← Hazan Vakti

Hazan Vakti

Bölüm 20

Yazı
Satır
Parlaklık 100%

💎

2 Gün Sonra…

Çiçekleri salondaki masanın üzerine bıraktıktan sonra papatyaların arasına sıkıştırılmış notu kemirmeye başladığım dudaklar eşliğinde çekip aldım.

“Kiimmmiiiiş?”
İki parmağımın arasında sabitlediğim kartla balkona doğru ilerlerken geride bıraktığım mutfaktan gelen sese gözlerimi devirdim.

“Okumadım daha Yeliz, gel haydi.”

Gayri ihtiyar adımlarla açık olan kapıdan geçerek balkon demirinin hemen yanındaki sandalyeme oturduğumda Yeliz’ de peşimden gelmişti. Uzanarak parmaklarımın arasındaki notu hızla çekip aldığındaysa benden ve Sena’ dan daha meraklı bir hali vardı.

Son günlerde fazlasıyla keyifsiz oluşumun birçok sebebi varken içimi asıl derleyen yoksunluk çok farklı bir yöndeydi.
Bu yüzden o ne olduğu belli olmayan notu boş vererek ifadesiz bakışlarımla Serdar’ ın arabasının boşta kalan yerini izlemeye başladım. Bakarken bir şey düşünmüyordum aslında. O asfaltta ona ait bir şeyler de bulamıyordum fakat içimdeki boşluğun sebebini bana hatırlatıyor oluşu bile garip bir tuhaflıkla güzeldi.

“Seninle geçirdiğim her saniye çok özel Hazan.
Şimdiden özledim. Ali.“

Yeliz’ in şaşkın bir imayla notu okuyan sesiyle bu defa ona dönerken nottan sonraki “Ohaa.” Deyişi ve oluşan yüz ifadesi görülmeye değerdi.

Henüz oturmamıştı. Başımda, gerilen dudaklarıyla dikilerek tüm konuya hakim olmayı tercih etmişti.

“Kız sen bizden gizli vurdurmuyorsun değil mi?” Derken de keyifli, alaycı ve umursuzdu. Oluşan birkaç saniyelik boşlukta elindeki fincanla sol tarafımdaki sandalyede otururken ona dönüp göz devirdim.

Alayla ve öyle bir şey mümkün değil dercesine “Saçmala kızım.” Dedim. “Olsa söylemez miyim?”

Yeliz’ in ve benim aksime karşımda oturan Sena sessizliğini korurken çatık kaşlarının ardında sakladığı, düşündüğü bir şeylerin olduğuna emindim. Neticede kuzenimi tanıyordum.

Sokağa dönerek konuşmaya devam ettim.
“Adres karışıklığıdır herhalde. Ali diye birini tanımıyorum.”

Yüzümde hissettiğim bakışlar bu defa suskum Sena’ ya aitti.
“Dün de Arda diye birinden gelmiş. Onu da tanımıyorum dedin.”
Kupasından bir yudum alıp masaya bırakılan notla “Birde üstüne komşuna rezil olmuşsun.” Diye devam ettiğindeyse dünkü olaydan söz ediyordu.

Çiçekler dün yan komşum Rukiye Teyze’ ye gitmişti ve bugüne nazaran daha açık seçik bir not vardı üzerlerinde. Tabi Rukiye Teyze sağ olsun çiçeklerin ve o muhteşem notun sahibinin ben olduğumu anlamış, bunun üzerine yüzündeki o ibretlik bakışla kapımda bitmişti. Aslında Sena’ nın sözlerine bakacak olursak benim açımdan tüm bu olaylarla hiç de rezil olmamıştım. Neticede beni bilen biliyordu ve bilmeyenlere de bir açıklama yapmak zorunda değildim.

“Adres karışıklığı falan değil bu.” Sena devam ederken bakışlarımı sokaktan alarak ona yönelttim. “Bir Hazan sen misin bu mahallede? Böyle denk gelmez bu olmaz. Bir sikler dönüyor belli.”

