Hazan Vakti
Bölüm 35
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir adamın kollarında uyanmak, tenine çarpan solukla hafiften huylanmak, aldığın o mis kokuda huzur bulmak çok başkaymış. Üstelik sarıldığın adam sevdiğin adamsa bu dünyada cennetini yaşıyormuşsun. Ben bu sabah kendi cehennemimde var ettiğim cennetime uyandım…
Gün, bana daha evvel hiç bu kadar güzel aymamıştı. Hayat bana daha evvel hiç bu kadar güzel bir huzur sunmamıştı. Ben hiç böylesine bir bedende, böylesine naif bir sevgiyle sarmalanmamıştım..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTüm gece koynunda bir sağa bir sola dönüşlerim, her dönüşümde farklı bir uzvuna tutunuşum asla son bulmamıştı. Bazen kollarında, bazen boynunda ve bazen göğsünde delice nefes alırken Serdar’ ın kolları her daim bedenimi sarmıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni, özellikle üşüyen ayaklarımı ayaklarıyla ısıtırken en çok benimle olmuş, rüyalarım arasında en çok saçlarımı, alnımı öpmüştü.. Açılan belimi okşarken rahat etmem için belki de kirpik kirpiğe vurmamıştı. İzlendiğimi çoğu zaman uyku arasında olsa hissetsem de gözlerimi açamayacak kadar yorgun hissediyordum.
Saçlarımın yastıkta dağılması, elimin göğsünde bulunması, burnumun teninde gezinmesi onu da mest etmiş olmalı ki, tüm gece bir şekilde hareket dahi etmeden benimle ilgilenmişti. Öyle ki, bazı derin uykulu anlarda bile o kalın sesindeki şefkatle alnımı öpüp “Yavrum benim.” Dediğini hatırlayabiliyordum…
Dudaklarım tüm gecenin aksine bu defa ensemde hissettiğim yumuşaklıkla gerildi. Yüzümdeki sakin ifadenin sebebi kollarında olduğum adamken belime sarılışı bu hamlemle daha da güçlendi. Nasıl uyuduysak öyle uyanıyor, ben yine sırtımdaki bedenin varlığıyla gözlerimi aralamaya çalışıyordum.
Bu o kadar güzeldi ki, kendimi güzden sonra bir bahar sabahının papatyalarla dolu bahçesinde gibi hissediyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBacaklarımı arasına alıp saran bacaklar biraz daha gevşemiş, fakat çıplak kalan karnımın üzerimdeki el halâ duruyordu. İki kolu belime sarılı, başı enseme eğikken burnunu saç diplerime bastırarak “Yavrum.” Dedi.
Sesindeki etkileyici buğu kendimi ona bırakmam için bile yeterliydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi daldığım bu güzel uykudan alamıyor, şekerleme yapmak için içten içe biraz daha izin istiyordum. Böyle yarı uyanık bir şekilde yatakta uzanmayı küçüklüğümden beri çok severdim de şimdi ayrı bir güzelliği vardı. Bu yüzden de asla uyanmak istemiyorcasına “Hmm m.” Diye mızmızlandım.

Abi Hazan çok tatlı değil mi
Kesinlikle çok tatlı
Nazlı bebek
Bu süreçte başını ensemden kaldırmış, ellerini gevşeterek beni izlemeye başlamıştı. Bunu hissedebiliyor, fakat hafif sarkıttığım alt dudağımla asla ona bir karşılık veremiyordum.

Otyyyyyyy
Yastığım fazlasıyla rahatken yorgan omuzlarıma kadar çekilmişti. Serdar yastığa dağılan saçlarımdan rahatsız olmuyor gibiydi. Nitekim tüm gece onlardan rahatsız olduğunu hissettiğim bir hareketi de olmamıştı.
“Günaydın.” Derken sol elini yavaşça belimden alıp yorgandan çıkartarak alnıma düşen bukleyi kenara ittirdi.
Nasıl rahatsız olsun ki tek teli için can alır
Sesi o kadar güzeldi ki herhangi güzel bir kelime ya da alışık olduğumun aksime yavrum dememiş olmasına aldırmıyordum bile. Beni izliyor oluşu bana yetiyor, hattâ daha da ayılmamı sağlayıp uyuşan kolumla sırt üstü dönmeme sebep oluyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKolunu belimden çekerek bana yardımcı olurken üzerine yattığım kolumun uyuşmuş olmasıyla yüzümü buruşturdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDeğişen ses tonuyla “Ne oldu?” Demesiyle de sırt üstü yatmak yerine iyice Serdar’ a döndüm ve mızmızlanırcasına “Kolum uyumuş.” Dedim.

Serdar olmak vardı
Çok haklısın çok güzelleeerr
Başım siyah tişörtünün açıkta bıraktığı teninde, uyuşan elim ise hemen belimdeyken boşta kalan eliyle sırtımı örtüp yerinde kımıldanarak “Kıyamam lan.” Dedi. Bunu o kadar içten ve endişeyle dedi ki göğsünde yer bulan yüzümle gülümsemeden edemedim.
Bu defa “Hangi kolun.” Dedi ve sol kolumu tuttu. Sonra da “Bu mu?” Derken de tüm kolumu baştan aşağıya ovmaya başladı.
