Hazan Vakti
Bölüm 48
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar uzattığım sarmayı yerken ben uzanıp az ilerideki sürahiden kendime su koydum. Ayran dökmüştüm ama içmezdim. “Güzel olacağını biliyordum.” Deyince su içmeyi keserek ona döndüm. Beni izliyordu. “Yersem daha çok tutulurum diye.”
Ben elimdeki bardakla adamı dinlerken Serdar bir yandan sarma yiyordu.
“Senden uzaklaşmak için elimden geleni yaptım aslında.”
Kadına gitmek gibi.
Uzanıp masanın üzerindeki tabağı Serdar’ a yaklaştırırken kendimi adama yaslayıp sırtına sarılarak imayla sırıttım. “Çok başarılı oldun tebrik ediyorum.” Beni onaylar gibi baş eğip “Sağol yavrum benim.” Derken masanın altından ayaklarını karşı sandalyeye uzatmıştı. “Birde evlenirsek senden kaçmakla daha başarılı olurum.”
Serdar sarma yerken bende uzanıp ağzıma bir tane attım. Ülke feth etme edasıyla “Merak etme bu konuda sana her zaman yardımcı olacağım.” Dediğimde sağ omuzumdaki elini yüzüme koydu ve başımı kendine çekerek şakağımı öptü. “Lan yavrum seni varya…” Gülerek başımı iki yana salladım ve omzuna koydum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAlt dudağımı ısırarak sessizce kıkırdadım. Serdar’ la aynı evde olmak, onunla bir şeyler yemek o kadar güzeldi ki kendimi ait hissettiğim bir anda, kimseye ihtiyaç duymadan var oluyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yemedin mi bir şeyler?” Diyerek sarmadan bir çatal daha aldığımda eli bel oyuğumda, başım omzundaydı. “İstemeden önce. Sonra hemen havaalanına geçtim zaten. Sen?”
Sarma o kadar güzeldi ki tok olsam dahi yerdim ama biraz açtım. Kızlarla voleybol oynamadan önce Ayça, Gül ve Yeliz’ le dürümcüye gitmiştik.
“Sponsorum sağolsun.” Deyip çatalla bir tane daha sarma aldım. “Kızlarla dürümcüye gittik, ama saat beş miydi altı mıydı neydi.”
Serçe parmağım gibi sardığım sarmalarımdan bir tane daha aldığında tabak yarıyı geçmişti. Ama ben bir tabak daha yerdim.
“Haberim var.” Derken başını yavaşça sallayınca omzundan kalkarak dirseklerimi yasaya dayadım. Az ilerideki peçeteye uzanırken omzumun üstünden yüzüne bakıp “Beni mi takip ettiriyorsun?” Dememle bakışlarını muzip bir ifadeyle üzerimde gezdirdi. Dürümcüde çalışanlar söylemiştir, çok da önemli değildi. Sessiz kalmayı seçti, yaslandığı yerden ağzına bir tane daha sarma atınca ona doğru dönerek sonunda “Hatice Teyze.” Dedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇatalı “Konuşacak kadar önemli değil.” Derken tabağın kenarına bıraktı ve daha da dikleşerek iyice bana döndü. Ben de oturduğum yerde onu yönelip dikleşirken bakışları gözlerimi tarıyordu. “Farklı bir şey söylemek istersen dinlerim, ama şimdi o konuya girip moralini bozmanı istemiyorum.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖyleyse rahattım, omuz silkerek sağ dirseğimi masaya bıraktığımda ilgisi yalnızca bendeydi. Ben “Senin için sorun yoksa.” Derken o başımın üstünden tüy olduğunu düşündüğüm şeyip alıp bana baka baka kenara attı. “Yani zaten olanı söyledim, geldi ve bakmadım. Ekstra bir şey yok.” Göz gözeydik, sarma yemeyi bırakmış ciddi ciddi bir şey konuşuyorduk ve bu ciddilik de yüzümüze de yansıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar anlayışla başını salladı. “Ben sana o gün de söyledim. Benim bu konudan kaybedecek bir şeyim yok, sen nasıl istiyorsan onu yap.”
Bir şey yapmak istemiyordum. İşin kötüsü, Serdar’ ın ailesine karşı bu kadar duygusuz oluşu canımı sıkıyordu ve aralarındaki sorunu merak ediyordum ama bir türlü sorma cesaretini ve yerini bulamıyordum.
Kendimden biliyordum, belki onun da kırık bir noktası vardı.
Kısılan sesimle mırıldandım. “O zaman gittiği yere kadar.” E evleneceğiz diyordu, istemeye illa geleceklerdi. Gelmeyecekler miydi ki?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKara kara ne olacağını düşünürken nasıl olduğunu anlamadan yere düşen salçalı ve yağlı çatalla “Hii!” Deyip yere doğru baktım.
Tam Serdar’ la ortamızdan fayans zemine düşmüştü. Şortumun açıkta bıraktığı bacaklarıma salça suyu damlamış ve beyaz masanın kenarlarına da nokta nokta sıçramıştı. Başımı yana eğip gözlerimi devirdiğim sırada Serdar gülerek yanağımı öptü. “Sana sorun şortta demiştim.”
Gülüşüm omuzlarıma sarılan kolla iyice derinleşirken yeniden yere ve bacaklarıma baktım. “Sorun şortumda değil sende bence.” Yani libidosunda. Ama bunu mesajda olduğu gibi açık açık diyemezdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Şu yazdığın şeyden mi?” Der demez “Ya Serdar!” Diye yükselerek dizine vurdum ve hafif geri çekilip yerdeki çatala eğildim. O arada Serdar’ in eli açılan belime gitmişti ki çatalı aldığım yerde iki büklüm kalarak “Ne yapıyorsun?” Deyip doğruldum. Sinirlenmemiştim baya baya sırıtıyordum. Doğrulunca belimden sırtıma geçen elle yavaşça yüzüme eğilmeye başladı. Dudaklarını usulca dudaklarıma sürttü. “Hiçbir şey.” Geri çekilerek havalanan kaşlarımla “Mutfaktayız.” Dedim. “Bak bu sefer kesin çarpılırız Serdar.” Kalbim hızla çarpıyordu, işi sakaya vuruşum ise tamamen heyecanımdandı.