Yeliz benim suskunluğumun aksine Sena’ yı başını sallayarak onaylarken eğilip masanın üzerindeki kâğıdı elime aldım.
Evirdim çevirdim, aptal bir fikirsizlik ile nota uzun uzun baktıktan sonra içtiğim kakaolu süt şişesinin altına sıkıştırdım.

Bunun üzerine “Çeyizime mi koyacaksın?” Deyip imayla dalga geçen Yeliz’e bakarak göz devirdim. “Yok, dürüp büküp götüme sokacam.”

İkimizin bu tatlı atışmasına Sena’ da eklenirken “Sana belli olmaz, yapabilirsin de.” Dedikten sonra yüzüme bakarak komikmiş gibi kahkaha atmaya başlayınca sırıtıp başımı iki yana sallayarak yeniden karşı balkona döndüm.

Sonra.
Gülüşüm yüzümde söndü.
Serdar o gecenden sonra asla dönmemişti eve.
Günlerdir neredeyse hiç ayrılmadığı o balkon artık bomboştu ve bu boşluk beni fazlasıyla kötü etkiliyordu.
Zira onu çatık kaşlı derin bakışlarını, asi tavırlarını ve sinirli hallerini şimdiden çok özlemiştim.
Urfa’ ya dönmüş olması beni fazlasıyla üzüyordu aslında. Nerede olduğunu kimseye soramayacağım gibi kimseden de bir şey öğrenemiyordum. Oktay bile Yeliz’ e laf arasında bilmediğini söylüyorken zaten hiç başlamış bir hikâyenin bu şekilde bitecek olması beni korkuyordu.
Oysa henüz bir şey yaşayamamıştık siyah dev…

Hoş, yaşamak da değildi derdim fakat buralarda duruyor oluşuna bile razıydım ben. O karşı balkondaki sinirli duruşunu bile seviyordum. Sahne alırken orada durarak beni izlemesine, mutfakta borcamı dolaba koymama yardım edişine ve her an beni izliyor oluşuna ufak da olsa tabiri caizse yanıktım be. Şimdi yokluğundaki bana göre derin olan o boşluk içime ağır bir kütle gibi oturmuştu.

Bu sabahın erken saatlerinde gelen Sena, Yeliz’ in sayesinde ben ağzımı açmadan tüm meseleyi öğrenmiş ve bunun üzerine elindeki kupayı sağa sola çevirerek uzaklara dalmış bir halde “Siktir et Hazan.” Dedi.
“Erkek milleti değil mi? Hepsi aynı bok.”

“Dedi.” Dedim Sena’ ya hitaben. Ve yüzüne dönerek devam ettim. “Haftada yirmi sekiz erkekle konuşan ama asla hiçbirine inancı olmayan asi genç kız.”

Benim bu tavrıma üçümüz tekrar bir ağızdan gülerken Yeliz oflayarak yerinde gerindi.
“Haydi biraz voleybol oynayalım. Sonra da Dursun Amca’ya geçer dürüm falan gömeriz.”

“He.” Dedim başımı geriye atarken. “He, yaşımız yirmi üç yirmi dört ama on yaşındaki çocukların aktivitelerini yapalım.”

Aslında çok seviyordum voleybolu. Oynarlarsa en önde ben giderdim oynamaya. Fakat şuan keyfim yoktu ve takacak bir kulp arıyordum. Bu sıcakta battaniye altında saatlerce depresyonda kalabilecek ruh halindeydim ben. Voleybol benim neyimeydi?

Yeliz sözlerime dudak bükerken Sena “Akşama kulübe geçeriz, hem bugün pazar daha kalabalık olur.” Deyip elleri masadayken hevesle yerinde dikleşti.

Bu defa da “Yok anam.” Dedim. Yüzümü buruşturup ellerimi kucağımda birleştirdim ve karşımdaki Sena’ ya baktım. “Ben ne zaman seninle öyle mekânlara gitsem götümüzü zor kurtarıyoruz. Sikecekler sonunda bizi.”

Yeliz ellerini teslim olurcasına havaya kaldırıp heyecanla soldu.
“Vallahi ben önce Oktay’a vereceğim.”

Sena gözlerini devirip güldü.
“Ayyy sende vereceksen ver artık da kurtulalım.”

