Hazan Vakti
Bölüm 66
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapUykuya dalmak üzereyken ihtiyaçla bağrını öpüp terlediğimi mırıldandığımı hatırlıyorum. Ardından Serdar’ ın battaniyeyi kenara aldığını. Birkaç dakika sonra da yüzüm boynundayken iyice ona sarılıp sütyenimin altı kaşınıyor diye mızmızlanmıştım. Atletimin altından sırtımı usulca kasmıştı, o sırada gülümsediğini de tenimde gerilen dudaklarından hissetmiştim. Sonra yeniden bu defa belimi örtmüş, alnımı öpe öpe beni tekrar sarmıştı.
Tüm gece uzun uzun, rahat bir uyku çekmem için didindiğine çok net şahittim. Uyurken rahatsız duran bacağımı kendine çektiğini, yüzüme geldikleri için rahatsız olduğum saçlardan beni kurtardığını… Her bir detayı uykuyla uyanıklık arasında fark etmiş, her bir detayla ona daha da sokulmuştum.
Daldığım en güzel uyku olabilirdi. Nitekim Serdar’ la her seferinde en iyiyi, en güzelini yaşıyordum. Ki bu defa kocamdı, parmağımda onun alyansı, onun parmağında bana ait olduğunu gösteren bir yüzük… Kocam olması hem içime sığmıyor, hem de içimi yumuşacık yapıyordu. Onunla uzun yolun ilk gecesindeydik ve içimi saran buhran artık yoktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYatak odasında değil burada, koltukta uyumak istemiş, uyurken de kolum uyuştu diye diğer tarafa geçmiştim.
Uykuya tam olarak kendimi bıraktığım zamanlarda gördüğüm rüyanın etkisiyle soluma doğru dönüyordum ki düşecek gibi olduğumu hissettim. O an hafif kendime gelirken Serdar dudaklarının arasından uyarıcı bir tonla “Şşt şşt şşt.” Diyerek hızla kavradığı belimle beni kendine çekti. “Gel burayaaa.” Usulca mırıldanıyordu, keyifliydi de. “Hımm.” Diye kaş çatarak elimi üzerinden diğer tarafa attım. Ona sarılmak ve artık diğer tarafa geçmek istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMızmızlanmamla anlamış gibi kollarını belime sardı, bedenimi yavaşça koltuğun diğer tarafına bıraktı. Sırtım koltuktayken başım tekrar göğsüne gitti. Elim bağrında, yeniden varla yok arası bir “Hmm.” Deyip başımı bağrına sürttüm. Konuşup onu sevdiğimi söylemek istiyordum ama ağzımı açacak halim yoktu. Anlasın diye her bir uvzumu ona bırakarak sadece sarıldım. Çıplak tenine dudak bastırırken benim de saçlarıma mutlu buseler indi, koltukta arasında kalan bedenim okşanarak sevildi, üzerim örtüldü…

Bebek
Serdar
Nefes alıp verişlerimde çıplak bedenine çarpan ufak soluklarım onu rahatsız ediyor muydu bilmiyorum. Gerçi öyle bir hali vardı ki sanki günlerce böyle durabilirdi. Sürekli usulca bedenimin bir yerini öpüyordu. Sanki uyumuyordu da beni uyutuyordu koynunda. Ki bu konuda gayet de başarılıydı.
O soluklara canını verir kızım ne raatsız olması
Dakikalara gerek kalmadan yeniden uykuya daldım ama bu defa düşecek gibi değil, güçlü bir sesle uyanıp yerimden hafif bir korkuyla sıçradım. “Serdar.” Başımı göğsünden hafif kalkmıştı ki eli anında yanağıma indi. “Şşş. Tamam yavrum.” Dışarda köpekler havlıyordu, beni ürküterek uykumdan eden ses de buydu. Başımı bağrına başlayıp saçlarımı öptü. “Korkma yok bir şey.” Dese de kalbim hızla çarpıyordu. Yutkundum. “Ne oluyor?” Uykulu sesim çatallıydı, birden tam olmasa da ayılmıştım. “Bir şey yok yavrum köpekler. Uyu hadi sen.” Usulca alnımı öptü. “Kapat gözlerini.” Sadece Cesur değildi belli. Kalabalıklardı ve gecenin karanlık sessizliğinde havlamaları çok net duyuluyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni sarmasıyla ona daha da sarıldım. “Bir şey mi oluyor?” Sanki kavga ediyorlardı. Birbirlerini parçalıyor gibiydiler. Dahası, korkuyordum. Sanki eve gireceklerdi.
“Hayır, giderler şimdi.” Gidecek gibi değillerdi. Aralık gözlerimle kaşlarımı çatıp fısıldadım. “Ne zaman giderler?” Yedi sekiz tanelerdi sanki. O kadar köpeğin burada ne işi vardı? Ya Cesur’ a saldırıyorlarsa?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Korkma yavrum?” Kısık sesi inanamıyormuş gibiydi. Oysa uykumdan uyanmıştım bence korkmam normaldi.
Başım çıplak göğsünde, elimi yüzümün önüne koydum. Hafif kırdığım bacağımı tutarak onu üzerine çekti. Bir nevi kucağında küçücüktüm, ki bu en sevdiğim şeydi. Onun kollarında küçülmek, ona sığınmak, sokulmak..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzüme doğru bakıyordu. “İyi misin?” Demesiyle ben de ona doğruldum. Göz gözeydik, bu karanlıkta o koyulukları bir bir izleyip mırıldandım. “İyiyim sevgilim.” Elim ensesine ve boynuna gitti, bu temasa da bakışa da doyamıyordum. Kalbimi heyecana sürükleyen adam o kadar güzeldi ki dudaklarına da, ona da doyamayacaktım. Bu defa hareketlenen o değil, bendim. Kendimi hiç tereddüt etmeden, hatta çekinmeden dudaklarına bırakarak gözlerimi sakince verdiği karşılığa yumdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGecenin bir vakti, alelen uykudan uyanmıştık ve istediğimiz tek şey bu muydu? Elbette buydu. Zamanın bir önemi yoktu öpüşerek uyumuştuk, bunu tekrar yapabilirdik.
Dudaklarım dudaklarında, beni yavaş yavaş altına alırken ıslanıyordum. Bacaklarımın arasında varlığını koruyan istek uyusam da dinmemiş, en ufak bir hareketimizle yeniden kendini ortaya çıkartmıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO an, yani Serdar tam olarak üzerimdeyken kendi kendime dedim ki; tekrar uyumaya bilirdik… Sonuçta bir iki saat evvel öpüşürken de ıslanmıştım. Bunun bir sonu yoktu? Üstelik sadece ben de etkilenmiyordum her şeyin farkındaydım. Bekleyecek bir şeyimiz yoktu, evliydik, kocamdı. Birbirimizi bu kadar isterken tam bir birleşme olamazdı belki ama en azından geçen günki gibi rahatlayabilirdik.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar beni bekliyordu biliyorum. Benden bir atak görmeden buna hamlede bulunur muydu bunu kestiremiyordum ama ben karanlık salonda delice öpüşürken bu istekli halimizin biraz da olsa dinmesini istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜzerimdeyken ellerim güçlü sırtına gitti. Niyeti neydi anlayamıyordum ama bacaklarımı iki yana açıp bükerek bir elimi yüzüne götürdüm. Kendini bıraktı, sertliği kasıklarıma inince de inledim. “Serdar.” Dedim nefes nefese. Dudaklarım dudaklarında kıpırdıyordu. Kaşlarını çattı, kendini hafif geri çekti. “Özür dilerim.” Hırıltılı sesine başımı iki yana sallayıp onu yeniden öptüm, geri çekilip sakinleşen gözlerine baktım. Bundan rahatsız olduğumu düşünüyordu, halbuki hoşuma gidiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBunu istiyordum ama nasıl söyleyeceğimi bilemiyordum. Nasıl bir şey istediğim…
Pekala başa sardık, öfler gibi gözlerimi yumacaktım ki vaz geçip yeniden dudaklarına yöneldim. Ben yine ıslandım Serdar sen de beni istiyorsun mu? Olmaz. Birlikte olmadan sevişsek mi? O ney öyle ya? Öyle mi denir? Rahatlamak istiyorum? Yok daha neler masaj mı yapsın adam?
Bir şeyler açıklamaya çalışıyorum ama açıklayamıyorum. Gerçi, neden bunu ima edeyim ki?Öpüşlerimizin arasından geri çekilip yeniden ihtiyaçla “Serdar.” dedim. Karanlık olduğu için çok net değildi, bu da utangaçlığımı törpülüyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBana bakıyordu, ellerim yüzünün iki yanına koydum. “Ben sana bir şey diyeceğim ama diyemiyorum.” Bir an durdu, sonra dudağını kenarı kıvrılıp yüzündeki avcumu öptü. “Neden yavrum?” Kedifemsi sesi her şeyi anlamıştı oysa. “Utanıyorum.” Diye fısıldayıp dudaklarımı dudaklarının kenarına indirdim. Bu kadar basitti işte. Tek bir anlamsız cümlemle her şeyi anlaşılır kılmıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar hafif gülümseyince yerimde kıpırdanıp biraz daha aşağıya kaydım. İstiyordum, şimdi. O da istiyordu, bu yüzden “Bakalım ne haldesin.” Diye mırıldanıp ellerini taytımla külotumun lastiğine götürdü. Böyle kurduğu cümleler beni her defasında tahrik ediyordu. Hoştu, ondan bu cümleleri duymak çok güzeldi ne yalan söylemeliyim ki seviyordum.
Kskskskxkz
Kıyafetlerim önce dizlerime indi, sonra Serdar’ ın doğrulup çıkarmasıyla yere. Üzerimde sadece sütyen, atlet, alt tarafım çırılçıplak, dudaklarıma yönelmesini heyecanla karşıladım.
Üzerime eğilirken bir eli bacaklarımın arasından kadınlığımdaki ıslaklığa gitmiş, diğeri başımın yanındaydı. Birlikte inlerken kendimi eline bastırdım. Elini dolduran kadınlığımdan olsa gerek, kaşları çatılmıştı. Bu defa eli çamaşıra gidense bendim. Parmaklarım pantolonunun kemerinde, onu istediğim belli bir arzuyla kendini yeniledi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir an şaşırıp durur gibi oldu ama hemen sonra elini bacak aramdan geri çekti. Karanlıkta doğruldu ve o koca heybetli beden üzerimde izlemeye değer bir hal aldı. Yüzüme baka baka kemerini çözerken hissettiğim heyecan kalbimi gümbürdetiyordu. Onu öyle üzerimde kemer çözerken görmek… Derin bir nefes alıp dudaklarımı yaladım. İki yana düşen kemerle fermuarını indirdi, üzerime eğiliyordu ki elimi çıplak göğsüne koyup fısıldadım. “Çıkartsana.” Rahat olsun istiyordum. Ben nasıl özgürsem onun da bunu yaşamasını istiyordum, birlikte.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir an bana emin misin der gibi baktı. Bu cesaretim onu olduğu kadar beni de şaşırtıyordu oysa. Yaşadıklarımızdan mütevellit, daha cesurdum. Cesaretim bir yana, ben biliyordum. Sabah yine utanacaktım ama buna değerdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO uzun boyuyla ayaklanarak pantolonunu taytımın yanına bıraktı. Karanlıkta net seçilemeyen siyah baksırı o heybetli bedende çok daha çekici duruyordu. Çıplaktı ve bedeni… Soluğumu kesiyordu. Birazdan üzerime uzanacak, bedenine çıplak göğüslerim değecek, temasımızla bütünleşecektik. Bacaklarım bacaklarında, elim pürüzsüz sırtında…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİstedim, sokak ışığının yansımasıyla onu az da olsa seçebilirken Serdar’ ı bacak aramda istedim. Öyle de oldu. Her an yüzümü izlerken yavaş yavaş üzerime uzandıktan sonra koltukta dağılan saçlarımda onu dudaklarıma davet ettim. Peşinden tişörtüm çıktı, mor sütyenim yeri boyladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKocamın altında çırılçıplaktım. Üstelik bir birliktelik için sızlayan kadınlığım kasıklarındaki sertlikle doluyordu. O baksırın altındaki erkekliği kadınlığıma baskı yapınca ürpertiyle kollarımı sırtına sardım. Bu gece acı istemiyordum. Onu kadar arzuluyorken net bir birleşmeyle gelecek o acıdan çok korkuyordum. Onu istiyordum fakat acının kadınlığımı kavurmayan rahatlığıyla istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKendini çekmek yerine daha da ileriye itti. Başını hafif eğdi, dudakları çıplak ve dik göğüslerime gitti bir bir. Kalbim hızla çarpıyor, isteğim şöyle bir kenara dursun andan duyduğum ürkeklik öne geçiyordu. Yine de sol göğsümü dudaklarının arasını alınca gürültüyle nefeslendim.
Göğüs ucum pürüzsüz sıcak ve ıslak dudaklarında, kadınlığım ıslaklığa bulanırken dilinin onu sağa sola savurmasına alışıyordu. Nefeslenirken elim başına gitti, parmaklarımı saçlarının arasında gezinerek onu sevdim. Beni emmesi hoşuma gidiyordu. Ki Serdar bana ne yaparsa yapsın bu hep hoşuma gidecekti. Bu yüzden onu uzun uzun emmesini, emip bırakarak diğer göğsüme geçişini nefes nefese izledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGeniş omuzunu okşuyor, az evvel emdiği göğsüme dokunan havanın onu etkilemesini hissediyordum. Soğukluk vardı, göğüs ucumu üşümesiyle onu avuçlayarak gözlerimi yumdum. Üstelik altında kıvranıyorken nefeslerim titrek, bedenim yanıyordum. Kendimi Serdar’ a bastırmaktan yorulmuştum fakat ben boşta kalan göğsümü avuçlayıp okşarken onun da diğer göğsümü emmesi hoşuma gidiyordu.
Güçlü elini elimin üzerine koydu, benimle birlikte beni okşayıp diğer göğsümü emerek geri çekildi. Bu hal, onun bedeni, zihnimde hala kemer çözüşü, göğüslerimi yavaşça bırakırken dudaklarından çıkan sesler beni daha da tahrik ediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklarıma yöneldi bu defa da, oradan kulağıma gitti, tenimi kokladı. “İyi misin yavrum?” Hızla başımı sallayıp kendimi bir kez daha sertliğine bastırdım. Artık dayanılması zor bir haldi, bana dokunsun istiyordum. Dudağımdan ayrılıp yanağımı öptü. “Gerçekten iyi misin?” Sesi kısıktı, üstelik kulağa o kadar tahrik edici geliyordu ki… Beni rahatlatmaya çalışıyordu farkındayım. Ki bu bir yana dursun şefkatli halleri üzerimde çok güzel işe yarıyordu.
Ellerimi yüzüne götürerek başımı salladım. “İyiyim Serdar’ ım.” Beni onayladı, yeniden dudaklarıma yönelirken elleri baksırına gitti ve onu yavaşça indirdi. Hissettim, özgürce kasıklarıma inen erkekliğiyle bu defa yutkunamazken “Korkma.” Diye fısıldayıp baksırı iyice indirerek tamamen çıkarttı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKorkuyordum.
Çok korkuyordum nasıl korkmam? İstemiyordum. İlkimizin bu şekilde olmasını istemiyordum ama ya onu istemediğimi düşünürse diye söyleyemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGerile gerile tek kelime edemezken Serdar bacaklarımın arasındaydı. Kapatamıyor, istemesem de ona mani olamıyordum.
Yeniden üzerime eğilerek eline aldığı erkekliğini kadınlığıma sürtünce “Hiii!” Dedim birden. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü, tüylerim o zevkle, o korkuyla diken diken olurken tek kelime edemeyip gözlerimi omuzunda yumdum.
Sonra şakağımı öpüp kendini bana bir kez daha sürttü, kadınlığımı ona kaldırmamla da derin bir soluk verdi. O da kendini sıkıyordu, fark ettiğim an birden “Serdar.” Diyerek elimi yüzüne götürdüm. “Serdar’ ım iyi misin?”
Erkekliğini bir kez daha yavaşça kadınlığımın arasında yukarı aşağıyı sürterken başını “Sikeyim.” Diye iki yana salladı. Kaşları çatıktı, kesik bir nefes aldı. “Seni hissetmek.” Gözlerini kapatarak ekledi. “Çok güzelsin lan.” Kaşları hala çatıktı, gülümseyerek temasına karşılık verdim. Aynı anda o bana sürtündü, ben onu kadınlığımda kaydırdım.

