Hazan Vakti
Bölüm 90
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGövdesi kalın bir ağaçtı, çam değildi. Hem çam ağacını biliyordum hem de çam buralarda yetişmezdi. Ağacın dalları uzun, o uzun dallarına da koyu yeşil sarmaşıklar dolanmıştı. Evin hemen altında, bir yabaniyi karşı balkondan olduğum odaya buyur edebilecek haldeydi.
O yabani salona gelse, ayak dibimde dolaşsa ne olurdu, ne yapardım?
Hiçbir şey.
Hiçbir şey olmazdı, hiçbir şey yapmazdım.
Bir yabaniye kucak açacak koynum, o yabaniden çekinmeyecek bünyem artık tam anlamıyla bana aitti, karşıma gelecek tüm kötü olayları benimseyişim beni terk etmiyordu; hak ettim, zira alıştım da.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı biraz daha çevirip ağacın gölge düşürdüğü kurak çimenli zemine baktım, bakımsız bir bahçeydi. Kurumuş otlar diz boyuma gelmiş hatta belki de geçmişti, ev de biraz virane. Mikrop kapacağım güzel bir ihtimaldi ama buradan gün batımı şahane duruyordu. Güneş perdesi olmayan camdan içeriye giriyor, tüm bedenimi sanki alenen yakalanmış bir hastalıkla kavuruyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTek gözümü onunla kıstım, sonra da diğer gözüm yüzüme vuran sıcaklıkla kendi kendine kapandı.
Sıcaktı, koltuklar biraz pisti, lavaboya hiç girmedim ama başımı camın mermerine yaslayabiliyordum burada birkaç saat uzun uzun kalabilirdim. Birazdan bir yağmur yağsa, bu kurakta zordu ama en azından içme suyumu bir şekilde hallederdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerim bu sakin beldede, genişi güzel manzaraya uzun uzun takılı kaldı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEn son ne zaman böyle bir evde kalmıştım? Onu düşündüm, Ayça’yla bursada bir falcıya gitmiştik o ev de aynı böyle viraneydi. Ben baktırmamıştım, zaten falcının da Ayça’ ya dedikleri çıkmamıştı birkaç ay sonra da vefat etmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArdıma baktım, örümcek ağlarının kenardaki kapı pervazına yuva yaptığı gözüme bir an ilişir gibi oldu, derdim örümcek değildi ellerim…
Ellerim çok acıyordu.
Ellerimden sanki canım çıkıyordu.
Dirseğimden parmak uçlarıma ulaşan bir histi bu, an an yoğunlaşıyordu da pek bir şey yapamıyordum. Ben üzülünce hep böyle olurdum, belli ki çok üzülmüşüm.
Üstelik sadece ellerim değil tüm bedenim değişik bir sızıya kavuşup duruyordu, bu acı geçiyor muydu? Çünkü pek dayanabileceğimi sanmıyordum, ben en son böyle hissettiğimde yirmilerimin en başıydı, bir sabah kardeşimi kaybetmiştim de aynı can yarası parmaklarıma kavuşmuştu.

Bu parmaklarının ağrıması meselesi diğer uygulamadayken çok soru işaretiydi Ben de sonrasında cevabı mı aldım bir şeye canımız sıkkın olduğunda ya da canımız aşırı yandığında parmaklarımızın ucuna vururmuş yani ben de hiç öyle bir şey olmadı bilmiyorum ama öyleymiş
Parmaklarımı ovmaya başladım, bunu yapacak takatim yoktu da bir an neden yaptığımı da bilemedim. Kendimi sorgulamak, kendime bakmak ve acımak hem çok yakındı hem de bir boş vermişliktir ki yakamı bırakmıyordu. Sahi, bunu neden yapıyordum ki iyi olmak için mi? Elimi ovmayı bıraktım, çıksın canım ne olacaktı?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmaklarımı kendi haline bıraktım, gözlerimi kapatıp güneşe döndüm. Ellerimi serin mermere koyduğumda kalın toz tabakasını hissetmiştim; bu gece soğuk olurdu.
Olsun.
Ne kadar olabilirdi ki? Kendime sıkıca sarılıp henüz gezemediğim odalarda ufak bir battaniye arardım bende. Bulamazsam üşürdüm ama sonra hemen geçerdi biliyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİhtimaller, beni yanıltıp buraya ait kıldığı an her şey daha güzel olacaktı; parmaklarıma bulaşan tozlar da şahit ki burada her şeyi yoluna koyacaktım. Daldığım eski ve işe yaramaz elektrik direği yıllar önce yanmış gibiydi, sokakta ışığın olmadığını bir yenisi göremeyince anladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBiraz sıkılacaktım belli, telefonum olsa müzik dinlerdim fakat onu gelirken bir otluğa bırakmıştım. Öylesine, ihtiyacım yok diye.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı yana eğdiğimde yarısı kırılmış kapı gıcırdadı, muhtemelen rüzgardı; yoksa herhangi bir varlığın buralarda gezindiğini sanmıyordum. Sonuçta bu ücra evi taksiden indikten sonra aradaki patikadan birkaç uzun dakika boyu yürüyerek bulmuştum. Belki de daha uzundu ama dalgın yürüdüğümden fark etmemiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKısaca merkeze çok uzaktım, çok uzak…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKapı kapandı, gözlerim aralandı. Aslında akşam oluyordu, kalkıp elektrikleri kontrol etmem gerekliydi bir an bunun için elimi başımdan çekip kalkar gibi oldum, sonra vaz geçtim. Elektrik olmasa ne olurdu ki? Bir yere mi gidecektim? Gidemeyecektim, öyle geceyi sabaha kavuşturana dek karanlıkta oturacaktım. Hem dolunaysa ışığı olur, arka tarafta kalırsa da şansıma küserdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGüneş… birden saç diplerimde onu öyle bir hissettim ki beni başka bir ana götürdü; bu acı bir andı. Bir busenin tozlu, buruk, acı halini anımsatıyordu. Sanki yılları devirmiştik aylar geçmişti üzerinden, aylardır bu izbe yerde acımasız duygulara gebeydim. Aylardır canım ellerimden çıkıyor, bedenim kıvrak bir sızıya kendini bırakmak zorunda kalıyordu. Ruhum mu acıyor yoksa bedenim mi bunu ayırt edemiyordum ama o acı boğazıma oturmuştu. Dudaklarımı aralasam ne varsa dolacak, ne varsa içimden dışıma taşacaktı. Taşarken beni boğmasından korkuyordum, zaten hayat boyu bir boğulmaktan korktum; bir de yanarak ölmekten.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEllerim acıyordu, çok acıyordu geçmesi için derin bir nefes alınca da acı kalbime battı.
Onu izliyordum,
Ve sevgili parmaklarım, acının çok ötesinde bunu hak etmiyordunuz…

Ağlarım yaa ne kadar yalnız
Parmaklarıma üzülerek çıktığım bu yolda aklım yine başka bir yöne çıkmıştı; tek katlı binanın gölgesi önündeki tarlaya yarım yamalak düşmüş. Hale bakarsak binanın diğer odalarından biri yıkıktı. Kışın burası soğuk olurdu yani, kışın gelemez miyim? Bilmiyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMuhtemelen kışa kadar kendime başka bir yer bakmam gerekecekti.
Kız ne diyorsun sen
Serdar seni böyle bırakacak gibi konuşuyorsun ya