Serdar'a evlilik şart adam kendini tutamıyor
Kendinden emin bir üslupla elimdeki çatalı alıp gözlerime baka baka masaya koydu. “Çarpılmayız.” Kendi kendimi, içimden orasını Allah bilir, ben yine de söylemek istedim derken bulunca saçmalama diyerek elimi tutan elleri tuttum.

Onunkiler yanında çarpılmayacağından Emin haberini almıştır
Sağ elinin baş ve işaret parmağıyla çenemi kavradı. “Buraya birdahaki gelişimde seni de alacağım.” Urfa’ ya gidecektik yani. İstemeye? Ama bunu evvela annemlerle konuşmam gerekiyordu. Annemin bir şey diyeceğini sanmıyorum. Neticede daha düne kadar ben asla evlenmeyeceğim diye geziniyordum ve annem de bu duruma çok üzülüyordu. Şimdi bu fırsatı asla geri tepmezdi, hele de Serdar’ ı bu kadar severken.
Bir dahakine sen gelmiyorsun biz geliyoruz Serdarcım

Rızasıyla olduğu tartışılır
Dişlerimi göstermeden derin bir tebessümle gülümsedim, o ara gözlerim koyu kahve gözlerinde kısıldı. “Habersiz gelme o zaman. Hazırlanmam uzun sürer.” Benim valiz hazırlamam bile bir gündü.

Sen merak etme hazırlanmana gerek kalmayacak bütün yükünü hafifletecek Serdar lcrhhhdhf
Hafif bir gülümseyişle “Bu geceden sonra gelmem zaten.” Deyip alnıma eğildi. Dudakları alnıma değerken yüzümdeki eli kulağımın altından boynumu kavradı. “Korkuttum seni.” Kalbim hızla atıyor, yüzüme bir sıcaklık sarılıyordu. “Şikayetçi değilim.” Desem de darlandığımın farkındaydım ama bunun sebebi kesinlikle Serdar değildi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDerin bir nefes alarak anı bozmak istemeden usulca “Cam.” Dedim. “Serdar camı açar mısın?” Anında geri çekilerek yüzümü incelemeye başladığında sol elimi kendime yelpaze yaptım. “Çok sıcak.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Tıkanmıyorsun değil mi? İyi misin?” Kaşları çatılmış, yüzümdeki eli kontrollü bir hâl almıştı. Başımı itirazla iki yana sallayıp gözlerine baka baka derin bir nefes alıp verdim. “Çok sıcak sadece.” Bu, biraz da ona duyduğum ihtiyaçlı sevgiden kaynaklıydı. Serdar benim elimi kolumu birbirine doluyordu hepsi bu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOturduğu yerden kalkmadan uzanıp camı açarken kucağımdaki eli tuttu. Ellerimle elini kavradığım an boynuma dolan serinlikle de kendime gelmiştim.
Yeniden bana dönüp yüzümü taradı “Kızardın.” Başımı olumlu anlamda sallayıp yavaşça göğsüne sokulduğumda itirazsız beni kendine çekti. İhtiyacım olan tek şey biraz serinlik ve Serdar’dı…

İkisini bir arada veremiyoruz maalesef
“Niye böyle oldu şimdi?” Hem kendi kendine kızıyor hem bana soruyordu. Kalbinin hızla çarpışından telaşını anlayabiliyorken uzanıp bir sarma daha aldım. “Çok sıcaktan oluyor öyle. Boş versene geçti zaten.” Uzanıp sarmayı hiçbir şey olmamış gibi keyifle ağzıma atınca Serdar gülerek başımı öptü. Hallerime şaşırsa da sanırım bu iyi bir şeydi, çünkü gülüyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBenimki kirli olduğu için Serdar’ ını kullanıyordum. Bir sarma daha alarak bu defa Serdar’ a uzatınca daha da güldü, ama asla almam demedi. Neticede onun göğsüne sinmiş, elim sırtında Serdar’ a sarma yediriyordum.
“Bizde sarma sardığın gün var ya.” Diyerek konuyu tamamem çok başka bir yöne çekti. O günlere gitmek artık korkutucu değil tatlıydı. Hissettiğim o hoş mutlulukla gülümseyerek göğsüne iyice sokuldum. Oysa o an ne büyük nimetmiş…
“Pastayı dolaba koyamayınca sana bakmıştım. Sen de bana bakıyordun, gelmiştin hemen.” Bu sırada az ilerideki peçeteye uzanmıştım ki Serdar yetişemeyeceğimi anlayıp peçeteliği aldı ve önüme koydu.
Peçeteyi kopartıp bacağındaki salça lekesini silerken Serdar sadece beni izliyordu. “Ne hissettin?” Diyerek yerimde doğruldum ve ona baktım. “Yani ne hissediyordun o gün?” Gülümsedim. “Çok merak etmiştim, hala ediyorum.”
O anı şimdi sevgiliyken konuşmak çok çok çok güzel bir şeydi.. Nereleri yitirip gelmişiz, kaç günü devirmişiz.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“O gün.” Deyip beni yeniden kendine çekti. Başım göğsüne giderken hızla çarpan kalbini dinleyerek elimi kalbinin üstüne koyduğumda ne yaptığımın farkındaydı. “Kafamda seni çözmeye çalışıyordum. Kalbim de aynı böyle atıyordu.” O buğulu sesinin samimiyetinden o kadar emindim ki, bana olan sevgisinden asla şüphe etmiyordum. Ne söylüyorsa doğrudur, ne diyorsa haklıdırla başımı salladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGülümserken “Duydum.” Deyip başımı salladım. Sırtını okşadım sonra. “Tatlıyı dolaba koyarken arkamdaydın ya, hissettim.” Ona ait, onun bedenine dokunarak kendimde bir yer açarken aitliği bu bedende hissettim.
“Kokunu elimde olmadan içime çektim. O şekilde sonsuza dek kalabilirdim.”
Ben de. Ne o anı, ne de o anın verdiği hisleri unuttum. Hatırlıyordum, bedenime o kadar yakınken nasıl da etkilenmiştim, oysa şimdi kollarındaydım.