Sizi yerim çok güzel oldunuz
Nedense bir tek Serdar ın 'lan' demesi batmıyor aksine Hazan a karşı ne kadar sevgi beslediğini hissettirip gülümsettiriyor. Ama başka birisi kullandığında irite oluyorum
Çok naif çok güzel
Kapalı gözlerimle onu onaylarcasına “Hmm.” Diyerek erkeksi kokusunu içime çektiğimde Serdar sağ eliyle dirseğimi kavramış yavaşça sıkıp bırakarak bileğime, oradan da usul usul parmaklarıma kadar iniyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana göre ona bu kadar yakın olmak, tenini hissetmek, kokusunu içime çekmek sabah şekerlerimde kurduğum en güzel hayalin gerçek olmasıydı. Zira boşta kalan sağ kolunu başımın altından sokup bedenimi kendine bastırması da bunlardan biriydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUyuşmuş kolumda gezinen güçlü parmaklar rahatlamama sebep olurken başımı koyduğum göğse daha da yanaştım.
Yanağım çıplak tenindeydi…
Uykulu ve bir o kadar da masum halim Serdar’ ın gözünde eşsiz bir değer taşıyorken o sevilesi sesiyle parmaklarımı avuçlayıp “İyi geliyor mu yavrum?” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHiç olmadığım kadar iyiydim.
Koluma o kadar güzel dokunuyor ve dokunduğu yerleri o kadar güzel okşuyordu ki iyi olmamak elde değildi. Serdar sayesinde geçen uyuşukluğumla başımı sallayıp “Hm hmm.” Dediğimde kolumu ellerinden alarak uyku sersemi bir halle beline doladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapArtık ona sarılan ben, bu defa şaşkınca beni izleyen Serdar’ ken bedenimi sararak dudaklarını başıma bastırdı.
Bacaklarımı tüm gece olduğu gibi bacaklarının arasına almıştı. Bel oyuğumdaki eli badimin yarım olmasından dolayı sürekli olarak çıplak tenimde dolaşıyor, fakat ne Serdar abartı denecek başka yönlere gidiyor ne de ben bulunduğu yerden rahatsız oluyordum. O kadar güzel ve huzurlu bir şekilde sarmıştık ki birbirimizi, sonsuza dek bu şekilde kalacağımı bilsen bir an olsun ayılmak istemezdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSarıldığım bu koca bedenle başıma inen naif öpücükler eşliğinde uykuya tutunarak “Saat kaç ki?” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sekiz.” Dedi. Serdar’ ın gayet normal bir şekilde sekiz demesi benim kaşlarımın çatılmasına ve sızlanarak “Erkeen. Çok erken.” Dememe sebep olmuştu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen bu saatte asla uyanmazdım.
Cidden, merkezde asla uyanmayacağım zaman diliminde şimdi Serdar’ ın en ufak bir dokunuşuyla uyanmıştım. Gerçi ne zaman başkanın köyüne gitsek orada da en geç onda uyanıyordum, yani normaldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Dağ havası yavrum.” Demesiyle düşüncelerimi onaylayıp başımı göğsünün üzerindeki siyah tüylerle hareketlendirdim.
Bel oyuğumdaki eli sırtıma doğru hareketlenirken aynı zamanda “Kalkacak mısın?” Diyerek başımın altından geçirdiği koluyla bu defa da saçlarımı okşamaya başladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarımın kenarı tenine değiyordu. Yüzüm göğsünde bu kadar huzurluyken sıcacık yatağın içinde, tek kolumla Serdar’ a sarılmış bir halde ihtiyaçla dudak büküp “Gözlerimi açamıyorum ki.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTüm bu halsiz şikayetime gülümserken içimdeki Hazan’ ın aksine bu cilveli halime asla şaşırmıyor, hattâ zaten böyle bir kadına dönüşeceğimi çok uzun zamandır biliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMuzip bir sesle “Hmm.” Diye mırıldanıp parmak uçlarını belimden sırtıma doğru gezdirirken devam etti. “Ayılmak mı istiyorsun yavru?”

Evet yavru bizi bir ayıltsana
Ayıltan senken tabiki ister
Bu ses tonu ikimizi çok farklı yerlere götürecek haldeydi. Öyle ki tek bir kelimesiyle dahi içimi titretirken ondan kaçmadım. Aksine hoşuma gitmiş bir halde “hıhı.” Dediğimde derin gülüşlerimizin karıştığına emindim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ama hemen değil.” Diye devam ederek kapalı gözlerimle uyumaya devam etmek istedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Beklerim.” Dedi.. Bunu öyle bir dedi ki, istemsizce beni her koşulda her an sonsuza dek bekleyecek gibi hissetmeme sebep oldu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSakince nefes almaya devam ettim. Soluduğum ten ve parfüm eşliğinde burnuma dolan şampuan kokusuyla mırıldanarak “Duş mu aldın sen?” Dediğimde sakince “Hıhı.” Diyerek beni onayladı.
Serdarın soğuk su ile sınavları var
Serdar'ın sınavlarına hoş gelmişiz hahahadl
Oysa hiç de hissetmemiştim yokluğunu.
Yataktan kalktığını asla anlamamış, sanki bir an olsun beni bırakmamışçasına benimsemiştim onu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“İstersen sende..” diye devam etmesiyle cümlesini “Gerek yok.” Diyerek böldüm.
Ben zaten dün akşam duş almıştım. Şimdi birde Serdar varken almak istemiyordum. Zaten duştan sonra giyebileceğim iç çamaşırım da yoktu ve bu şu da anlık cidden lüzumsuzdu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Tamam.” Demesiyle kendime gelmeye başlamış, neredeyse tüm uykumu ufak bir sohbetle yitirmiştim. Her şey bir yana, biz bu konuşmayla yıllardır evli olan çiftler gibiydik.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAslında ondan halâ deli gibi çekiniyordum. Fakat uyku mağruru halime bir türlü engel olamadığımdan sarhoşlar gibi rahatça hareket ediyordum. Yoksa biz şimdi ayaklansak, ben Serdar’ la yeniden karşı karşıya gelsem yine bakamazdım ki onun gözlerine. Yine çok utanır, çok çekinirdim ondan.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTüm bunları bildiğim halde “Ayıltalım mı seni.” Diyen adama gerilen dudaklarımla “Olur.” Dedim.