Adam patladı patlayacak yani sinirda
“Kasma kendini yavrum.” Bir kez daha, yavaşça. Çenemi öptü. “Sadece bu kadar, içine girmeyeceğim.” Sahi mi?
Bir yandan zevkle solurken hissettiğim rahatlamayla derin bir nefes vererek boynuna sarıldım. Sormak istiyordum fakat bu an soramayacak kadar güzeldi. Serdar’ la birlikte kadınlığımda gidip gelirken daha sonra dedim kendi kendime. Daha sonra sor…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapVajina dudaklarımdan göbek deliğime kadar çıkan sertlik inlememi, inlerken kendimden geçmemi sağlıyordu. “Ahhh.” Diye güçlü bir iç çektim. Sonra dudaklarım biraz O şeklini aldı ve soluğumu öyle verdim. Gözlerimi zevkle kapatmış, anın tadını çıkartarak yavaşça hareket ediyordum. Onu hissediyordum, erkekliğini, kalınlığını, bana göre inanması güç olan sertliğini, klitorisimi hareketlendiren erkekliğin başını ve her halini, her bir yerini…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKadınlığımın dudakları asarında geriye doğru sürtündüğü sırada elimi aşağıya indirerek önce eline daha sonra erkekliğine dokundum. Üzerine elimi koydum. Ben yapmak istiyordum. Ona ben dokunmak, onu kendime ben bastırmak istiyordum.
Serdar anlamış gibi kendini bana bırakırken avucumu tam manada üzerine koydu ve ileri geri hareket etmeye başladı. Bacaklarımı olabildiğince daha da açtım, kalçalarımı ona göre hareket ettirerek onu yeniden inleye inleye kendime bastırdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKalın dudaklarımın arasından klitorisime ulaşıyor, onu eziyor, kadınlığımın her yerine sürtünüyor, her bir yerine izini bırakıyordu. Nefes nefese bir yandan onu okşarken Serdar’ ın boynunu öperek elimin altındaki kaygan erkekliğini iyice sıvazladım. “Yavrum.” Dedi sertçe. Göğsümü avuçlayıp boynumu emdi. “Hazan’ ım yapma ölürüm sana.” Sonra kendini bir kez daha sürttü ve boğuk sesiyle ekledi. “Yapma, sana sürtünmek zaten zor.” İkimiz de inledik. Etkileniyordu, bu kadınlığımla kurduğu ilk temastı ve bu kadar etkileniyor olması benim de içimi titretiyordu.

Adamı öldürmek istiyrnxindjdjdj
Kız dur adam gidiyor
Kalp gibi atan erkekliğinin her yerine ıslaklığım bulaşmış, onun dudakları benim temini yakmış, elim sırtını sarmış…
Kendimden geçmiştim. Serdar’ ın yer yer beni utandıran sert sözleri bir yandan da tahrik ediyor, ona karşılık vermemi sağlıyordu. Ki bu sözleri bana gün içinde söylese kaçacak yer arardım.
Kadınlığımla ilgili, erkekliğiyle, aldığı zevkle… Ne varsa dilinden dökülen her kelime beni daha da ona itiyordu. Öyle ki bacaklarım havalanıp beline dolanmış, onun artık kendi kendini bana sürtmesiyle sadece onu kadınlığıma bastırıyor ve tenini okşuyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudakları şakağımdayken beni himayesine alan kolları iki yanımdaydı. Sert erkekliğinin yeniden en aşağıya inip yukarı doğru sürtünmesiyle gözlerimi kapatarak zevkten ağlar gibi sızlandım. “Ahh! Serdaaar.” Sonra hızlanmaya başladı birden. “Serdar değil.” Dedi üzerimde hızla hareket ederken. Eli belime, dudakları dudaklarımın kenarına gitti. “Serdar değil kocam.” Hem dudaklarımla hem de salladığım başımla onu onayladım. Belli ki duymak istiyordu, üstelik bu ilkti. Dudaklarımın arasından istediğini defalarca haykırdım, nefes nefese sayıkladım, o kelimeyi içime çektim. Kocam dedim… Bana bu zevki en güzel, en naif haliyle veren adam…

O evreye geldik artik
Elimin altındaki aleti hızla git geller yapmaya, beni sarsmaya başladı. Ki bunu az evvel başımı öperken söylemişti.. Başka şeyler de söylemişti mesela. Bu ilkti ya. Bu bu gece ilkti belki ama son olmayacakmış…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelinde birleşen ayaklarımla boşta kalan elim boynuna gitti, dudaklarımız benim istekli bir “Serdar.” Deyişimle birleşti. Durmaksızın hızla gidip geliyordu. Normal bir birleşmeden tek eksiğimiz içimde değildi o kadar. Ki kendimden biliyorum, o da bendeki bu istekle yakındı.
Elimin altındaki erkekliğinin kadifemsi dokusu parmaklarıma ilişiyor, avcumu dolduruyordu. Ona kendimi sunarken benim için nasıl hareket ettiğini izlemek o kadar farklıydı ki o sadece bu an için mırıldanırken nefes nefese adını sayıklıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar için kabaran ve ıslanan kadınlığımda sertçe kaydırdığı organıyla bu defa bildiğim bir yerde gibiydim. İnleyişlerim, adını, kocam olduğunu avaz avaz söyleyişlerim salonu dolduruyordu. Adımı duyuyordum, ardından birkaç kelime… Birlikte zevkin doruklarını yaşarken kalçalarımı hafif hareket ettirerek Serdar’ a yardımcı oluyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHer yerde pembe bulutlar vardı ve ben sanki hepsinin üzerindeydim. Git gelleri, kadınlığımın sardığı organı, ellerime bulaşan dokusu, göğüslerimizin birleşmesi, seslerimiz, nefeslerimiz… Her biri bizi her geçen saniye sona biraz daha yaklaştırırken Serdar’ ın dudakları dudaklarıma kapandı ve dili ihtirasla içeriye girdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOnu emmek, beni emmesi… Tüm bunlarla kadınlığıma sertçe sürtünmesi bedenimi çevreleyen bir histi ve bu his sanırım ikimizin de sonu olacaktı.
Sırtını okşarken tırnaklarım bir an gerilen derisine gitti, hafif çizilmesiyle kaşlarımı çatarak özür diler gibi sıvazladım. Dudaklarımdan çekildi, bir an nefes nefese “Tırnakla yavrum.” Diyerek yeniden üzerime kapandı. Dayanamadım. Ki dayanacak gibi de değildim elim etine gitti. Onu sıkmaya çalışarak, kendime çekerek okşadım. Avcuma dolan erkekliğini kendime bastırırken sürtünüşünü ayarlıyordum. İstiyordum, elime gelmesi güzeldi ama içimde de istiyordum kadınlığım buna hareketliydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSerdar hızlı git gelleriyle ikimizi çok yüksek bir uçuruma koşturmuştu. Nefes nefese, bedenim kasıla kasıla tüketmiştim tüm o rampaları. Bacaklarım gerilirken boşta kalan elini yüzüme koyarak baş parmağıyla alt dudağımı okşadı.
Kadınlığımın arasındaki sertlik o ufak tepeceği ezerken çıkıntılı organının daha derinden sıvazladım. Gözlerim kapanıyordu, “Kocam..” Nefes nefeseydim, dokusu içime işliyordu. Ona dokunmak, en mahremine ulaşmak beni daha da etkiliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÇenemi öperek beni okşar gibi soludu. “Geliyorsun yavrum.” Öyle bir söylüyordu ki sanki onun sesiyle ulaşacaktım sona. Utanmadan, o zevkle “AHHH Serdar’ ımm!” Diye inleyerek kıstığım gözlerimle başımı salladım. Daha da hızlandı, aletinin dibi kadınlığıma denk gelirken ucu kasıklarımı aşıp göbek deliğime değiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Sen?” Dedim kendimden geçerken. Onu da istiyordum… Hırlar gibi soludu “Önce sen boşal.” Tenime çarpan nefesi içime işledi, çenemi öptü. “Yavrum.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGöğüslerim göğüslerinde, bacaklarım kasılmaya başlamışken onu kendime daha da bastırarak kalçalarımı hızla hareketlendim. Aklımda sadece Serdar, bu an, sözleri, bana olan davranışları ve erkekliği vardı. O hareket ettikçe ben kendimden geçtim, sızlana sızlana kendimi bu ana verdim. Hareketlerini içerledim, kadınlığımın sardığı erkekliği kapalı gözlerimde bile canlanırken tek kolumu sırtına sarıp hızla kasılmaya başladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen durdum, tüm bedenim hoşlukla kasılırken Serdar durmadan hızını korudu. Emir vererek “Elini çek.” Dedi soluk soluğa. Boşalacaktı belli, yine de geri çekilmek istemedim. Çekilmem demek zevkinin bir adım geri gitmesi demekti, çekilmem demek…
Ben onu istiyordum, hem haliyle, yer yerimde. Her bir zerresi elime, hatta üzerime gelsin istiyordum. “Asla.” Diye kendimi bırakıp onu kadınlığıma biraz daha bastırırken gözlerimi bu sona yumdum. Serdar’ ın bizi sürüklediği o uçurumdan tepetaklak düşerken de hissettim. Benden hemen sonra bana aktı. Elime, kasıklarıma, kadınlığıma, göbeğime…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÜzerime yığıldı. Bir elim aramızda, diğeri omzuna dolanmış, ikimiz de nefes nefeseydik. Onu taşımam güçtü, bunu fark etmiş olacak Serdar kendini sağ tarafa bırakarak önümü açtı. Gece saat kaçtı hiçbir fikrim yoktu ama ikimiz de çırılçıplak bir şekilde birbirimizle rahatlamıştık. Üzerimde onun spermleri, yüzümde derin bir gülüş, kalbim kıpır kıpır… Sadece tavanı izliyordum, ki çok geçmeden gözlerim kapandı ve titreyen bacaklarımı koltukta uzattım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“İyi misin?” Kalın sesini duydum, “Hıhı.” Diyerek nefes alıp vermeye devam ettim. Yüreğimdeki o hoşluk sperme bulaşmış bedenimdendi. Ona doymuş, onu da doyurmuş gibiydim. Tüm bu hislerimin temeli bir olmakken sessizliğimden ne anlıyordu bilmiyorum ama aklının karışmasını istemezdim. Biraz geçse, biraz kendime gelsem onu bulacaktım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHemen hemen sessiz geçen bir dakikanın sonunda yerinden kalkan o oldu. Sessizce baksırını giydi, tişörtünü alıp koltuğa oturarak bana döndü ama ben hala kendime gelememiştim.
Bakışları beni bulurken tişört karnıma indi, sessiz amacı izlerini temizlemekti ki ben bundan rahatsız değildim. Çatallı çıkan yorgun sesimle “Serdar.” Diyerek omzunu tutmamla yüzüme doğru eğildi. “Yavrum?” Aklından geçenler… Sessizliğim onu üzmüş müydü? Halbuki sadece onu düşünüyordum. Onu ne kadar sevdiğimi..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBedenini kendime çekerek dudaklarına yöneldim. “Seni çok seviyorum.” Öptüm, geri çekildim. “Çok seviyorum çok yoruldum sadece.” Lütfen.. Başka bir şey anlamasına dayanamazdım. Bu kadar özel bir şey yaşamamışken bunu istemiyordum.