Evin var senin hazanim
Ya da bakmaz, gittiği yere kadar yaşardım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeklemek çok zordu.
Kimi bekliyordum?
Burada oturup uzun uzun etrafı izmeleme kararı almıştım, yani az evvel. Düşünürken de dilim ufak bir türkü mırıldandı, kalbim düne bugüne yarın değil de yıllar öncesine gitti ve ben onu hatırladım;
Üç numaradan biraz uzun küllü saçları, orta boyu ve kalın olmayan kollarının aksine güçlü bilekleriyle babam. Babam şişlenerek ölmüş, bir babam vardı, bu yüreğimce sisli ve kasvetli olduğunu varsaydığım havada kendini bana hatırlatmıştı.
Beni mi düşünüyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnu hatırladım.
Asiydi, kabaydı, tuttuğunda can acıtırdı. Kış olunca gri paltosunu giyerdi, yazları ise lacivert yakalı tişörtünü daha çok kullanırdı. Arada kahveye gider, çok oturmaz kalkardı. Az arkadaşı vardı, hiç mekan bilmez daima evde olurdu. Bir deniz keyfi vardı, oturursa saatlerce izler ve yanında oltasıyla saatlerce balık tutardı. Sanırım ben denizden bu yüzden hoşlanmazdım.
Bir de o saati vardı işte, bileğinden hiç çıkartmadığı dede yadigarı saatiyle öldürmüşler, eşyalarının arasında kan oturmuştu camına. Yanımda kimse yokken karakolda elime verdiler, ne garip.
Çok yıprandın be hazo

Babasimi
Gözyaşlarımı bileğimin içine silerken fark ettim ki bana yıllarımı zehir eden için ağlıyordum. Aklımda ona ait onlarca an vardı, yaşasaydı nasıl giyinirdi acaba? O kaban hala üzerinde olmaz, bir benzerini muhakkak alırdı ama saati hiç çıkartmazdı. Onu ait olduğu yere bıraktım, geride değerini korusun diye emanet edecek bir nesli yoktu, geleceğiyle arası iyi değildi ben de toprağını eşeleyip siyah kordonlu saati kenarına iliştirmiştim.
Ne garipti; akıp gidene verilmesi gerekeni ait olduğu yere gömüp sanki tüm geçmişi yok saymıştım.

Bu bölümde bir kırılma noktası
Hazan'ı böyle okudukça yüreğim parçalanıyor sadece Serdar ın bir söylemiyle ne hale geldi kızım
Babamı hiç sevmediğim ama sevmek istediğim kadar özlüyordum. Sevilmeyi özlüyordum, hiç tatmadığım o duygu nasıl olurda tüm hayatımı esir alırdı bilmiyorum ama bunun için ona kızmaya hakkım yoktu, çünkü kimse beni sevmek zorunda değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnun da.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇıktığımız yolda benimle sonsuza kadar gelmek zorunda değildi.

Yaaa delimisnn Serdar cildirmiatit
Parmaklarım, çık artık canım…
Öyle sızlıyordu ki onları görmemi engelleyen gözyaşlarım içinde parmaklarıma bakmayı denedim. Ruhumun acısını hissediyordum, ben bu acıya evvelden aşinaydım. Benim canım çok yanıyordu, ben bu ellerle ne yapacağım? Kalbime bıraktırdığımda sızısı geçer sandığımın aksine birbirini tamamlıyordu. Elim bir de sırtıma gitse ölürdüm sanki, ki keşke babam beni yarım bırakmayıp öldürseydi.
Off hazan ya
Ogün.
Sırtıma birden fazla yanığın kavuşup daima izlerini bıraktığı gün her şeyi bitirseydim tüm bu olanları Berrak kadar rahat izleyecektim. Orada da onu bulup izleyebilir miydim acaba? Başkasıyla nasıl evli olurdu? Daha mı mutlu olurdu?
Yapma anasını yaa
Ellerimi kapatıp açtım, kollarımı okşadım ama acı geçmiyor düşündükçe tazeleniyordu. Güneş batmıştı, kirli camdan dışarıya bakmayı denedim ama karanlık indiğinden bu pek mümkün değildi. Ayaklandım, birkaç sarsak adımla erişip düğmeye bastım fakat ne tavanda bir ampul vardı ne de tahminim üzerine elektrik. Gecenin karanlığında zifiriye bulanıp kaldığımı anlamam yalnızca birkaç saniyemi almıştı, saat kaçtı bilmiyorum ama sabaha çok vardı buna emindim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUfak bir salon, birkaç parça eşya vardı ve benim kollarım yeniden sızladı, ardından tüm o sızı parmak uçlarıma ulaştı. Geçmiyordu, geldiğimden beri ağladığım için mi, yoksa kalbimden geçenlerden mi bilmiyorum ama canımın acısını beni güçsüz kılıyor, böyle halsizce bu tozlu koltuğa oturmama sebep oluyordu.
Camı açmıştım, hava hafif esiyordu onu emsemde hissedebiliyordum. Bacaklarımı kendime çekip koltuğun yumuşak tarafına yaslandım fakat bu defa da yayı bacağıma batmaya başladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelli ki çürümüştü işte, ara ara yırtılmış siyah kumaş kim bilir kaç yıllıktı. Rahat edemeyince odayı göz ucuyla taramaya başladım, oturabileceğim başka bir yer yoktu beton zemin fazla açıktaydı ama koltuktan daha temize ve rahata benziyordu. Koltuğun yanına oturursam eğer dedim kendi kendime, sonra ayaklanıp yere oturdum, başımı da arkaya yaslayınca kollarım kendiliğinde kucağımda bağlanmıştı.
Saçlarım tozlandı, ay ışığı da yoktu zaten oda çok karanlıktı. Birazdan yorulursam yeniden koltuğa çıkardım, yayın batmayan kısmına elbet sığardım, yani belki.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerim kısılıyordu, acısını şiddetlenen parmaklarımı sıktım, sıkıntı da bağrıma oturmuştu sanki başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Tekrar döküldü, ben düşündükçe döküldü bu döngü uzun uzadıya tekrar etti. Canım acıdıkça ağladım, ağladıkça canım acıdı gözyaşlarımı da tişörtüme sildim. Eminim rimelim akmıştı, biraz daha ağlarsam temizlenirdi. Ki sabaha kavuştururdum kendimi, sabaha aklanır paklanırdım, biraz uyusam geçerdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnnem ne yapıyordu acaba? Ona anneme tek gideceğimi söyleyip taksiye binmiştim, anneme hiç gitmedim. Gitmedim diye üzülmüş müdür? Böyle daha rahat ederim dedim ama, doğru demişim. Gözlerimi araladım, gözyaşım bağrıma akıyordu sanki bir yığın terlemişim. Onları silerken başımın döndüğünü anlayabiliyordum, epeydir iyiydim en son geçen haftalarda evde yine böyle olmuştum, ondan önce de o tutmuştu beni. Odaya girmek üzereydi, adını duyunca anlamış koşup gelmişti. Zaten ben koltuğa doğru düşüyordum, öyle tutmuştu. Tarafımca artık boş bir andı, nasıl da korkmuştu ama. Boşmuş, dudağımın kenarı kıvrıldı.
Hazan adam çıldırıyordur
Yine dönüyordu da neyse ki yerdeydim, düşebileceğim yerdeydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDönme geçsin diye gözlerimi yumdum ve boynumu kaşırken acaba yarın ne yapacağım diye düşündüm. Muhtemelen erken kalkardım, biraz etrafı gezerdim sonra tekrar burada kalır mıydım? Burada kalırdım tabi başka nerede kalacaktım? Hem güzeldi burası, bir kere ışığı yoktu herkes karanlıkta olunca kimsenin yanlışı da görünmezdi. Sonra ıssızdı, kimse gürültü yapmazdı. Elektriğe de ihtiyacım yoktu burası güzeldi.
O kadar bile durmaycaksin
Bacaklarım uyuştu bacaklarımı uzattım, ellerimi de hemen üzerine. Beton biraz daha serindi ama bu aylarda problem değildi, biraz susamıştım. Yağmur yağarsa su içerdim belki, yüzümü göğe kaldırır biraz da göğü içime çekerdim.
Dedem olsaydı böyle olmazdı.
Nasıl da kaybettim ama onu birden? O olsaydı onun yanına giderdim, kimseye adım atmayan bacaklarım ona koşardı… Ah dedem…