Beni izledi.
Sessizce yüzümü incelediğini çok net anlayabiliyorken bir kaç saniye sonra yataktan kalkmasını ve saniyeler içinde ellerini belimle bacaklarımın altından sokup beni kucağına almasını bekledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTüm bunlar olurken kapalı gözlerimle gülümsüyor, kollarımı nemli siyah saçlarından sıyırarak boynuna doluyordum.
Başım omzundaydı.
Bulunduğumuz katta banyo olduğunu tahmin ettiğim odaya ilerlerken onun bu koca cüssesi ve upuzun boyuyla taşınıyor olmak fazla rahat hissettiriyordu. Beni bir oyuncak gibi taşırken zorlandığını asla düşünmüyor, belirginleşen kasları altında geniş omuzlarında kendim için bir yer ediniyordum.
Bi bizi şöyle taşıyan çıkmadı be yanarım ona yanarım
Bu durumdan ikimiz de memnunduk. Hele Serdar, girdiği odada birkaç adım atıp beni yavaşça yere indirirken hissettiğim bakışlarını bir an olsun benden almamıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAyaklarım yere bastığında gözlerimi aralayarak hemen önümüzdeki lavaboya döndüm. Serdar’ a bakamasam da hemen arkamda sessiz duruşuyla beni izlediğini hissedebiliyor, bileğime değen bileğiyle de varlığını biliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapLavaboya doğru eğildim. Eğildiğim an bakışlarım ayaklarıma, dün gece bana giydirdiği ve rengini ilk defa gördüğüm kırmızı çoraplara gitti. İstemsiz, hoş ve sevimli bir gülümseme belirdi yüzümde. Bu ince davranışıyla bile beni mutlu ederken Serdar’ da daha nelere mutlu uyacağımı hesaplayamadım bile.
Bir çorap giydirişe kayıyordu gönlüm. Bir buseyle kendimden geçerken bir sarılışla cenneti yaşıyordum. Bunun sonu ne olurdu ki?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapZihnimden geçenleri şimdilik kendime saklayarak önce ellerime doldurduğum suyla yüzümü yıkadım. Daha sonra gözlerimi araladım ve lavaboda gördüğüm siyahlıkla rimelimin aktığını anlayıp yüzümü buruşturdum.
Bunu tahmin etmemiştim. Sonuçta hiç bir zaman rimelle uyuyakalmıyor ve böyle bir sonuçla karşılaşmıyordum. Yine de neyse ki bu durumu erken fark etmiştim.
Su akmaya devam ederken başımı kaldırmadan sakince “Serdar.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni izlediğini bildiğimden ikiletmeden “Söyle yavrum.” Demesine de şaşırmadım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMusluğu kapatıp “Bana bir peçete verir misin? Rimelim aktı.” Dediğimde Emir’ in ya da Alp’ in aksine dalga geçmeden, sorgulamadan başımın hemen üstündeki dolabın kapağını açıp aldığı peçeteyi yanıma bıraktı.
Ciddi bir sesle “Islak mendil de vereyim mi?” Demesiyle sırıtarak “Versene.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu defa aynı yerden aldığı ıslak mendil paketini de lavabonun kenarına koydu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHemen arkamda dolabın kapısını kapatırken gülerek “Tamam şimdi arkanı dön.” Dediğimde ikiletmeden ve bu defa sırıtarak arkasını döndü.

Kocişkomuz nasıl da sözümüzü dinliyor
Olduğum yerde doğruldum ve yüzümdeki çok hafif akmış olan rimele bakarak hızla ıslak mendille temizlemeye başladım. Neyse ki fazla akarak beni uyurken Serdar’ a rezil etmemişti. Yalnızca suyla temas ettiği için biraz fazla yayılmıştı o kadar.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirkaç saniyede işim bittiğinde kabasını almıştım fakat kremleyip varla yok arası belli olan karartıyı da almam gerekiyordu.
Bu yüzden geniş sırtı bana dönük olan devime aynadan bakıp tebessümle “Serdar, krem var mı?” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTüm hayranlığım yüzüme yayılıyor, kendimi geldiğimiz noktadan bir türlü alıkoyamıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapNerede o korktuğum adam?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYavaşça arkasını döndü ve aynada buluşan gözlerimizle yüzüme baktı.
Sakindi.
Artık alışmaya başladığım bir halde sakindi ve bu sakinlik beni çok mutlu ediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeniden aynaya yöneldi. Aldığı kremi lavabonun üzerine bırakıp aynalı kapağı kapattığında aramızdaki birkaç santimle bu defa arkasını dönmemişti.
Onu izledim. Kollarını belime sararak bedenimle bütünleştiğinde başını eğmiş bir halde tepeden beni izliyordu. Aynadaki görüntümüze baktığımda utanmama mani olamadım. Etli alt dudağımı dişleyerek önümdeki kreme uzandım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen peçeteye krem sürerken Serdar bedenime doladığı kollarla başını başımın soluna eğip gözlerini huzurla kapatmıştı.