Birbirine bukadar düşünceli davranmaları çok hoş
Yüz yüzeydik, dudakları alnıma inince yutkundu. Elim yüzünü buldu. “Çok seviyorum.” Ben de seni seviyorum demesini beklemiyordum, o beni seviyordu söylemese de ben biliyordum bunu…
Şakağıma yöneldi. “Ben ölüyorum sana.” O sesi, beni sanki içine çekecekmiş gibi çarpan soluğu…
Bacak aramdaki elim hala kaskatıydı. Sürekli orada tutmaktan ağrımış, acımış fark edememişim. “Serdar.” Diye yenileyip dudaklarımı çenesine indirdim. “Elim bir garip.” Kaşları çatıldı, oturduğu yerde dikleşerek ıslaklık içinde olan elimi tutup avuçlarına aldı. Sadece ona bakıyordu, “Kasıldı sanırım.” Diye mırıldanmamla önce o ıslaklık içindeki elimi öptü.
Yapma der gibi “Serdaar..” desem de buna mani olmadım. Sonra tişörtüyle elimi sildi, tişörtü karnımda gezdirdi, kasımlarımda dolaştırıp kıkırdayışım eşliğinde eğilerek sağ göğsümü öptü. Bir an başını okşadım, doğrulunca sırtını..
Elim. Bir garip ne kız ya Allah seni ksksjs
Beni asıl rahatsız eden kadınlığımdaki ıslaklıktı. Silebilir miyiz bilmiyorum ama banyoya gidemeyecek kadar titrek hissediyordum. Neyse ki Serdar usulca “Yavrum arala hadi bacaklarını.” Diyerek ona diz bükmemi sağladı. Düşündüğüm gibi, elinde katladığı tişörtle kadınlığıma dokunarak onu yavaş yavaş temizlemeye başladı.
Üçüncü silişinde “Serdar.” Dedim bir sürtünmeye daha hazır değildim. Titriyordum, elinin altındaki kadınlığım da acıyor gibiydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDuraksadı, bana döndü ve ne olduğunu anlamış gibi “Hassassın hala.” Diye mırıldanıp tişörtü yere bıraktı. Bu hassaslık mıydı neydi bilmiyorum ama onu istiyordum. Elimi gelmesi için uzattığımda tutunca “Hani son olmaz dedin ya Serdar.” Diye mırıldanıp yanıma uzanışını izledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Evet yavrum?” Beni göğsüne çekerek başımı öpünce dudaklarım çenesine indi. “Bu defa son olsa olur mu Serdar? Çok yoruldum ben, uyumak istiyorum.” Yorgundan ziyade rahatlamış hissediyordum kolumu kaldıracak halim yoktu.
Dudakları üzerimde gerildi, boşta kalan eliyle üzerimi örterken “Sondu zaten yavrum.” Dedi. “Ölürüm senin sesine, sondu. O an öyle gelişti sadece.” Zevk alayım diye mi? Nitekim almıştım da..

Abi Hazan bebiş he
Elimi yüzüme götürerek keyifle yeniden soludum. “Serdar’ ım..” Kokusunu içime çektim. “Çok seviyorum seni.” Göğüslerim teninde, üzerimde külot bile yok… Sabah uyandığımda utanmak istemiyordum ama giyinemezdim de. Serdar giydirir miydi?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKollarını belime dolayıp beni sıkıca sararken “Yavrum benim.” Diye derin bir nefes aldı, yüzü boynuma indi. Yetmedi, yetmeyecekti de biliyorum. Bu yüzden gece şafak sökerken ben yeniden dudaklarına yöneldim. Bu defa uyumanın umuduyla..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBoynuma değen dudaklarla temiz çarşaf kokusu içime ilişti. Üzerimde uzun bir tişört, burnumda erkeksi bir koku, Serdar’ ımın kokusu… Bu huzurlu his gülümsememe sebep olurken uslu uslu durarak beni bir ez daha öpmesini bekledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudaklar bu defa yanağıma indi ve yatağın kenarı tamamen çöktü. Oradan burnumun ucu, alnım, şakaklarım… Bana bu kadar yakın hali, yüzüme inen buselerle uykunun kollarından alıkoyuluyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGülümseyişim elimde değildi. Günün bir vakti içimin Serdar diye dolmasıysa yürek çarpıntısına sebepti. Oysa sabahları uyandırılmayı asla sevmiyordum fakat şimdi, sanki yıllardır bu anı bekliyordum. Nihayet dudakları kıpırdandı, o boğuk ses aramıza ilişti. “Yavrum.” Daha da gülümsedim. Bana olan şu teması, kelamı.. “Hhhı.” Diyerek ona doğru hareketlendim, yavaşça döndüm. Dönmemle üzerimdeki pikeyi düzeltti, beline sarılıp ona iyice sokuldum.
Duştan yeni çıkmıştı, benim aksime.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hazan’ ım.” Sesine bir kez daha “Hmm?” Deyip yüzümü bağrına bıraktım. Biraz daha, biraz daha uyumam gerekiyordu ama Serdar’ la. “Hadi güzelim duş al sonra yine uyursun.” Derken eli birkaç saat evvel bir lastikle topladığı saçlarıma gitti.
Sabah olmuştu, sabahın ilk ışıklarında kucağında buraya, yatak odamıza taşınmıştım hatırlayabiliyorum. Sonra salonda uyumadan evvel giydirdiği taytın ve sütyenimin üzerine kendi tişörtlerinden bir tane giydirmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDuş almam gerekiyordu farkındaydım bu konuda kendimi kötü hissediyordum ama uykum da vardı. “Saat kaç?” Diye mırıldanarak ona daha da sarıldım. Başımı öptü. “Dokuza on var.” O daha erken kalkmıştı ama bana bu bile bana erkendi. Kaşlarımı çatarak itiraz etmemle derin bir nefes verip tam manada yanıma yerleşti. “Tamam bir saat daha uyu hadi.” Bir saat de yetmezdi. Tabi Serdar’ ın her sabah beş altı arası uyandığını hatırlarsak ona geç bile kalınmıştı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir bacağımı üzerine attım, tutarak yerinde sabitledi. O kadar huzurluydum ki sadece şu temasla bile gülümseyerek onu öperken kalbim delice çarpıyordu.
Kokusunu içime çektim, dışarıdan sesler geliyordu. Çileyen yağmur gibi, rüzgarla usul usul sallanan ağaç dalları gibi. Bu, kolumu diğer tarafa atıp kaşlarımı merakla çatmama sebep oldu. “Serdar yağmur mu yağıyor?” Bana bakıyordu, dudakları alnıma indi, buğulu sesi yüreğime ilişti. “Evet yavrum, yağmur yağıyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapÖyleyse çok güzel bir gündü. Biraz da kasvetliyse yanımda Serdar varken en güzellerinden biriydi…
Gülümseyerek burnumu tenine sürttüm. “Uyanırsam balkonda oturup kahve içer miyiz?” Uykulu sesim bana hayal olmayan gerçeklikleri sunarken onu da gülümsetiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı okşayarak dudaklarını alnımda sabitledi. “İçeriz tabi yavrum.” Sadece gülümseyen ben değildim… Ki düşüncesi bile huzurdu. “Peki kahvaltıda patates ve sosis kızartır mıyız?” Birlikte, biraz uzun sürerdi ama çok güzel olurdu. Hem, erkendi. Ben duş alana kadar tam acıkırdım.
Ah kız bak ya çıtır çıtır yemelik
Allah serdar sabır versin ya
Başını usulca salladı, eliyle sırtımı okşadı. “Kızartırız yavrum.” Ama nasıl keyifliydi. Çarpan yüreğiyle hareketleri bile bir güzeldi.
Dudak bükerek keyifle mırıldandım. “Sonra ben balkonda kahveyle pasta yiyebilir miyim?” Yavaş yavaş açılıyordum. Elimde kahvem, yanımda sevdiğim adam, kocam…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüreği keyifle hareketlendi, sesi içime işliyordu. “Elbette yersin.” Deyişindeki o huzur… Üzerindeki bacağımla ona biraz daha sokularak başımı hareketlendirdim. “Sonra biraz sana sokulabilir miyim?” Bu kadar güzel olabilir miydi yahu? Mutluluk çığlıklarıyla kafayı yiyecektim…
Ahhhh ahhhhhh
Hafif bir hayretle “O nasıl soru?” Diyen Serdar’ da eminim ki benimle aynı duygular içerisindeydi. Bedenime daha sıkı sarılarak dudaklarını alelen açıkta kalan boynuma bastırdı. “Asıl ben seni bağrıma basabilir miyim?” Kıkırdayarak kapalı gözlerimin ardından lütfen der gibi “Serdarrr.” Dedim. Hala gıdıklanıyordum bunu biliyordu ama anlaşılan o ki içinden taşan sevgisi onu da beni de buna sürüklüyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSesli bir şekilde yanağımı öpüp geri çekildi. “Hadi.” O ayaklandı ama benim bir iki dakika daha şekerleme yapma isteğim vardı. Tabi Serdar eğilerek beni kucaklayınca benim o şekerlemeler ertelendi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTahminen banyoya yürürken soludu. “Seni yıkamamı ister misin?” Gözlerimi hala açmıyordum suyun altında açacaktım ama boynuna sarılırken derin derin gülümsüyordum. “Tabi ki hayır Serdar.” Yani, bu mümkün değildi ve bunu o da farkındaydı. “Öyle olsun bakalım.” Deyişiyle ayaklarım usul usul banyo zeminiyle buluştu.

Gelecek o günlerde yakindur
Niye tabiki hayır kız hani kocişin di
Bırakmadı, beni kendine çekerek başımı öptü. “İstediğin bir şey var mı?” Göğsünü öptüm, yoktu. Ki şu an tek heyecanım kahvaltıydı. Güzel bir kahvaltı.. Bunun için hızlı bir duş alıp salona inecektim. O yüzden başımı iki yana salladım ve saçlarımı çözmeye başladım. “Gelirim birazdan.” Yanağımı sevdi, “Tamam bakalım.” Deyip benden uzaklaşınca gelen kapanma sesiyle arkamı dönerek suyu ayarlama başladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap….
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ya anlıyorsun değil mi? Ben o gerizekalı yüzünden kendimi Emir’ e karşı sorguladım ya. Birde bir şey olmamış gibi laf atıyor. Bir insan sevgili yaptıktan sonra bu kadar mı değişir? Bu kadar koca meraklısı olduğunu bilmiyordum.” Yaptığı-mız şey… Bu doğru değildi farkındaydım. Farkında olduğum için de oflaya puflaya susuyordum zaten. Kime ne diyebilirdim ki? Sena haklıydı ama ikisinin arasına girip kimseyi kırmak da istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi devirip burnumun ucunu kaşıdım. “Konuşmak istememekle haklısın.” Sena’ yı buna ben dahil kimse zorlayamazdı, belli ki onda her şey bitmişti.
“Emir alaya mı gitmiş ne, bu gelmiş birde sabah sabah. Dur Melek Teyzeciğim ben yıkarım bulaşıkları, ben toplarım orayı. Lan benim teyzem benim, ben bu kadar yalaklık yapmıyorum.” Yani dün Sena’ yı bırakıp Emir’ le gitmesi bile bir garipti zaten. Konu yalaklığa gelirse, bu yalaklık mıydı bilmiyorum.

Ya ben sanırım yeliz'e hak veriyorum bu konuda ya
Kendini on pilana atma çabası sevmiyorum seni yelo
Kesinlikle
“Ya Yeliz öyle ama. Yani o insanlarla hep samimi.” Yalakalık değil de, bilmiyorum bu mesele beni boğuyordu. Biri kin kusuyordu, biri vurdumduymaz takılıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Aman neyse ben zaten bil diye anlattım. Senin nasıl gidiyor?” Konu bana gelince bencillik miydi bilmiyorum ama hemen gülümsedim. Konu bendim, Serdar’ dı.
Saat ona yirmi beş vardı duştan az evvel çıkmıştım ve üzerimi giydikten sonra Sena’ nın mesajıyla ona dönmüştüm. Saçlarımdaki havluyu sabitleyerek “Güzel gidiyor aşkım kahvaltı yapacağız şimdi.” Bir an evvel aşağıya inmem gerekiyordu aslında, bir şeyler hazırlamam lazımdı. Serdar muhtemelen yumurta bile pişiremediği için oturuyordur ama Sena’ yla konuşmak da iyi gelmişti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ay aşkım o zaman ben daha fazla tutmayayım seni. Dayımlar tıkandığını öğrendi onlar konuşacakmış seninle. Başkan çok merak etti arayacaktı, dedim enişte dur ben arayayım sen de konuşursun.” Yüzüm düştü, onların benim için bu kadar endişelenmesi bana garip hissettiriyordu. Bilmiyorum, kendimi değerli hissediyordum. Alışmamıştım. Alışamamıştım, hala…

Kociş seni alistirit
Önce biraz dayım, annem ve eniştemle, sonra nasıl olduğuyla ilgili başkanla konuştum. Her birinin beni merak etmesi sakin bir mutluluk hissettiriyordu. Dayımdaki o endişe, eniştemin ben buradayım deyişiyle kendimi yıkılmaz bir halka kılıyordum sanki. Yine de başkanın içten bir bir iyi misin kızım deyişi her şeye bedeldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşkan muhabbetin sonunda, rahatsız bir tonda “Hazan bak ne diyeceğim kızım.” Derken yatağın pikesini katlıyordum.
Birazdan inerdim, artık iyice geç olmuştu. “Seninle Sena Emir’ in kız kardeşisiniz. Elbette onda kalacaksınız edeceksiniz ama Yeliz.” Elimde pike, sesine öylece kalakaldım. Başkan bundan elbette rahatsız olurdu ama bunu dile getirecek kadar düşündüğünü bilememiştim.
Lan bu kız da dert babası gibi gelen giden buan yakınıyor ya bı bırakın da pii
“Yakışmaz Hazan, onlar kardeş değiller. Olur mu öyle şey? Sena’ da gitse neyse diyeceğim ama Yeliz tek, Yeliz’ in ailesi duysa ben ne derim? Ya sen konuş kızım ya da ben. Ben konuşursam şimdi yanlışlıkla kalbini falan kırarım diye sana söylüyorum. Bir daha böyle bir şey duymak istemiyorum. Emir’ le de konuşacağım bugün.” Yani haklıydı sanırım. Kim olsa aynı şeyi söylerdi. Ben de Serdar’ da kalıyordum ama aynı şey değildi ki, biz bur nevi evliydik. İlk kaldığım zamanlarda da evliliğe niyetliydik.