                                      💎

“Ver pasııı.” Eğilerek Alper’ den gelen topu manşetle kurtardıktan sonra dikleşerek belimden düşmek üzere olan siyah kotumu yukarıya doğru çekiştirdim.

“On yaşındaki veletler gibi top mu oynayacaz diyen bir sokuk vardı burada, kimdi ooo?”

Ona attığım topu keyifle Sena’ ya yollarken ima dolu sesiyle bana yönelen Yeliz’ e karşılık ellerimi havaya kaldırdım ve coşkuyla soludum.
“Beeendiiiiim.”

Karşımda duran Alp bu halime gülerken voleybol topuna tekme atarak bana doğru havalanmasını sağlayınca bu defa yüzümü buruşturdum. “Al işte.” Dedim başımı kaldırıp sokakta havalanan topa bakarak. “Gerzek erkek sorunsalı. Ulan elin nerde seniiiin.”

Birkaç adıp gerileyerek aynı zamanda yerimde zıpladıktan sonra iki elimle gelişi güzel bir şekilde havadaki topa vurdum. Top güçlü bir süratle karşı tarafa gitmiş, fakat ben o sırada dengemi kaybederek olduğum yere kalçamın üstüne güzelce düşmüştüm.

Canım bu esnada yanmazken bulunduğum durumun içindeki komiklik, sadece topu kurtarmak için deyim yerindeyse canla başla çalışmış olmam fazla komikti. Zira düşeceğimi bile bile o hamleyi yapar mıydın diye sorsalar hiç düşünmeden aptal bir çocuk heyecanıyla hevesli bir şekilde yapardım diye atılırdım.

Düşerek oturduğum yerde ayaklarımı büküp kendime çekerek kahkahalarla gülmeye başladığımda ellerim destek almak için asfaltın iki yanında sabitliydi.
Kızlar ve Alp’ de benim gibi gülerken oyun durmuş Alp yavaş adımlarla önüme gelerek dizlerinin üzerin çökmüştü.

Tüm bedenim az evvelki koşuşturmadan zonklarken kendimi yere bırakmış olmamın rahatlığını başımı geriye atarak derin nefeslerle karşılıyordum. Öğle güneşinin altında gözlerim ışıktan kapanırken başımı kaldırdım bu defa. Alp’ in sağ kulağındaki küpe de güneşten nasibini alarak parlarken bana bakıp gülen yüzünü inceledim.

“Beddua mi ettin rezil adam.”

Sena bize doğru ilerleyerek elindeki topu karşımda dizlerinin üzerinde çökmüş bir şekilde duran duran Alp’ in kafasına attı.
“Bunun bedduası da duası da kabul olmaz merak etme.”
Sena’ nın alaylı sözüyle Alp’ e çarptıktan sonra sıçrayarak sokağın bir ucuna giden topun arkasından bakarken alt dudağımı keyifle ısırdım.

Alp tam arkasındaki Sena’ ya omzunun üstünden bakıp sırıtarak oturduğu yerden kalktığında Yeliz az ileriden hızlı adımlarla bize doğru geldi.
Yerde oturan tek deli bendim ve üç arkadaşım başıma toplanmış elleri bellerinde sokağın dedikodusunu yapıyorduk.
‘Şu teyzenin kızı şuna kaçmış bunun oğlu dükkan batırmış kim kimi aldatmış’ derken çok geçmeden Yeliz’ in bakışları sokağın başına gittiğinde değişen ifadesiyle her şeyi anlamış ve arkamda duyduğum o araba sesinin de kesinlikle Serdar’ a ait olduğuna yalnızca tek bir mimikle emin olmuştum.