Muhtemelen o da benim gibi geldiğimiz noktaya hayret ediyor, hayret ederken de içten içe derin bir huzurla sarmalanıyordu. Bana olan dokunuşları bunu sürekli ele verirken onu anlayabiliyor, hislerine ortak olabiliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSınır 245 oy 400 Yorum
Sınır 245 oy 400 Yorum
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı dikleştirdiğimde Serdar göğüs altımdaki kollarıyla boynuma doğru eğilmiş, sadece nefes alıyordu. Ben peçeteyle göz altlarımı temizlerken Serdar omzumda nefes aldı, koynumda yeşerdi, kokumla sarhoş oldu…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKirli peçeteleri avucumda toparlayıp kendimi yavaşça Serdar’ ın göğsüne bıraktığımda başını hafif kaldırarak yüzüme baktı ve sakince “Ben aşağıya iniyorum.” Dedi. Dudaklarını sol şakağıma bastırarak devam etti. “Çantan uyuduğumuz odada. Telefonla konuşmam lazım. Sen hazır olunca inersin yavrum.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYavaşça başımı sallayıp benden ayrılmasını izlerken arkasına bakmadan banyodan çıkmasıyla elimde peçeleri klozete atıp sifona bastım.
Ben uyurken çantamı odaya getirmiş olması ve ne olursa olsun beni düşünerek ayırdığı zaman için memnumdum.
Son birkaç saate bakarsak yanılmıyorsam Serdar içindeki sertliğin aksine aslında yumuşak bir adamdı.
Tabi bilmiyorum.
Bu yönü yalnızca bana da olabilirdi. Sonuçta onu daha tam olarak tanımıyor ve bilmiyordum. Neyse ki tüm bunları ve onun karakterini tam olarak zaman içinde öğrenecektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOdadan aldığım çantamla dişlerimi fırçaladım. Rimelimi ve rujumu yenileyerek birkaç rutinin ardından topuklu ayakkabım için çoraplarımı çıkarttığımda hazırdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTaktığım çantamla banyodan çıkıp az ilerideki merdivenlerden aşağıya yöneldiğimde o utanan halim yerini almış, kalbim yeniden büyük bir heyecanla atmaya başlamıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar merdivenlerin tam karşısındaki çelik kapıda kulağında telefonda duruyordu. Sırtı bana dönük, boşta kalan sol eli salaş bir şekilde belindeydi ve açık kapıdan ileriye doğru bakıyordu. Adımlarım yavaşlarken “Tamam abi. Okan’ a söyledim Altayların bakımlarını o yapacak.” Dediğini duydun. Son birkaç basamağı indiğimde “Gelene kadar onları da binbaşı halleder.” diye devam ediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAskeriyeyle ilgili konuştuğunu daha ilk cümlesinde geçen altay tanklarından anladığım için olduğum yerde kalarak sessizce onu izlemeye başladım. Fakat bu çok da uzun sürmedi. Serdar “Hazan’ da geldi.” Diyerek bana döndü.
Sol kolunu gel dercesine uzatıp gözlerime baktığında ona doğru ilerlemeye başladım. Bu hareketiyle arayanın başkan olduğunu anlamamam için farklı bir dünyadan gelmiş olmam gerekiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar telefonunu bana uzatıp diğer eliyle çelik kapıyı kapatırken elinden aldığım telefonla az ilerideki farklı bir odaya ilerledi. O gidince “Alo.” Dediğim telefondan mutlu bir “Hazan.” Sesi yükseldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Nasılsın bakalım? Dağ havası nasıl?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar cidden hiç çekinmeden komutanın benimle olduğunu mu söylemişti? Üstelik de dağda kaldığımızı, baş başa olduğumuzu.. Onun aksine ben bu durumdan, özellikle de dün geceden utanırken olduğum yerde kalıp dudaklarımı kemirerek “İyiyim başkan.” Dedim. Sonra da kıkırdayarak devam ettim. “Dağ havası da güzel.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Güzel güzel.” Diyerek keyiflendi. Dudaklarım gerilirken Serdar’ ın girdiği odaya bakıp başkanın “Damadım sana iyi bakıyor mu?” Deyişini dinledim.
Başkan ya damadı hemen kabullendin
Çok iyi bakıyordu da, konu bu değildi sanki başkan. Yani onun bu kadar rahat olması benim daha da utanmama sebep olurken gözlerimi devirerek imayla “Başkaan.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUtandığımı anlamış olmalı ki hafiften ciddileşen bir sesle “Hadi düzeltin aranızı da barışın kızım. Ben annene söylemem bir şey. Bazı şeyler rayına girsin.”
Söylemediğine eminmiyiz başkan
Yani evet. Neticede annemin adamın biriyle dağ başında kaldığımı duyması pek de iyi olmazdı. Ne olursa olsun birden bire çıkıp bunu söylersem kadına inme falan inebilirdi. Bu yüzden başkanın anlayışlı ve sevenleri anlayan haline içten bir sesle “Sen adamsın.” Dedim. Olduğum yerde keyifle salınmaya başlarken de “Hallediyoruz bakalım.” Diye devam ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sen ne istediğini bilen zeki bir kızsın. Serdar’ a gözüm kapalı güveniyorum. Ama yine de bir sorun olursa ararsın.”