Ağa ne dertli bir ailenin içindeyiz ya kimsenin derdi bitmiyo
Yani adam da haklı şimdi
“Süleyman Amca nikahtan sonra konuşsam olur mu?” Elbette kolay değildi ama bunu benim söylemem daha doğru olurdu.
Boynumu kaşıyarak pikeyi yöneldim, güzelce yerine koyup kapıya doğru ilerledim. “Tabi tabi, şimdi değil zaten. Ben bu akşam yollamam Yeliz’ i gel tavla oynayalım falan diyeceğim. Sen sonra bir konuş, bu böyle olmaz.” Benim de bunu dinlemem biraz garipti tabi, ben de kalıyordum ama yine de kendi kendime biz başkaydık diyorum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Haklısın başkan. Hallederiz sen sıkma canını.” Aksini söyleyemezdim adam babasıydı, benim de haddim değildi. Konuşacaktım evet, ne diyecekti merak ediyordum ama bunun böyle olacağı belliydi. Hatta bence annem de bu duruma çok da iyi bakmamıştı ama benim yüzümden o da bir şey diyemiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMerdivenlerden inmeye başlarken Serdar görünürde yoktu. “Tamam kızım hadi öpüyorum, git kahvaltını yap sen de. Serdar’ a da selam söyle. Kendine iyi bak.” Yavaş yavaş salona adımladım, başkana “Görüşürüz bende öpüyorum.” Derken de koltuğa döndüm.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKoltuk silinmiş, üstelik topluydu. Üzerinde sudan kaynaklı koyu yerler vardı ve bu görüntü beni dün geceye itiyordu. Gözümün önünde birden o halimiz, benim salonu dolduran inleyişlerim, zevkle kocam deyişim, bana sürtünüşü, ona dokunuşum…
Gözlerimi bir an yumarak olduğum yerde durdum. Orada, çırılçıplaktım.
Dudaklarımı ıslattım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDaha da geriye gittim sonra, gözlerim daldı. Dün akşama, yağmura, eve, tıkanmama. Ondan da evvele.. Serdar dün neydi? Serdar dün beni o mavi gözlü adamdan bir nevi kurtaran sevgilimdi. Birden yanımda beliren, sonra yine birden ortadan kaybolan ve döndüğünde her şeyi yoluna sokmuş adamdı. Garipti, insanlara karşı ilginç bir gücü vardı ve bu güç beni etkiliyordu. Ondan evvel de, Serdar hep beni kendine hayran bırakan o siyah devdi zaten.
Yani dün seviştiğim adam… Bilemiyorum tüm bunlarla iliklerime işleyen Serdar’ ımdı. Bir bana güzel olan, bir bana güçlü duran.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzümde hafif bir tebessüm, gitmem gerekliydi. Mutfağa ilerleyip onu orada bulmalı, utansam da bunu onunla aşmalıydım. Nitekim yüreğim onunla dolu, içimde çırpınan varlıkların sebebi oydu.
Oflayarak o tarafa yöneldim. Kapı kapalıydı, içeriden sesler gelmiyordu ama adımlarım arttıkça Serdar’ ın “Üzülme lan, insan en çok sevdiğini sikermiş.” Dediğini duydum. Tam kapının önünde, elim kulpta. Kaşlarımı gülerek çattım. Eminim ki kendi kendine konuşmuyordu ama birkaç saniye daha kalıp devamını bekledim. “Dedem de en çok seni seviyor demek ki.” Kiminle konuştuğunu çözemedim ama kime bu şekilde konuştuğunu merak edip yavaşça içeriye adımladım.
Skzkjzjsjsj
Geniş sırtı bana dönük, donatılmış masanın karşısında oturmuş telefonda konuşuyordu. Üzerinde bedenine yapışan bir tişört, sağ kulağında telefon.
Geldiğimi anlamış olacak ki ciddileşen sesiyle “Kapatıyorum Azat.” Dedi. Az evvelki kaba sözlerin sahibi belli oldu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYavaşça ona ilerledim, bana dönmüyordu. “Halledemezsen ararsın.” Keyifle gülümseyerek arkadan boynuna sarıldım, ellerim bağrında birleşti. O Azat’ ın oflaya puflaya “Eyvallah senin de amınakoyim ya.” Deyişiyle telefonu kapatırken ben eğilip şakağını öptüm. “Ne kadar bozukmuş senin ağzın?” Ediyordu ama yine de onu küfrederken görmeye pek alışık değildim. Özellikle az evvel dediği şey, doğrusu bunu ben bile ilk defa duymuştum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTelefonu masaya bırakarak ellerimi tuttu. “İlk defa duymuyorsun bence?” Doğru ama bunu ilk defa duyuyordum. Gerilen dudaklarım hafif bana dönen yüzünde geziniyor, keyifli sırnaşışım utancımı daha da yeniyordu. “Haklısın.” Dememle “Gel bakalım.” Diye beni usulca kendine çekti. Yanında bir sandalye vardı. Ben olsaydım en azından bir tane uzun puf aldırırdım, bunu ona söyleyecektim evde değiştirmek istediğim birkaç şey vardı ama şimdilik yavaşça dizine oturmalıydım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapMasayı kast ederek kucağına oturdum, ellerim tutunmak için boynuna gitti. “Hani sen yumurta bile kıramıyordun?” Hakkında bildiğim çok az şey vardı zaten. Bu da onlardan biriydi ama görünen o ki onu da yanlış biliyordum. Kaşları çatıldı, “Bunu sana kim söyledi?” Diyerek usulca dudaklarımı öptü. Derin bir öpüş değildi, yine de heyecanımı tazelememe yetmişti.
Azat sanki dedi xmfldfl

Kimiz dedi kocis
Adam da olmayan yok her iş geliyor elinden:))
Ne sandın kızım serdar bu Serdar
Boru mu mzkskslskjx
Omuzlarımı düşünceyle kaldırdım. “Bilmem.” Sahi, bunu bana kim söylemişti? Serdar’ ın yüzü birden yumuşarken kızartılmış patateslere bakarak ekledim. “Yoksa sadece bu mu?” Belki de sadece patates kızartmayı biliyordu? “Ayıp oluyor ama.” Diyerek dudaklarını omzuma bastırdı. “Yumurta da kırabiliyorum.” Kıkırdayıp ona döndüm. “Serdaar.” Derken de gözlerimi devirdim. Serdar ilk defa komikti. Değişiyor, sanki her sabah kendine güzel bir şey ekliyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKoca cüssesiyle kucağında küçük kalıyordum. Kalçalarım dizinde rahat, yüreğim onunla çok huzurluydu. Yere güçlükle değen ayaklarımı usulca sallarken gözlerimi gözlerinden almadım. Eğilerek şakağımı öptü, sesi yeniden ciddileşmişti. “Söyle yavrum?” Başımı yana eğdim, söylenecek çok şey vardı da ya zamanı değildi, ya dilden dökülmüyordu. İkimiz de her şeyi farkında, öyle yokmuş gibi…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSessizliğimle utandığımı anlamış olacak, bir süre beni öylece izledikten sonra “Ye hadi soğutma.” Diyerek sırtımı sıvazladı. Bir şey demeden yanındaki sandalyeye oturdum, önüme bir tabak aldım. Ketçaba uzanırken “Dayımlarla konuştum.” Diyerek gerginliğe mani oldum. Aklım geceye gidiyordu, utanıyordum bu yüzden de susmak istemiyordum. Bana dönmesiyle devam ettim. “Başkan selam söyledi.” Yeliz’ den de bahsetmek istiyordum aslında. Dudaklarım bunun için aralanmıştı ki çatalımı patateslere götürürken vaz geçtim. Yeliz’ in özeli miydi şimdi bu? Öyleydi sanırım. O halde her ne kadar anlatmak istesem de sanırım bunu Serdar’ la konuşamazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ee?” Deyip duraksadı, bana döndü. “Senin niye yüzün asıldı? Bir şey mi dedi?” Çatalıma birkaç patates daha aldım ve Serdar’ a dönerek dudaklarına götürdüm. Ona yedirmek istiyordum ama çatala değil bana bakıyordu.
Gözlerimiz birleşince onun ciddiyetinin aksine ben gülümsedim. “Ya Serdar kim ne diyebilir bana?” Deseler ben de daha fazlasını derdim mesele de kapanırdı.

Hatibi artık kimse bı şey diyemez dijdjdndjd
Hel birşey desinler
Başını sakin sakin varla yok arası yukarı aşağı sallayarak sonunda dudaklarını araladı. Kızartmayı ona yedirerek bir çatal da ben aldım. “Dinliyorum.” Demli çayına uzandı. Öğrenecekti illa belli. Hem konu bariz belliydi olaya başkan bile dahilken ben de saklamak istemiyordum. Birde kocamın huyunu biliyordum artık, saklamam bizim aramızı da bozardı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOmuz silkerek bu defa sosislere yöneldim. “Başkan, Yeliz’ in Emir’ de kalmasından rahatsız olmuş.” Garipti, yani bu durumu hem umursamıyordum hem de üzülüyordum.
Bir kolunu sandalyeme uzatıp bacağını diğerinin dizine attı. “Sen niye gerildin?” Dudak büktüm. “Bilmem.” Ona dönerek birkaç patates daha götürdüm dudaklarına, itirazsız aldı. “Yani bana konuş dedi. Konuşurum da sorun yok ama Yeliz ne hisseder bilemedim.” Yüzüm düştü, yavaşça önüme döndüm. Çatal elimde birkaç saniye durdum öylece. Muhtemelen çok üzülürdü, yüzü asılır, gözleri dolardı ben de kıyamazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“İnsanları bu kadar düşünme.” Diyerek yerinde hafif dikleşti, çayından bir yudum daha aldı. Sanki o koca adam, oturmuş çocuğunun kahvaltı yapmasını bekliyordu. Ki aksi gibi onu da yediren de bendim.

Harbi ya
Haklı Serdar sevgisin evide o kalıyor o düşünsün bı zahmet Yanı
Gözlerim az ilerideki örme peynire dalmak üzereydi, ona döndüm. “Çok yakınım olsalar bile mi?” Yeliz’ in üzülmesi istediğim son şey bile değildi ama o kadar naifti ki eminim çok üzülecekti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDikkatle gözlerime bakıyordu, kaşlarını havalandırıp anla der gibi başını hafif hafif salladı “Çok yakının olsalar bile.” Bir an onda durdum, sonra gözlerimi devirerek yeniden masaya döndüm. “Patatesler çok güzel. Sen neden yemiyorsun?” Yeliz konusunu sonra halledecektim, şu an düşünmek bile beni üzüyordu.
“Yiyorum?” Yiyor muydu? Anlamamış gibi bir patates tabağına bir de Serdar’ a baktım ama sonra başımı yana eğip gülümsedim. Kastı bendim, onu yedirmemi sevmişti ve kabul ediyorum ben de çok sevmiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzüme eğildi, gerilen dudakları burnumun ucuna indi. Keyifliydik, güzeldik, mutluyduk ama ben bir şeyler yemek istiyordum. Serdar geri çekilerek bu defa da şakağımı öperken keyifle “Açım ben.” Diye sızlanıp masaya döndüm. Sosise uzandım, “Serdar seni mi doyurayım ben mi yiyeyim lütfen yer misin?” Ama sonra dayanamayıp çatalımdaki minik sosisi Serdar’ ın dudaklarına götürdüm.
Kaşlarını havalandırdı yok der gibi, sonra başını itirazla yukarı kaldırıp benim “Yaa.” Dememe “Ben yemiyorum öyle şeyler. Sen seviyorsun diye aldırdım.” Diye soludu.

Sevmesen bile yemek zorundasın kociş evlilik müessesesinde böyle
Hayretle masaya yönelip sosisi ben yedim, birkaç patates daha, ufak bir dilim peynir ve sonunda dayanamadım. Çatalıma birkaç patates alarak yeniden Serdar’ ın dudaklarına yaklaştırdığımda beni izliyordu. Öyle diyordum ama aklım gidiyordu işte ona.
Usulca çatala yöneldi, dudakları aralandı ve itirazsızca çatalımdaki patatesleri yedi. Yüzümde bir tebessüm, tüm bunları izlerken tahminimden güzel hissediyordum. Elimden, elimi geçtim benim çatalımdan bir şeyler yemesi çok özeldi bence. Hem o da mutluydu, bakışlarındaki doluluk içime işliyordu. Aynı çataldan yemek yemek daha keyifliydi tabi, ki ben normalde kimsenin bir şeyinden yiyip içmezken Serdar’ la aynı çataldan yemek içimi heyecanla mutlu ediyordu.

Kızım birbirinizi yiyorsunuz bir zahmet çatalından değilsin
Yukarı kıvrılan dudağımla önüme dönüp bu defa kendim yerken eli belime dolandı, eğilerek dudaklarını yanaklarıma sıkıca bastırdı. “Ölürüm lan sana.” Sesi içi içine sığmıyor gibi boğuktu, ki bu tabiri sevmiyordum ama o kadar güzel söylüyordu ki sus da diyemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ölme.” Diye başımı arkaya attım. “Bir şeyler ye artık.” Kıkırdayışıma başını salladı, eli belimde kalırken çatalını alarak ekşi yeşil zeytine uzandı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Uykun var mı?” Başımı iki yana sallayıp bir kolumu masaya dayadım. “Duş aldım ya açıldım.” Ama hemen sonra yüzümü buruşturdum. Neden almıştım ben bu duşu? Evet…
Koltuğu da silmişti, soramıyordum. O çayını yudumlarken ben bir çatal daha patates aldım. Utanmamak için direniyordum ama elimde değildi hatırladıkça kendimi tutamıyordum. Sanki şekeri uzatsana desem bile dün geceye gidecekti konu. Altında inleyişlerim, ona dokunuşlarım…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi bir an kapatıp açtım. Biraz daha böyle devam edersem sorardı, o sorunca da olmazdı bu yüzden başka şeyler düşünmeye başladım. Mesela… Sonunda aklıma gelenle sırıta sırıta çayımdan bir yudum aldım.
“Ben dün gece yataktan mı düşüyordum?” Nasıl tutmuştu ama. Tutup öpmesi şimdi bile içimi gıdıklarken kendi aptallığıma gülmeye devam ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSakince “Evet.” Dedi. Bakış açımdan ötürü onu göremiyordum ama bu defa yerinde hareketlenince başımı hafif ona çevirdim. “Tabi bu mümkün değil.” Her zaman öyle tutacağından bahsediyordu. Çatalımı bırakarak başımı yana eğdim, “Serdar.” Derken içim yumuşacıktı.
Kolunu omzuma attı. “Sen gel bakalım buraya.” Eğilerek şakağımı öptü. “Niye kasıyorsun kendini?” Anlamıştı işte ama elimde değildi. Omuz silkerek dudak büktüm. Konuşmazsak geçerdi, konuşmayalım lütfen ben buna alışabilirdim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBen masaya dönerken o bir an durdu, sonra yine “Ye hadi.” Diye soluklandı. Çok da kızartmıştı, “Yiyorum ya zaten.” Diye mızmızlanarak yeniden tabağıma yöneldim. Yiyordum, o daha çok yediği için benim yediğim gözüne az geliyordu tabi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Patatesleri bitir.” Ben o patatesleri yersem zafiyet geçirirdim yalnız. Bu yüzden yarısından çoğunu Serdar’ ın tabağına alarak kalanı önüme çektim.
“Tamam bitiririm bunları.” Yani o kadar da değildi. Uyarıcı sesiyle “Hazan?” Dese de omuz silktim. “Ya Serdar senden mi çekineceğim istesem yerim zaten?” Doğru söylüyordum, ona da mantıklı gelmiş olacak ki bu defa bir şey demedi.