Biriktirdiği her şey onu bu hale getirdi
İçim biraz da ona aktı, nasıl oldu nasıl vardı derken mezarı başına gidemeyişim içime yük oldu. Beni bekliyordur değil mi? Bayramda gitsem bari beni bekler dedem, gideni görür derler görürse o sevinir, ben sevinemem ama o sevinirdi. Ben de, ben de ölsem her gelene sevinir miydim? Hepsine değil. O gelse sevinir miydim? Sevinmezdim, içim bambaşka dönük ona, ne hissederdim bilmiyorum ama sevinmezdim ağlardım herhalde.
O zaman ben ölürsem mezarıma o gelmesin. Yine ben üzülürdüm.
Allah'ım her okuyuşumda üzüntüden mahvoluyorum
Başımı çevirip kapıya doğru baktım, acaba yıllar önce burada kim yaşamıştı? Evde en ufak bir izi yoktu halbuki, erkektir kesin. Kadın kaldığı yere güzel şeyler bırakırdı çünkü, bakardı. Erkekler hep böyleydi işte. Ben ne bırakabilirdim? Başımı çevirip pencerenin açık tarafından göğe baktım, karanlıktı. Bu karanlıkta da aklıma bir şey gelmiyordu ama sabah düşünecektim.
Gerçi bırakmasam ne olurdu?
Bırakmayayım, yok olayım gideyim de yıllar sonra bile bulamasınlar izimi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAyaklarım acıyordu, ayakkabı acıtmıştı birbirine sürterek onları çıkarttım. Başımdan aşağıya sular akıyordu, bağrımın içi acıyor ve parmaklarım yeniden… Bu acı geçmiyor, içim sürekli kanar gibi acıyordu onunla baş edemedim. Yorulmuştum da, betona baktım ne olur biraz şöyle kıvrılsam? Bir şey olmazdı ki, ben zaten severdim yerde yatmayı. Elimle yeri yoklayıp usulca eğildim, başımı betona koydum, biraz acıdı ama böyle daha iyiydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSaat kaçtı acaba? Annem ne yapıyordu? Kesin dizisi başlamıştır her gün bir tane vardı televizyonun karşısındaki koltukta onu izliyordur. Canım biraz sıkıldı, elimi kendi kendime gölge oyunu oynarım diye yukarıya kaldırdım, hiç gölge yoktu ki çok karanlıktı. Ben de ağlamaya devam ettim, başımdan aşağıya yine sular… Parmak uçlarımda ruhum vardı, acıyordu biraz daha ağlasam geçer mi? Geçmiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOmzum ağırdı biraz, hafif döndüm yer çok sertti ama koltuğun da yayı çıkmıştı. Kapı biraz ötünce korkmadım ama elimi hemen indirip gözlerimi yumdum. Rüzgar yoktu, ev de boştu neden ötüyordu? Ötsün ne yapayım?
Başımdan aşağı kaynar sular, tüylerim diken diken, parmak uçlarım… Ama sadece onu düşününce oluyordu böyle, onu düşünmeden de edemiyordum. Uyumayı denedim, uykum yoktu canım biraz daha sıkıldı. Gözlerim kapalıydı, aslında bir şeyler hayal etmeye çok müsaittim ama istemedim, öyle bitmişim canım hiçbir şey yapmak istemedi. Şarkı bile söylemedim, dudaklarım hiç aralanmadı, hep hıçkırarak ağladım.
Canım hazanım canımm
Böyle saatlerce durabilir miydim? Geceyi sabaha nasıl kavuşturacaktım daha gece bile değildir ki gün batalı bir saat olmuş muydu? Çok vardı. Uyursam geçer miydi? Geçerdi. Nasıl uyuyacaktım? Gözlerimi kapatırsam uyurdum, o uyuyor mudur? Uyumasın bana ne? Ben uyurum, burada bir başıma çok da mutluyum, hem beni buradan kimse yollamak istemezdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi açıp açıp yumdum, sonra tutamadım kendimi ne varsa hıçkırık olup uçtu gitti dilimden.. Parmaklarımın acısı kalbime bulaştı, canım yandıkça yaktım kendimi, ne varsa tutuştu içimde. Ben bilendim, sildim attım kalbimde ne varsa. Acısı geçmezdi belki ama izi kalmazdı bende. Öyle, kafam estikçe, ki esmezdi…