Bana, hattâ benden çok Serdar’ a duyduğu güven içimde çok tatlı bir sevince yol açarken gözlerimi elindeki tişörtle odadan çıkan Serdar’ dan kaçırdım. Boşta kalan elimle yüzüme gelen saçlarımı geri ittirdim. Başımı paçası katlı pantolonumu kontrol edercesine yere eğerek yüzümdeki o muzip ifadeyle “Olacağını sanmıyorum, ama olursa ararım.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ha başkan.” Diyerek devam ettiğimde Serdar tam önüme gelmişti. “Emir de bilmiyor..” dedim. Emir’ e söylemesini istemiyorum çünkü ona ben anlatmak istiyordum. Neticede her şeyi biliyordu ve bunu da benden duysa çok daha iyi olacaktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSüleyman Amca ne demek istediğimi anlamış olacak ki keyifle soludu. “Tamam tamam.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTam önümde duran, öylece beni izleyen adama başımı kaldıramıyorken yeni bir heyecanın ortasındaydım. Sanki dün kollarında uyuduğum adam o değildi. Sanki beni sarıp sarmalayan, tüm bunları yaparken de beni seven o değilmiş gibi bir heyecanım vardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hadi görüşürüz.” Diyen başkana “Görüşürüz.” Diyerek telefonu kapattığımda Serdar’ la yeniden, hattâ ilk defa bir sabahın ortasında baş başa kalmıştık.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKapanan telefonu ona uzatırken dudaklarımı büyük bir heyecanla kemiriyor, kirpiklerime inen bakışlardan kaçmak için ise başımı kaldırmamayı seçiyordum. Serdar’ ın boyu çok uzundu ve ona bakabilmek için ayrı bir çaba sarf etmeliydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUzattığım telefonu alıp cebine koyarken hafif alaylı bir sesle “Zahmet edip yüzüme baksan keşke.” Demesiyle sağ omzumdaki çantamı yerinde sabitleyip başımı utançla daha da eğdim.
“Erken boyun fıtığı olmaktan korkuyorum diyelim.”

Vhdtvhsd bazen de esprili
Hahahaha hazan ya
Hahahahah
Cebine bıraktığı telefonla boynumu kavrayıp eğilerek dudaklarını kulağımın hemen altına, boynuma bastırdı. “Bundan korkuyorsan kucağıma da alabilirim yavrum.”
Ay olur olur
İyice çatlayalım burda
Yaniii neden olmasın kii

Ağağağağğ
Çom da güzel olur
Sesindeki keyif bu defa ona dönmemi sağlamıştı. Isırdığım alt dudağımı bırakarak sakin bir gülüşle utana sıkıla “Gerek yok.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerim gözlerine değdi. Eli boynumu ve ensemi kavrarken hafiften gerilen dudaklarıyla utandığımı anlamış olmalıydı. Konuyu uzatmadan “Giy hadi.” Dediğinde bakışlarım bu defa sol elinde bana uzattığı tişörte gitti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu dünkü tişört değildi. Onun yakası V kesimken şu an bana uzattığı tişörtün yakası daha kapalı bir yuvarlak kesimdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİçimden kan ağlaya ağlaya niye demek geçse de sebebini biliyordum. Giymek istiyor muydum işte o tartışılırdı. Fakat yumuşak bir sesle “Yavrum ben seni öyle çıkartmam.” Deyince tüm düşüncelerim anında kenara sıyrıldı.
Ben o cümledeki yavruma düştüm çünkü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYine de bu durumu güle oynaya kabullenmek istemedim. Gözlerimi devirirken dudaklarımı yaladığımda omuzlarım düşmüştü.
Bana doğru ufak bir adım attı ve boynumdaki elini yanağıma koydu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Diklenme ama.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYumuşak çıkan sesine düşen yüzüm eşliğinde “diklenmiyorum ki” Derken aslında epey de keyifliydim. Zaten alt tarafı bir tişörttü. Serdar yanımdayken başka insanların kıyafetim hakkında ne düşündüğü umurumda değildi. O beğeniyorsa benim için yeterdi.

Mantıklı bir bakış açısı
Elimi kabullenircesine tişörte uzattığımda yanağımdaki eliyle sessizce yüzümü sevdi. Bu sefer karşılık vermeden tişörtü aldım ve Serdar’ ın çıktığı odaya doğru ilerledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHenüz halâ dağ yolundaydık. Yalnızca üç viraj geçmiştik ve suskunduk. Hafta içi olduğundan kalabalık olmayan yolda Serdar’ ın hemen yanındaki koltuktaydım.
Sakindik.
Sessizdik.
Bu defa etrafı izlemek yerine telefonuma gelen mesajları kontrol ediyor oluşum Serdar’ ı rahatsız etmiş olmalı ki söylenircesine “Neye bakıyorsun sabah sabah?” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHaklıydı. Saat sabahın dokuzuydu. Ama ben de zaten şimdi değil dün gelen mesajları okuyor, yanıtsız aramalara göz atıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar’ ın biraz sonra sinirlenmeye başlayacak haliyle telefonu çantama bırakarak “Sena’ yla Yeliz mesaj atmış onlara döndüm.” Dedim. “Gül’ le Ayça’ da komik bir şeyler atmış onlara baktım.”
Bunların yanında Hakan Abi ve Emir’ den de birer cevapsız aramam vardı. Birkaç kuzenim de öylesine naber gibi şeyler yazmıştı tabi.
Yüzsüz Hakan bir de arıyor
Kendi kendime o kadar ayrıntıya da gerek yok derken yavaşça Serdar’ a döndüm. Güneş tam tepemizde olmasına rağmen bu bizi etkilemiyor, arabanın renkli camları sayesinde gözlerimi kısmak zorunda kalmıyordum. Dışarıda hava serindi. Fakat onca haftanın hatırına bu defa Serdar’ ın beni omzunun altında tutacağını bildiğimden üstelemiyor, aksine bir güzel havanın tadını çıkartmak istiyordum.
Tabi eğer merkeze dönüyor olmasaydık.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSözlerime karşılık yoldaki bakışlarıyla “Hoşlanmıyorum. Yanımda fazla oynama.” Derken oldukça ciddi bir hali vardı.