Hatice karısı bağırmasa kalırdınız zaten siz orada bir saat ondan sonra da yok sevmiyorum falan diye nazlanırdınız
Sakin sakin “Emin ol bende.” Deyip saçlarımı koklayışını derin bir sakinlikle hissettim. O ana gidiyordum her bir cümlede. Mırıldamadan evvel iç çektim. “Elim ayağıma dolaştı ama çok da güzeldi.. O geceyi seninle saatlerce konuşabilirim, hayal edebilirim.” Hayal etmek bir yana, belki yaşardık da. Yeniden aynı mutfakta, bir şeyler yaparken..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOmzumdan sarkıttığı elle kızarıklığı geçen yüzümü seve seve tepeden beni izledi. “Ben günlerce kendi kafamda o anı çevirdim. Bir gün seninle konuşabileceğim aklıma hiç gelmedi.” Bende aynı hislerle yoluma devam etmiştim. Oysa her şey çok da kolaymış. Serdar’ ın beni böyle kabul edeceğini bilemezdim, tabi bir de o zamanlar ilişkiden de korkuyordum. Yine de bu hali içimi yaktı. Çaresiz kalışını istemezdim.
“O kadar mi ihtimal vermedin bize?”
Ama şimdi evli mutlu çocuklu okudunuz

Biz sonucu biliyoruz ya siz orasına bakın canım
Kaşları emin konuşmayla havalandı. Beni de inandırmak istiyor gibi “O kadar vermedim.” Derken aslında benim de o ihtimalden kaçtığımı biliyordum. Donuk bakışlarıyla sanki o anlarda cebelleşirken devam etti. “Sen bana hiç olmayacak kadar imkansız gibiydin.” Başka bir kadında beni silmek isteyecek kadar vermedi evet. Benden vazgeçmek isteyecek kadar, beni unutmak isteyecek kadar oluru yoktu.
Ya o öyle değil ama haklısın sonuçta bilmiyozzzz
“Değilmişim.” Deyip burukça gülümsedim. Biliyordum onunla sevişmedi. Sevişmek çok başkaydı, hissetmedi, duygusu yitikti. O sevişmek değildi, savaşmaktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDerin bir nefesle göğsü inip kalkarken bei onaylar vaziyette “Değilmişsin.” Dedi. “Sen kaçtıkça ben kendi kendime kurup durmuşum. Keşke kaçanı kovalasaymışım.”
Son anda kurduğu cümle ikimizi de gülümsetirken ben daha keyifli bir halle “Ters teperdim.” Dedim. Yine de bana kötü davranmasaydı daha iyiydi sanki.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Nereye kadar?” Diye itiraz etti. İlla pes edecektin diyordu, haklıydı da. Nereye kadar kaçardın ki? Bir kapıya gelmesine bitmiştim.
Omuzlarımı “Bilmem.” Diyerek silktim. Fazla düşünmemeliydim, düşünecek başka şeyler varken.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar daha konuşmadan bu defa konuyu değiştiren bendim. “Emir aradı diye gittin değil mi? Yani o akşam.”
Hangi günden bahsettiğimi hemen anlayarak pişman bir sesle “Evet.” dedi. “Hiç girme oralara.”

Huylu goril
Onun aksine yeniden gülümseyerek dudaklarımı ısırdım. “Tamam. O zaman mutfakta oturup saatlerce beni izleyişime gireyim. Sigara bile içmeden.” Konuşurken az ilerideki boş bardağa uzanmıştım ki ne istediğimi anladı ve sürahiyi kaldırıp bardağıma su koydu.
“O an.. Kendimden, hislerimden kaçarken bile, mümkün olabilse ben bir ömür bu kızı izlerim diyordum. Şimdi bir ömür izleyebileceğim.”
Suyumu yavaş yavaş içerken yaslandığım bedende bir masal edasıyla onun sesinden bir nevi kendimi dinliyordum. Böyle düşünmesi nice anıları da beraberinde getiriyordu. Ne hoş, oysa bu kadar güzel düşüneceğini asla bilemezdim.
Bardağı masaya bırakırken yüzümdeki tebessümle başımı yüzüne kaldırıp mırıldandım. “Ben de bir ömür o borcama yardım edişin gibi sana bakacağım.” Sonra yeniden yüzümü göğsüne koyup kokusunu huzurla içime çektim. “O an içimde oluşan garip güzelliği anlatamam Serdar.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmakları ense kökümden saçlarıma bulaştı. Diplerini ovar vaziyette okşaya okşaya başımı iyice göğsüne yaslayınca tişörtünün üstünden bedenini öpüp kolumu sırtına doladım.
“Öyle hissettiğini bilseydim o gece gelirdim kapına. Henüz geç değilken, seni o kadar yıpratmamışken.”