Abi asssiri ağrıma gitti
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBiraz tutulmuş her yerim, betonun soğukluğu tüm bedenime ilişmiş. Parmaklarım hala sızlıyor, susamışım, bir de yetmezmiş gibi nasıl açım aklım almıyor karnımın guruldamasına ağlayarak uyandım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSabah olmuş güneş içeriye sızmış, yattığım yerden kalkamıyorum betonun sertliği bana geçmişti sanki. Gözlerim hemen doldu, hamileydim ben. Unutmuşum tüm gece, hatırlayınca elim karnıma gitti de dudaklarımdan bir hayvanın inlemesi gibi ses duyuldu. Açım, o da açtır. Bir bacağım diğerine göre daha iyiydi önce yavaşça yan döndüm, ardından birkaç dakika boyu uyuşukluğumun geçmesini beklerken gözlerim kapalı güneşi sadece hissettim.
Delirdi serdar Delirdi kafayı yedi
Her şeyin tarafımca daha güzel olacağını düşündüğüm bir gündü, bugün koltuğun yayını yaparsam gece orada uyurdum. Oturur hale geldim, bunu yaparken koltuğa biraz tutunmuştum. Sarmaşığın bir kısmı görünüyor, cama vuran yansımada kendini belli ediyordu bugün dışarıya çıkıp onu biraz izleyebilirdim.
Yapma ve hazn
Okumak biel acı veriyor senin bu hâline
Uykumu iyi aldığımı söyleyemezdim ama kalkacaktım, zaten tüm gece yattığım için her yerim tutulmuştu. Biraz hareket etsem iyi olacaktı ama önce biraz kendime gelmeliydim, başım yeniden dönmeye başlamıştı. Bunun için biraz beklemeyi seçtim, başımı dizlerime koydum, kollarımı etrafıma sardım. Aklımda bir sürü düşünce vardı, her biri de parmak uçlarımda bitiyor diye onları sevmiyordum, canımın bu kadar yanıyor olması beni mümkünmüş gibi daha da üzüyordu.
Serdar'ın Hazan'ı böyle bir yerde bulduğu hali aklımdan gitmiyor ikinin de hissettikleri öyle bir geçiyor ki
Ufak bir nefes aldım, gece ayaklarım üşüdü diye ayakkabılarımı giymiştim ancak hiç rahat değildi. Gece boyu rahatsız dönüşlerim bana hayatımın en kötü uykusunu yaşatmıştı, en iyisi ise parmak acıtırdı.
Başımı koyduğum dizlerimde görüş alanım açık mavi çizgileri olan beyaz ayakkabılarımdı. Dün biraz tozlanmıştı ama onlar hala en rahat, en güzel ve tek ayakkabılarımdı. Bir yenisini alamayacağım için yıkanana kadar kirini görmezden gelecektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHem sadece ayakkabılarım değil üzerimdekiler de benim tek kıyafetimdi. Henüz bile dert edecek çok şeyim vardı, açken bunların içine düşmek de garipti ama hepsinden önce hamileydim ve bunun gerçekliği yüzüme her defasında tokat gibi çarpıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSusamıştım, karnım tekrar guruldayınca oflayacak oldum ama kapı birden açıldı, dondum kaldım.
Burası benimdi, gelen kimdi?
Kocan geldi
Bebeğin babası

Kocan aşkım kocan
Merakıma yenik düşüp başımı kaldırdığımda yalnızca donup kalanın ben olmadığımı fark ettim. O neden şaşkındı ki? Halbuki ben değildim, sadece…
Şaşkın çünkü evin hali çok fena
Ve sen kendi eviniz yerine öyle yıkık dökük her an yıkılacak bir evi tercih ettin
Nereden çıktı ki şimdi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hazan.” Adımı söylüyordu, iyi de neden? Neden bu kadar şaşkın ve bilmiyorum biraz korkmuş muydu? Ona ne oldu ki? Umursamadım, hızlı adımlarla yanıma çökünce hala anlamaya çalışıyordum. Yüzünden bir an olsun ayrılmayan yüzümü elleriyle kavradı, “Yavrum.” Sesi titriyordu, başımı geriye çektim kapıya birileri daha gelmişti onlara baktım.
Keşke Serdar düşüncesini de okusak

Abi bende asssiri istiyorum
Keşke
Çok merak ediyorum burayı
Ne birazı Hazan adam korkudan delirdi çıldırdı
Odaya gelen Emir nefes nefeseydi, Serdar’ dan sonra içeriye giren Azat ise bana bakarken öyle şaşkındı ki elindeki siyah silah beton zemine kayıp düşmek üzereydi, arkalarında başka adamlar da vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzümü iyice tuttu, kendine çevirir gibi oldu “Hazan, yavrum bana bak.” Neden ki? Ne oldu? Bakışlarımı yutkunan Azat’ dan ve endişeyle bana bakan Emir’ den alıp cama çevirdim. Sarmaşık esiyordu, yaprakları tek tek cama vurduğunda beni çağırdığını anladım; gidecektim biraz beklesin. Bu arada Emir’ le Azat’ a koltuğun yayını söylesem yapar mıydılar? Ya da hayır onu ben yapacaktım.
Of zaten iyi değil di daha da kötü oldu

Psikoloji kalmadı kizda
Bu bölüm nasıl olurda her defasında içimi böyle deşip hüngür hüngür ağlatır ya
Bir hareketlilik duyunca yeniden yavaşça onlara dönmüştüm. Azat bana baka baka elini Emir’ in bağrına koymuştu, ikisi de pür dikkat bana bakıyordu bir şey demedi alıp götürdü Emir’ i. O da gitse ya, elleri beni rahatsız etti. “Hazan.” Adımı tekrarladığında merak edip ona döndüm, gözleri dolmuş, saçı başı yakası dağılmıştı. Başımı alıp bağrına bastırdığında da sanırım ağlamaya başladı. İyi de neden?
2. Ağlayışı serdarın
Koskoca siyah dev sevdiğine ikinci kez ağlıyor
Ben dün ağladım ya aynı öyle ağlıyordu, bana sıkıca sarılınca kendime sardığım kollarım acıdı biraz ama bir şey demedim. Başımı odaya çevirdim ileride tozlu kahverengi bir komodin vardı aynısından dedemin de vardı bilseydim onun yanında uyurdum. Bugün de çekmecelerine bakardım belki su bulurdum ya da biraz çikolata falan.
Gerçi o daha çok geçmişin izlerini taşıyan bir sandık gibiydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Aklım çıktı dünden beri.” Neden? Ne oldu ki? Bir şey anlamadığım için tepki vermedim, yoksa belki başımı sallardım. Yüzümü yeniden avuçladı, alnımı öpünce ona biraz zaman tanıdım. Belli ki kötü hissediyordu biraz durursam geçerdi ama sonra gitmem gerekiyordu daha dışarıdan sarmaşığa bakacaktım. Akşama kadar da koltuğu yapmam lazımdı yeniden betonda uyumak istemiyordum.
Hazan yavrum benim evine gideceksin gerek kalmadı güzelim sevdiğin geldi
Derken o ayaklandı, sonra eğilip beni kucakladığında istemedim, hiç istemedim ama bunu dile getiremedim dudaklarım bir türlü açılmadı. Kollarım kalktı ama başım… Başım döndü, yüzüm sürekli bana yuva olan bu odayı taradı durdu. O çıkarken ben uzun uzun baktım, yine gelecektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOna yaslanmak istemediğimden başımı sabit tutuyordum dışarıya çıkınca kalabalığı izlemeye başladım. Bir sürü araba vardı, sayamayacağım kadarlardı hem de çoğu çakalıydı. Sonra yine bir sürü adam vardı hepsi de ya takımlıydı ya da üniformalıydı sessizce bize bakıyorlardı. Bu anlamsız kalabalık beni kendi içime daha da itti, neden bu kadar insan bize bakıyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEllerimi kendime öyle sarmışım, bedenimi öyle kasmışım ki beton zemin daha ait hissettirirdi beni kendine.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnun büyük, aceleci adımları hızlandıkça ben arkama dönüp eve baktım. Gelirken fark etmemişim evin yarısı cidden yıkıkmış, sarmaşık bu tarafta da vardı ama bence arkadaki daha büyüktü. Ben onu görmek istiyordum, bu evde kaldım o olmasa nereye giderdim onunla daha fazla durmak istiyordum. Gözlerimi üzerinden almadım, bu tarafta iki penceresi vardı ve pencerelerin camları kırıktı. Evin dışına sadece sıva yapılmıştı ama onlar da epey dökülmüş ve kararmıştı. Duvarlarında kocaman yazılar vardı, türkçe değildi. Arapça mıydı? Okuyamadım.
Hazo bula bula büyücü birin evini buldun