Oldu paşam başka isteğin
Dedi ilerde yanında biz varken bi telefonla konuşup bi denk gelen insanlarla ayak üstü konuşan adam
Serdar’ a bakarken aldığım cevapla kaşlarımı anladım dercesine kaldırdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Dayım da sevmiyor.” Dedim sonra. “Yani yanında telefonla ilgilenilmesinden pek haz etmiyor.” Diyerek yola döndüğümde imayla “Bu yaşlılarda genel sorun galiba.” Diye devam ettim.
Sjsjsjs anldin mı
Hahahaha kız kavgada söylenmez
Aboo ne dediii hahahasjrşdl
Kız hazan
Ona bakmıyorken keyifle gerilen dudaklarımı daha fazla gülmemek için kemiriyordum. Arabayı kenara çekerek sertleşen sesiyle “Evlenelim.” Dedi.
Bu defa evlenmek kelimesiyle kalbim hızlandı. İstemsizce o tarafa döndüğümde tek kaşı havalanmış bir halde beni izliyordu.
Gözlerime baktı.
Benim imamın aksine o kendimden emin bir ses ve daha başka bir imayla bana bakmayı sürdürdü. “Gösteririm ben sana yaşlıyı.”

biliyoruz nasıl gösterdiğini
Tekrar bi hatırlamak fena olmaz ama
Yaaaa adam hazır cevap
Gördük gördük
Alt dudağımı iyice ısırdım. Dudaklarımdan dökülen kıkırdamayla başımı yeniden cama çevirirken yaslandığım deri koltuk daha sıcak gelmeye başlamıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnu elbette yaşlı görmüyordu. Hatta aksine, aramızdaki bu altı yaş ve onun olgunluğu beni daha da etkiliyordu. Serdar’ a her baktığımda kalbim bu nedenlerle bile hızlanıyor, benden büyük olduğu için kendimi sebepsizce hoş hissediyordum.
Büyük olması değil de, daha çok kendine has ağırlığı ve olgunluğu etkiliyordu beni. Sert hallerini her daim seviyorken suskun bakışlarındaki anlamlar hoşuma gidiyordu.
Onun böyle olması içime siniyor, kalbimi her defasında ele alıyordu. Neticede doğruya doğru, Alp ya da Emir gibi yumuşak adamlarla yapamayacağım ulu orta bir gerçekti. Serdar çok başkaydı. Ve ben de onun bu başka hallerini seviyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar susarken gülüşümü bastırıp “Ee neden durduk?” Diyerek ona döndüm. Halâ oturduğu yerde bana bakıyor, yüzümdeki sinsi gülüşü izliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kahvaltı.” Diyerek göz ucuyla az ilerimizdeki restoranı gösterdi. Fakat kaşları halâ çok hafif çatıktı.
Bunu ciddiye almış olamazdı, değil mi? Oysa her an kendinden emin bir duruş vardı. Belki de ciddiye almamış, yalnızca normal haline bürünmüştü. Yine de gülmemek için kendimi zor tutarken restorana dönüp yeniden Serdar’ a bakarak merakla “Eve gitmiyor muyduk?” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşını yavaşça sağa sola salladı. “Ben sana eve gidiyoruz demedim ki. Gidelim dedim.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHaklıydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGülüşüm geçmiş, yerini eski Hazan’ a verirken alt dudağımı sarkıtıp kaşlarımı havalandırarak “Eve ne zaman gideceğiz?” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Üç dört gün buralardayız.” Demesiyle Sena’ nın her zaman kullandığı o laf geldi aklıma. Kendi kendime sikmese bari desem de yeniden gülmemek için kendimi tutarak ters bir köşeyle kaşlarımı çattım. “Pardon da kim veriyor bu kararı?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAslında tüm bunlar hoşuma gitmişti. Sonuçta onunla, onun koynunda geçireceğim birkaç gün ikimize de çok iyi gelecekti. Bunun bilincindeydim ama yine de mızıkçılık yapmadan duramıyordum.
Ben yapmadan duramıyordum da sakince arabadan inerken normalmiş gibi. “Ben.” Diyen adam bunu ne kadar ciddiye alıyordu iste orası tartışılırdı.

Çok rahat çok profesyonel
Ben dedi ve bitti bu kadar
Serdar ve netlikleri
Serdar’ ın hemen arkasından gülerek arabadan indim.
İkimiz de aynı anda kapıları kapattığımızda Serdar arabanın önüne doğru ilerleyip hafif bana dönerek tutmam için elini uzattı.
Bu defa tuttum o eli.
Yüzümdeki tebessümü silmeden sevdiğim adama ilerleyip dün geceki dürümcünün aksine, yaşadığımız her şeyin aksine bana uzattığı eli tereddütsüzce tuttum..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar önde ben bir adım arkasında restorana girdiğimizde girişte bizi karşılayan siyah takımlı adam Serdar’ a gülümseyip “Hoş geldiniz Serdar Bey.” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar adama başıyla öylesine bir selam verdi. Tahta zeminde yavaşça ilerlerken bakışlarımı eski zamanı andırsa da oldukça lüks olan mekânda gezdirdim.
Elimdeki büyük ve sert ele bakıp gülümserken ‘sen dün gece bu devin kollarında uyudun Hazan’ deyip kalbimin kuş olmasına müsaade ettiğimdeyse Serdar elini elimden aldı ve kolunu omzuma koyarak beni yavaşça kendine çekti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAh Yüzbaşı Serdar, ah…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSağ elimle sağ omzumdan sarkan elini tuttuğumda adımlarıma uyum sağlamak için yavaşladı. Sonra bana döndü. “Nereye geçelim?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSolumdaki Serdar’ a bakmadan az ilerideki balkonu çenemle işaret ettim. “Balkona çıkalım mı?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Olur.” Deyip yavaşça o tarafa adımladığında bu sefer yan yana ilerliyorduk.