Geç olsun da güç olmasın demişler
O an aklıma bir söz geldi. Eskimeyen, benim yüreğimde her an çırpınan. Sessizliğimizi bir fısıltıyla yutarken elimin altında çarpan kalple başımı kaldırıp dudaklarımı çenesinden yüzüne doğru bastırdım. “Acıttığın kalbi bir demetle sarmadın.
Ama acımı hatırlayamayacağım kadar sardın beni.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarından şaşkın bir gülüş firar etti. Kurduğum bu cesur cümle onu da, açıkçası beni de şaşırtmıştı.
“Ezberlemişsin.” Deyince dudaklarımı utançtan ısıra ısıra başımı yeniden göğsüne koydum. Bu yürekten çıkmaya da, bu bedenden ayrılmaya da niyetim yoktu.
“Ezberlemek ne ki, zihnime kazıdım.” Diyerek yeniden çatala uzanıştım ki Serdar yarısına kadar su içtiğim bardağı alıp kaldığım yerden devam etti. Yeni bir bardağa lüzum görmeyişi ne olursa olsun beni şaşırtmıştı. Öpüşmek başka, bu daha başkaydı bana göre. Az evvel onun çatalından sarma yemişken şimdi bardağımı kullanmasıyla içtenlikle gülümsedim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar bardağı masaya koyduğu sırada çatala taktığım sarmayı Serdar’ a vermek için tam önüme getirmiştim ki sarma ikiye bölünüp hızla üzerime düştü. Ne olduğunu anlamadan yarısı bacaklarıma, diğer yarısı siyah tişörtümden içeriye girince “Hay am..” Diyerek yerimde dikleşip ağzımda yarım kalan küfürle sustum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar “Dur dur.” Deyip bana yönelince sağ elimi tişörtümden içeriye sokarak yüzümü ekşittim. Rezilliğim bu kadarı.
Elimi sokup çıkartsam çıkartamam, dursam duramam, kalksam olmaz, otursam rezil oldum diye kara kara düşünüyordum ki Serdar hiç de oyalanmadan ciddi ciddi “Gel ben çıkartayım.” Dedi.
Göğüslerimin arasındaki sarma parçasını? Serdar? Asla.

Fhvgbbb Serdar onu yerdi lan
Ne sarmaymış arkadaş sjsjsjsj
“Yok, ben hallederim.” Deyip hızla yerimden kalktım ve ilerideki lavaboya yürüdüm. Nimetle banyoya giremezdim mecbur burada halledecektim. Ben tişörtümün önünü aşağıya doğru çekiştirip önümü temizlerken Serdar yere düşen sarma parçasını peçeteyle alıp çöpe atmıştı. İşini hallettikten sonra sakin sakin arkamda belirince “Üzerimi değiştirmem lazım.” Deyip eğik başımla ona bakamadan mutfaktan çıktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHayır şarap dökersin, tatlı dökersin ne bileyim süt falan dökersin de sarma nedir? Farklı bir şey olsa umrumda olmazdı herhalde ama göğüslerime düşen şey sarma olunca elimde olmadan rezil olduğumu hissetmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu defa elime ne geldiyse hızla yatağımın üzerine atarak kırmızı şortumu ve tişörtümü çıkarttım. Yavru ağzı şortumu giydikten sonra siyah sütyenimin açıkta bıraktığı yerleri, daha doğrusu sarmanın geldiği yerleri ıslak mendille sildim. Serdar buradayken banyoya giremezdim. Bu yüzden dolabımın üst tarafında duran vücut spreyiyle işimi hallettikten sonra parmak uçlarımda yükselip spreyi yerine koyuyordum ki aynı rafta olan gece lambası tarzı süs eşyasına çarpmamla dengesini kaybedip deodorantları yere devirmesi bir oldu. Tutamadım, deodorantların hemen ardından o süs eşyası da parke zemine düşerken bana çarpmasınlar diye elimi çekerek bir adım geriledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapZemine gitti bakışlarım. Eyvah der gibi birleştirdiğim ellerim çenemin altında, bakışlarım yerdeki deodorant şişeleri ve kırılan gece lambasındayken olduğum yerde dönmemle odamın kapısı hızla açıldı. “Ne oldu?”
Serdar gelmişti. Çıplaklığımdan ötürü yüzüne pek bakamasam da sesinden bile kaşlarının çatık olduğuna emindim. Daha fazla bu şekilde duramayacağımı anladım, başımı kaldırıp ona baktığımda çoktan karşımdaydı. Bakışlarını yerden aldı. Tam önümdeydi, sağ elini bel oyuğuma koyup dikkatle yüzüme baktı. “Bir yerine geldi mi?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜzerimde yalnızca siyan bir sütyen ve şortum vardı. Neredeyse çıplaktım, yüzüm yine kızarmıştı ve ani gelişen olayla olduğum yerde kalakalmıştım.
Ellerimi göğüslerime siper ederek başımı iki yana salladım. Az önce sarma, şimdi bu. Bazı günler sakarlığım tutuyordu da, o gün keşke bugün olmasaymış. Yerde kırılmış vaziyette duran eşyaya baktı. “Var mıydı bir değeri?” Hayır. Öylesine aldığım ve asla kullanmadığım bir şeydi. “Yok, kullanmıyordum bile.” Deyince belimdeki eliyle kendimi kastığımı fark etmiş olacak ki alçak ve anlamayan bir sesle “Benden kaçıyorsun.” Dedi. Başımı hızla ona kaldırdığımda gözlerime bakarak devam etti. “Neden?”
Utanıyoruz belki hal hala
Aaaa herkes sen mi Serdarcım utanıyoruz

