur şimdi. Başka çilingir bulabilirsen?” Dışardaydı belli. Yanıma oturan Serdar’ la nefes nefese olan sesine odaklanamıyordum ama onu bu şekilde asla bırakmazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kelebekle açsam?” Kelebekle yapabileceğini de sanmıyordum açıkçası. Bu konuda Ayça o kadar iyi değildi ama Ebrar iyiydi. Yine de o ihtimali en sona sakladım.
“Kelebekle olmaz, başka birini ayarlasam sana?” Sonra yanlış anlar diye sustum hemen. Onu evi vermek istemediğimden değil, nasıl girecekti ki? Ayça oflayıp bir an sustu. Sonra “Malları öğrendi.” Deyince ah be der gibi gömlerimi yumdum. “Arada bekle Ebrar’ ı arıyorum.” Uzun hikayeydi, ki onu bu saatten sonra asla tek bırakmazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne oluyor?” Geldiğinden beri ilk defa konuşan Serdar çaprazımda oturmuş beni izliyordu. Arkasına yaslanmış, bacakları epey aralıktı. “Bir saniye Serdar.” Diye mırıldanıp listede Ebrar’ ın adını buldum. Biraz ecele ediyordum, saat geçti ama arama birkaç saniye sonra yanıtlandı. “Buyur hocam?” Alay ediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ebrar mahallede misin?” Olması lazımdı bu saatte pek olmazdı ama şu an gerekiyordu. “Eve giriyordum şimdi. Sorun mu var iyi misin?” Gayet sakindi. Hatta sanki az evvel uykudan uyanmıştı. Bağdaş kurduğum bacağımı kaşıya kaşıya “İyiyim iyiyim.” Dedim. “De şey diyecektim benim eve gidip kilitleri açar mısın Ayça girecek de.” Bir an duraksadı, işin aksi Serdar da duruyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇilingir falan değildi, bu konuda onlardan daha iyi bir hırsızdı.
“Olay çıkar mı?” Sanmıyordum, ev benimdi zaten kime ne? Yani sorun çıksa bile Ayça beni arardı hallederdik. “Yok yok, ne sorunu çıkacak ararsın bir şey olursa.” Giderdi, gidecekti biliyorum kırmazdı. “Beş dakikaya ordayım.” Soluğumu verip hafif gülümsedim. “Tamam Ebrar sağol çok.” Ayağım kaşımaktan kızarmış, Serdar’ ın sessizliği beni daha da keyiflendirmişti. Karışsaydı muhtemelen kavga ederdik, böyle olsun istiyordum çok mu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeniden Ayça’ yı ararken Serdar’ a bir çırpıda “Gidecek yeri yokmuş.” Dedim. Duraksamadı bile “Senin evini mi bulmuş?” Aramam yanıtlanmıştı, bu yüzden tek kaşı kalkmış sinirli ifadesine sadece bakmakla yetiniyordum. İfadesizleşen yüzümle önüme döndüm. “Geliyor beş dakikaya.” Ne demek benim evimi mi bulmuş? Arkadaşımdı o benim Serdar buna karışamazdı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAyça’ nın “Eyvallah.” Deyişiyle telefonu kapattım. “Ararım birazdan.”
Sesim “Ne demek senin evini mi bulmuş ya?” Derken yükselmiş, ifadesiz yüzüne kaşlarım çatılmıştı. “Arkadaşım o benim?” Kavga mı edecektik şimdi? İlla sinirlendirecek miydi beni? İki dakika normal insanlar gibi duramıyor muyduk?

Yok vallahi denedik duramıyorsunuz
Yüzüme baktı ama bir şey demedi. Başını kaldırıp derin bir nefes aldı, sustu, duvarı izledi, yutkundu ve yutkunuşuyla adem alması oynadı. “Doydun mu?” Sanırım kavga yapacağımızı anladığından konuyu kapatmaya çalışıyordu. “Doydum.” Diye mırıldanıp ben de onun gibi arkama yaslandım. İkimiz de birkaç dakika sustuk, ben kollarımı birbirine bağladım. O ne düşündü, içinden neler geçti bilmiyorum fakat dizime değen diziyle garip hissettim kendimi. Böyle düşünmesi canımı sıkmıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSessizliğimizi bozan bu defa onun telefonuydu. Aramayı yanıtlayıp sesi beni şaşırtan bir hamleyle hoparlöre verdi. Genç sayılan bir adam, arkadan gelen ufak seslerle “Komutanım eve girmeye çalışan iki genç var.” Diyordu. Hızla dikleştim, Serdar’ a döndüm, o da yavaşça bana baktı ama sakindi.
Benim evimden mi bahsediyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Çocuğu bırakın gitsin.” Hala bana bakıyordu, o bakışla kalbim boğazımda atıyordu sanki. Aynı toklukla “Kızı da bizim evlerden birine yerleştirin.” Ayça’ dan bahsediyordu. Nasıl yani? O gitmezdi ki?
Birden endişeyle yükselip “Emredersiniz komutanım.” Diyen adamla kaşlarımı çattım. Ayça beni mahvederdi. Arıyordu da, Serdar’ a mı konuşsam aramaya mı baksam bilemeden elimi kalbime götürdüm.