Günler sonra onu görecek olmamdan mıdır, yoksa her hâlükarda varlığından mıdır bilemem ama kalbimin hızlandığını ve bedenimdeki tüm kanın başıma doğru yol aldığını çok rahat bir şekilde hissedebiliyordum.
Heyecanlanmıştım.
Bu heyecanlı halimle elimde olmadan kalksam mı kalkmasam mi diye kendi kendimi yerken büktüğüm bacaklarımı kendime biraz daha çekerek yerde iki yanımda duran ellerimi üzerinde birleştirdim.
Dilim damağım kururken sessizleşen ortamda tüm bakışlar bendeydi ve ne yapacağımı en az benim kadar onlar da merak ediyordu.
Muhabbete devam etsek, kimse yokmuş gibi? İçten içe derin bir of çektim. Çünkü yakınımda o varken bu benim için mümkün değildi.
Kalkarsam olmazdı.
Oturursam da sokak teyzeleri gibi… Olmuyordu hiçbir türlü.
Ben sessizce dudaklarımın içini kemirirken Sena sol tarafımda durup kalçama ayağıyla yavaşça vurarak dişlerinin arasından sertçe tısladı. “Kalksana kızım.”

Asil ol asil ol diye her zaman laklak yapan benliğim şu an şoparda halliceydi. Ama yine de üzerimdeki beyaz dar tişört, kırmızı mini şortum ve dağınık topuzumla oldukça iyi göründüğüme emindim.

Sena’ ya bakarak kaşlarımı olumsuz anlamda kaldırıp omuz silktiğimde Alp bir adim gerileyerek yere baktı ve kendi kendine mırıldandı.

“Kara böcek mi lan o?”

Alp’ i duyduğum an bakışlarının sabitlendiği yere giden gözlerimle kollarımı çözdüm. Hissettiğim tiksinti bedenimi saran endişe dalgasıyla birleştiğinden panikle “Yaa ıyy hayır yaaa.” diye yakınarak oturduğum yerden hızla kalktım ve bir iki adım gerileyerek aşağıdan yukarıya kendimi süzmeye başladım.

İki elimle önce kalçamı avuçlayarak yokladım. Sonra eğdiğim başımla bacaklarımı, baldırlarımı okşayarak oradan ellerimi boynuma gezdirerek üzerimde olmayan bir böceğin varlığını aradım resmen. Bu süreçte Serdar hemen sol tarafıma yavaşça yanaşmış, arabadan iniyorken ben çatılan kaşlarımla, buruşturduğum yüzümle hâlâ üzerime, saçlarımda böcek arıyordum.

“Alp neredeeee?” Açıkta kalan bacaklarımı ve ayaklarımı önüme düşen ufak saç tutamlarını geriye doğru attırarak kontrol etmeye başladım. “Bak üzerimde değil di mi?”

Benim endişeli halimle Yeliz’ in dakikalardır tuttuğu kahkaha sokakta yayılırken ellerimi belime koyup gözlerimi devirdim. Tuttuğum soluğu bırakırken başımı yana yatırıp sinirle karşımda kıkırdayan Alp’e baktım.
Serdar’ ın varlığına hiç tahmin edemeyeceğim bir şekilde rezil olmuşluğumun sinirini yaşıyordum ve bunun tek sebebi gülerek bana bakan Alp olduğu için ona bakarken kaşlarımı çattım.
“Ananı babamı bilmesen piçsin diyeceğim. Alper it misin!”

Bu tepkim onu kırmadı, küstürmedi ve sinirlendirmedi. Bunların aksine “Oyy kıyamam. Gel gel..” diyerek yaklaşan sesiyle bedenime sarılmaya kalkınca bir çocuk gibi muzip bir halde kollarından sıyrıldım.
Bir adım gerileyip sırıtarak orta parmağımı yüzüne baka baka kaldırırken de şaşkın yüzüne bakıp gururla “Çok beklersin.” Dedim.

Ona sarılmayışımın sebebi miydi şu an hemen solumda bizi izleyen Serdar?
Serdar’ ın varlığını geçtim asıl mesele yokluğu muydu sahi? İçten içe yeni bir kaybetme korkusu muydu bendeki?
Öyleydi işte bal gibi.
Zaten Alp’ le olan samimiyetim yüzünden gitmemiş miydi o gece? Gitmişti.
Ne olmuş olursa olsun şimdi dönmüştü ve benim bunu bile bile bir daha tekrar etmem ucuzluk olacaktı bence.
Neticede Serdar’ la birleşmeyecektik fakat bu uzaklığı da sancılı hale getirmenin anlamı yoktu bence. Bu defa giderse tamamen gidecek olması beni korkuyordu. Serdar’ ı bir daha ve bu defa daha uzun bir süre göremeyecek olmak beni o korkularla yeniden yüzgöz ediyordu.
Ve ben, artık bunu istemiyordum.