Benim hafiften ses çıkartan hızlı topuk seslerim Serdar’ ın bir adımına denkti ve benim için yavaşlıyor oluşu bile kendimi değerli hissetmeme yetiyordu. Benim için bir şeyler yapıyor oluşu, kendini benim için ayarlıyor oluşu güzel hissetmeme sebep oluyordu.
Böyle bir adama denk gelmeliiii
Geniş balkona çıktığımızda masaların nerdeyse dörtte biri doluydu. En köşedeki boş masaya doğru yönelmemle Serdar bir şey demedi, sessizce benimle birlikte adımlamaya devam etti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKuş sesleri sanki her yerdeyken yeşille, uzun uzun çam ağaçlarıyla kaplı olan mekânın eşsiz ve huzur dolu bir manzarası vardı. Az ileride bir üzüm asması, onun hemen yanında rengârenk çiçekler ve tahta trabzanlar vardı. Bulutlardan sıyrılmış güneşle doğa o kadar muazzam duruyordu ki, bu güzellik mekândaki sessizlikle buluştuğunda uzun uzun seyretmeden duramayacak gibiydim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜzeri cam kaplı olsa da mekânla uyumlu olan ahşap masaya geldiğimizde Serdar boşta kalan elini cebine atıp çıkardığı telefonunu kulağına götürdü. Aynı anda o ufak baş işaretiyle de bana önümüzdeki sedire oturmamı işaret etti.
Kolunun altından ayrılıp gösterdiği yere oturduğumda insanlar arkamda kalmıştı. Görüş alanımda sadece Serdar ve doğa varken Serdar karşıma oturarak “Söyle Azat.” dedi.

Azatttt
Azatttyy
Dikkatli bakışlarını masada sabitliydi.
Çantamı sağıma bırakıp solumdaki trabzanlardan sarkan ağaç dallarına döndüğümde Serdar bu defa. “Şirkette misin?” Demişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı hafif kaldırarak aşağıdaki ürkütücü uçuruma bakmak istesem de görünürde pek bir şey yoktu. Yeşillik her yeri kaplamıştı. Doğrusu Bursa’ da yaşadığım halde ben bile buraya ilk defa geliyordum ve oldukça güzeldi. Daha önce bu civarda birçok yere gitmişken buraya ilk defa geliyordum ve fazlasıyla huzurlu bir yerdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Konağa git.” Diyen Serdar’ a döndüm. Gözlerimiz buluştu. “Orada da halledemezsen beni bekle gelince birlikte yaparız.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDikkatle onu izlerken ne kadar yakışıklı olduğu konusunda bir kez daha netlik kazandım diyebilirim.
Kirli sakalları, façalı kaşı, yara izi, hattâ hafif de olsa belli olan göğüs tüyleri ve geniş omuzlarıyla duruşu bile bir başkaydı sanki. Kendi iç dünyamda ona aşık olduğum için abartıyor olabilirdim, fakat bundan kime neydi ki?
Sonuçta onu ben seviyordum.
Ben çok etkileniyordum ve bunu her fırsatta da kendime hatırlatmaktan asla çekinmiyordum.
Neticede kollarında, onun deyimiyle de koynunda uyuduğum adamdı o. Her haline hayran kalmam normal değil miydi? Üstelik bu kadar az zamandır benimken..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTelefonu tuttuğu elinde o ilk günden beri gördüğüm siyah yüzük, aynı bileğinde dün gece benden aldığı siyah lastik tokam vardı. Belli, hiç çıkartmamıştı.
Boşta kalan eli masa masanın altında, bacağının hemen üzerindeyken bana bakan yüzü fazla ciddiydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Üç beş.” Deyişiyle çantama uzanıp çıkarttığım telefonu masanın kenarına bırakıp çantamın fermuarını çektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar, yanımıza gelip yalnızca ona bakan garsona beklemesi için ufak bir bakış atarak bana baktı.
“Tamam kapat.” Dedi sonra. Karşı tarafı beklemeden telefonu kapatıp nefesini verdi ve yeniden adama döndü.
Yüzü sakinken duruşu iyice dikleşmiş, sesi her zamanki gibiydi.
“Ne varsa getir İsa.” Dediğinde garson üslubunca başını eğip “Peki Serdar Bey.” Diyerek geldiği yöne doğru adımladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElindeki telefonu masaya bırakırken oturduğu yerden kalkışını izledim. Bana bakmadan sakince ilerleyip yanıma oturduğundaysa karnımda tepişmeye başlayan fillere tekmeler savurdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSol kolunu sahiplenircesine omzuma attı. Bakışları üzerimdeyken eğilerek dudaklarını yine saçlarıma bastırdı ve ona doğru yaklaşmamı sağladı. Aramızdaki mesafe kapandığında benim sessiz utancım ikimizi yeriyor, Serdar’ ın ise sadece benimle kurmak istediği teması güçlendiriyordu.
Dudaklarını başımdan çekip arkasına yaslanırken “Ne istiyorsun?” Dedi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBakışları halâ üzerimdeydi. Utanıyordum. Karşımdaki manzaraya odaklanıp dudak sarkıtarak ne yiyeceğimi bilmez bir halde sadece omuz silktim.
Yine tüm devrelerimi yakıp aptala bağlamıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKolu bedenimi sarıyordu bu defa. Ciddiyetle “Yavrum ne yiyeceksin?” Deyip ekledi. “Tost istiyor musun?”