Evin bir büyücüye ait olması niyeyse bu kitapta beni aşiri etkileyen şeylerden biri sanki kitapta sürekli bir o alemle bağlantılı şeyler geçiyormuş gibiydi
Arabaya bindirilince camı açıp eve bakmaya devam ettim. Pas kaplı yarısı kırık demir bir kapısı vardı, bu da ona ait gördüğüm son şeydi. Sonra araba hızlandı, yanından geçip gittik, ardımızda gelin konvoyu gibi arabalar…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hazan.” Bana sesleniyordu, yola öyle bir dalmışım ki ancak tekrar edince yanıma döndüm. O vardı, Emir yok muydu? Göz göze geldiğimizde bundan rahatsız oldum, hali biraz kötüydü yüzümü yola çevirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yavrum.” Sesi titriyordu, iyi de neden? Başka bir derdi varsa neden gelip beni rahatımdan etmişti? Konunun benimle ne alakası vardı ki? Uzanıp elimi tuttu, kendine çekip öptüğünde her şeyin farkındaydım ama yine de kendimi yolun sağından almadım. O tarafa bakmak istemiyordum bir şey konuşmak, söylemek, bana bakması ve ona bakmak bence hoşnutsuzluktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAğlıyordu ama en azından sessizdi ben de sessizlik istiyordum, buna alışmıştım. Yine de elimin onda olması beni biraz rahatsız etti, yavaşça çekip kollarımı birbirine bağladım.
Nereye gidiyorduk? Anneme gidersek ben yine kaçar buraya gelirdim. Kendimi hiçbir yere ait hissetmediğim şu sıra bir başıma kalmak sanıyorum ki en iyi aktivitelerdendi. Zira yol boyu bunu düşünüp durdum, hayat amacımı kaybetmişim gibiydim. Ki hiç bir zaman bulamamışım…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYol ilerledikçe arkamızda kalan arabaların sağa sola dağıldığını fark ettim. Sonunda kimse kalmamış, o ise çok üzgün olduğu halde asla sesini çıkartmamıştı.
Kendimi rahatsız hissettiğim bu uzun yolun sonunda annemin değil onun evine geldik. Benim evim yoktu, benim evim bursadaydı ama şu an oraya gidemezdim biraz para biriktirirsem belki giderdim.
Kendin bu kadar yanlız birakma be haox
Bir sürü evin var her yerde

Senin evin Serdar ve hazanim
Önce o indi, ardından dolanıp benim kapımı açtığında hiçbir şey yapmadım. Zaten yaptıracak bir hali yoktu eğilip beni tekrar kucakladı, bir şey demedim.
Kapıyı kapattı, yürüyüp kapıyı açtı eve girdik, kapı tekrar kapandı. Sadece izliyordum üst kata yönelince gözüm mutfağa gitti, açtım. Tahmin edebileceğinden daha çok açtım ama bunu dünya başıma yıkılsa da dile getiremezdim. Banyoya girersem belki biraz su içerdim hepsi bu kadar.

Kim bilir serdarinnasıl zoruna gidiyordur bu hali adam pamuklara sariyo hazan banyodan gizlice içmekten bahsediyor
Hissetti mi bilmiyorum halbuki karnım da guruldamamıştı ama çıktığı üç basamağı inip mutfağa ilerledi. Üstüm başım pislik içinde, o tertemiz mutfağında sandalyeye oturttu beni. Masada pide vardı, dolapta ayran aldı ve bardağa sürahiden su koyup yanıma oturdu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hadi bir şeyler ye.” Yanımda değil oturuşundan ötürü daha çok önümde gibiydi ama yüzüne bakmadım. Üstelik sesi de normal değildi çok fazla hüzünlüydü. Zaten dünden beri içim fazlasıyla kırılmıştı, şimdi ben bugün yeni bir güne uyanmışken aynı şeyleri yaşamak istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarıma bir lokma pide yöneltince kendime had sanıp suya uzandım ama tahminim aksine elim zangır zangır titredi. Su biraz masaya döküldü diye mi, yoksa onun bardağı mıydı bilmiyorum bardağı aldı. Sonra bana uzattı ben çok susadığımdan birkaç yudumda hepsini içince o bardağı masaya koyup hıçkırır gibi oldu.
Yüzüne bakmadığım için ağladığını şimdi fark ediyordum, bunun sebebi her neyse onu çok üzüyordu belli. Yoksa neden eğdiği başıyla kana kana ağlasın ki?
Senin bu duruma düşmen üzülüyor
Bura da serdar da kızmıyorum çünkü birşey yapmadi bnc diğer olaylarin aksine
Senin DHA fazla kırmamak için öyle yaptı

Abi ağlarım yaa ikisi de birbirinden beter
Off ben hep burda ağlıyorum ama ya
Serdar resmen hıçkırarak ağlıyor ve bu durum beni daha da kötü ağlatıyor
Ona baktım, parmaklarımın ucu acıyordu ondan mı titredim acaba? Biraz daha su içsem içebilir miydim? O hemen önümde ağlarken ben sürahiye uzandım, kirli elim titriyordu ama kulpu tutmuştum. Tek eliyle yüzünü silip diğer eliyle suyumu doldurdu, sonra tekrar dudaklarıma uzattı yine aynı. Ben içtim, onun kızarmış gözleriyle buluştu gözlerim. Bardak bitince masaya bırakıp beni bağrına çekti, sıkıca sarıldı öptü kokladı, biraz daha ağladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUzanıp ellerimi dudaklarına götürdüğünde sesi titriyordu, “Ellerin titriyor.” Öyleyse bana bunun için ağladığını söylemesin, insan birinin elleri titriyor diye ağlar mı? Peki ya durup durup sürekli öpmesi? Karşılığında sürekli yaslandığım bedene uyum sağlıyor, sessizce beni sevmesini bekliyordum. Yüzü daima kirli saçlarımda, eli de bunu besler gibi ensemde ve yüzümde geziniyordu.
Ben onun oyuncağı mıydım bana neden sürekli böyle davranıyordu?
Canı yanıyor ya
Serdar'ın bnc en kötü olduğu olay bu
Seni kaybetti sanmasın

Onlar ancak birbirlerine iyi gelirker bu saatten sonra
Ellerimi sıkıca tuttuğunda mutfak penceresinden dışarıyı izliyordum. Morali bozuktu sanırım, biraz üzüldüm geçmesini bekledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSorun her neyse geçmemişti, hala üzgündü “Su vereyim mi yine?” Bu kadar yeterdi, ağladığı için olsa gerek gırtlaktan gelen sesine başımı iki yana salladım. Beni izliyordu, bu kadar yakından izlenmek rahatsız hissettirse de bir şey diyemedim “Çok acıktın mı?” Çok açtım, üstelik sadece su içmek midemi bulandırmıştı bu defa başımı olumlu anlamda salladım. Biraz daha ağlıyordu sanırım, başını aşağıya eğdi ve beni kendine çekip omzumla boynum arasına kendini bıraktı. Göz yaşlarını omzumda hissedebiliyordum, geniş sırtı çökmüş olsa da elleri hala sıkıca üzerimdeydi.