Şurayı okurken her seferinde kafam karışıyor çocuk dediği Ebrar mı yoksa Çetin mi neden Çetin mi diye soruyorum çünkü 'kızı da bizim evlerden birine yerleştirin' diyor yani tek kız varmış gibi bahsediyor oysa orada iki kız olması gerekmiyor mu yoksa Ebrar erkek mi
Neler oluyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ayça.” O, öfkeliydi “Ne oluyor? Seninki mi yaptı bunu?” Garip bir ifadeyle Serdar’ a baktım. Rahat tavrını bozmadı, “Korkmasına gerek yok.” Deyip yeniden başını yukarı kaldırdı. Demesi kolaydı. “Ayça ben. Ya özür dilerim haberim yoktu.” Hafif güldü bir an. “Sorun değil ama başıma bir şey gelirse kurtar beni.” Az önce öfkeliydi şimdi gülüyordu, sanki hiçbir şey olmamış gibi keyifliydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzümü eğdim, baş ve işaret parmağımı burun direğime tutarak “Merak etme.” Dedim. “Bir şey olmaz, olursa da bir şekilde hallederim.” Umarım olmazdı ama olursa bu evi Serdar’ ın başına yıkar Ayça’ yı da gider oradan alırdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kapatmam lazım nezaket kuralları içinde arabaya bindiriliyordum.” Sinirlensem sinirlenemiyordum, gülüyordum ama komik değildi. “Yaz bana gidince. Ara ya da, telefonum açık hep.” Telefonu kapattım ama aklım kalacaktı, belki Serdar bu merakımı dindirirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir açıklama bekler gibi ona döndüm. “Söyleseydin hallederdim.” Yüzüme bakmıyordu bile. Kucağında bağladığı kollarıyla yine tavanı izliyordu. Bu haline anlamsızca güldüm fakat sinirliydim, gülüşüm de öfkedendi. “Ne gerek vardı? Ne olacak şimdi Serdar?” Ben halledebiliyorum buna ne gerek vardı? Tüm bu olanlara? Ayça güvende miydi bir kere?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bir şey olmayacak, arkadaşına kalacak yer bulduk sadece.” Tabi, en başta susmasına şaşırmalıydım. Bir şeyler çıkacağı belliydi. “Bende de kalabilirdi.” Fark ettim, daha da sinirlendim. “Ya hem sen evi mi izletiyorsun?” Dişlerimin arasından kurduğum cümleyle başını kaldırdı, nihayet yüz yüze geldik.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Evde eşyaların var.” Dedi ciddi ciddi. Hafif de öfkelenmişti sanki. Kaş çattı. “Kıyafetlerin, iç çamaşırların, özel eşyaların. Hatta bardağın, yastığın, tarağın var Hazan. O oğlan girip karıştırsa, birine bile dokunsa sence ben ne yaparım onu?” Doğru, iç çamaşırlarım vardı onları birinin görmesini ben de asla istemezdim.
Hareketlendi, yerinde dikleşip bana yöneldi ve başını hayırdır der gibi hafif sağa hareketlendirdi. “O kız eve birini alsa?” Bu defa ben de kaş çattım. “Saçmalama.” Ebrar yapardı, yapmazdı demiyorum ama Ayça yapmazdı. Ya da belki de yapardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzüm düşmüş olmalı, onun da sesi kısıldı. “Alper’ e de böyle güveniyordun sen.” Doğruydu fakat “Aynı şey değil.” Donuk donuk bacaklarıma baktım. Çetin’ i kesin alırdı da, onunla da araları bozuktu. Başka birini bilmiyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirden yumuşayan sesiyle “Aynı şey yavrum.” Diyerek elini yüzüme uzattı. “Aynı şey Hazan’ ım.” Yaklaşıp şakağımı öptü. “Bir şeyler yapabiliyorsun bunu görüyorum. Sevdiklerine kör olabiliyorsun ama o kız elinde malla senin evinde yakalansa ne olur biliyor musun? Ya da mal unutsa evde? Ev senin, tamam sana asla bir şey olmaz ama yok yere olay çıkar.” Başım ağrırdı, ifade verirdim. Kolay bir şey de değildi uyuşturucuydu içeri bile alırlardı.
Haklıydı, belki de kendimi aklamam çok uzun sürerdi. Kızamadım da. Yine de Ebrar’ a bir şey yapmadan Ayça’ yı sokakta bırakmamıştı ya, içimi rahatlatıyordu tüm bunlar.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yavrum.” Diye yenileyince yüzümdeki eliyle dudak büktüm. “Serdar, Ayça kötü biri değil.” Onu çok seviyordum, şimdi başım dertte acil gel dese düşünmeden giderdim.
Yanağımı okşadı, yüzümü iyice göğsüne çekti. “Ben kötü demiyorum ki. Kötü dedim mi sana? Görüşme dedim mi ya da?” Doğru, ne dediği netti sağa sola çekmeye lüzum yoktu. Usulca başımı sallayıp beni iyice kendine çekmesine müsaade ettim. “Gel hadi.” Yeniden üzerine uzanmamı istiyordu, uzandım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşım göğsüne gitti, battaniyeyle kalçalarımı kapatarak başımı öptü. “İyi miyiz?” Omuz silktim. “Ayça’ ya bir şey olmaz değil mi?” Aklım ondaydı. Bir başına, kim bilir ne olmuştu. “Olmaz yavrum boşuna endişelenme.” Başımı göğsünde salladım. Öyle diyorsa öyledir.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne konuştun o kadar?” Elimi omzuna koydum. Kırk dakika ne konuşmuş olabilirlerdi? “Kırk dakika boyunca konuşmadım. İşlerim vardı.” Muhtemelen askeri bir şeydi. Burcu kim diye de sormayacaktım o da onunla ilgilidir.