Utanıyoruz kociş yanlış biliyorsun sen araştırmanı öneririm
Yutkundum. Kollarım hâlâ çapraz bir halde dolgun göğüslerimin üzerindeydi ve Serdar çok iyi bir gözlemciydi. Göğüslerim hâlâ epey ortada olsa bile gözlerini benden ayırmıyor, bel kıvrımımdaki eliyle etimi hafif hafif okşuyordu.
Bana doğru yaklaşınca daha fazla utanmaya başladım. Aramızda bir adım bile yoktu. “Alışkın değilim.” Diyerek gözlerimi gözlerinden yere kaçırdım. Onu çok istiyordum, bana dokunması enfes bir hazla hoşuma gidiyordu ama nefes bile alamıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAnlam veremeyen bir sesle “Benden korkuyor musun?” Deyince başımı iki yana sallayarak “Ben.” Dedim. Ama sonra nasıl devam edeceğimi bilemediğimden göğüslerimi hareketlendiren derin bir nefes aldım. Ne yapacağımı hiç bilmiyordum. Kaskasıydım ve ya çok nefes alıyordum, ya da hiç almıyordum. Serdar’ ın karşısında onun heybetli duruşuyla ufak ve utangaç bir çocuk gibi kalmış, sadece ondan gelecek atağı bekliyordum. Bir de başımı derin bir nefesle göğsüne bırakmayı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelimdeki parmakların usul usul şortumun lastik kısmına doğru inmesiyle titrek bir nefes alıp sağ elimle diğer koluna tutundum. Korkmuyordum, heyecanlanıyordum. Ona sığınınca ondan korkmadığımı, yalnızca heyecanlandığım için böyle davrandığımı anlamış olacak ki elini yeniden belime götürerek beni hızla kucağına aldı. Aksi taktirde o mesafeden dudaklarıma yaklaşması epey zor olacaktı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİçgüdüsel olarak bacaklarımı beline dolayıp kollarıma boynuna sarmamla göğüslerim tamamen ortaya çıkmış, hatta tişörtünün üstünden basıyla bedenine değmeye başlamışlardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇıplak sırtım iki adımda yatakla buluştu. Serdar üzerime çıkıp ellerimi başımın üstünde iki eliyle sabitlerken bedenimi de aynı şekilde yatağa sabitlemişti. Dudakları çoktan dudaklarıma kavuşmuş, bedenlerimiz bir bütün olmuştu.
Hoyrat öpüşleri benim inleyişlerime sebep olurken Serdar’ da hırlayarak alt dudağımı daha sert emdi, yavaşça çekiştirdi. “Korkmuyorsun.” Dedi nefes nefese dudaklarıma değerken. Sonra halimden memnunmuş gibi bir kez daha öpüp gülümseyerek soludu. “Utanıyorsun.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEllerimi ellerinden kurtarmak için hamle yaptığımda buna müsaade etti. Dudaklarım dudaklarına giderken yüzünün iki yanını kavradım. “Neyinden korkayım?” Bu defa ben onun dudaklarını öpüp nefes nefese geri çekildim. “Bana bambaşkasın.”

Ha şunu bileydin
Cidden ya bir tek Hazan a bambaşka
Bugünki videoda sonra bunu çok daha net anlamıştım. Serdar dışarıda bana olduğundan çok daha sertti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElleri çıplak belimin iki yanını kavradı. Dolgun dudakları yeniden etli dudaklarını buldu. Beni onaylar vaziyette “Sana bambaşkayım.” Alev alan gözleri dudaklarımdan gözlerimi buldu. “Bir sana yavrum. Bir tek sana.” Biliyorum Serdar, sen bir bana…
Hem sevişiyor, hem de konuşuyorduk ve bu halimiz ikimizi de rahatlatıyorken huzurla mutlu ediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBacaklarımı bükerek onu arama almamla Serdar’ ın dudaklarından boğuk bir inleme döküldü. Kalbini hissediyordum, ikimizin de hızla çarpan kalbini çıplak göğüslerimde hissedebiliyorum.
Dili ağzımdayken sert sırtını okşadığımda belimden kayıp şortumdan içeriye giren eli daha da ıslanmama sebep oluyordu. O büyük el kalçamı kavrayıp sıktığı an ağzının içine inleyince karnımın üstünde hissettiğim sertlik daha da büyüdü.
İnleyişlerim bariz bir şekilde onu etkiliyor, sanki hem daha sert olmak istiyor hem de durmak istiyordu.
Kalçamı kavrayan elle zaten afallamıştım, bunu beklemiyordum ama hoşuma da gitmişti.

Vallahi bu gece ipten döndünüz zaten
Uzun uzun kalçamı ellerken, beni öperken dillerimizin, dudaklarımızın bir fütursuzlukla birleşmesi yüreğimi hoplatıyordu. Kollarımı boynuna dolayıp itiraz etmeksizin dokunuşlarına yol verdim. Öptüğü kadar öptüm, inlediğim kadar boğuk sesler çıkarttı ve sevdiğimden daha fazla sevdi beni.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelimdeki sol elini de aynı şekilde mini şortumdan içeriye sokup iki eliyle kalçalarımı yoğurmaya başlayınca odada yükselen inleme seslerimiz daha da arttı. Ellerim sert sırtında, onun büyük ve sert elleri benim kalçalarımdayken delice öpüşüyorduk.
Bunu beklemiyordum. Dudaklarıma olan ilgisini her daim biliyordum ama kalçalarıma böyle dokunacağını hiç ummazdım. Dudaklarımı sertçe öperken kalçalarımı öyle bir okşuyor, parmaklarımı etime öyle bir gömüyordu ki bundan zevk alıyordum. Usul usul sıkıp bırakışlarının ardından el izinin kalçamda kalacağıma emindim. Kollarım boynunda, onu kendime bastıra bastıra, kokusunu içime çeke çeke seviyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar kalçalarımı adeta yoğuruyor, ovuyor, okşuyordu ki zevkin yanında uyguladığı güç artık canımı yakınca sağ elimle bileğini tuttum ve kalçalarımı ileri geri hareket ettirerek inledim.
Bu defa canımın yandığını anlayınca tuttuğum eli geri çekti, diğerini yumuşatsa da kalçamı hissetmeye devam ederek boşta kalan eliyle sütyenimin üstünden göğüsünu avuçladı.