Yaaaa abi durun yaa
Bir an sakinleşir gibi oldu, ben yemek istiyordum ama ondan izinsiz pideye dokunamazdım; belki de köpeğine saklıyordur. Geri çekilip ona yönelince mutlu oldum ama bunu sakladım, koparttığı ufak parçayı dudaklarıma götürmüştü. Ağzımı açıp onu yerken gözlerimi kaçırıyordum, yavaş yavaş çiğnediğim lokmanın yanında ayranı dudaklarıma götürdü. Yüzüne bakamıyordum, onu gözyaşları içinde görmek hoş değildi ama o benim aksime dikkatle beni izliyordu.
“Çorba ısıtayım mı sana?” Onu bekleyebileceğimi sanmıyordum başımı iki yana sallayınca “Ne istiyorsun ne getireyim yavrum?” Diye devam etti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDoğrusu bir şey istemiyordum sadece karnımın bir an önce doymasından yanaydım, hem zaten ondan bir şey isteyemezdim. Omuzlarımı silkip dudaklarıma uzattığı kıymalı pide parçasını yedim, ellerimi tek elinde sabitlediği için bir şeye uzanamıyordum ama o bana masasında olan her şeyden yedirip içiriyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzüne bakmaya biraz çekiniyordum, utanıyordum da. Bu sebeple gözlerim hep dışarıda, hep dışarıda bir sarmaşık arayışındaydı. O eve ait tek şey aynı güneşi görüyor olmamızdı, gece olduğundaysa tıpkı oradaki gibi ay üst kattaki odalarda belirirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bir yerin ağrıyor mu?” Başımı salladım, ben çok iyiydim biraz yalnız kalmak iyi gelmişti. “Birazdan çorba ısıtacağım sana, şimdi doyur karnını sonra dinlen.” Zaten dinlenmiştim halbuki ama buna takılıp kendimi ifade etmeye çalışmakla uğraşamazdım. Onun yerine bakışlarımı bahçeden almadım, bir yudum ayran boğazımdan geçiyordu ardından pidenin tadı hoşuma gitmişti. Kısa sürede pideyi yarılamış, ayranı ise pek içmemiştim, o kızmasa kola içerdim ama evine kola almıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Tatlı getireyim mi?” Canım öyle şeyler istemiyordu sadece açtım ve doymuştum. Bunu belli edince beni tekrar bağrına çekip defalarca öptü, bunu neden yapıyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKalan pideyi yedim, “Banyoya götüreyim seni?” Kirli olduğumu ben de biliyordum, ona itiraz etmedim ama beni kucağına alınca rahatsız olmuştum. Kendim yürüyebilirdim, yine de dudaklarımı asla yapmayacağım gibi itiraza açmadım. Birkaç kat çıktık, açık kapılardan geçtik ve sonunda bir jakuzinin başında durmuştuk. Beni yere indirip suya yöneldiğinde burada kalacağını hesaplamıyordum, ona kollarımı birbirine bağlayıp bakarken sıcak suyun ulaşmasıyla bana döndü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hazan.” bir adım atıp mesafeyi yok etti, duvarın kenarına bakıyordum. “Hadi yavrum gel.” Uzanıp belimi kavradı, geri adım attım onu istemiyordum utanmak istemiyordum.
“Tamam bakmayacağım yardım edeyim.” Olmazdı öyle, nasıl bakmazdı görecekti işte. Bir adım daha attım, “Yavrum bakmayacağım, tamam seni bırakayım düşme.” Bir kere içine girerken kaymıştım ama sadece bir kere olmuştu, hem çok eskidendi o.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hadi,” diye bana bakıp aramızdaki mesafeyi kapattı ama ben jakuzi de istemiyordum normal duşa girsem yeterdi tabi bunu ondan isteyemezdim. Yüksek ihtimal arkadaki duşa giden bakışlarımdan anlamıştı, bir an o tarafa bakıp yeniden bana döndü “Orayı mı istiyorsun? Tamam gel orayı açayım.” Omzuma uzandı yönlendirmesiyle ben önde o hemen arkamda duşa geçtik.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bakmayacağım söz veriyorum, yardım edeyim sadece.” Ben halledebilirdim ama kısa bir an bana bakıp pantolonuma yönelince itiraz edemedim. Başımı başka yöne çevirmiştim fermuarımı indirdi, pantolonumu çıkartmaya başladığı sırada “Hazan.” Deyip durdu bir an. “Yavrum burana ne oldu?” Sesi buz gibiydi, işaret ettiği yere bakarken ellerimle külotumun önünü kapattım. Sol bacağımı kast ediyordu elim kadar bir her mosmor olmuştu ama ben onun ne zaman olduğunu hatırlamıyordum. Yavaş yavaş omuzlarımı kaldırıp indirdim, bilmiyordum.
birisi birşey yaptı diye odu kopuyor

Aklı çıktı akli
“Acımıyor mu?” Başımı salladım, bu defa dokundu ama dokununca çok acıdı sızıyla kendimi geri çektim. Gözleri kapanmıştı, hiç iyi görünmüyordu halbuki canı yanan ben değil miydim?
“Özür dilerim tamam, bir daha dokunmayacağım. Biri dokunmadı değil mi?” Başımı salladım, kimseyi görmedim ki.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Orada biri var mıydı peki? Ya da giderken birini gördün mü?” Bunu tekrar ettim, yalnızdım ve epey güzel bir zaman geçirmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUzun boylu olduğu için ona bakmamak kolaydı, önüme dönsem dahi sadece göğsünü görebiliyordum ama tercihim etrafta bir yere dalmaktı.
“Peki kanaman oldu mu?” Konu birden nasıl değişmişti anlamadım, düşündükçe aklına bir şeyler geliyordu belli ki ama buna cevap vermek istemedim. Ben susmaya devam edince külodumun üzerine kapattığım elime usulca dokundu, diğer eli belime gitmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Bakabilir miyim?” Hayır, bu çok utanç vericiydi yapamazdım bana dokunsun veya baksın istemiyordum. Kaşlarım itirazla çatıldı, “Tamam bakacağım sadece yavrum, lütfen.” Hayır, hayır bakamazdı hiç istemedim ama benim aksime sesi yatıştırıcıydı. Elimi iyice kavramak istedi, geri adımladım. “Hayatım hamilesin ya hani, merak ediyorum bir şey oldu mu diye korkuyorum söz sadece çamaşırına bakacağım, Hazan’ ım lütfen güzelim.” Hamileyim diye mi?
Doğru, unutmuşum.
Nasıl birden bu kadar kendini kaybettin Hazan ya