“Burcu’ yu sormayacak mısın? Duydun.” Omuz silkerek “Cık.” Dedim. “O da asker falandır. İşle ilgilidir.” Başıma değen dudakları gerildi. “Şu çocuk olmayan hallerini seviyorum.” Neden başka bir şey düşüneyim ki ne gerek vardı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİmayla gülümsedim. “Olay çıkartacağımı falan mı düşündün?” Başımı göğsünde hareket ettirdim. “Oysa sana dayanabilen tek kadının ben olduğumu düşünüyorum.” Bu konuda sebepsiz çok nettim. Onun bana olan sevgisini görebiliyordum, başka bir kadınla onu aynı odada görsem bile artık buna ihtimal vermezdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSırtımı sıvazladı, eli saçlarıma gitti. “Dayanabiliyorsun, çünkü sana çok başkayım.” Keyifliydi onu böyle görebiliyor olmak çok güzeldi. Gülmesi, benimle böyle konuşması çok başka bir histi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı kaldırarak kucağında onun için hareketlendim, ellerim iki yana gitti ve yüz yüzeyken üzerinde durdum. Bukleli saçlarım etrafına dökülüyor, yüzüm yüzümle buluşuyordu. Gerilen dudaklarım “Ben de sana başkayım.” Diye hareketlenip usulca dudaklarına kapandı. Doğruydu, ben de daha evvel kimseyle yapmadıklarımı Serdar’ la yapıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarımızın birleşmesiyle elleri belime giderken ikimiz de usul usul gülüyorduk. Geri çekilmek gibi bir niyetim yoktu, dudaklarını öperken onu hissetmek hoşuma gidiyordu. Bel oyuğumda gezinen büyük elleri, avcumdaki yüzü, baş parmağımın altında okşadığım façası… Ona ilk defa böylesine dokunuyordum, buna müsaade ediyordu ve sanki Serdar’ a ait yeni bir kapı açılıyordu bana. Onun, hala garip geliyor ama kocamın mahremine dokunuyor gibiydim. Dudaklarımdaki teni, onu öpmeme müsaade edişi tüylerimi diken diken ediyordu. Bacaklarımın bacaklarına karışması dahi bir heyecandı benim için.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarımızdan çıkan sesler ıslanmama sebep olmaya başlayınca dur dedim kendi kendime. Bu geceyi daha masum istiyordum. Geri çekilmemin, usulca dudağını kenarını öpmemin sebebi de buydu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOna bir yandan saçlarımla oynar mısın biraz demek istiyordum ama diğer yanım da ben söylersem ne anlamı kalır ki diyordu. Usulca “Sadece sarılsam?” Diye mırıldandım. Cinsellik, bu psikolojiyle istediğim bir şey değildi. Aklım aslında hala akşamdaydı. O mavi gözlü adam, Serdar, tıkanmam… Beni hüzne boğan her ne varsa içime işlemişti atamıyordum. O yağmurda ıslanırken gelen ağlama isteğim yeniden yeşerir diye de korkuyordum aslında.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBozulmuşa benzemiyordu. Yoksa o halinden memnun ve boğuk sesiyle “Gel hadi.” Diyerek beni tekrar kucağına çekmezdi.
Başım göğsünde, kalbinin üzerinde kokusuyla kendi yerini buluyordu ki eli direkt saçlarıma gitti, saç diplerime. Keyifli tebessümüm yüzüme yerleşti, derin bir nefesle kendimi ona bıraktım. İstediğim buydu, inkar edemem ondan gelecek şevkate muhataçtım sanki. Sabaha kadar beni sarsın istiyordum. Çok bir şey değildi koynunda uyumak, ona sarılmak ve güven duymak istiyordum. Bu mümkündü, biliyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSaçlarımla oynuyordu, üstelik ben söylemeden.
“Özledim.” Diye mırıldanıp başımı öpünce hayretle anladım ki bunu Serdar’ da seviyordu. Ufak bir nefes aldı. “Saçlarına dokunmayı özledim.”
Daha da gülümsedim, burun direğim sızladı. İşte beni bu kadar seviyor oluşu aklımdaki her şüpheyi siliyordu. Bu yüzden sorgamıyordum Burcu’ yu ya da bir başkasını. Nasıl yaparım? Bu ona da haksızlık olurdu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Onlar da seni özledi.” Mırıldanışım her an uyuyacakmışım gibi bir izlenim bıraksa da bu anın tadını çıkartmaya, onun usulca gülüşünü hissetmeye niyetliydim. Bu gece hıçkırıklarla dolmak isteyen yüreğim Serdar’ da dinleniyordu. Sebepsiz ağlamalarım, duygusallığım, sevgi istemelerim.. Ara ara olurdu da böylesi ilkti. Ben ilk defa biri beni sevsin istiyordum. Ben ilk defa Serdar beni delice sarsın, tüm kötülüklerden sakınsın istiyordum. O mavi gözlü adamı söylememişti, söylemeyecekti de belli. Endişe duymalı mıydım bilmiyordum ama aklıma takılacaktı belli.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Serdar bu gece o mavi gözlü adam vardı ya?” Diye usulca mırıldandım. Saç diplerimdeydi parmakları, ciddileşen sesiyle “Evet?” Derken tenimi okşuyordu. “Korkmalı mıyım ondan? Yani söylemiyorsun da. Sana bir şe-” Sözümü sakin sakin kesti “Hayır yavrum.” Kadifemsi sesi eli gibi yüreğimi okşuyordu. “Asla, bunu düşünmene bile gerek yok.” Sesi çok rahattı beni de buna itiyordu. Cidden olmaz mıydı bir şey? “Ama aklımdan çıkmıyor, sen de tam anlatmayınca…” derin bir nefes aldım, yanaklarımı şişirerek verdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yavrum.” Başımı okşadı. “Ben sana korkulacak bir şey yok diyorum? Düşünme bile.” Sanki onu ortadan yok etmişti, öyle rahattı. Sanki gördüğüm bir kediydi, kuştu, öyle umarsızdı. Yine de Serdar’ ın bu rahatlığı onun kim olduğuna itiyordu beni. Hal böyle olunca da yalnızca başımı salladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSessiz kaldı, dakikalarca tüylerim diken diken eden dokunuşları duydum. Diplerinden uca kadar yumuşak saçlarımı tarar gibi okşadı. Kalbinin çarpışı, kokusu, sert bedeni. En güzel akşamlardan birini yaşadığıma emindim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDayanamadım, omzunu okşayarak yeniden mırıldandım. “Serdar bir şey daha soracağım ama kızma.” Sorgulamasına fırsat vermeden de devam ettim. “Tuğrul’ un durumunu nasıl gördün sen?” Merak ettiğim çok şey vardı, sadece mayışmışken neyi sorsam kârdır diyordum.