“Aa. Serdar?”

Duyduğum sesle Alp’ e doğru kaldırdığım parmağımı indirerek arkamı dönüp birkaç metre kadar yakınımdaki adama seslenen kadına baktım.
Sevda Abla kucağındaki Ömer’ le sırtı dönük bir şekilde eve girmek üzere olan çatık kaşlı adamıma ilerliyordu. Ki bu görüntü sadece şu anlık şok olmama yetmişti.
Sevda Abla Ömer’ i yere indirerek ona doğru dönen Serdar’ ın karşısına geçip tokalaşmak için elini uzattı.
Yutkundum.
Çünkü kıskandım.
Sevda Abla bile olsa başka bir kadına temas edecek olması beni bu denli zorluyorken Serdar’ ı ilk defa bu kadar iyi anlayabiliyordum. Neticede benim bakarken içimin gideceği görüntü onun gördükleri karşısında hiçti.

“Görüşemedik hiç Serdar, hoş geldin.”

Elini uzattığı Serdar, Sevda Abla’ nın havada duran elini sıkmadan başıyla onu onaylayıp gözlerini hafifçe kapatıp açtı ve bu süreçte asla tek bir kelime dahi etmedi.
Sevda Abla’ nın elini tutmayı reddetmiş olması tek kaşımı havalandırırken içimde hissettiğim tek duygu gururdu.
Onun aksine benim elimi kendi isteğiyle tutmuştu Serdar..

Sevda Abla havada kalan elini indirerek hemen yanında diğer eliyle tuttuğu Ömer’ ime bakıp hafifçe eğildi.
“Ömeeer. Bak oğlum kim gelmiş?”

Ben izlediğim olayın şaşkınlığıyla mal gibi karşımda olan biteni izleyip içten içe ‘nasıl yaa’ Derken Yeliz yanımda bitip kulağıma eğildi.
“Sen Trabzon’ daydın. Serdar Abi arada ilgileniyordu Ömer’ le.”

Hay Trabzon’ a..
Arkamda dönen olaylar umurumda değilken karşımdaki görüntü de hiç hoşuma gitmiyordu. Serdar’ la muhabbet edebilmek için Ömer’ i kullandığı dikkatimi çekerken çocuğu bir biblo gibi kullanıyor oluşuna koca bir nebze kızdım.

Ömer gülerek paytak adımlarla Serdar’ a ilerlediğinde Serdar olduğu yerde eğilerek Ömer’in kollarının altından kavrayıp onu yukarı kaldırdı. Tek koluyla Ömer’ i kolaylıkla kucağında tutarken diğer elinde anahtarlar vardı.
Ömer’ i taşıyan kolundaki kaslar belirginleşmiş ve neredeyse bedenine yapışan siyah tişörtüyle fazlasıyla etkileyici duruyordu. Sakalları biraz daha uzamış, saçları olduğu gibi siyah ve gürken Ömer tutunduğu o koca bedende ufacık kalmıştı..

Ömer, Serdar’ ın uzun boyundan ötürü bulunduğu yükseklikten aşağıya bakıp güldü ve elindeki şekeri emdikten sonra ağzından çıkartarak onu izleyen Serdar’ ın dudaklarına uzattı.
“Yayaşana şende.”

Büyük bir mucizeyi izler gibi keyifle sırıtarak onlara baktığımda hissettiğim huzur dört bir yanımı sarmıştı adeta.
Serdar’ ın bir çocukla ilgileniyor oluşu bana bu kadar yabancıyken neticede ketum duran bu adamın bir varlığa şevkat gösteriyor oluşu ters köşeydi.

Ömer yeniden tatlı tatlı Serdar’ a bakıp “Yayaşana şende.” Derken bu defa Sevda Abla olayı farklı yerlere çekmiş olmalı kendini tutamayıp kıkırdamıştı.