Normalde bu sahnede hazan'ın linçleyen insanlarla doluşmuş olması gerekiyordu buranın sitenin açılmış olması bir bakıma iyi oldu gerçekten okumak isteyenler ve kitabı sevenler geldi en azından
Öyleyse.. Bilmiyorum henüz karar verememişken ellerimin gevşekliğinden faydalanıp külodumun lastiğini kavradı. Onu çekişini hissettim ama ben bakmadım, o başını biraz eğip baktı. Ardından “Tamam.” Diyerek beni kendine yasladı. “Tamam bak bu kadar, bir şey yok.” Başımı öptüğünde gözlerim duşa kabinin en tepesindeydi, ona daha önce hiç bakmamışım rengi ne kadar hoşmuş.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Seni yıkamamı ister misin?” Ben, sadece yalnız kalmak istiyordum bunu anlaması adına kapının sürgüsünü çekip çıkmasını bekledim.
“Tamam. Kapıdayım, arkamı döneceğim gitmeyeceğim.” Kendime yeterli alan bulamıyordum, orada olması beni rahatsız edecekti ama buna mecburdum. Yüzüne bakmadan gidişini, ardından bana arkasını dönüşünü izledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSöz verdiği gibi dönmedi, her an bakacakmış korkusuyla duşta sandığımından kısa kalmıştım. Sonunda suyu kapatıp kapıyı araladım, aralamamla önce dolaptaki havluya yöneldi, ardından havluyu açıp bedenime hiç bakmadan beni sardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİstemiyordum, havluya tutunarak odaya doğru yürüdüm. Arkamda kaldığından adımlarım biraz panik ve aceleciydi ama neyse ki giyinme odasına gelmek yerine beni yatak odasında beklemeyi seçmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜzerimi giyindim, siyah bir kot ve kiri belli olmasın diye aynı tonlarda bir tişört seçmiştim. Bunları geçenlerde annemin verdiği parayla almıştım, o kızmış, neden paranı harcadın bana söylemedin demişti ama iyi ki söylememişim, şimdi belki bir şey der diye onun aldıklarından giyinmemiştim.

Ya haznim yapma ama
Odadan çıktım, koridoru geçip alt kata yavaş yavaş indim çünkü parmaklarım hala acıyor, hem bu defa ayaklarım da titriyordu. Henüz birkaç adım ilerlemiştim, arkamdan geldiğini fark etmemle beni kucağına alması bir oldu. Tekrar kendime çektiğimde bundan rahatsızdım ama dile getiremiyordum, doğrusu çeneme vurduğum kilit beni rahatlatıyordu da.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDemir trabzanları izleye izleye salona indik, koltuğa bırakınca ayaklanır gibi oldum ama buna mani olup beni oturttu. “Pijamalarını giydireyim çorba içip yukarıda uyu biraz.” Belli ki beni bırakmayacaktı, öyleyse sadece biraz uyumak istiyordum ama üst katta uyumayacaktım. Orası onun odasıydı ben kendime burada ufak bi köşe bulabilirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimle etrafı taramaya koyuldum, her yer düzenliydi ve bu tanıdık bir düzendi. Tepede kocaman, çok zengin duran şaşalı bir avize vardı, onu epeydir böyle dikkatli izlememiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDalmışım, ta ki beni kendine çekene kadar. Hareketiyle geriledim, sanırım getirdiği pijamaları giymemi istiyordu ama bunun için arkasını dönmesini ya da gitmesini bekleyecektim. Duvar kenarına boş bakışımdan bunu anlamasını bekledim, anladı da. “Ben çorbayı ısıtana kadar giyin o zaman.” Sesi ne kadar farklıydı, doğru kelime neydi? Sakin diyebilir miydim? Sakinden de öteydi bir anlam veremezken üzerimi hızlıca değiştirip koltuğa uzandım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBurada bakınca merdivenlerden üst kattaki iki odanın kapısı görünüyordu. İlerideki masanın ayaklarına döndüm, dünki evin aksine de yerde hiç toz görünmüyordu. Sanıyorum ki tüm gün boyu evi uzun uzun izleyebilirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİzlemek bir yana duştan çıktığımdan uykum gelmiş, biraz da yorulup mayışmıştım. Koltuğa dönüp gözlerimi kapatınca bedenime bir rahatlık çöktü ki, gözlerim doldu. Sanki çok uzun zamandır bu kadar rahat hissetmemiştim, param olunca o eve bir koltuk götürecektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerim kapanmaya başladı, uyku iyice bastırdı ama koltuğun kenarı çökünce biraz sarsıldım. “Hazan’ ım.” Öyle mi? “Yavrum yemeyecek misin? Çok mu uykun var?” Eli nemini aldığım saçlarımdaydı, onları yavaş yavaş sıvazlarken izlendiğim için pek rahat değildim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElimi belki biraz daha yer açılır diye koltuğa doğru uzattım ama uzatınca da koltukla yastık arasında bir şey vardı ona dokundum. Meraklıydım, öyle garipti ki elimi çıkartıp gözlerimi araladığımda bu merakım yüzünden yine başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Yüz hizamda bir kadın çamaşırıydı, dantelli kırmızı bir külottu ama o benim aksime sakin sakin “Senin ya yavrum,” deyip elime uzandı. “Unutmuşuz, ver bana.” Söyleyince hatırladım ve gözlerimi hemen yumdum, sonra da atar gibi uzaklaştım ondan.
Burda güldüm ya sjskksjs

Didkdidn.haturks bazı şeyleri bu bı işaret
“Sen uyu, ben üzerine bir şey alıp geliyorum.” Ona yük olduğumu hissediyordum ve bunu hissetmek istemiyordum. Kendimi hem fazlalık, hem de işe yaramaz kıldığım an o eve ait olduğumu kabulleniyordum.
Benim yerim o evdi, ancak kimsenin örseleyip canı sıkılınca nereye gideceğimi söylemediği o ev bana iyi gelirdi ama bırakmıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGün olurdu, oraya daimi olarak geri dönerdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir şey söylemek yerine susmayı seçince o da ayaklanıp gitti, geri geldiğinde hala uyumamıştım ama çok rahattım. Önce ayak ucumda durup çoraplarımı giydirdi, sonra üzerime bir pike örtüp başımın altına ince yastığımı koydu. Sırtımın denk geldiği yere oturmuştu, eli başımda bitince üzerinde gezinmekten geri durmadı ama ben bundan çok rahatsızdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen artık sevilir gibi olmak istemiyordum.