“Program var bende. Gizleseler de görebiliyorum.” Hackerlik olaylar. Yine de Serdar’ da böyle bir şeyin olması beni gülümsetmişti. “Aranız bozuldu diye çok üzüldü, seviyor seni.”
Nefesini oflar gibi verdi. “Tuğrul’ u mu konuşacağız şimdi?” Yani haklıydı böyle güzel bir anda da onu konuşmazdık ama merak etmiştim. Omzu silktim, biraz gülümsedim. “Peki benden konuşalım. Mesela kapattığım instagramımdan?” Onu da bu şekilde kapattırdı demek ki. Yoksa mümkün değildi hesabım epey korumalıydı, şifreyi unutsam ben bile giremezdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKalın sesiyle azarlar gibi “O konuya hiç girme bence.” Derken göremesem de kaşlarının çatıldığına emindim. “Şu an Tuğrul’ u sorsan o takipçilerinden daha az sinirlenirim.” Yani, çok da önemli değildi sadece bunu da merak etmiştim.
Kıkırdadım. “Tamam tamam. O zaman bir şey sormayacağım, böyle iyiyim.” Serdar’ ın bir sosyal medya hesabı olsa ve binlerde takipcisi olsa bende sinirlenirdim, şimdi ona haksız diyemem.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUzun zaman sonra- Ya da vaz geçtim, ilk defa.
İlk defa kocamın kollarında, onun koynunda huzurla uzanıyordum. Evliydik, resmi nikahımız olmadığı için sanki güncelleme yarıda kalmış gibi hissediyordum ama evliydik. Hep ona kocam diyordum içimden, ama şöyle bir gerçek vardı ki ben de onun karısıydım. Nasıl hissediyordu kim bilir? Gerçi göğsünü döven yüreğine bakarsak her an heyecanlı, her an benim gibi içi içine sığmıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu akşam söz verdiği gibiydik. Tamamen aynı duygular içinde, aynı hali kovalıyorduk. Onun üzerinde, saçlarımda eli, içimde derin bir huzur en yalın halimle gelecekten ve yarından çok umutluydum. Serdar’ la mutlu olacaktım, bu bana güven veren duruş hiç yitmeyecekti, ben eskiye dönmeyecektim.
Eskiye…
Gözlerim doldu, aslına bakarsak çok çok eskiye gitmek isterdim. Dedemden bile evvele, Berrak’ a. Düşününce dahi delirecek gibi olduğum, adı geçtiğimde kulak tıkadığım kız kardeşime bazen ölüm kadar yakın olmak istiyordum. Bazen de hiç…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNa haksızlık ettiğimi düşünüyordum. Tam olarak böyle anlarda. Ondan kaçmak istemediğimden değildi, üzüntüden canım çıkacaktı sanki. Aklıma geldiği an yüreğimin hali hiçbir şeye benzemiyordu, sindiremiyordum. Dedeme de… Dedemde o acıyı yaşamaya fırsatım olmamıştı ama Berrak hiç gitmemişti benden. İçime öyle bir işlemişti ki artık onu düşünüyor olmak beni korkutuyordu. Kendimle yabancılaşıyordum, ondan kaçıyordum, yaşasaydı diyorum. Serdar’ la tanışsaydı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAcaba her şey farklı olsaydı Serdar’ la Berrak’ ın arası nasıl olurdu? Eminim Serdar ona, kızlara olduğu gibi uzak davranmazdı. Kız kardeşimdi sonuçta, Berrak’ da tatlı, benim aksime daha konuşkan bıcır bıcır bir kızdı. Bence ikisi güzel anlaşırlardı. Ben de onları gördükçe hep çok mutlu olurdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOna daha evvel hazır olunca bunu anlatacağımı söylemiştim. Hazır mıydım bilmiyorum ama yüreğimi kemiren şeyler artık dudaklarımdan Serdar’ a dökülsün istiyorum. Bilsin, ben böyle şeyleri saklamayı pek sevmezdim zaten. Kendimi hazır hissedip hissetmememdi tüm mesele, hazırdım fakat söz nasıl gireceğimi bir türlü bilemiyordum. İlk cümleden ağlamak istemediğimden, en ketum tarafımı seçtim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Babamdan nefret ediyordum, gerçi hala ediyorum.” Benim gözümde geberdi gitti ama her haliyle izleri hala üzerimdeydi.
Mırıldanmamla saçlarımdaki eli durdu, usulca hareketlenip yutkundu. Bunu beklemiyordu biliyorum, şayet ben de beklemiyordum fakat anlatmak istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Soruyordun ya, neden bu kadar açık giyiniyorsun diye. Ona inatım sanırım ben. Öldü gitti hala ona inatım. Seviyorum tamam o da var ama.” Devamını biliyorsun der gibi omuz silktim. Bu gece içimden düşünmeyecek, ne varsa sarıldığım adama dökecektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“O giydirmiyordu çünkü. Gerçi sen de şimdi onu haklı bulursun.” Serdar’ da sevmiyordu açık giyinmemi. Kime neyi savunacaktım ben şimdi?