O gülüşün sadece benim dikkatimi çekmediğini biliyordum ve sadece bu bile onun yerine benim utanmamı sağlarken ifadesiz bir şekilde durarak Ömer’ in bu nazik teklifini reddeden Serdar’ a baktım.
Evet, Serdar’ ı ilk defa böyle farklı görüyordum ama ne olursa olsun gülmüyordu.
Farklıydı.
Evet farklıydı ve bu farklılığa şahit oluşuma sevinmiştim. Mesela Ömer’ i severken kaşları çatık değildi. Çok da uçurum yoktu eski Serdar’ la arasında. Fakat yine de daha uysal gibiydi ve bu benim için çok başka bir oluştu.

“Kuzum.”

Alp’ in sesiyle bakışlarımı Serdar’ dan aldım ve elindeki telefonu yüzünü buruşturarak cebine iliştiren Alp’ e baktım.

“Hakan aradı ben mekâna geçiyorum. Sen dün sahnede tektin diye bugün iş bana girdi.”

Tebessüm ederek omuzlarımı silktim.

“Ben sıramı savdım babuş. Sana kolay gelsin.” 

Başını sallayarak beni onayladı.Gülerek yanağımı öpüp geri çekildi ve az yukarıda bıraktığı arabasına doğru yöneldi. O giderken bakışlarım tekrar Serdar’ ı bulunca Sevda Abla’ nın Serdar’ ın kucağında ağzındaki çubuklu şekerle eve giren Ömer’ e el salladığını görüp hayretle kaşlarımı kaldırdım.

Cidden, ilginçti.

Serdar arkasına bakmadan eve girdiğinde Sevda Abla sırıtarak bana ilerleyip kollarını neşeyle boynuma doladı.
“Güzeliiim.” Derken sesindeki enerji bu defa beni şaşırtmıştı. “Naber nasılsın.”

Sena ve Yeliz yanımıza gelirken ben belimin iki yanına sabitlediğim kollarımı çözerek tereddütle Sevda Abla’ ya sarıldım.

“İyiyim abla sağ ol. Sen nasılsın?”

Önce geri çekildi. Sonra sırıtıp dudak bükerek omuzlarını ‘hiç‘ dercesine silkti.
“İşlerim vardı öyle. Hava da bir sıcak bir sıcak, daraldım vallahi.”

Anladım dercesine zoraki bir halle gülümserken nedensizce kendimi garip hissediyordum.
Başımla sol tarafımda kalan evi gösterdim
“Ömer’ i de bıraktın ama durur mu? Biliyorsun kolay sıkılıyor.”

Gülerek başını salladı ve işaret ettiğim yere bakarak düz saçlarını elinin tersiyle arkaya attırdı.

“Biliyorum biliyorum.” Dedi keyifle. “Ama Ömer alışkın Serdar’a”

Ne kadar alışkın olabilirdi ki?
İki buçuk yaşındaki çocuk daha senin elini sıkmayan ve yazdan yaza gelip sadece bir iki hafta kalan bu adama nasıl alışık olabiliyordu! Ulan ben iki ay görmesem beni unutuyor bu kerata Serdar’ a nasıl alışkın!

İçimden geçenlerin ve öfkemin aksine gülerek başımı olumlu anlamda salladığımda bu konu üzerinde bir yetkim yoktu.
“Sen öyle diyorsan öyledir abla.”

“Neyse canım, benim işlerim vardı. Yemek de yapayım biraz.”

Sena’ nın hemen yanı başımda öksürükler arasında mırıldanarak dediği “Zahmet olur.” Lafını sadece ben ve Yeliz duyarken Sevda Abla’ yla vedalaşıp birden epey uzaklaştıktan sonra anında kızlara döndüm.

Sena hemen bir eliyle Yeliz’ in kolundan tutup iyice bana yaklaştığında onlara yöneldim. Benim de hamlemle üçümüz sıkı bir çemberken ve hafif eğdiğimiz başlarımızla kafa kafayken Sena lök diye “Bu şirrette bir sik var kızlar.” Dedi.
Yeliz hemen başıma yapışan başını sallayarak Sena’ yı onaylayıp atladı. “Bence birden fazla sik var kızlar.”
Dudaklarımı bilmiyorum anlamında sarkıtarak “Yok be, yoktur.” Dedim.
Varsa da ne vardır ki?
Yoktur yani.