Zaten ne varsa getir dememiş miydi? Demişti. Yani aç kalma ihtimalim yokken neden özel olarak ne istediğimi soruyordu ki? Buna lüzum yoktu ve beni daha çekimser biri yapmaktan başka bir işe yaramıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarım aralanırken yanımıza iki garson gelip kahvaltılıkları masaya dizmeye başlamışken Serdar bakışlarını ikiliye çevirdi. Bana bakıyorlar mı diye yapmıyorsa bende Hazan değildim ya.
Yine de sessizce onları izlerken bacakları iki yana ayırarak rahatça geriye yaslanmış, belime inen koluyla beni ne hale getirdiğini bilmeden, ya da bile bile bedenimi okşuyordu..
Serdar’ ın bu rahatlığı ve buralar benim havası ona hayran kalmamı sağlarken kendi çekingenliğimin aksine onunla daha başka hissediyordum. Kollarımı sessizce kucağımda bağlayıp olan biteni izledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇocuklar kısa sürede koca masayı tamamladıklarında Serdar’ a baş selamıyla “Afiyet olsun Serdar Bey.” Diyerek ayrıldılar.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sık gelir misin buraya?” Dedim. Bakışlarını giden garsonların ardından alarak bana döndü. “Yazdan yaza.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu defa benim ona dönerek “Bir şey soracağım.” Dememle onun “Patates kızartması?” Diye soruşu birbirine karıştı.
Kendimi bizim bu halimizle tutamayıp kıkırdamaya başladığımda başımı öne eğerek alnımı kısa bir Serdar’ ın sert göğsüne koyup kaldırdım. Bu sırada tıpkı benim gibi gülümseyen Serdar “Sor yavrum.” Deyip sağ gözüme inen saçımı kulağımın arkasına iliştirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu konuda neredeyse emindim fakat ondan da duymak itiyordum. “Sen arada sinirlenip sinirlenip gidiyordun ya hani.” Dedim. Sonra başımı tatlı bir halle sağa eğerek gözlerini gözlerimden almadım.
“Mahalleden yani.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSol eli belimde sabitliydi ve bedeni hafif bana dönüktü. Tıpkı ona döndüğüm gibi bana dönmüşken gözlerime sabitli bakışlarıyla ne soracağımı anlamıştı. Yine de “Buraya mı geliyordun?” Dememi bekleyip yavaşça başını salladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Senin hiç benim olmamandan geliyordum.” Diyerek boşta kalan eliyle yanağımı sevmeye başladı. Nefesleri yavaşladı. Birbirimizin kalbini görebilecek haldeyken kalın ve kadifemsi sesiyle beni utandıra utandıra soludu. “Ama şimdi benimsin. Hem de sonsuza dek..”
Ahh şimdi onunsunn
Onun muydum cidden?
Sahi, biz bir olmayı başarabilmiştik değil mi siyah dev? Ben senin kollarında güne uyandım ya hani? Sen artık benimdin değil mi? Tıpkı benim senin olduğum gibi..
Aynen birbiriniz için yaratılmışsınız
Sustum. Suskunluğumla birleşen tebessümüm bu derin anlarda gözlerimdeki ışıltıdan belli olurken Serdar’ ın da benimle aynı şeyleri hissettiğine emindim. Bu güzel havada karşımda sevdiğim adam varken bize her şey mubahtı ve bir çift gözün ürkütücü güzelliğinde kalbim geçiyordu..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar elini yanağımdan çekerek az ileriden elindeki tepsiyle bize doğru gelen garsona baktı. Oturuşunu düzeltti sonra.
Bunu neden yaptığını bildiğim için aklımdan herhangi bir şey geçmedi.. Serdar başkalarının gözü önünde o tür şeyler yapıp ilişkisini yaşayacak bir adam değildi ve bunu anlamak için onunla fazla vakit geçirmeye gerek yoktu. Duruşundan bile ne kadar maço bir adam olduğunu anlayabilirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAz evveli hiç yaşamamışız gibi ciddi bir hal alırken yeniden donatılmış masayı çenesiyle işaret edip “İstediğin bir şey var mı?” Dedi. Ona bakarken gülerek gözlerimi devirdim ve incelen sesimle yapma ama dercesine “Serdaaar.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSiyah topuklu ayakkabılarımla bacak bacak üzerine attım. Gerilen dudaklarımla da “Abartmıyor musun?” Derken bana bakan adama döndüm.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTepsideki patates kızartmalarını ve tostu masaya bıraktıktan sonra arkasını dönen garsonla bana baktı. Başını iki yana salladı. Siyaha çalan gözlerini kıstığında o da gülümsüyor gibiydi. “Hazan.” Dedi sonra. “Seni öperim, ama millet var.” Sesi kalınlaştı. Sanki bu durumda fazlasıyla zorlanıyormuş gibi dudaklarıma baka baka devam etti. “O yüzden kes şu şirinliği.”

Öpsene bir Allah aşkına
Millet var öpemeezzz
Tenhada görüşelim
Her halinde öpesim geliyor demiyorda şirinliğini söylüyor sadece
Onun bu sert hali beni ilk defa hiçbir şekilde korkutmazken aksine gülümsememe sebep oldu. Beni sevdiğini biliyor, bu hallerinden zerre tereddüt etmiyordum.
Gözlerine bakarken onun gözündeki şirinliğimi kesmedim. Aksine daha da gülümsedim. Sonra da onum tüm halleri bir bir zihnimde canlandı..
Urfa’ da bir aşiretin mensubu olan Serdar.
Dedesi şıh olan Serdar.
Maço Serdar.
Balkon güzeli Serdar.
Ahh.. Yüzbaşı Serdar..
Güldüm…
Siyah devi unutma
Balkon güzeli

Okadar güzellerkiii
Serdar gibi sevmek
Cidde Serdar'ın yavrusu ya
Çok tatlılar ya