Saçlarımı arkaya doğru sıvazlayarak şaşkınca mırıldandı. “Hazan saçmalama.” Saçmaladığımı düşünmüyordum. “Aynı şey değil yavrum, bizim ilişkimiz çok başka.” Bu tartışılırdı ve şu an bunu ne iç dünyamda ne de Serdar’ la tartışmak istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKesik bir soluk verdim, gözlerimi devirdim. “Din insan yorar mı Serdar?” Çaresizdim aslında, kendimi anlatamamaktan ya da yanlış anlatmaktan çok korkuyordum ama hayretle “O nasıl söz yavrum?” Diyen Serdar beni anlamak istiyor gibiydi. “Din neden insan yorsun? Bu onu nasıl yaşadığına bağlı. Ki yanlış yaşarsan o din olmaz zaten.” Doğru diyordu, namazını bitirip çocuğunu dövmeye çalışan biri nasıl yaşıyordur? Nasıl ben dinine bağlıyım diyebilirdi? Ya da buna kim inanırdı ki?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Haklısın.” Sesim zor çıkıyordu, berbat hissediyordum bu elimde değil. Belli, bu gece bir yerlerde illa bir şekilde ağlayacaktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAcaba babam sağ olsaydı onunla nasıl anlaşırlardı. Sırtımda sigara söndürmeleri, vurmaları hariç bu kıyafet konusu aklıma takılıyordu. Kaşlarım çatıldı. “Aramızdaki bağ farklı dedin ya az evvel, nasıl farklı Serdar?” Saçlarımı sevmeye devam ediyordu. Durmaksızın dokunuşları sanki içime işliyordu.
“Ben seni seviyorum, kıskandığım için karışıyorum. Aynı şeyi kendinde düşün?” Nasıl? Yani mesela Serdar’ ın sürekli üstsüz dolaşması gibi mi? Kaşlarım bu defa öfkeyle çatıldı, sanırım anlamıştım. “Onun yaptığı şey, daha doğrusu üslubu çok başka.” Üsluba başımı salladım. Üslup diyordu ya, ben bunu daha evvel hiç düşünmemiştim güzel bir dille söylese fark eder miydi? Ederdi tabi ki ama şu an hiç bir önemi yoktu.
Öyle bir silmiştim ki içimden bunu bile konuşmak istemiyordum aslında. Sadece bilsin diye, varsa merakı gitsin diye dudak çabalatıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapZemine dalıp susmamla derin bir nefes alıp sırtımı sıvazladı. “Anlat hadi, bu gece halledelim ne varsa.” Sanki benimle o da kendini ankatacaklarıma hazırlıyordu.
Ben halletmiş miydim? Bence halledecek kadar değer bile vermemiştim, bir çöptü benim gözümde.
Amaaan der gibi omuz silktim. “Serdar ben onu bitirmişim içimde. Afedersin ama şeyimde değil. Allah belasını verdi zaten.” Acıyamıyordum ki, onun bildiği sırtımda sigara söndüren bir adamdı. Benim bildiğim nice yobazlıkları, nice kavgaları vardı. Öyle birden silinip gitmemişti yani, epey emeği vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Nasıl oldu?” Bunu biliyor olmalıydı. Bence onun için babamın nasıl öldüğünü öğrenmek çok kolaydı. Umursuzca “Sen bilmiyor musu?” Diyerek başımı diğer tarafa, koltuğa doğru çevirdim.
“Senin anlatmanı bekledim aslında. Sen istersen.” O kalın sesine kaşlarım havalandı. Cidden mi? Sahi tüm hikayeyi benden dinlemek isteyecek kadar düşünceli miydi?
Garip midir bilmem, yüzümde bir tebessüm oluştu. Neden anlatmak istemeyeyim ki? Şu an Serdar’ a her şeyimi çok da uzatmadan anlatabilirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Berrak’ ın cenazesinden iki gün sonra içeri girdi. Altı ay sonra ilk mahkemede çıkacaktı aslında. Bir suçu da yoktu ama üç ay sonra şişlemişler, öldü.” Söyleyince içim garip oldu. Olmadı diyemem gözlerim yeniden doldu ama bu defa ona değil. Yoldan geçen bir adam da yaşasaydı bunu, ona da üzülürdüm ben. Sonuçta insandı, her şey çok daha başka olabilirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir vefatın ve o vefat öncesi yaşadığım travmaların aksine kollarıyla bedenimi saran adamın gücünü her türlü hissedebiliyordum.