Sena itirazla “Vardır vardır. Orospidu.” Diye atılınca sinirle tek ayağımı yere vurup itirazla “Saçmalama.” Diyerek tısladım.
“Ayıp, koca kadına orospu demeyelim. Görmedik, bilmiyoruz.”
Bu itirazlı halime sinirle “Yoook.” Derken Sena’ nın canını sıkmış gibiydim. Devam etti. “Rahmetli annanemiz ne derdi Hazan? Erospuluk yedi türlidu uşuğum. Yedincisidu milletun altinâ yatma.”

Şivesiyle cümleye devam edişine ben alışkın olsam da benim aksime Yeliz’ in kıkırdaması durmamış birde üzerine benim yeniden acı acı “Saçmalama kızım yaa.” Dememle Sena iyice sinirlenmişti.

Anında çemberi bozup sinirle birkaç adım geriledi. “Hemen de Kemal’ im yapmaz. Al bak.” Diyerek göz ucuyla ellerini işaret etti. Sonra eki eliyle bana doğru ses getirici bir şekilde kapak işareti yaparak keyifle bağırdı.

“NAH YAPMAZ!”

Şopar.

Yorumlar

Paragraf aralarına bırakılan yorumlar da burada toplu görünür. Spoiler içeren yorumlarda “Spoiler içeriyor” kutusunu işaretle. Yorumlarda bağlantı ve reklam paylaşımı yasaktır. Yorum kurallarını oku.

askozulfikar profil fotoğrafı
askozulfikar
¶ Paragraf 3

Hadi başlıyo mevzu

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 89

Saflık yapma kızım senayı dinle

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 85

Doğru demiş nenen

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 84

Safoşum benim

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 80
Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 73
Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 64

Zilli ne olacak

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 58

Çocuğu kullanıyor kaşmer

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 53

Lütfen hazan üzme artık şu çocuğu

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 33

Kararlılıkta hazan gibi olun

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 23

Ah sena

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 55

Ah be hazan o ne hissediyor anla işte

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 51

İt

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 30
Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 26

Sanki yapmıyor da

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 17

Aynen kuzum biraz geç çözdünüz ama olsun

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 11

Salak

Candygirl 1 Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 8

Bu kadar da gidilmez bir adamın üzerine yazık hazanıma da

Fethiye profil fotoğrafı
Fethiye
¶ Paragraf 85

Oy bebesi yesin oni

Fethiye profil fotoğrafı
Fethiye
¶ Paragraf 22

Ya iz o sahneleri izlemedik bu versiyonda

Fethiye profil fotoğrafı
Fethiye
¶ Paragraf 11

Ne ayıp ya bu je üslup

halesert14@hotmail.com
¶ Paragraf 52

Yapışkan it

halesert14@hotmail.com
¶ Paragraf 51

Piç olduğu kesin

halesert14@hotmail.com
¶ Paragraf 39

Bu ben bende düşsem önce bir gülerim

halesert14@hotmail.com
¶ Paragraf 8

Hadi bakalım başladik

Elfida Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 57

Adamm işte adamm

Elfida Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 52

Ya bir defol alper

kub.rakisi profil fotoğrafı
kub.rakisi Küllerin Muhafızı
¶ Paragraf 84

Saftirik hazanım benim

kub.rakisi profil fotoğrafı
kub.rakisi Küllerin Muhafızı
¶ Paragraf 63
kub.rakisi profil fotoğrafı
kub.rakisi Küllerin Muhafızı
¶ Paragraf 55

Bu sevda nefret listemde haberiniz olsun

Elfida Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 55

Bizimde bacım bizimde

halesert14@hotmail.com
¶ Paragraf 55

Kesinlikle yalnız değilsin

IzDeva Kitap Tutkunu
¶ Paragraf 55

Ah bacım hangimizin değil ki

kub.rakisi profil fotoğrafı
kub.rakisi Küllerin Muhafızı
¶ Paragraf 8

Heeehh başladı bizim mesai

Yorum için giriş yap