Onu tabiriyle eve geldiği için hoşuna gitmiş olabilir
İnliyordum, kendime mani olamadan ileri geri hareket ediyordum, dudaklarını ve bana değer her bir uzvunu büyük bir açlıkla hissederken Serdar kavradığı sağ göğsümü sütyenimin üstünden sıkarak tıpkı kalçalarım gibi yoğurmaya başladı.
Yanlış olduğunu biliyordum. Her ne kadar birbirimiz için yanıp tutuşsak da yapmamamız gerekiyordu farkındayım, ama kendimi geri alamıyordun.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSonunda dudakları dudaklarımdan ayrıldı. Aynı anda eli de yavaşça kalçamdan çıkarken aşağıya doğru eğildi ve dudaklarını yarıya kadar ortada olan derin göğüs çatalıma bastırdı.
Bu sırada gözlerini kapatmış, hızlı soluklarıyla göğsümün üzerindeki elini kenara almıştı. Ilık nefesleri göğüslerime çarpınca kendimi daha tuhaf hissettim. Daha zevkli, daha baştan çıkartıcı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHer ne düşündü bilmiyorum, ama başını yavaş yavaş olumsuz anlamda iki yana sallayarak yeniden yüzüme, oradan alnıma yöneldi. Bu defa gözlerini açınca anladım ki, gözlerini göğüslerime kapatmıştı.
Sağ eliyle yanağımı kavrayıp dudaklarını alnıma bastırarak fısıldadı. “İyi misin?”
Başımı onun aksine nefes nefese, olumlu anlamda salladım. İyiydim. Her şey, tüm o an bitmişti, birazdan Serdar gidecekti ve ben yaşadığım bu anla bir başıma kalacaktım. O gidecekti, ben pikeme sarılacaktım. Sabah tek ve yorgun uyanacaktım. Koynunda uyumak yok, kokusunu içime çekmek yok, sarılmak yok…
Yüzüm düşerken, kalbim kapattığım gözlerimle yalnızlığıma sızlarken Serdar yutkunarak alnını alnıma dayadı. “Bunu bir daha tekrarlamayacağım söz. Söz veriyorum, evlenene kadar ne olursa olsun sana bir daha bu şekilde dokunmayacağım.”
Kesin öyle dir. Cnm

Boşluğa düştüğünü hissetti cunku
Kendimi o gidince büyük bir boşlukta hissedecektim, bunu mu anladı, yoksa tahmin mi ediyordu veya kendi kendine bir kural mı koyuyordu bilmiyorum ama ne diyeceğim konusunda emin değildim. Bu yüzden kollarımı yeniden boynuna dolayarak kokusunu derin bir nefesle içime çektim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYavaşça yan yatağıma uzandı. Beni bir kez daha tüm çıplaklığımla koynuna çekerken yeniden tüm bedenimi cüssesiyle kapatarak sıkıca sarıldı.
Dudaklarım yerine alnımı öptü. Kaslı ve sert kolunun üstüne yatarken yüzüme bakarak yanağımı okşadı, öpüşmekten kızarmış dudaklarımı parmaklarının tersiyle okşarken gözlerini bir an olsun gözlerimden almadı.
“Kızdın mı bana?” Ona neden kızayım ki? Bana dokundu diye mi? Kızmamıştım. Masum masum “Cık.” Diyerek kollarımı aramıza alıp iyice koynuna sindim.

Ay ne kizcaz kocisssss işimize gelmedi tabii orası ayrı
Dakikalarca yalnızca nefeslerimizi duyduk. İnip kalkan göğüslerimiz, birleşen bedenlerimiz, üzerimde dolaşan elleri, bedenindeki elim… Tahminen ne zaman vuslata ererdik? Ya da tahminen ne kadar sonra artık bu son diyerek onunla uyurdum? Yeni bir başlangıç, yeni bir son… Ne kadar uzaktık? Ya da uzakları yakın etmeye ne kadar gücümüz vardı…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSessizliğimizi alçak sesiyle “Bunu nasıl belli ederim bilmiyorum ama…” diyen Serdar bozdu. Başımı ona kaldırarak sessizce onu bekledim. Cevabımla konuşmasını bölmek istemiyordum. Üzerine yattığım koluyla saçlarımı usul usul sevdi. “Sanırım sana olan hislerimin büyüklüğünu hiç bir zaman anlatamayacağım.”
Donuk bakışları tavanda, eli saçlarımdaydı. Bir şey düşünüyordu sanki. Konuşuyor ama zihni farklı bir anıda çırpınıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElimi boynuna çıkartarak kendime onun bedeninde bir yer yaptım. “Anlatma.” Sesim varla yok arasında olsa da kendimden emindim. Bakışları bana dönünce yukarıya doğru kımıldanarak onunla aynı hizaya geldim. “Hissettiriyorsun zaten, anlatma Serdar.” Sevdiğini söylemiş, hiç sarılmamış neye yarar? Ben bir bakışıyla dahi anlıyordum beni nasıl sevdiğini, dile getirmesine bile gerek yoktu. Aşkından emindim.
Hissettir yeter bee
Ben bile eminim
“Sen, bana ilk sarıldığında. Yani o sabah.” Burukça gülümsedim. “Tüm yükümün gittiğini hissettim biliyor musun? Hayatımda ilk defa o kadar güzel hissetim ben.” Alt dudağımı utanç bir mutlulukla dişledim. Serdar sessiz sessiz gözlerime bakıp beni dinlerken uslu sesimle masal anlatır gibiydim.
“Varlığın öyle yetiyor ki bana…” Elim yüzüne gitti, başparmağım göz altlarında dolandı. “Ben senden şu hayatta hiçbir şey beklemiyorum, yeter ki var ol.” Duraksayıp ekledim. “Benimle ol..”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞaşırmışa benziyordu. Aynı zamanda sevinmişti de, ama bunu gülümsemek yerine burukça, ah be der gibi bakarak ifade ediyordu.
Onun da eli yüzüme gideren silik bir sesle adımı söyledi. “Bir şey söyleme Serdar. Ben seni biliyorum, o bana yeter.”
Biliyorum, süslü cümlelerle işi yoktu ama çok güzel severdi.
Bende sizi bilmiyom ciğerim
Sever valla ki seviyorda
Gözlerimin içine bakıyordu. Ne ortada olan göğüslerim ne de çıplaklığım umrunda değildi. Beni inandırmak ister gibi “Ne olursa olsun.” Dedi. “Ne yaşarsak yaşayalım. Hiçbir şey, seni ilk gördüğüm anki duygularımı unutturamaz bana.”
Kalbim hızlandı. O anla ilgili bir şey duyacak olmanın ihtimali bile güzeldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ne hissettin?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hazan.” Deyip inanamıyormuş gibi gözlerini kıstı. “Sesin uğultulu geldi.” Benim de gözlerim onunki gibi şaşkınca kısılmıştı, fakat ona inanıyordum. Bu mümkündü. “Ya böyle, sanki bedenime başka bir ruh, enerji girdi.” Afallayıp hayretle devam etti. “Vurulmuş gibi oldum. Tamamen afalladım, aptal gibi oldum bir an.” Ciddi ciddi konuşmasının sonunda “Hatta mal gibi yüzüne bakmışımdır.” deyince kıkırdadım.