He kizzes konuş öyle
Boşalan bardağıyla kendine çay almak için ayaklanırken masada titreyen telefona uzandım.
“Kim?” Meraklı kaba sesine gülümsedim.

Allah'ım huylusu bakmadık da jfjdnnsjsjs
Çaça; Yeni uyandım kafam sik gibi kendime gelince ararım gülüm🧛♀️
Çaça; Ölüm ölüm dediğin nedir gülümm
Çaça; Neyse devamını unuttum -,-
Çaça; Bu arada seni yanındakine bırakmam yerim :*
Çaça; Sevgiline teşekkürlerimi ilet, ona bir cigara borcum olsun
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapCigaradan kastı normal bir sigara değildi. Bu yüzden onu es geçip yanıma oturan adama bakmadan ekrana gülümsedim. “Ayça, teşekkür ediyor.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSessiz kalışıyla öylesine bir konuyu değiştirdim. “Sen Azat’ a neden öyle diyordun?” Peynir çok güzeldi, ondan biraz daha alırken Serdar dikleşerek masaya odaklandı. “Sen fazla mı meraklısın?” Sorgular sesine önce kaşlarım havalandı, sonra dudağımı şaşkınlıkla ısırıp sessiz kaldım. Ne demek meraklı? Edemez miydim?
Edemezmişim, hoş bu saatten sonra cevap verse de ilgilenmezdim. Öylesine bir “Hııı.” Diyerek umarsızca kahvaltıma devam ettim.
Ne demek meraklı? O da merak ediyordu her şeyi?
Ben şimdi bozulsam haksız mıydım lafı ağzıma tıktı sustu?

Al şimdi topla toplayabiliyorsan
Serdar onu da halleder alır gönlünü hazoşunn
Al kırdın kırdın öküz
La az önce daha kızın telefonu titremeden kim diye sordun ya amk biz niye merak edemiyoruz bir şeyleri
Al işte Serdar ya
Birkaç dakika ikimiz de sustuk. Ben bir şeyler yerken kafamda kurdum durdum, sesi zihnimde yankılandı. Ne olmuştu şimdi birden? Neden öyle demişti ki?
Biraz sonra bu defa masada titreyen telefon onundu ama ben yine meraklısın demesin diye göz ucuyla bile bakamadım ekrana. Sessizce önce telefona ulaştı, sonra aynı sessizlikle ayaklanırken eğilerek ensemi öptü. “Geliyorum şimdi.”
Ona göre bir şey yoktu sanki. Sanki az evvel havadan sudan bir muhabbette cevap vermiş ve geçmişti. Halbuki benim içim kırılıyordu. Gidişine bile…
Yılışma be git
Hem ne demiştim de meraklı olmuştum şimdi ben? Boğazıma oturan yumruyla çatalı tabağın kenarına bırakarak telefonuma uzandım. Öpmüştü ama sanırım biraz başka şeylerle ilgilensem daha iyi olacaktı. Çünkü çok saçmaydı ve ağlamak üzereydim. Kendimi tutamıyordum, buna ağlanır mıydı? Neden dokunsam ağlayacaktım o zaman? Yani ben genelde ağlamaz onu ağlatırdım neden birden bu kadar duygusal olmuştum ki? Serdar’ a göre bir şey de yoktu ortada ama ben çok kötü hissediyordum.
Oy kıyamam ya
Dovucem seni Serda ha
Davar herif
Sanırım dünden sonra biraz ilgi istiyordum. İlgi de değil, öküz bunu demese olmaz mıydı şimdi? Sadece öylesine sorduğum bir şeydi. Hiçbir şey dese de alınmazdım ne demek meraklı? Bir de susmuştu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTuğrul’ un mesajlarına cevap verirken acaba dedim kendi kendime. Acaba sıkıldı mı? Dün bir şeyler oldu diye bugün sıkılmış olabilir miydi? Bir şeyler yaşadık da hevesi mi gitmişti? Sürekli uyuyorum diye mi? Ama erken kalkmıştım? Koltuğu silip kahvaltı hazırladı diye mi? Benden mi bekliyordu? Yapardım ne olacaktı işten kaçmıyordum ki ben kaçmazdım? Yok canım dedim sonra. Niye sıkılsın? Gayet de güzeldik az evvel.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYine de gözlerim dolmaya başladı, alt dudağımı titreyerek sarkıttım. Elimde değildi, ağlıyordum. Biliyorum ağlamamalıydım çok saçmaydı ama ağlıyordum. Ya ağlamamalıydım ya da Serdar gelmeden ağlayıp susmalıydım ve bunu asla görmemeliydi. Bu yüzden ani bir kararla yanağıma doğru akan göz yaşlarımı silmeye başladım. Şurada iki dakika ağlasam yeterdi, sonra göz yaşlarımı tamamen silerdim ve anlaşılmazdı.
Kıyamam yaaa
Gözyaşların aktı, onlar aktıkça ben aceleyle sildim. Ki ona da ağlamak denmezdi, boğazımdaki acıyla gözlerimden birkaç damla yaş düşmüştü sadece.
Birkaç dakikanın sonunda hüznüm geçti öfkem aldı yerini. Ne demek meraklı? Ben soramayacaksam o da sormayacaktı. Ben bu halle meraklıysam ona kim bilir ne denirdi. Neticede hayatımla ilgili her detayı daima sorgulayan oydu. Daha az evvel gelen mesajla kim demişti ya o?

Kiyamm yaaa aşk bahçem hemen duygusallasiyi
Serdar gelir miydi, kaç dakika sonra gelirdi bilmiyorum ama ben doymuştum. En azından boğazımdan mideme inen o yumru bana bu hissi veriyordu, artık yemek istemiyordum. Yine de kalkıp gitmek istemediğimde sakince oturarak boşluğa daldım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGeldi, mutfak kapısı yavaşça açıldı. Zeminde duyulan adım sesleri yanıma oturuşuyla son buldu. Sakindi “Niye yemedin?” Ona dönmedim, usulca omuz silktim. “Doydum.” Soğuyan çayıma gitti elim, elime tam oturan bardağı avcumda doldurdum. Bir an durdu, sonra şaşkın sesiyle “Ağladın mı sen?” Diye yükselerek iyice bana döndü. Nereden çıkmıştı bu şimdi? Üstelik yüzümü de göremezken?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yavrum?” Hala yavrum diyordu, ne yaptığının cidden farkında değildi. Bir eli yüzüme gitti, avcuma doldurduğu çenemi “Yüzüme bakar mısın?” Derken yavaş yavaş kendine hareketlendirdi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir şey yoktu geçmişti gitmişti. Bu yüzdendi yüzüne bakarken umarsız ifadem. “Ne alaka neden ağlayayım?” O kadar emindi ki onu inandıramayacağımı biliyordum ama yine de inat etmekten geri durmayacaktım.
İki eliyle yanaklarımı kavrayıp yeniden “Yavrum.” Diyerek yüzüme eğildi. Yumuşak dudakları kapanan gözlerime indi, kokusu içime işledi birden.
Bu koku, teni, dokunuşu, hali… Canımı yakan kelimelere inat çok naifti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Ölürüm sana, sen bana mı takıldın öyle?” Geri çekilmeden başımı bağrına yasladı. “Bozulacağını düşünmedim, Hazan kötü niyetle söylemedim yavrum.” Olur mu öyle şey ben meraklıyım? Yine de… Böyle dokununca, böyle yumuşacık konuşunca tüm hislerim bağrında yitiyordu sanki.

Ayyy hemn gönlümüzü aldı kocis
Sus be sıçtın Faikk
Kollarına dokundum. “Bozulmadım zaten şizofren misin Serdar?” Amacım onu ittirmekti ama hareket bile edemeyince pes edip ona yaslanmaya devam ettim. “Kendin içerilerde ağlayıp ağlayıp geliyorsun sanırım.” Çok da önemli bir şey değildi, ağladığımı bilsin ya da görsün istemiyordum ama kırılmıştım.
Hiç ağlamamış gibi yapıyordum, çünkü eğer belli edersem kendimi tutamayıp daha çok ağlardım. Hatta ağlama krizine bile girerdim ve Serdar’ la aramız da tamamen bozulurdu. Düzelmesi de çok uzun sürerdi, bence onun aksine bunu istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Özür dilerim.” Diyerek tişörtümün açıkta bıraktığı omzumu öptü. “Allah belamı versin bilseydim söyler miydim öyle?” Ne niyetle söyledi bilmiyorum ama pişman olduğu sesinden dahi anlaşılıyordu. Derin bir nefes aldım. “Yok öyle de deme şimdi.” Alnım bağrında, başımı yan çevirdim. “Ama çok hayvansın sen.” Bastıra bastıra yeniledim sonra. “Öküz.” Bir şey söylemedi, sus demedi, ne biçim konuşuyorsun demedi. Haklıydım, biz dün seviştik onun bugün yaptığı çok kırıcıydı.
Walla öyle davar
Kolları belimi sararken eğilerek burnumun ucunu öptü. “Haklısın yavrum.” Sıkıntılı bir soluk aldı sonra, yeniden alnımı öpüp beni sıkıca kendine çekti. “Özür dilerim haklısın.” Eli yüzüme gitti, kuruyan gözlerimin altını sildi. “Senin tek damla gözyaşına mahalleyi yakarım lan ben.” Bir daha öptü, “Senin kırıklığına kafamı kırarım olur mu öyle şey?” Sonra bir daha. Öyleydi cidden, buna şüphem yoktu. Artık sevgisini öyle bir belli ediyordu ki aksini söylese inanmazdım sanki. Yumuşamam sanmıştım ama kollarında olup yumuşamamak mümkün değildi.

Sanırım bizi biraz seviyor
Kız bircik daha nazlan
Sonunda “İyi miyiz?” Diyerek kokumu içine çekti. Saçlarımdaki havlu düştü düşecekti. İyiydik de ama öyle birden yüzüm gülemiyordu. Havluyu düzelterek usulca başımı salladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Hadi bir şeyler ye.” Doymamıştım, yemek istiyordum ama ne bileyim. Benim sessizliğimle bu defa çatala uzanan oydu, biraz kızartmayla çatalı bana yönlendirince yukarı kıvrılan dudaklarımı hafif araladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDakikalar evvel ben onu yedirmiştim, sonra Serdar beni. Hiç de istemiyorum dememiştim, başımı yasladığım bağrından sessiz sessiz ne uzatırsa onu yemiş, arada şunu da versene diye işaret etmiştim o kadar. Hislerim hala tam geçmemişti elimde değil ona hala biraz tripliydim ama iyiydik. Öyle bir ilgilenmişti ki küsememiştim bile.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap….
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSalona ilerlerken bahçeyi izleme isteğiyle elini bırakarak cama doğru yöneldim. Arkamdan kalmış “Dedem bana vereceği işi biz yarın evleniyoruz diye Azat’ a vermiş, Azat’ da istemiyordu, takılıyordum.” Diyordu ama artık konuyla asla ilgilenmiyordum, vaktinde cevap verseydi.
Aynen öyle bizene hıh
Ona dönmeden omuz silkerek umarsızca “Bana ne?” Dedim. Cidden merak etmiyordum artık bir önemi kalmamıştı. Şu an ilgimi çeken tek şey bomboş bahçe ve bahçenin diğer tarafındaki köpeklerle gezinen Cesur’ du. Demir sürgüden diğer tarafa geçemiyordu ama halinden memnun gibiydi.
Kız seni yerim sjsjsjsjsj
Serdar’ ın sessizliği, benim sakince etrafa bakışım, boynumu kaşıyışım derken yavaşça ona döndüm. Arkaya yasladığı başıyla beni izliyor, fazlasıyla huzurlu görünüyordu. Ki öyleydik de, o an sayılmasa birlikte uyanıp tüm gün birbirimizle kalmak ikimize de çok iyi gelmişti. Sanki uzun zamandır sadece buna ihtiyacımız vardı da birbirimizle dinleniyorduk.
Bakışlarım kısa bir an geniş bahçe ve Serdar arasında gidip geldi.
Bir fikrim var ama…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKollarımı acaba der gibi birbirine bağlayıp az ilerideki yeşilliği izlemeye devam ettim. “Bahçe baya geniş aslında.” Yavaşça arkamda kalan adama döndüm. “Neden hiçbir şey ekmedin?”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözleri sanki merakla kısılmış, oturduğu yerde bacaklarını iki yana açmış, kollarını birbirine bağlamış bir halde sadece beni izliyordu.
Omuzlarımı kaldırıp indirerek devam ettim. “Yani ne bileyim. Çiçek, belki ağaç. Yeşillik olurdu.” Çok da güzel olurdu, bu mevsimlerde ne güzel mis gibi otururduk. O rengarenk, mutlu görüntünün ihtimali bile çok güzeldi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapİfadesini bozmadı “Aslında düşündüm.” Dediğinde bu sefer kaşları hayretle havalanan bendim. “Ama sulamaya, ilgilenmeye vaktim yoktu. Yazık olur diye hiç girmedim o işe.”
Bu kadar mıydı yani?
Serdar bu kadar naif ve ince ruhlu muydu? Ağaçları sulayamaz, onlarla ilgilenemez diye ekmeyecek kadar iyi miydi cidden? Oysa duruşu, hali ve tavrı onu ketum ve sert bir adam gibi gösteriyordu. Aslına bakarsak öyleydi de…