Usulca, destek olur gibi başımı öptü. “Annenle Süleyman Abi ne zaman tanıştı?” Hikayenin bu kısmı beni mutlu ediyordu. Yine de içimde var, keşke öz babam çok iyi bir adam olsaydı da böyke olmasaydı diyordum. Ya da öz babam başka olsaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Babam ceza evine girdikten birkaç hafta sonra annemle adliyede tanışmışlar.” İmayla gülümsedim, sesimden anlaşılmıştır. “Baba tarafım baya namus bekçisi, amcamlar annemin peşine düşünce mecbur evlendi.” Omuz silktim. “Gerçi zaten ilk görüşte bir şeyler olmuş sanırım, ben böyle şeyler pek sormam.” Anne sonuçta, pek içim almıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElleri üzerimde geziniyor, bir an olsun bölmeden dinliyordu. “Onu biliyorsundur.” Diyerek omzuna tutundum, okşadım. “Süleyman Amca’ da dokuz yıl önce eşini kaybetmiş. Neyse başkan adliyede anneme yardımcı olmuş falan ama annem başlarda elalem ne der asla olmaz ben kızımı yeni kaybettim diyordu. Çok sinirliydi yanına yaklaştırmıyory başkanı. Tabi amcamlar da babaşımıza gelip, siz artık bize emanetsiniz gibi salak salak böbürlenerek konuşuyorlardı. Kuzenlerim aynı şekilde.” Ağlanacak halime sırıttım. “Sanki çok sallıyormuşum gibi, ezikler.” Gerçekten, o kadar umursamıyordum ki salaklarla eğleniyordum hatta.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sonra ben annemi biraz yumuşatmış olabilirim.” Zaten severek evlenmemişti babamla, on sekizinde anneannem babaannemle yakın arkadaş diye zorla vermiş annemi. Tabi dedem yok, görevde. Dayım yok… Geldiklerinde de çok geçmiş. Dedem anneannemi dövmüş hatta, ama olan olmuş bir kere.
Orası da ayrı bir uzundu, bazen üzülüyordum ona da. Bunca şeyin kahrını hiç sevmediği bir adamla çekmek ne demekti? Mesela şu an üzerinde yattığım adam Serdar değil de bir başka- düşünemiyordum bile. Diretk gözlerim inkarla kapanıyordu.

Yanlış mı hatırlıyorum bilmiyorum ama y iyiler ki bölümlerde hazan'ın geçmişinden birileri daha gelecekti değil mi
Sıkıntılı bir nefes aldı, “Yavrum.” Diyerek sırtımı sıvazladı. “Kardeşin peki?” Nefesleriyle inip kalkan göğsü beni de hareketlendiriyordu.
Anlatırsam onunla güçlenirdim bunu biliyorum.
Güçlenmek, birine en derin yaranı yarınlarınla açmak ve sonunda pişman olmamak bu hayattaki en kutsal şey olabilirdi. Hiç endişesiz birine yüreğini paylaşmak bana cok uzun zaman sonra ilk defa bu kadar farklı geliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hayatımdaki her şeyden daha çok seviyordum onu. Dedem neyse Berrak’ da oydu bende. Normal bir ablanın kardeşini sevmesi gibi değildi ama.” Kaşlarımı çatarak derin bir soluk aldım. Onu ne kadar sevdiğimi nasıl anlatabilirdim bilmiyorum. Bazı sevgilere cümleler yetişemiyordu.
“Biz sanki diğerlerinden çok daha başkaydık. Bir kere bile tartıştığımızı hatırlamıyorum mesela.” O yaşanmışlıklardan ötürüydü hepsi. Karakter olarak da kavgacı değildik, annem anlatırdı küçükken de birbirimizi koruyup severmişiz. Tabi bir de bizim yönümüz aynıydı, aynı evin içinde tek bir düşmanımız vardı. Bu da bizi farklı kılıyordu bence.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzümün önünde duran kaslı kolunu okşadım bu defa da. Her yanımda o vardı, her yerim sessizleşen Serdar’ dı…
“Kaç yaş vardı aranızda?” Her şeyi bilen adamın hakkımda bu detaylara bakmaması hoşuma gitmişti. Bana soruyor, benden dinliyordu. Bence bu konuda bana duyduğu saygı çok güzeldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOmuzlarımı kaldırıp indirdim. “Vefat ettiğinde ben yirmi o on sekiz. İki yaş vardı.” Bazı anıları yaniden hatırlamaya çalışmak yaşamak kadar acı veriyordu ve aynı acıya defalarca göz yaşı dökebilirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelimden kavrayıp bedenimi yavaşça biraz daha yukarı çekti, başım boynuna denk gelince ona dönüp alnımı şakağına indirdirdim. Alnımı öptü, daha da sarıldı. Sanki bir sonraki adımı görüyordu da bizi buna hazırlıyordu.
Dudakları alnımda kıpırdadı, Serdar’ a böyle yakınken mırıltıyla içimi dökmek…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Basit bir ağrıyla hastaneye gittik, kanser olduğunu öğrendim. Dördüncü evre. Anneme diyemedim. Berrak’ a bile söyleyemedim.” Gözlerimi kapatıp kendimi yıllar sonra ilk defa o uzun ve boğucu yolculuğa çıkarttım, bu defa kollarında olduğum adam için.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDevamında nasıl konuşacağımı bilmediğimden yutkundum. Yutkunuşumla eli yüzüme indi, yanağımı seve seve dudaklarını alnımdan ayırmadı. Durdum, dünyam durdu sanki bir buseye. Yıllar sonra tüm o yaşananları böyle bir anda, böyle sevip sevilirken anlatmak akla zor bir andı. Düşünüyordum da, aşkın kollarındaydım bu saatten sonra imkansız ama babam çıkıp gelse bana hiçbir şey olmazdı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSoluklarım boynuna çarpıyor, göğüslerim göğüslerinde, ayaklarım bacaklarının arasında usul usul kıpırdanıyordu ve tüm bu sakinlikle düşünüyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUzun hikayeydi, fazla cümle kurmadan nasıl bitiririm dedim kendi kendime. Sonra birden yeşiller açtı kapalı gözlerimin önünde. O minik huzurlu sevgiyi yeniden hissetmiş gibi bir heyecana kapıldım “Ama o o kadar tatlıydı ki Serdar.” Dedim tüm o kasvete rağmen. “Yüzüne bakınca bile sebepsiz gülüyordum.” Birkaç damla yaş, tebessümüm eşliğinde Serdar’ ın avcuna ilişti ama yine de gülümsedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bok gibi bir hayatımız vardı. Berrak da yan yanayken babamı bile unuttuğum savaş arkadaşımdı.” Tüm hayatım film gibi geçip gitti gözlerimin önünden. Olanları yeniden izlerken varla yok arası mırıldandım. “Hikayenin sonunda.” Yutkundum. Hikayenin sonuna boğazım düğümleniyordu, yeniden toparlanmak zorunda kaldım.