Hdjsnsusjsusu yaşandı
Evet oldun ama sonra baya afkurdun bize şerro
Doğruydu ama bende ondan farksız sayılmazdım. Her ne kadar yansıtmasam da içim epey karışmıştı.
“İlk defa..” durup yeni bir nefes aldığında kaşları çatıldı. “Anlatamam çok garipti yavrum..”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSonra keyifle gülümsedi. Yavaşça alnıma eğilirken belimdeki kollarını sıkılaştırarak şakaklarımı ve alnımı öptü. “Sana kör kütük aşık oldum işte lan.”

AaaaaaaaaAaaaaaaağğğğğğ
Kahkaha atıp şımarık şımarık “Yaaa, biliyorum.” Diyerek yüzünü sevdim. Façalı kaşının altına dudaklarıma bastıra bastıra geri çekilirken bacaklarımı bacaklarının arasına soktum. O da itiraz etmeden bana yer açtı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımın altından geçirdiği kolu sırtıma gitti. Biraz daha ciddileşmişse de bendeki heri hep aynıydı.
“Çok sertim, sinirliyim, belki sevgimi belli edemiyorum, bazen seni kırıyorum, ama.” Serdar’ ı susturup ani bir hemleyle araya girdim.
“Sert ve sinirli oluşunu seviyorum Serdar.” Fazlasıyla etkileniyorum hatta. Bu konuda kendini çok da yumuşatsın istemiyordum. “Lütfen bozma kendini, böyle devam et.” O hafif bir şaşkınlıkla beni izlerken gülerek devam ettim. “Zaten yumuşak olursan benimle baş edemezsin.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKaşlarını kaldırıp “Bak seen?” Dediğinde sesi hayret doluydu. Sırtımdaki elini sütyen kopçamdan içeriye sokup biraz üzerime çullandı. Hafif üzerimdeyken boşta kalan eli belime gitti. “Sert mi seviyorsun yavrum?”
Alt dudağımı imalı sorusuyla ısırdım, yutkunum.
Bu benim için olmasa da onun için bir cevaptı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapFazla yakındık. Gereğinden fazla yakındık ve bu yakınlığı kollarımı sırtına sararak onayladım. Hızlanan nefesiyle çenemi öpüp “Sevindim.” Dediğinde utansam da içimdeki o büyük sevince mani olamadan başımı hafif eğerek onu onayladım. “Hıhı.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir an hıhı deyişime bile afalladı. Şaşkın şaşkın “Sen.” Diyerek göz göze gelmemiz için çenemi kaldırdı. “Açılıyor musun yavaş yavaş?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHeyecanımı bastırıp tatlı tatlı soludum. “Hevesin kırılmasın diye sana ayak uyduruyorum Serdar.” Dudağını kenarını öptüm ve gülerek geri çekildim. “Mutlu mutlu konuşuyorsun ya hani?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi teker teker tarafı. Buğulu ve arzu dolu sesiyle “Bunu yatak odamızda içine girerken de yüzüme söylemeni isterim.” Dediğinde konu çoktaaan başka yerlere kaymıştı.
Terledim.
Kızaran yüzümle gözlerimi sıkıca yumup “Serdaaar! Edepsizleşme” Diye inleyerek onu geri ittirdiğimde güldü ve beni yeniden koynuna çekti. “Tamam yavrum utanma.”

Aşşiri zevkli bunlari okumak
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSokak direğinin etrafı bir nebze de olsa aydınlattığı gecede az yukarıya park edilmiş arabaya baktım. Bursa plakaydı ama bu defa rengi griydi. Demir kapıyı az daha aralarken telefonunu cebine koyan Serdar’ a döndüm. “Nereden buluyorsun sen bunları?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHer geldiğinde yanında farklı bir araba oluyordu. Tamam havaalanı merkeze epey uzaktı ama taksiye binebilirdi, otobüsle gelebilirdi. Tabi Serdar Bey’ imiz zahmet etmiyor, arabayla geliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Kiralık.” Diyerek kollarını kaldırıp siyah tişörtünün yakalarını düzeltti. “Havaalanına bıraktırıyorum, aynı yerden alıyorlar.” Uzanarak ensemden kavrarken diğer eliyle de demir kapıyı kapattı. Alnıma eğildiğinde yüzümde telaşsız bir tebessüm vardı.
“Uyu hemen. Yorgunsun uykun var.” Omuzlarımı silkerek elleriyle yüzümü sardığı koluna tutundum. “Sen inince uyurum.” Aklım onda kalacaktı.