Merhametli siyah devim
Artık Hazos var o hal eder ya
Omzumun üzerinden geniş bahçeye yeniden ufak bir göz gezdirdim. Sonra birbirine bağlı kollarımla yavaşça Serdar’ a dönüp umutla soludum. “Ben hallederim.” Bu defa da onun kaşları havalandı. Şaşkın ve hoşuna giden bir edayla bakışlarını üzerimde sabitlerken yaslandığım camdan ayrılıp ona doğru yürümeye başladım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAyaklarım parkede dans eder gibi geziniyor, bakışları yüzünden elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyordum.
“Dikelim Serdar. Ben bakarım.” Hevesle gülümsüyordum. Toprakla oynayıp rengarenk çiçeklere dokunma ihtimali bile beni şimdiden mest etmişti. Bahçeyle ve çiçeklerle ilgilenmeyi en az şarkı söylemek kadar seviyordum ve eminim bu bahçeyi bana bırakırsa çok kısa bir sürede hayal dahi edemeyeceği kadar güzel şeyler yapabilirdim. Güller, papatyalar, sultan küpeleri, sümbüller, burada yetişebilen meyve ağaçları, geceyi aydınlatan minik, tatlı ışıklar…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu şimdiden içimi kıpır kıpı ederken emindim, yavaşça yanına oturmak istediğim ama kolumdan tutup çekerek beni dizine oturtan adamın beni asla geri çevirmeyeceğine adım kadar emindim.
Nitekim öyle de oldu. Hareketine aldırmadan sakin bakışları eşliğinde başımı umutla yana yatırıp “Lütfen.” Dediğimde dudakları usulca gerildi. Sadece bir büyülü an gibi beni izliyordu. Yüzümü, mimiklerimi, gözlerimi, hatta hareketle şekillenen dudaklarımı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapFaçalı kaşı çatıldı, kolları belimi sararken buğulu sesiyle “Ev senin yavrum.” Deyişinde öpmek için ona doğru meyletmek istesem de yalnızca gülerek karşılık verdim. “Teşekkür ederim.”
Belki kırgındım, belki içimde hala bir şeylerin sızısı kalmıştı ama bunu artık yok saymak istiyordum. Her ne varsa, o da pişmandı bunu görebiliyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Konuşalım mı?” Diyerek ciddileşti birden. Kucağındaydım, bana sarılıyordu ama aynı zamanda yüzündeki gergin ifadeyle bana bakıyordu. Konuşulacak ne vardı ki? Bu yersiz ciddiyete gerildim. “Konuşalım.” Diye mırıldanmam onu oturduğu yerde dikleştirdi. Aslında kalkmak istiyordum ama müsaade etmeyeceğini biliyordum. Bu yüzden sakince ondan gelecek hamleyi bekledim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Dün.” Der demez yüzüm mani olamadığım bir şekilde değişti, bunu hissettim. Ne vardı dünde? Belki başka bir şey vardı? “Ee?” Yalnızca bakışı bile geriyordu beni. “Burada, bu koltukta.” Birden tüm bedenimin üşüdüğünü hissettim. O ana gidiyordu, gitmemesi gereken yere ve ben bunu konuşmak istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYerimden kıpırdanarak kalkmak istediğimde buna kollarıyla mani oldu. “Konuşuyoruz.” Tamam konuşalım ama böyle değil. Dün tam da seviştiğimiz yerde oturup bu haldeyken bunu konuşamazdım. “Dinliyorum.” Diyerek yan tarafa bir hamle daha yaptım, bırakmadı. Ofladım, “Oturmak istiyorum sadece.” En azından bunu konuşurken kucağında olmasam daha iyiydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKoltukta biraz gerileyerek “Tamam otur.” Dedi. İyice kucağına oturmamı istiyordu? Cidden mi Serdar? Duygularım yüzüme yansımış olacak başını hafif arkaya atıp beni sakince izledi. “Hazan hadi yavrum.” İstemiyordum, şu an değil. “Bundan kaçamazsın, yaşamamış gibi yapamayız.” Doğru, bunu neden konuşmak istiyordu bilmiyorum ama görmezden de gelemezdik. Bir şeyler yaşanmıştı.
Ya anlasana utanıyoruz utanıyoruz
Sakin bakışlarımla kollarımın altından tutup hafif kaldırdı, iki bacağımı açarak üzerine oturduğumdaysa başımdaki havlu koltuğa düştü. Saçlarım artık kuru sayılırdı, bu yüzden alma gereği duymadım ama Serdar tutarak hemen yanına aldı.
Tekrar bana döndü, “Dün bir şey yaşandı.” Deyişi avare zihnimde yankılanıyordu.
Evet dün çok utanç verici şeyler yaşandı ve Serdar şimdi bunu dillendirerek beni daha da utandırıyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzüme doğru eğildi. Elleri belime, dudakları alnıma gitti, sesi boğuklaştı. “Çok güzel bir şey.” Yutkundu. Öyle miydi?
Bu utanan mahcup halim.. Bilmiyorum belki az evvel bana meraklı dedi diyeydi. Belki o an olmasa daha az utanırdım, yüzüm böyle düşmezdi.
“Biz dün seviştik Hazan.” Kaşlarımı çattım, gözlerimi inkara yumdum ama yine de susmadı. “Sonra sana o masada hiç söylememem gereken bir şey söyledim. Sen zaten çekiniyorsun, ben de o sözle dün geceyi piç etmiş oldum.” Dudakları alnıma değiyor, haklı soluğu içime işliyordu. Çok doğruydu, beni benden iyi tanıyordu.
Heh farkında en azından
“Farkındayım, ne kadar üzüldüğünü görebiliyorum seni anlıyorum yavrum.” Derken ensemdeki eliyle başımı geniş omzuna yasladı. “Ama seni böyle görmeyi hiç sevmiyorum, içim gidiyor.” Elimde değildi ki. Fazla mı büyütüyordum bilmiyorum ama elimde değildi işte. Yine de yüreğim ona her defa olduğu gibi yenik düştü ve sonunda dayanamayıp “Serdar.” Diyerek elimi diğer omzuna koydum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞükreder gibi derin bir nefes aldı. “Söyle yavrum?” Alnımı öptü, gülümsedim. “Niye öyle dedin?” Sadece merak ediyordum, söylesin zaten kapatacaktım konuyu. Uzatmak gibi bir derdim yoktu, gün bizimdi bunu güzel kılmalıydık.
Belimi sevişi durdu, kaşları çatıldı. “Başka bir şey düşünüyordum, sinirliydim.” Her ne düşünüyorsa, bir anlık öfkesine her ne sebep olmuşsa bunu bana o sıra belli etmemişti.

İyi biz affetmostik zaten
La bize niye yansıtıyon
“Meraklı olduğun konusunda ciddi değildim, öylesine söylediğim bir şeydi. Sen bana bu güne kadar ne sordun ki meraklı olasın? Ki biz evliyiz artık, sen benim karımsın tabi soracaksın. Bu benim hayvanlığım sen takılma bana.” Sözleri içimdeki meseleyi kapatmaya yetmişti de sen benim karımsın derken yüreğime bir heyecan ilişmişti. Olabilirdi, konuşmuştuk ve beni anlaması bile konuyu kapatmama yeterdi.
Asil Meraklı olan sensin
Kucağında sakin bir omuz silktim. “Takılmadım zaten, sinir oldum sadece. Boş yaptın.” Gayet sakindim, hatta umarsız ses tonum onu gülümsetmişti.
Biliyorum, birazdan bu konuşma sona erecekti ve ben tüm hislerimle sevdiğim adama sokulacaktım. Yeniden… Çünkü onun da dediği gibi, dün çok güzel bir şey yaşamıştık ve ben onun karısıydım…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSakinleşen sesiyle nemli saçlarımı öptü. “Barıştık mı?” Onun bu haline ben daha da güldüm. Ellerim omzuna gitti, kucağında “Küs müydük?” Diyerek dikleştim, yüz yüze geldik. “Çok ayıp, otuz yaşında adamsın bu yaşta küsüyor musun Serdar?” Dudakları bu alaylı halime şaşkınlıkla aralandı, yine de yüzündeki gülüş bana da ilişirken bedenimi hızla kendine yaslayarak kalçama hafifçe vurdu. “Sıpaa.”
Hahahhasşfmlıkjrg
Dişlerinin arasından tıslar gibi konuşurken keyiflenmişti belli. Şortumun açıkta bıraktığı kalçam avcuna dolmuş, kıkırdayışımla bundan rahatsız olmayıp kollarımı boynuna sardım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAvcuna oturan kalçamı sıkarak kavradı, diğer eli de diğer kalçama doğru giderken yerinde yükselerek dudaklarıma kapandı. Bunu bekliyordum. Bunu bekliyordum, tüylerimi diken diken eden bu anda kendimi ona bırakıp yumuşak dudaklarının tadına bakarken kalbim hızla çarpıyor, koynunda huzura yeniden karışıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBirkaç parmağı şortumdan içeriye girdi, külotumu sıyırıp tamamen beni avuçlayışını inleyerek belli etti. Hareketlendim. Bundan da, bu kadar ileriye gidip bana dokunmasından da rahatsız değildim. Rahatsız olacağım bir an değildi ki? Huzurluydum, bugün evde baş başaydık ve tüm niyetim buydu evet, öpüşüp koklaşmak.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKendimi fütursuzca ona bırakırken bir eli bedenime sürtüne sürtüne yavaşça belime çıktı, başını arkaya yaslayınca yerimde yükselerek yaslandığı yerden onu öpmeye devam ettim. Elimin altında kalbi hızla çarpıyor, beni okşayarak saran elleri yüreğimi ağzıma getiriyordu. Kocamdı, dün bunu ona da sayıklamıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBelime ulaşan elleriyle yavaşça durularak başımı boynuna bıraktım. “Aklımla oynuyorsun.” Diye soluyup açıkta kalan yüzümü öptü. “Kalbimle oynuyorsun.” Kokumu içine çekti. “Bu nasıl bir huzur yüreğim almıyor?” O kalın sese başımı iki yana salladım. “Bilmiyorum.” Nefeslerimi düzenlemeye çalışıyordum, kaşlarımı ağlar gibi çattım. Yüreğimin heyecanı göğüs kafesimi dağlıyordu artık. Heyecanım boğazımda atıyordu, dayanamıyordum. “Bilmiyorum Serdar çok seviyorum seni.” İçim içime sığmıyordu, bu kadar sevilir mi bir insan?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYönelip yeniden dudaklarını öptüm. Oradan yüzünü, kaşını, kirli sakallarını… O kollar üzerimden hiç eksilmedi, her öpüşümde bir buse indi yüzüme, her soluğumda kokumu içine çekti. Sonunda elleri yüzümde, durularak ona bakmamı sağladı. İnip kalkan göğüslerim, bir mucizeye bakar gibi gözleri… “Ne olacak bu böyle Hazan?” Dedi sakince.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKaşlarım ne oldu der gibi havalanırken yüzümü seve seve devam etti. “Ben seni severken ölecekmişim gibi hissediyorum ne olacak bu?” Yutkundu, adem alması hareketlendi, büyüyen göz bebekleri gözlerimden ayrılmadı. “Otuz yaşında adamım, ne zaman seni görsem kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyorum.” Bu itirafla bir şeyler aktı içime.
Başımı aynı heyecanla yana eğdim. Serdar… Aynı duygular beni de sarıyordu ve ben hiç bilmiyordum. Sahi, biz ne olacaktık böyle? Evlendik de, daha ötesi yoktu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı gayri ihtiyar iki yana salladım. Bu konuda ben de ne diyeceğimi bilemiyordum. Yüzümdeki elini bileğinden tutarak yavaşça kalbime götürdüm, göğsüme dokundurdum. “Sence ben bunu biliyor muyum Serdar?” Dediği gibi çarpıyordu, ben de onu yavaşlatmayı çok deniyordum fakat bu asla olmuyordu. Serdar bana ne zaman baksa, ki şu an bile kalbim göğüs kafesimi heyecanla dövüyordu.
O koyu kahve gözleri, façalı kaşı, duruşu, heybeti, yüreğime iliştirdiği hisler… Mutluluktan ağlar mı insan? Öyleyse neden doluyordu gözlerim? Neden içimdeki coşkun deniz kıyıma vura vura kendine bir yer ediniyordu? Kalbimde beliren filizler onu delerek baş kaldırıyordu; bu tatlı telaş canımı yakıyordu.
Sağ gözümde beliren yaş neden yüreğimdeki coşkuyu dindirmeye yetmiyordu ki? Az evvel kırıldığım için ağlayan ben, bu defa bir bedenin rıhtında kendi hissettiği güzellik için durulmuyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKaşları hafifçe çatıldı, façası daha belirgin bir hal alırken yüzünü izledim. “Şşş.” Diyerek göğsümdeki elini yeniden yüzüme koydu, onu izlerken akan gözyaşlarımı baş parmaklarıyla sildi. Titrek bir nefesle “Serdar.” Diye dudak büktüm. Elimde değil, bu hal içimdeki o tatlı çocuğu Serdar’ a itiyordu. Başımı yana eğdim, omuzlarını sevip gözlerimi sakince yumdum. O günlerden bu günlere… Gerçi o günler olmasa da bu his gözlerimi doldurmaya yeterdi.