“En büyük savaşımız da babamdı. Ben birgün o savaş arkadaşımı kaybettim. Ama o gün savaşım da bitti.” Gözyaşlarım durmuyor, akabildiği yer yere bulaşıyordu ve Serdar sadece sarılarak gözyaşlarımı sile sile başımı öpüyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKonuşmak iyi geliyordu, Serdar’ da sus demiyordu devam etmek istiyordum ama bunun için başımı eğerek çenesinin altında küçülmem gerekiyordu. Yaptım da, tek kelime etmedi. Gözlerimi kapatıp masal anlatır gibi, kendi kendime konuşur gibi… “Ölümüne çok az kadar kalmıştı. Anlıyordum, yani bunun bir sonu vardı illa. Ben de kafamda ayarladım hepsini. O öyle karşımda uyurken ben mezarlık baktım ona.” Bazı cümlelerin telafisi de tarifi de olmuyordu. Hissimi öylece yarım bıraktım bende. Hoş, yarım olamayacak kadar eksikti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Çiçekleri düşündüm.” Dedim titreyen sesimle. Başım, hareketkenen adem elmasına değiyordu. “Mezarına dikeceğim çiçekleri… ama defnedildikten sonra bir kere gidemedim yanına.” Nasıl göreyim delirirdim. Kardeşimi o toprağın altında göremez bir ihtimalle kafayı yerdim. Ki düşüncesi bile aklımı oynatmama sebepti. O kadar zıt geliyordu ki bu durum, kendime bile inkârdım. Kaçmıyordum diyordum ama belki de kaçıyordum. Garipti, yer yer bunun için kötü hissetmiyor değildim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Öldüğünde ilk aranacak yerleri araştırdım. O an ilk kimi arasam dedim, ölüm kaydı nedir bilmiyordum, onu öğrendim. Anneme nasıl haber verip onu nasıl sakinleştiririm diye düşundüm. Hepsini tek tek düşündüm.” Eylül gecesi, sevdiğim adamın kucağında onun kollarına mahkumken dışarda çiseleyen yağmurla sakin bir mayışmışlık sarmıştı ruhumu. Ben masal anlatır gibi bir bir sayarken her şeyi, Serdar sessizdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSol gözümden düşen ufak yaş tişörtüne akarken “Ben hiç çocuk olmadım.” Dedim. “Ben böyle bir babanın evine bi savaşçı olarak doğdum.” Ağlamamalıydım, ağlarsam kendimi tutamazdım. Eğer şimdi bu boğazımdaki sancıya yenik düşersem bu gece bir daha konuşamazdım. Aksini yaptım, o beni sıkıca sararken sırıtarak gülümsedim. “Annemin dediği gibi.” Zorlanıyordum, titrek bir nefes aldım. “Yirmi dört yaşında koca kazığım, ama sokakta it gibi top oynuyorum. Plastik topları kolumun altına sıkıştırıp bakkala gidiyorum.” Cümlem kalbimin en ücra köşesine dokunup sızlata sızlalata delercesine geri çıktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar ne düşünüyordu kim bilir? Acaba aklına doluyor muydu sokakta oynadığım voleybollar? Susuşundan bir şey anlayamıyordum. Kendini sıkıyordu, kolları ve çenesi kasılmıştı. Aksi gibi sanki nefes de almıyordu. Üstelik bedenimde gezinen elleri de durmuştu.
Bu defa ben ona dokundum. Bir şey yok der gibi elimin altındaki omzu sıvazladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yanımda Berrak varken her şey daha yaşanılabilirdi sanki. Ama onu, bir gece.” Gözlerimi kapatarak kaşlarımı unutmak ister gibi çattım.
“Hangi gündü tam hatırlamıyorum ama aklımı yitiyordum sanki. Sabaha karşı.. Uzun bir sessizlikle kaybettim. Her şey hesapladığım gibi oldu.” Tüylerim diken dikendi. Ongün döktüğüm göz yaşlarına karışan paniğim tüm evde gezinmişti. Mutfakfa, annemlerin odasında, salonda. Panikle telefonuma ulaşmaya çalışmıştım ama gözlerim yaşlı olduğu için ekranı göremiyordum. İlk aradığım kişi dayımdı. Sonraysa Sena’ nın babası olan eniştem. Serdar olsa onu arardım, ya da aramama gerek kalmadan zaten yanımda olurdu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAndan soyutlanmış bir şekilde elimi koltuktan aşağıya bıraktım, usul usul salındı. “Birinci katta oturuyorduk o zaman. O günden sonra hiç girmedim. O zamanları düşünmemek için cidden çok uğraştım.
Mesela yeniden hatırlamamak için eve girerken sürekli birinci katın kapisına gözlerimi kapattım. Onsuz çatıya hiç çıkmadım, merazına gitmedim. Onu hatırlatan ne varsa çıkarttım hayatımdan. Adının geçiği yerlerde kulak tıkadım. Bu akşam da geçti, evde.” Ben de ufak bir toz zerresine takıldım.. Yaoabilecejlerim bu kadardı, düşündükçe her gün içimde olecekti, birine zor dayanmıştım daha fazlasını kaldıramazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMırıldanmaya başladım.
“Fotoğraflarına bakamıyordum.” Hesapsızdım, ne düşünüyorsam dilimden o dökülüyordu.