Bu hissi yaşamayan asla bilemez
Bana kimse böyle davransın istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSadece biraz uyurdum, sonra da giderdim kimse tarafından bulunmak ya da bilinmek istemiyordum çünkü hayatım boyunca herkesin bir zararını görmüştüm. Sonuncu kalbimi sökmüştü yerinden, bak; parmaklarım hala acıyordu. Onu yanımda istemediğimi nasıl söyleyebilirdim? Sevgisi boş gelen bir andı, her şeyi bomboşken buna katlanmak istemiyordum. Öfkeli değildim, sadece oyuncağı olduğum insanların artık beni kullanmasını istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“İyi misin? Canın bir şey istiyor mu?” Sadece, biraz yalnız kalmak. “Yavrum neden benimle konuşmuyorsun?” Canım istemiyordu, canım hiç istemiyordu ama konuşmadığım zamanlarda da farkında olmadan dişlerimi sıkıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDerin bir nefes aldığımda sanki ciğerleri sıkıntıyla dolmuştu. Parmaklarının tersi yüzümde gezindi. “Geberdim Hazan, seni ararken geberdim.” Ben çok güzel vakit geçirmiştim oysaki, o gelmeseydi bugün evin etrafında gezip daha da keyif alacaktım. Sarmaşığı hala görememiştim, derdi içimde kaldı.
İçinde kalsın lütfen hazan

Bahcnde de var aşkım onlara bak
“Ağrın var mı? Doktor çağırayım mı?” Sadece uzun bir süre, hatta sonsuza kadar yok olmuş gibi kalmak istiyordum. Benim tek derdim buydu ama anlaşılamıyordum, beni sürekli itip kakıyorlardı. “Canın bir şey istiyor mu?” Sadece uyuyacaktım, sürekli benimle ilgilenmesi pek işime gelmiyordu. Gücüm olsa kalkar başka odaya giderdim ama yoktu, kolumu kaldıracak halim yoktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüz üstü döner gibi olduğumda daha rahattım, o ise kalkıp koltuğun diğer tarafına oturmuştu. Gitmeyecekti, yalan yok en azından başka bir odaya geçmesini çok isterdim ama olmayınca da bir şey diyemedim. Parmaklarım sızlıyordu, onu her düşündüğümde anları tekrar eden örüntü canımı öyle bir yakıyordu ki ne yapacağımı bilemiyordum. Biraz uyumak için uzandığım bu koltuk bana şimdiden yabancı gelmiş, bana bu evde ne işimin olduğunu uzun uzun sorgulatmıştı.
Ben bugün istenmediğim eve getirilmiştim.
Gidemiyordum, canım yine parmaklarımda atıyordu ve sanki tüm acılarım birleşmiş bana meydan okuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmaklarım acıyordu, bağrım bir acı tarafından kavruluyordu.
Kendimi tutamayıp ağladığımda buradan gitmek için çare düşünüyordum. Kalbim hiç bu kadar bölünmemiş, ben hiç böyle kötü ve karmaşık olmamıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYanıma geldi, istemiyordum doğrularak koltuğun başına kaçar gibi oturdum ve ellerimi kulaklarıma kapattım. Başımı eğmiştim; hiçbir şey, hiçbir söz duymak istemiyordum. Böyle dizlerimi kendime çektiğim yerde biraz ağlayıp o beni bırakana kadar oturmak istiyordum ama o bileklerimi tutup başını başıma yasladı. Yanımdaydı, istemiyordum.
Ben burada olmak istemiyordum birkaç hıçkırıkla bunu geçirdiğimde ellerimi sakin sakim tutmaktaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hazan.” Adımı duymak sanırım ilk defa bana bir şey hissettirmiyordu. Bu sesleniş her ne kadar yorgun, kırgın ve umutsuz olsa da kalbime teğet geçti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEllerimi sıkıca tutmuştu ki gözlerim bu defa da koltuğun kumaşına kaydı. Gri, odayı daha resmi gösterirdi bunun rengini değiştirse belki de daha güzel duracaktı ama o henüz sadece benimle ilgilenmeye çalışıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKoltuk rengine bakarak daha fazla ağladığımı sanmıyordum, parmaklarımın acısıyla onları sıkıca kapattım. “Ağlamaa, benim ağlamam gerekiyor. Hazan, yavrum lütfen.” Duymak istemiyordum, hepsi yalandı hepsi laftaydı istemiyordum. Ellerimi kulaklarıma daha sıkı kapatıp kendi sesimi duyacağım kadar hıçkırdım. Beni kendime çekmesi yetmiyordu, onu itemiyordum ama hislerim toparlanıp ait olduğu yeri terk edeli çok olmuştu.

Değil be hazan değil bunu en çok da sen biliyorsun
Ellerimi kucağıma doğru indirip sırtımdan tutarak beni sıkıca kendine çekti, “Tamam, yavrum kurban olayım sakin ol.” Benim kadar kötü müydü? Hayır onun her şeyi yalandı asıl ben berbat haldeydim. Başını çevirip saçlarımı öptü vakit gözlerimi sıkıca yumdum, artık beni sevmesine de öpmesine de kendimi dizginleyemiyordum “Seni seviyorum, seni çok seviyorum lütfen. Hazan’ ım lütfen…” Sayıklıyordu, buna kendi inanıyordu ya ben?
Ben inanmadım.
Başımı geriye yaslayıp gözlerimi yumdum.
Git.
Gitsin.
Ben gidemiyorum en çok o gitsin.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKonuşmaktan daha çok sarılmak, anlatmaktan daha çok öpmek, var olmaktan daha çok susmak. Bunlar ona beni, beni de ona anlatabilir miydi ki?
Ben böyle sıkış tepiş kaldığım alanda kendime bir yer açamazken onun beni böyle hadsizce sakinleştirmeye çalışması aksi gibi sinirlerimi daha çok bozuyordu. Dokunmuyordum, bedeninde hiçbir yere dokunmadan onu itmek istiyordum bunu da başımı arkaya atarak belli ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElini tekrar yüzüme uzattı, göz yaşlarım parmaklarına bulaşmıştı ama çekmedi. “Bak şimdi beni istemiyorsun farkındayım. Ben şimdi buradan kalkacağım sen de güzel güzel uyuyacaksın tamam mı?” Lütfen, lütfen… Parmakları yüzümü temizledi, göz altımı usulca sildi. “Uyanınca da yemek yiyeceksin, ne istersen onu yapacaksın.” Yüzümden aldığı eli karnıma gitti bu defa da. Onu sevmeye başlamıştı, baş parmağını üzerinde okşar halde hareketlendirdi “Tamam mı yavrum?” Sadece yalnız kalmak istiyordum, bana dokunmasını istemiyordum ama şu an buna gücüm yoktu, biraz uyursam belki…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnu hiç duymamışım gibi umarsızdım, başımı çevirip nereye yatabilirim diye baktığımda beni izliyordu. Biraz daha ileriye gitsem iyi olacaktı o ayaklandığı vakit beni kucağına alacak korkusuyla dizlerimin üzerinde sürünerek eski yerimi aldım. Gözlerim anında kapanmış, bedenim ise bir cenini andırır gibi kendi kabuğuma çekilmişti. Sızlayan kollarımı okşar gibi oldum; parmaklarımdan defalarca çıkan canım asla şifa bulmuyordu ve ben sanki ilk defa eksildikçe azalıyordum…
Tek kendine gelmezsin
Siz birbirinizin şifası sisiniz
Yan yana iyi oluyorsunuz

Size maksimum 3 gün veriyorum
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Of hazan burayı sen nasıl buldun
Normal kafa ile oaray gitmessin
Ah ah yin kaosa başladı bizim kiler için
Bunuda atlatalım hayde