Kiyam haxosyaaa
Çatık kaşlarıyla “Ağlama.” Diye fısıldayarak başımı omzuna yasladı, öptü. “Mutluluktan bile olsa ben seni böyle görmeye dayanamıyorum.” Kolları belimde birleşti, varla yok arası bir kelime daha duyuldu. “Kıyamıyorum.” Tenini öptüm ve biliyordum ki bu hiçbir zaman ne bana, ne de ona yetmeyecekti. Bu sarılmalar dahi her daim az gelecekti…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBende soluklandı, onda soluklandığım gibi.
“Şu anki aklımla ilk güne gitseydik ilk karşılaştığımız akşam senden özür dilerdim. Birkaç saat sonra da kapına dayanırdım.” Gözlerini sanki o ana yummuş hayal ediyordu. Tıpkı benim gibi, ne varsa içini zemheri ateşiyle yakan ahdediyordu sanki. Olasılıklar, varsayımlar, hayallere gebe olan anlar.. Fakat ne yazık ki tüm o gerçekliği “Kabul etmezdim ki?” Diye böldüm. Ben yaşadıklarımı sindirmeden ona bir adım dahi atamazdım. O izlerle, o hastalıkla.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYüzüme doğru dönerek alnımı öptü, dudakları tenimde hareketlendi. “Edene kadar peşinde dolaşırdım bende.” Bir an durdu, yutkundu. “Seninle ilgili çok pişmanlığım var.” Kaşları çatıldı. “Ben seni çok ağlattım.” Oysa benim umurumda değildi, unutmuştum desem yeriydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapCiddileşen sesimle kaşlarımı çatıp dikleştim. “Bunları konuşmayı sevmiyorum.” Donuk gözleri aralandı. “Gerçeği değiştirmiyor.” Kabul etmiyordu, hala aklı oralardaydı belli ama benim için o anlar tükeneli çok olmuştu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOflayarak derin bir nefes verdim, tek kaşım havalandı. “Hangi gerçeği?” Başımı yeniden yana eğdim, ellerimi omuzlarına koydum. “Yapma, evlendik artık.” Yani tüm bu olanları konuşmak benim için yalnızca vakit kaybıydı. Bu yüzden Serdar’ ın önce sakin durup sonra kabullenir gibi “Evlendik yavrum.” Diye beni onaylamasına gülümsemiştim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGöz yaşlarımın kuruduğu yüzümü avuçladı. “Sen artık benim karımsın.” Ki bu hal sanki onun tek gerçeğiydi.
Kalbim yeniden gümbürdeyip boğazıma ilişti, evliydim. Biz artık bir bütündük daha güzeli yoktu.
Yüzümün hali kendini belli etmiş olacak “Hala utanıyorsun.” Diye diye yüzümü sevdi. O utançla daha da gülümseyip başımı salladım. “Elimde değil, alışırım zamanla.” Ona ne zaman kocam derdim acaba? Yani normal bir anda, böyle dolu dolu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBeni onayladı, “Alışırsın yavrum.” Yeniden göğsüne çekti. Bu defa utanmadan elimin altındaki sert göğsü okşadım. Okşarken de fark ettim ki alyansımın aksine tek taşım yoktu ama bunu bir daha asla dile getirmezdim. Belli ki inat etmişti almayacaktı. Bende de gurur vardı bunu bir daha ona sunmazdım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapFark ettirmeden kokusunu içime çekerken Serdar’ ın merakla “Senin o gün kınada giydiğin kırmızı elbise nerede?” Deyişine kaşlarımı hafif çattım. Unutmamıştı? Halbuki benim bile aklımdan çıkmıştı. “Annemlerde.” Diye göğsünü okşamaya devam ettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşını usulca salladı, “Gidince alalım onu, durmasın sağda solda.” Elimi izliyordu, elini üzerine bıraktı. İkimizin da alyans olan eli birleşti ama ben yine de çattığım kaşlarımı çözmedim. “Serdar sağda solda değil annemlerde.” Orası hala benim evimdi? Aksini düşünmüyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmaklarımla oynamaya başladı bu defa da. “Tamam ama gelen giden oluyor ben sevmem öyle şeyleri.” Bana doğru döndü. “İç çamaşırlarını bırakmıyorsun değil mi?” Derken kaşları çatılmıştı. Konu ne zaman çamaşırlarıma gelmişti ki? Hem, elbise demişti. Bunun üzerine o gün ne kadar güzel olduğumu söylemesi gerekmiyor muydu? Ayrıca gayet de bırakıyordum, hatta orada da epey kıyafetim vardı.
Bu ne biçim soru tabii ki de bırakıyor
“Serdar bırakıyorum tabi orada odam var benim?” Sesi daha da ciddileşti. “Yarın gittiğimizde hemen alıyorsun, sen almazsan ben alırım.” Sütyenlerimi anneme ne diyerek alacaktı acaba? Muhtemelen bir şey demezdi gerçi. Gider alır ve çıkardı.

Vallahi hiç de bir şey söylemez girer alır çıkar adam msjrndnsndn
Gözlerimi o ihtimale devirdim. “Ya serdar abartmıyor musun?” E oraya gidince lazım oluyordu nereden bulacaktım?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGerilmişti, bunu soluklarından ve yerinde kıpırdanmasından anlayabiliyordum. “Bak ev insan dolu. Çocuklar çıkartsa birinin eline geçse katil olurum ben.” Yani, bilmem. Yapmazlardı canım olur muydu öyle şey?
Daha sert bir tonda “Kıyafetlerini de kimseye verme.” Diye devam etti. O sanki olmuş da bu yüzden öfkelenmiş sesine inat gülerek geri çekildim. “Kıskanç.” Öfkeli yüzü artık beni gülümsetiyordu. Gerilen dudaklarımla eğilerek dudağının kenarını öptüm. “Ruh hastası.”

Huylu goril
Bir an öyle bir baktı ki.. Düz bir ifadeyle “Sıkıntı mı var?” Deyişi o bakışlar asla sırıtmadı. Titreyen kirpiklerimle “Cık.” Dedim sadece. Ne olabilirdi ki? Ne olabilirdi bilmiyorum ama karşılık vermediği her an ona bakmak, onun himayesinde olmak hala beni utandırıyordu. Böyle dip dibe, burnum tenine sürtecekken.. Ki sadece bu an değil, o ürkütücü gözlerinin içine hala uzun uzun bakamıyor, uzun süre onda kilitli kalamıyordum.
Sıkıntı varsa söyle halledersin
Sessizliğiyle yutkundum, yutkunuşumla dudaklarıma yaklaşıp tam önünde durdu. Gülüşüm silinirken kalbim yeniden hızla çarpıyordu, niyeti neydi ki? Neden böylesine donuk bir suretle beni öpmeden duruyordu? Bir şeyler oluyordu. Aramızda, bir his ve bu his beni korkutuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAramızdaki bu sessiz çekim beni hem ürküttü, hem heyecanlandırdı hem de bir garipliğe sürükledi. Daha fazla dayanamadım. Kalkmak için başımı diğer tarafa çevirip hamle yapmamla bileğime yapışarak elimi bağrına bastırdı. “Nereye?” Birden yabancılaşan sesiyle öyle bir konuşuyordu ki alelen dudaklarımı ıslatmama sebep oldu. “Bilmem.” Diyerek ona döndüm. Gözlerimi devirir gibi kısıp yumdum sonra “Oturacağım.” Oysa dudaklarımız neredeyse birbirine değiyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir şeyler oluyordu. Saç diplerim terliyor, ellerim üşüyor. Üstelik bu ani garipseyen sadece ben değildim. Bence Serdar’ da en az benim kadar farklıydı.
Bileğimdeki eliyle birkaç saniye durdu, o durdukça ben anlamaya çalıştım ama sonunda bileğimi bırakınca sessiz sedasız yanına oturuyordum ki Serdar’ ın sıkıntılı soluğunu duydum. Ben oturdum, aramızdaki sessizlik temassızlıkla bir süreye taştı. Boynumu kaşıdım, yağmuru izledim, bağdaş kurdum derken o da yavaşça kalkıp salonda ilerledi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBüyük adımlarıyla üst kata çıkışını şaşkın bakışlarımla izliyordum. Arkasını dönüp bana tek bir kelime etmeyişini, gözlerini yumup açarak kendine gelmeye çalışmasını ve basamakları dik duruşuyla ilerleyişini.
Birden bizi bu sessizliğine iteni biliyordum ben. Yine de mimikleriyle başka bir ihtimale sürüklendim ve yerimde fırlayarak peşinden çıktım.
Ne oluyordu?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYatak odasına yöneldi, hiç çekinmeden adımlarımı hızlandırıp “Ne oluyor?” Diye peşinden odaya girdim ki banyoya yönelmişti. Sesimle bana döndü, şaşkın bakışlarının sebebi ben miydim? Oysa kalkıp buraya gelen oydu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBu defa banyodan vaz geçip bana doğru yöneldi, eli başıma gitti ve eğilerek saçlarımı öptü. “Bir şey yok yavrum.” Sesi o kadar kısıktı ki bir şeyi vardı.
Çatılan kaşlarımla göz göze geldik, ki bunun için başımı epey kaldırdım. “Geliyorum birazdan sen git.” Ben gideyim mi? Niye?
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapOdayı taradım usulca. Anlayamıyordum niye? Bir şey bulamayınca ellerimi birbirine kenetleyip yeniden “Ne oldu ki?” Diye ona döndüm. Az evvel bir fikrim vardı ama yanılmıştım belli.
Sakin sesiyle yüzümü sıvazladı. “Duş alacağım.” Fikrimi yeniden sabitledim ama neden? Duş alacak ne vardı ki şimdi? Benim yüzümden mi? Neden bana gelmiyordu? İstemiyor muydu?

Hemen yanlış anladı kız ya ama alışacaklar yavaş yavaş
Yüzüm düştü, bu kendimi kötü hissetmeme sebep olmuştu. Duş alması gerekiyordu çünkü az evvelki davranışına da bakacak olursak konu sadece benimle ilgiliydi. Dudaklarım ona bir yanıt için aralansa da ne diyeceğimi bilemedim, ona gidemedim de. Sustum, düşen omuzlarımla başımı sallayıp yavaşça arkamı döndüm. Alt kata insem iyi olacaktı. Zaten yapacak bir şeyim de yoktu belli ki o kendi işini kendi halledecekti.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHenüz birkaç adım ilerlemiştim, kulpu tuttuğum an kapı sertçe ittirilerek kapandı ve o sertlik beni olduğum yerde bir miktar sıçrattı. Bana doğru attığı adım bedenimi kapı ve Serdar arasına sıkıştırmıştı. Bir şeyler oluyordu, yine.
Hızla çarpan kalbimin eşliğinde tam arkamda durup bana doğru eğildi. “Yetmiyor.” Dudakları başımda, usulca iki yanımdaki kollarıma dokunurken burnunu başıma sürttü. “Hiçbir zaman da yetmeyecek.” Yutkunarak sonraki cümleyi bekledim. “Ben sana doyamam ve bu seni korkutur yavrum.” Doğru, korkudan ellerim titremek üzereydi ama bu korku cinsellik değil de Serdar’ ın sert tavrındandı. Onu reddedeceğimi düşündüğü için mi buraya gelmişti? Ya da belki de benden bir adım beklemişti, bulamayınca da..

Sen bize gel de orasına biz karar verelim
Nefeslerim hızlanırken “O korkutmuyor.” Diyerek kaşlarımı çattım. Sırtım göğsüne değiyordu, eğilerek başımı kapıya yasladım. “Asıl bu korkutuyor. Bu halin.” Hızlı soluklarım kapıya çarpıyordu. Kollarımı sıvazlayan elleriyle beni kendine çekişinin aksine ona dönüp beline sarıldım. Gözlerim kapalı, beni kendine katışını bekledim. “Yavrum.” O da pişmandı, bunu sesi bile belli ediyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapEğilerek beni kucağıma alışıyla geri durmadım. Aksi gibi yüreğimi saran heyecanla ona sokuldum. Ki konuşmadı, birkaç saniye içinde önce dudakları dudaklarımı sonra sırtım yatağı buldu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapŞınav çeker halde üzerimdeyken kasıklarındaki sertliği daha yeni farkına varıyor, kollarımı ona dolayarak öpüşlerine karşılık veriyordum. Alt dudağımı hoyratça eme eme bıraktı. Soluğu tenimdeydi, kaşları çatık. “Bak ben konu sen olunca çok doyumsuzum.” Yeniden dudaklarıma yöneldi, aralık dudaklarımda içime girerken ıslana ıslana zihnimde ona cevaplar buldum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYeniden geri çekildiğinde her şey için çok geçti, en azından benim açımdan. “Muhtemelen bıkarsın. Senin adına üzgünüm ama kendimi bu konuda asla geri çekemem.” Bu defa kaş çatan bendim. “Benim adıma neden üzgün olduğunu tam anlayamadım?” Güçlü kollarına tutundum. Neticede beni istediği her an ben de onu istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSözlerimle hafif geri çekildi. Yüzündeki o şaşkın ifade, benim onu arzulayan halim, bu koca yatak… Başımı kaldırıp birden onu öperken kemerine giden ellerimle ellerimiz buluştu. Yeniden, bu defa da bir diğeri kadar ani, istekli ve heyecanlıydı…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapO kemer birkaç saat arayla üzerimde ikinci defa çıkarken bu ana hazırlanan organım çamaşırımı ıslatıyordu. Serdar tarafından kenara giden tişörtümle beyaz göğüslerimi saran sütyenime gitti bakışları. Yattığım için hafif taşmış, günün odaya sunduğu ışıkla her şey tamamen netti ve ben bunda ilk defa utanmıyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudakları dudaklarımdayken o pantolonunu ben tişörtünü… Üzerimde tenime yapışan bedeniyle göğüslerimiz birleşti, dudaklarını boynuma bastırarak bu defa orayı emdi. Şortumdan hissettiğim erkekliğe ittim kendimi. Şimdi nasıl bir yol izleyecektik bununla ilgili zerre fikrim yoktu ama bu bile yetiyordu bana. Kendimi ona bırakmayı seviyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Yarına kadar.” Diyerek yüzüme meyletti, burnumun ucuna gitti dudakları, sonra dudaklarıma. “İçine girmeyeceğim.” Benim için sorun yoktu, her haliyle ikimizin de zevk aldığını biliyordum zaten. “Ama buna sadece yarına kadar dayanabilirim.” Ki yanılıyormuşum…