Yorgundum. Her anlamda çok yorgundum ve bu ruhuma işleyen yorgunluk bitkin sesime de yansıyordu. “Ne derlerse desinler, onsuz bu şekilde ilerliyorum. Unutmaya çalışmak da istemiyorum ama, hatırlamak dayanamayacağım kadar ağır geliyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSevgilim, beni anlıyorsun degil mi? Korkumu, hüznümü, kaçışlarımı ve yıpranışlarımı…
Anlıyorsun.
Anlamasan yeniden bedenime sıkıca sarılırken beni iyice yüreğine çekmez, kollarını belime dolarken hüzünlü kalbimi kendine bastırmazdın.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir şey demesini beklemiyordum. Zaten buna da ne denirdi bilmiyorum. Serdar’ dan hiç bir şey beklemiyordum ki ben? Sadece varlığı, bir de böyle sarması yetiyordu.
Bazen birinin beni sevebiliyor olması pek inandırıcı gelmiyordu. Şu an mesela, kollarındaydım ama seviyor muydu cidden? Sorun onda değildi ben ne yaşadım da böyle oldum hiçbir fikrim yoktu ama birinin beni seviyor olması çok inandırıcı gelmiyordu. Kendimi açtım ya ben şimdi. Ee? Serdar beni neden sevsin? Soğuması muhtemel miydi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu yüzden işte, bir şey beklediğim yoktu sarılması yetiyordu. “Beni seviyor musun Serdar?” Mırıldanarak başımı yine koltuğa doğru çevirdim. Elleri belime gitti, battaniyeyle sırtımı kapattı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne?” Sesi sertleşmişti ama kızmıyordu, sanki bir ankam arıyordu. “Ben, sen kucağımda uyurken rahatsız olma diye nefesimi tuttuğumu biliyorum. Ne demek beni seviyor musun?” Öyle miydi? Alt dudağım dolan gözlerimle sarktı, omuz silktim. “Peki neden seviyorsun beni?” İşin aslı, beni babam sevmemişti sen neden seviyorsun?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEli enseme gitti, hareketlendi. “Bilmem, bir sebebi yok. Bence olmak zorunda da değil. Seni çok seviyorum sadece bu.” O cümle kurmayı pek sevmezdi. Konuşarak değil tek bir bakışıyla anlatırdı her şeyi ama ben onu bugün buna çok fazla itiyordum.
“Bunu daha önce de dedim, sürekli aklımda. Elimden gelse, şu anlattıklarını hiç yaşamamış olman için her şeyimi veririm ama yok.” Sesindeki o çaresiz öfke ina daha da sarılmama sebepti. Yüzünü görmeye, onu öpmeye..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYine de benim için bir şeyler yapmak istemesine dudak büktüm. “Ben böyle iyiyim.” Keşke yaşamasaydım demiyorum, vardır bir hayır diyordum hep.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKendi kendine varla yok arası mırıldandı. “Bir daha canın hiç yanmayacak.” Sonra bedenini arkaya verip hafif dikleşti ve eli çeneme gitti. “Yüzüme baksana?” Başımı ona kaldırdım. Gözlerim nemli, bakışları donuk. Yüzümü avuçladı, eğilip alnımı öptü. Çenemi okşayan baş parmağı aynı zamanda yüzümdaki nemi siliyor, göz altlarıma kadar ulaşıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni kendine katmak ister gibi sardığında kaşları çatıktı. “Ben biri sevilir mi, sevilirse nasıl sevilir bilmiyorum ama sana bakınca içim titriyor. Dünyam duruyor sanki yavru.” Benim elim de onun yüzüne gitti, biraz gülümsedim.
Önemi yoktu.
Hiç önemi yoktu geçmişin.

Abiiii Serdar yssss
“Serdar…” diye iç çektim, kalbimin gümbüryişiyle yüzünü öptüm. Sözümü kesti, “Yoruldun.” Deyip kokumu içine çekti. “Yoruldun Hazan’ ım.” bu gece hiç bitmesin istiyordum. Biz hiç uyumayalım, ben onu tüm gece hissedeyim istiyordum ama başımı usulca salladım. “Yoruldum Serdar..” Sende dinleniyordum… Biraz göğsünde uyusam sabah geçerdi her şey. Nasıl uyanırdım, anlattıklarımdan ötürü yine utanır mıydım bilmiyorum ama istediğim tek şey koynundu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Biraz daha kalabilir miyim koynunda?” Ayrı uyumak istemiyordum. Benim koca, siyah devim.. Seni istiyorum. Seni, sana duyduğum aşkı, hissettirdiğin güveni..
Eli battaniyenin altından belime gitti. Tişörtüm yukarı sıyrılmış, belim açıkta kalmıştı. Sıcak elini çıplak tenime indirerek usulca soludu. “Asıl ben seni koynuma alabilir miyim?” Hoşuma gidiyordu. Boşta kalan eli başıma indi, saçlarımda gezindi.
Yaaaa öyle bir iç geçirtiyorsunuz ki yazarım nasıl böyle gerçek yazabildin
“Böyle sabaha kadar sana dokunsam.” Başımı dudaklarına bastırdı. “Hiç kalkmasan, sadece kalsan böyle?” Daha ne isteyebilirdim? Gülümseyerek başımı olumlu anlamda salladım. Çenesini öptüm, birazdan göğsüne sokulup orayı da öpecektim. Kolunu, boynunu, siyah tişörtünden görünen tenini… Belli olmaz, belki o da çıkardı birazdan ve ben açıkta kalan yerlerde de gezdirirdim dudaklarımı…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Yok yok o da hak et canını sıkma kiz