Allah kahretmesin en sevmediğim sahnelerin başını çeken bir sahne daha
Azarlar sesiyle “Uyu diyorum.” Deyip alnımdaki dudaklarla geri çekildi. Tamam bir şey olmazdı ama yine de içim pek rahat değildi.
Saat üçe geliyordu ve biz son on iki dakikadır uyuyup uyumamam hakkında konuşuyorduk. Doğrusu, o olmadan nasıl uyurdum bilmiyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi devirip “Denerim.” Dememle tişörtümün açıkta kalan yakasını çekiştirerek arkaya doğru verdi. “Deneme, uyu.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSessizce başımı salladım. Bu son vedamız olsun ne olur? En azından aynı şehirde olalım, ben onu sadece görev için kahkahalarla yolculayayım, o evde olduğu her gece bana sarılarak uyusun. Hiç olmadı aynı şehirde olsak bile kâfi, aynı havayı soluduğumuzu bilmek de eminim çok güzel hissettirirdi.
Yeniden bana doğru eğildim dudaklarını alnıma bastırdığında artık vedalaştığımızın farkındaydım. Parmak uçlarımda yükselerek kollarımı yetişebildiğim kadar sırtına sardım. Kokusunu son defa, tüm sınırlarımı zorlayarak içime çektiğimde Serdar saçlarımı öpüyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSonunda yavaş yavaş ayrıldığımızda ellerimi tutarak ciddileşen sesiyle “Ben çıktıktan sonra kapıları kilitle.” Dedi. Hep böyle yapıyordu işte, vedalarda gereksiz ciddileşiyordu. “Getirdiklerimi kullan, her sabah arayacağım.” Yavaşça başımı salladım. “Dışarıda fazla koşturup yorulma.” Deyince kaşlarım çatılsa da üzerinde durmadım. Koşturduğumu nereden biliyordu? Gerçi ben o buradayken de aynıydım, bugünki bir konu değildi ki.
Ayyy o bölüme ne ara geldim ya off yeniden hüzünlere acılara boğulacağız :(
“Tamam. Sen de inince haber ver.” Gülümsedim sonra. “Kimseye bulaşma. Ben gelene kadar kır dizini, evinde uslu uslu otur.” Serdar’ da benimle birlikte gülünce ortamdaki kasvetli hava yumuşadı ve keyifle yanağımı öptü.
“Bir şey olursa.” Geri çekilerek sağ elimi dudaklarına götürdü. “Bir alo de gerisi bende.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBakışlarımdaki ciddilikle ve onu tanıdığım kadarıyla gülsem de emindim. Bir alo desem gerisi ondaydı..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana bana baka yavaşça açtığı kapıya doğru yönelince “O kadar da değil.” Deyip sırtını demir kapıya verdi. O ara bakışları da göbeği açık tişörtüm ve bir karışlık şortumda gezindi.
“Zifiri karanlık bile olsa öyle çıkamazsın dışarıya.” Ne diyebilirdim ki, gülerek başımı yana eğdim ve “O zaman bir kez daha.” Diyerek yanağına yükseldim. Son öpücüğümün, ufak bir el kaldırışımın ve uzun denebilecek bir göz göze gelmenin ardından kapıyı yavaşça çekerek gitti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGitti.
Bitti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO gidince hızlı adımlarla odaya çıkarak önce salonun lambası açtım, sonra koştura koştura cama giderek hala sokağın ortasında duran arabaya baktım. Beni görünce el sallamadı, Emir ya da Alp gibi öpücük atmadı, kafasını camdan dışarıya çıkartıp bir şeyler demedi ama bir süre beni izledikten sonra arabayı çalıştırıp sokağın sonuna doğru sürdü.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHiç olmadığı kadar derin bir nefes aldım. Yüreğimde çarpan kuşlar kadar naiftim ve bedenimde gezinen elleri hâlâ hissediyordum. Kalçalarım ve göğüslerim yenilenmiş gibi bir hoşlukta yoğrulurken mutfağa doğru ilerleyerek biraz etrafı toparladım.
Kalbim hızla çarpıyor, yüzümdeki gülüş bir türlü sinmiyordu.
Ben, daha evvel hiç bu kadar güzel hissetmemiştim. Kendimi ilk defa bir kadın gibi hissediyor ve bana dokunduğu için yüreğimdeki tazelikle başa çıkamıyordum. Tüm bedenim bir hoşlukla sızım sızı. sızlıyorken tek derdim kendimi yatağa atıp tüm bu geceyi düşünmekti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu geceyi düşünmek, gelecek hakkında hayal kurmak o kadar heyecan vericiydi ki bu hayallerle masa sildiğime inanamayıp sırıtarak mavi bezi lavaboda yıkamaya başladım.
Suyu kapattığım an zil çaldı.
Of hayır hayır ya
Ellerimi hızla ve sırıta sırıta havluya silerken Serdar’ ın geldiğinden emindim ama neden döndüğünü bilmiyordum. Giderken telefonunu almıştı, başka da bir şeyi yoktu. Acaba bir şey vermeyi mi unuttu diye düşüne düşüne mermer merdivenleri atlaya zıplaya inerek sorgusuz sualsiz kapıyı açtım.
Açtığım anda da büyük bir pişmanlıkla keşke Serdar’ ın uyanma, koynumda uyu. Ben giderim yavrum deyişini dinleseydim dedim.
Açma ve kızım ya
Hazanım annem açma kapıyı

Çalar çalar gider açma sen boş ver

Bazen gece gece hiç yardımcı olmuyorsun şu an