Zaten ondan sonrası saldım çayıra mevlam kayıra
Şortuma giden elleriyle onu hızla aşağıya çekişine kalçalarıma kaldırarak yardımcı oldum. Külotum da dahil öylece bir kenara bırakılırken Serdar’ ın gözleri daime üzerimdeydi. Bedenime kapandı, sıkıca sarılarak dudaklarımı emerken kalp gibi çarpan kadınlığımı ona sürtmek istedim fakat buna geri çekilerek mani oldu. Öpüşleri durmuyor, kalçalarıma giden elleri onları sıkıyorken çatık kaşlarımla her bir ana karşılık verdim. Onu istiyordum, madem içime girmeyecekti yeniden birbirimize sürtünmek istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapYavaşça benden ayırarak aşağıya indi, dudakları bu defa göğüslerimi buldu ve onlara kapandı. Hafif aşağıya indirdiği sütyenimle ortaya çıkan göğüs uçlarımı dudaklarının arasına alması artık o kadar hoş ve olması gerektiği gibi geliyordu ki Serdar’ ın onları emen halini gördükçe zevkle usul usul inleyerek dudaklarımı ısırıyordum. Ki bu da o anlardan en güzeliydi.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Serdar.” Diyerek elimi sırtına koymamla eli bacak aramdaki kadınlığıma kaydı. Parmaklarına bulaşan ıslaklık onu bir nevi gülümsetmişti. Koyulaşan gözleri üzerimde, bana dokunsun diye beklerken elini çekerek “Hep böyle hazır olacaksan seninle işimiz var.” Ne demek istiyordu? Gözlerime bakıyordu ve ben bana baka baka parmaklarını dudaklarına götürüşünü şaşkınlıkla izliyordum. Benim ıslaklığımı mı?
Dudaklarından çıkan iki parmağıyla “Benim seni sevmek gibi bir derdim var.” Diyerek yeniden göğüslerime yöneldi ve “Çabuk ıslanman beni göğüslerinden ediyor.” Deyip sağ göğüs ucumu emmeye başladı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapElleri iki yanımda duran ellerime gitti, parmaklarımın arasından geçip beni yatağa bastırırken derin bir nefes aldım. Böyle elimi kolumu tutup bana zevk vermesi… Hoşuma gidiyor ve daha da tahrik olmama sebep oluyordu.
Onu izledim uzun uzun. Aşağıya indirdiği sütyenimle göğüslerimi teker teker emişini, yüzünü, kendinden geçmesini.. O kadar güzel görünüyordu ki aldığım zevkin heyecanıyla bacaklarımı iki yana ayırıp ellerini sıkarak gözlerimi yumdum. Yeniden bir şey demek istemiyordum ama artık zonkluyordum, onu istiyordum. Üstelik uzun boyunda ötürü erkekliği de bana değmediğinden sadece onun insafına kalmıştım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSonunda sol göğsümü emerek bıraktı ve daha da aşağıya kaydı. Karnımın üzerine, göbek deliğime bastırdığı dudaklarıyla ellerimi bırakırken soluklarımla bedenim hızla inip kalkıyordu. Göğüslerime dokundum, onları avuçladım. Geride bıraktığı ıslaklıkla kendimi okşarken bir yandan da ne yaptığını merak ediyordum ki sağ bacağımın iç tarafını öptü. “Bacaklarını büküp arala.” Boğuk sesi kısıktı ama onu net duyabiliyordum. Dediğini yapmamak için hiçbir sebebim de yoktu ama bunu yaparsam…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapTam önümdeydi. Koyulaşan bakışları yüzümde, çıplak göğüslerimde, sütyenimde, karnımda… Onunla birlikte yutkunarak yavaşça bacaklarımı büktüm. Birleşen dizlerimi öperek ellerini bacaklarımın iki yanına koydu. Ona aralamamı istiyordu, bunu biraz geriye giderek yaptığımda elini kadınlığımın üzerine koymasıyla gözlerimi yumdum. Aklım almıyordu ama Serdar kadınlığımın önünde uzanıyor, daha evvel dokunduğu yetmezmiş gibi şimdi de onu izliyordu.
İki parmağının tersi tüy misali kapalı dudaklarına sürtündü, titreyerek gözlerimi yumdum. Bu hal… Beni sona getirecek kıvamdaydı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGözlerimi yeni bir heyecanla aralayarak bacaklarımın arasına eğilen Serdar’ ı izlemeye başladım. Uzandığı yerde yüzü kadınlığıma doğru iniyor, elleri kolları bacaklarımı sarıyordu. Tahmin ettiğim gibi, benim “Serdar.” Diye titreyişimle dudakları kadınlığıma kapandı. Daha da şiddetli soludum. “Serdar!”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDudakları oramdaydı. Kadınlığımda. Yüzü oramda, kadınlığımda? Bana değiyordu, dudaklarını hissederken zihnimde şimşekler çakıyor, ıslaklığım neredeyse çarşafa akıyordu.
Beni yavaşça, usul usul öpüyordu. Sert elleri bel oyuğuma gitti, ben de bir güç bulur gibi sıkıca onlara tutundum.
Sanki dudaklarımı öpüyordu, onları emiyor, kendine bir yer ediniyordu. Islaklığımın arasında dilini hissettim. Hızla çarpan kalbimle bacaklarımı bu zevke daha da açarken başımı kaldırarak onu izlemeye koyuldum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapHareketlendi, dudaklarının arasındaki diliyle kadınlığımın en aşağısından başlayarak yavaşça klitorisime kadar çıktı. Hissettiğim o yumuşak dokudan ziyade Serdar’ın bacak aramdaki varlığıydı beni böylesine titreten. Mahremimdeki hali, bana dokunuşu…
Ellerini belimden aldı, dudaklarının olduğu yere ulaştığında kadınlığımın dudaklarını açtırarak dilini komple bana bıraktı. Kalbim hızla yeni soluklara meğlediyor, başımdan aşağıya dökülen sularla sadece göğüslerimi avuçlayabiliyordum. Sessizce inledim, çünkü daha evvel parmaklarıyla hareketlendirdiği ufak şeye bu defa dil darbeleri indiriyor, sertçe yalıyor ve emiyorken bu anı bozmak istemiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBir yerleri sıkmak istiyordum, göğüslerimi sıkamadığımdan yutkunarak beyaz çarşafı avuçladım. Ağlamaklı sesimle “Serdaar.” Dediğimde o çoktan kendini bana açmış, kadınlığımı sertçe yalayarak emiyordu. Parmakları ona uyum sağlarken hareketlenen başıyla inleyerek gözlerimi yumdum.
Siyah saçlarım yatağımızda yayılıyordu, ve inleyişlerim odayı dolduruyordu. “Aa aah. Ser. Ahh. Serdar.”
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapIslaklığım son raddeye ulaşmış, vajina girişime yol alan diliyle beni emmesine kendimden geçerek müsaade ediyordum ki kasıklarıma koyduğu elinin baş parmağı o ufak tepeye ulaşıp hızla sarstı. Parmağıyla uyguladığı dairesel hareketler yüreğimi taşırıyordu, bir de yetmezmiş gibi Serdar’ın dili arada aynı noktaya ulaşıyordu. Dili girişimi emerken sert parmağı klitorisimi yukarıya doğru sıvazladı, onunla resmen oynuyordu.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKendimden geçtiğim yerdeydim. İnce sesimle hiç susmadan sızlanarak gözlerimi devirmeye, başımı zevkle aheste aheste iki yana hareket ettirmeye başladım. Bacaklarım ini yana ayrık, önümde Serdar..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmakları bu defa vajina girişime yöneldi, hafif içeriye girişiyle belim yukarıya kayarken kendimi kasarak ona ittim. Birkaç santim içime, sonra aynı şekilde dışarı hareketlendi. Başım zevkten sağa düştü. Onu istedim, içime girmesini isterken hızlanan nefeslerimle gözlerimi “Serdar” diye diye yumdum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapDili, parmağı, dudakları, hatta dişleri beni çepeçevre sarmışken kendimi ona bırakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Boşta kalan eliyle uzanıp göğsümü kavrayınca merak ettim, nefes nefese onu izlemeye devam ettim. Baş parmağının göğüs ucumu okşayıp avcuna dolduruşu, kabaran göğüs ucumun sert avcuna sürtüşü beni her adımla sona yaklaştırıyordu.
Her teması, her darbesi..
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapSonuna kadar aralık bacaklarımla dilini kadınlığımda hissetmek beni bayıltacak kadar güzeldi. Dayanamadım, onu böyle izlemek o kadar zor güzeldi ki başımı arkaya atıp belimi bir kez daha ona kaldırdım. Kendimi ona itmeden edemiyordum, tüm bunlarla daha güzelini, daha fazlasını istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Serdar lütfen.” Sesim titriyordu, onu özlemiştim. Bacaklarımın arasında bana zevk veriyordu ama ben onu öpmeyi, ona sarılmayı özlemiştim. Bu zevki tek başıma istemeyecek kadar çok özlemiştim onu, yine de gelmeyeceğini biliyordum.
Dudakları kadınlığımı yarmış onu öperken, dili vajina girişimi zorlarken ve parmağı klitorisimi savururken asla gelmezdi. Her bir detayı bana sunan bu adam, elini göğsümden çekip başını boynuma, erkekliğini kadınlığıma gömmezdi.
Yeni inleyişlerimle susmadım, susmaya ne niyetim yoktu. Zihnimi bu ana bırakarak dil darbelerine, dudaklarının emişine hareket ettim. Kendimi kastım, ona ittim, Serdar dedim, inledim, göğsümdeki elini uzun uzun izledim derken sonunda başımı kasılarak arkaya attım. Dilim sustu, gözlerim kapandı, Serdar’ ın beni dilleyip emişiyle parmağı daha da hızlanırken sıktığım çarşafı çekiştirerek kendimi o yükseklikten titreye titreye bıraktım.
Belim havalandı, kalçalarım yükseldi, dudaklarım aralandı ve Serdar o son ana kadar dudakları üzerimden asla almadı. Hatta kalçalarımı avuçladı, belimi tutarak beni iyice kendine çekerken ağzını daha da hareketlendirdi. Ağzı kadınlığımdayken bile bir yerime bir şey olmasın diye kendini benden asla almadı…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapKasıldım, içim doldu, yüreğim okşandı, yükseldiğim o güzel uçurumdan kendimi sarsıla sarsıla bırakırken iki yana açtığım kollarım ve bacaklarımla yatakta kendimden geçtim.
Her yer şeffati. Tük yüküm gitmiş, bedenim tamamen derin bir sakinliğe akmıştı. Bacaklarım usulca öpülürken kapalı gözlerimle “Serdar.” Dedim. Titreyen bacaklarımı okşayarak sıvazlıyordu. “Yavrum.” Yumuşak sesiyle bir kez daha soludum. “Serdar.” Titriyordum, ağladım ağlayacaktım. Az evvel… Çok güzeldi ve ben şimdi kocamı istiyordum.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBacaklarımı yatakta uzattıktan sonra yavaşça yanıma yatarak bana doğru döndü. Yeni boşaldığımdan olsa gerek ağırlığını vermiyordu ama çok güzel bakıyordu. Çıplaklığına bakmadan dönerek koynuna sokuldum “Serdar.” Sarıldım.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapBaşımı öptü, hayretle “Yavrum ne oldu?” Diyerek kolunu sıkıca belime sardı. Sonra birden “Bir yerin mi acıyor?” Diye hareketlenmesiyle ona daha da sokularak “Yok.” Dedim. “Çok özledim seni, çok seviyorum.” Oysa dibimdeydi, üstelik bana hiç olmadığı kadar yakındı… “Çok da güzeldi.” Diye sızlandım ama kendimi zor tutuyordum. Omuz silkerek bir itirafa sürüklendim sonra. “Galiba öyle güzel bir anda sana sarılamadım diye.” Ben bunu istiyordum evet, sevdiğim adama sarılmayı.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap“Oy yavrum.” Diyerek sütyenimi düzeltirken sıkıca beni kendine bastırdı. Bacak aramdaki ıslaklık can sıkıyordu fakat öyle bir haldeydim ki tüm bu çıplaklığımı bile umursamıyordum. Yine de kasıklarımdaki o koca sertlikle Serdar’ a sarılarak devam edeceğime emindim. En güzeli olsa da aksini istemiyordum, onun koynunu istiyordum ben.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapAlnı dudaklarıma giderken dağınık saçlarımı sevdi uzun uzun. “Kurban olurum sana güzelim benim.” Yanağıma öptü sonra. Bendeki mayışmışlık, onun güven veren teni.. “Beni bir daha bırakma tamam mı?” Sessiz, hatta güçsüz mırıldanışımla başımı çıplak göğsüne sürttüm. Sırtımı severken keskin bir dille “Asla.” Dedi. “Asla yavrum, bundan sonra hep koynumda olacaksın söz.” Ayrılacakmışız gibi daha da sokuldum, bağrını öptüm, başımı kaldırıp çenesini öptüm, omzunu öptüm… Neyi varsa, neresi müsaitse… Sonra bu yorgunlukla koynunda bir miktar usul usul soluklanarak biraz toparlanmaya meylettim.
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapParmakları belimde gezinirken yüzüm yüzüne gitti, dudaklarıma yönelişiyle kendimi ona bırakırken hafif üzerime meyledişi tüm o tatlı yorgunluğumu alıyordu.
On, belki daha uzun bir süreydi dakikalarca öpüştükten gözlerimi bağrında sessizce yumalı. Nihayet kendimde ikinci bir gücü bulurken Serdar’ ın da saçlarımdaki dudakları eşliğinde başımı ona kaldırarak yeniden dudaklarına yöneldim. Bedenimiz birbirine yan dönüktü. Başımın altında kalın, kaslı kolu, yüzümde dudakları, kulağımda fısıltıları.. Bu koca heybetiyle beni her daim ona hazırlayan bedeni, sertliğini koruyan erkekliği…
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yapGüzel sözlerinin dışında bunu hiç konuşmamıştık, yani ikinci defa sevişeceğiz dememiştik. Muhtemelen benden bir adım bekliyordu ama ben huzurlu dokunuşlarıyla ona yeniden en çok da onun için hazırdım. Bugün, tüm tabularımı yıkıyordum. Ki bunu da öpüşlerimiz arasında bir bacağımı üzerine atıp erkekliğini kadınlığımla buluşmasını sağlayarak yaptım.
Islaklığımla buluşan sert erkekliği kadınlığımdaydı, başım göğsünde, biraz daha aşağıya kayarak onu kadınlığımın dudakları arasına aldım. Serdar’ a doğru hareketlenmem bizim için etkileyici bir adımdı. Erkekliği kadınlığıma boydan boya sürtünmüştü ki zevkle gözlerimi kapatıp “Off.” Diyerek elimi göğsüne koydum….
Yandı yandı
💎
Bu paragrafa ilk yorumu sen bırak.
Yorum yapmak için giriş yap
Aynı anlattığı gibi..